SAĞLIK - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 10:55

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

A
A
A

Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı.

Akondroplazi hastalığı boy kısalığının yanı sıra belde eğilme, kulak enfeksiyonu, solunum problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastaları psikolojik olarak da kötü etkileyen ve nadir görülen bu hastalığın tedavisinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, hedefe yönelik ilacın artık SGK tarafından da geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Aycan, akondroplazi hastalığının FGFR3 geninin mutasyona uğraması sonucu oluştuğunu ifade ederek, "Bu gende aktive olan mutasyon sonucunda kemiklerin, özellikle kol ve bacak kemiklerinin büyümesinde önemli sıkıntılar oluyor, büyümesini sağlayamıyor. Dolayısıyla ciddi bir kol kısalığı, bacak kısalığı ve boy kısalığıyla karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu genetik problemler başka organlarda da bazı tutulumlar yapıyor. Örneğin beyin sapında bir daralmaya neden oluyor. Bebeklerde özellikle küçük yaş grubu çocuklarda solunum sıkıntısı, başın büyümesi gibi bulgularla kendini gösteriyor" diye konuştu.

Hastalığın çok sistemli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Aycan, "Biraz daha büyüdüklerinde bebeklerimizde bazı omurga sorunları olabiliyor. Belde eğilmeler olabiliyor ve sık sık kulak enfeksiyonu geçirebiliyorlar. Tepeden tırnağa boy kısalığı çok belirgin olsa da bunun yanı sıra başka sistemler de etkilenebiliyor" dedi.

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor"

Boy kısalığının çocuk endokrinoloji doktorlarının gündeminde olan bir konu olduğunu aktaran Aycan, "4 yıl önce bunun hedefe yönelik tedavileri bulunduktan sonra bu konu çok daha önemli hale geldi. Boy uzaması için tedavi veremezseniz, bu kişilerin final boyları kızlarda 1.25 civarında, erkeklerde 1.35 civarında oluyor. Bu takdir ederseniz ki çok kısa bir boy. Yani bu kadar boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor. Bir kız çocuğunu düşünelim, saçını tarayıp bağlayamıyor. Veya tuvalette temizlik ihtiyacını karşılayamıyor. Devamlı annesine ve ebeveynlerine ihtiyacı olan bir durum içerisine girebiliyor. Motor kayıpları olabiliyor. Tüm bu durumlar çocukların sık sık travmalarla karşılaşmalarına neden oluyor" açıklamasında bulundu.

Yaşanan sorunların tedavi edilebildiğinin altını çizen Aycan, "Akondroplazi, multidisipliner yönetilmesi gereken bir rahatsızlık. Bu konu, çocuk endokrincilerin, tıbbi genetik uzmanlarının, nörolojinin, beyin cerrahisinin, çocuk göğüs hastalıkları uzmanlarının, ortopedistlerin ortak konusudur. Boy kısalığı yaşayan hastalar ilk olarak endokrine başvuruyorlar. Biz de diğer disiplinlerdeki hocalarımıza, doktorlarımıza gönderiyoruz ve onların da ilgili bölümleri yönetmesini sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
Aycan, ultrason tekniklerinin çok ilerlediğini anlatarak, bu hastalığın 24. haftadan itibaren gebelikte de tespit edilebildiğini söyledi. Bu hastalığa sahip kişilerin psikolojik olarak da olumsuz etkilendiklerini belirten Aycan, erken tanının önemine dikkat çekti. Akondroplazinin nadir görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aycan, "Yaklaşık 100 bin bebekte 4-6 civarında görülüyor. Çok nadir görülen bir hastalık. Ülkemizde henüz büyümesi tamamlanmamış yaklaşık 400-450 civarında akondroplazili çocuk olduğunu biliyoruz. Dünya çapında ise 360 bin civarında vaka olduğu bildiriliyor" dedi.

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Akondroplazi teşhisi konan bebeklere 4. aydan itibaren ülkemizde SGK kapsamında ödenebiliyor"

Hastalıkta kullanılan ilacın artık SGK tarafından karşılandığını vurgulayan Aycan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu hedefe yönelik bir ilaç. Biraz önce söylediğimiz mekanizmalar o yolaklarda, kemiğin büyümesini durdurucu yolaklara müdahale eden bir ilaç. Dolayısıyla da bu hedefe yönelik ilaçlar ilk geldiğinde çok pahalı oluyor. Devletin ödeme kapsamına alınması için ruhsatlanma süreci, çalışmaların bu ilacın etkinliğini doğru bir şekilde ortaya koyma süreci gibi birtakım süreçlerden geçmesi gerekiyor. Boy kısalığı yaşayan çocuklar yıllık 3,5-4 cm büyürken, kendi büyümelerinin üzerine hedefe yönelik ilaçla 1,5-2 santimetre daha eklenebildiği ortaya kondu. Yani 5 yaşında bir çocuğa bu ilacı başladığınızda her gün kendi büyümesinin üzerine 1,5 santimetre daha arttığında final boyunun daha kabul edilebilir bir boya gelmesi çok önemli bu çocuklar için. Heyet tarafından değerlendirilerek tedavileri onaylanan ve sonrasında mahkeme süreciyle ilaçlarına kavuşan 250-300 kadar vaka oldu. Öte yandan, tüm bu süreçleri bizler SGK'da bazı bilimsel kurullarda devlet büyüklerimize anlattık. Yani bunun nadir bir hastalık olduğunu, boylarının çok kısa kaldığını, fiziksel ve psikolojik olarak da çocukları çok etkilediğini belirttik. Bütün bu süreçler olgunlaştığında nisan ayı içerisinde SGK ilacın geri ödeme kapsamına alınmasını ve sağlık uygulama tebliğinde yer almasını sağladı. Artık ilaca erişimleri daha kolay olacak. Şu anda bu ilaç ülkemizde akondroplazi teşhisi olan bebeklere 4. aydan itibaren SGK kapsamında ödeniyor."

Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında

"Özel gereksinimi olan bu çocuklarda yeni tedaviyle engelleri aşacağımızı düşünüyoruz"

Akondroplazili hastaların toplumdan ayrışmaması için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerine dikkati çeken Aycan, şu ifadeleri kullandı:

"Hastaların gerçek yaşamlarındaki hissiyatlarını, duygularını, problemlerini anlamak çok çok önemli. Çünkü bizler bazen sadece medikal tedaviye odaklanabiliyoruz. Halbuki yaşamda birçok zorlukları olabiliyor. O nedenle biz çocuk endokrinologları olarak ailelerle buluşmalar yapıyoruz. Örneğin Ankara'da, Diyarbakır'da, Konya'da akondroplazili çocuklarımız ve aileleriyle buluştuk. Onların problemlerini kendi ağızlarından dinledik, yaşamda çektikleri zorlukları dinledik. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü bizim görmediğimiz, onların temas ettiği alanlar olabiliyor ve biz bunu aslında bundan sonraki hastalarımızla buluşmalarda dikkate alıyoruz. Bu röportajımızı Engelliler Haftası kapsamında yapmış oluyoruz ancak biz hiçbir çocuğumuza engelli etiketini yakıştırmıyoruz. Öte yandan özel gereksinimi olan bu çocukların boy kısalığı sebebiyle birtakım engelleri olduğunu da elbette biliyoruz. Bu yeni tedaviler sayesinde engelleri aşacağımızı düşünüyoruz."

Ece Nur Öztürk - Ahmet Özkurt - Tolga Başer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırşehir Kırşehir’de lise öğrencilerinden merkezi sisteme bağlı olmayan yangın alarm projesi Kırşehir Endüstri ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi elektrik bölümü öğrencileri, merkezi sisteme bağlı olmadan çalışabilen kablosuz yangın alarm sistemi geliştirdi. Gaz, duman ve herhangi bir sızıntı durumunda anında tepki veren sistemin, arızalarda da çalışmaya devam ettiği belirtildi. Okulda 20’nin üzerinde bilimsel proje yürütüldüğünü aktaran Okul Müdürü Hakan Vahapoğlu, öğrencilerin hem mesleki anlamda donanımlı hem de teknolojik gelişmeleri takip eden bireyler olarak yetişmesini hedeflediklerini söyledi. Vahapoğlu açıklamasında, "Amacımız öğrencilerimizin hem mesleğini yapan hem de teknolojik gelişimleri yakalayan, kültürüne bağlı bireyler olarak hayata hazırlanmasıdır" dedi. Projede görev alan 10’uncu sınıf öğrencisi Alpaslan Mustafa Cevha ise merkezi sisteme bağlı olmayan alarm sistemi tasarladıklarını ifade etti. Öğrencilerden Mahmut Navruz da Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangın olayının ardından geliştirdikleri projenin faydalı olabileceğini düşündüklerini belirtti. 3 ayda geliştirildi Yaklaşık 3 ayda geliştirilen projeye ilişkin bilgi veren öğretmen Resul Köksal, standart yangın alarm sistemlerinde merkezi bir ünite bulunduğunu ve santralde meydana gelen arızalarda sistemin tamamen devre dışı kalabildiğini söyledi. Köksal, "Tasarladığımız sistemde merkezi olmayan bir yapı bulunuyor. Ünitelerden bir tanesi bozulsa da diğer üniteler kablosuz haberleşerek sistemin çalışmaya devam etmesini sağlıyor" diye konuştu.
İstanbul Dursun Özbek: "Her mayıs olduğu gibi mutluyuz ve gururluyuz" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, her mayıs ayında olduğu gibi yine mutlu ve gururlu olduklarını belirterek, "Futbol takımımız üst üste 4. yani 26. şampiyonluğumuzu kazanarak bizi gururlandırdı" dedi. Galatasaray divan kurulu aylık olağan divan kurulu toplantısı, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda düzenleniyor. Toplantıda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek de açıklamalarda bulundu. Her mayıs ayında olduğu gibi yine mutlu ve gururlu olduklarını söyleyen Özbek, "Futbol takımımız üst üste 4. yani 26. şampiyonluğumuzu kazanarak bizi gururlandırdı. Bu başarıda büyük emeği olan başta Okan hocamız olmak üzere teknik kadromuz, oyuncularımız ve çalışanlarımıza buradan teşekkürlerimi gönderiyorum. Sezon boyunca bizim yanımızda olan taraftarlarımıza da teşekkür ederim. Onların desteğiyle bu başarılara ulaştık. Hedeflerimiz şimdi daha büyük, o hedeflere de birlikte yürüyeceğiz. Cuma günü stadımızda şampiyonluk kupamızı alacağız ve taraftarlarımızla 26. şampiyonluğumuzu kutlayacağız" diye konuştu. "2 sene daha bu önemli göreve talibiz" Başkanlık seçiminden önceki son toplantıyı yaptıklarını hatırlatan Başkan Özbek, "Bize onurlu görevi emanet etmenizin üzerinden yaklaşık 23 ay geçti. Arkadaşlarımla birlikte bu görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştık. Şimdi 2 sene daha bu önemli göreve talibiz. Öncelikle bu görev süresinde bizimle birlikte Galatasaray için emek veren önümüzdeki dönem listelerimizde yer almayan ama her zaman yanımızda olan arkadaşlarıma büyük teşekkür ediyorum. Her zaman Galatasaray’ın başarısı için çalıştılar. Zor dönemlerden geçtik. Çıktığımız yolda bizi engellemek, durdurmak isteyenler oldu. Bunlara karşı birlikte ve beraberliğimizi hep önde tuttuk. Sizin desteğiniz, bizim gücümüz oldu. Şimdi daha fazlasını yapmak için de hazırız. Bu seçim dönemi için sloganımızı ’Geleceğin Galatasaray’ı’ olarak belirledik. Ben ve arkadaşlarım bu dönemde başaracaklarımızla Galatasaray için yepyeni bir hikaye yazma fırsatımızın olduğuna inanıyoruz. Sadece bugünkü başarılarla yetinen değil, arkamızdan gelen Galatasaraylılara gururla bırakacağımız bir Galatasaray’ın hayalini kuruyoruz. Bu eşiği atlamak için bugün elimizde çok önemli fırsat var. Başarmak zorundayız. Bu tarihi sorumlulukla sizin karşınızdayım. Galatasaray’ın geleceğini oluşturmak için bir saniye bile durmadan çalışacağımızın sözünü veriyorum. 16 Mayıs Cumartesi günü adamızda yapacağımız etkinlikle yeni dönem projelerimizi ve vizyonumuzla siz değerli üyelerimize paylaşacağız" şeklinde konuştu. Ekibini tanıttı Başkan Dursun Özbek, daha sonra yeni dönemde çalışacağı ekibini tanıttı. 2026-2028 dönemi için de hizmet etmeye devam edeceklerini vurgulayan Özbek "Bugüne kadar yaptıklarımızdan çok daha fazlasını yapmak üzere sizlerden yetki isteyeceğiz, destek isteyeceğiz. Önümüzde tarihi bir fırsat var. Geleceğin Galatasaray’ını oluşturmak için önümüzde büyük fırsat var. 23’ünde yapacağımız seçime hepinizi davet ediyorum. Bizim için bir şölen olduğunu düşünelim. Orada hep beraber olmaya sizleri davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Antalya Denizi perişan edip rezervasyon iptal ettiren besi çiftliğine ceza sonrası denizin rengi değişti Antalya’da hayvansal atıklarının tamamını dereye boşaltıp denizi kahverengiye bürüyen ve kötü koku sebebiyle rezervasyon iptallerine sebep olan besi çiftliğine ceza sonrası denizin rengi değişmeye başladı. Atıklar sebebiyle kahverengiye bürünen deniz mavi tonlara dönmeye başlarken, sahil de hareketlendi. Manavgat ilçesi Evrenseki-Ilıca Mahallesi sınırında bulunan Gömeçli Deresi’nden denize dökülen sular, Evrenseki Sahili’nde denizin maviden kahverengiye dönüşmesine neden oldu. Evrenseki Sahili’nden denize dökülen ve hızla yayılan atık sular görüntü kirliliğinin yanında pis bir kokunun yayılmasına sebep oldu. Olayın ortaya çıkmasının ardından Antalya Valisi Hulusi Şahin’in talimatıyla harekete geçen Çevre ve Şehircilik Antalya İl Müdürlüğü ekipleri, dereden numune aldı. İncelemeler sonunda kirliliğin kaynağının bölgede bulunan bir besi çiftliğinden dereye bırakılan hayvansal atıklar olduğu belirlendi. Söz konusu tesise atık suyun toprağa verilmesinden dolayı 838 bin 122 TL, çevre izni olmadan çalışmaktan dolayı 1 milyon 678 bin 359 TL olmak üzere toplam 2 milyon 516 bin 481 TL idari para cezası uygulanıp, faaliyetleri sonlandırıldı. Besi çiftliği için ayrıca ÇED çalışmasında belirlenecek olan proje bedelinin yüzde 2’si oranında idari para cezası kararı alındı. Antalya Valisi Şahin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada yapılan duyarsızlığa tepki göstererek, "Birkaç gün önce Manavgat’ta bir besi çiftliği hayvansal atıklarının tamamını nehre bırakıyor, deniz perişan oldu. Hatta o bölgedeki oteller rezervasyon iptalleri yaşadı. Arkadaşlarımız çok ağır cezalarla cezalandırdılar. İlk etapta 2 buçuk milyon liranın üzerinde ceza yazdılar. Konuyu Cumhuriyet Savcılığı’na verdiler. Ben orasında değilim, nasıl oluyor da bu kadar pervasız oluyorsun, nasıl oluyor da bu kadar umursamaz oluyorsun? Bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim de değil, çocuklarımızın. Aynı zamanda mensubu olduğumuz insanlık ailesinin. Bu kadar umursamaz, bu kadar pervasız olamayız. Her ne yapıyorsak çevremize zarar veriyor muyuz, vermiyor muyuz düşünmek zorunda değil miyiz?" ifadelerini kullandı. COP31’in de etkisiyle inisiyatif için harekete geçtiklerini belirten Vali Şahin, Antalya’nın hemen her noktasında denize girilebilmesinin büyük bir değer olduğunu vurgulayarak, "Biz Antalya’nın hemen her köşesinde denize girebiliyoruz. Bu müthiş bir şey, müthiş bir başarı. Bununla gurur duyalım. Ama karşı karşıya olduğumuz büyük bir tehlikenin de farkında olalım. Hızla kirleniyoruz" diye konuştu.