ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 08:39

Ankara polisi, "Uyuşturucu ile Mücadelede" yeni bir "NarkoAsayiş" ortak çalışma başlattı

A
A
A
Ankara polisi, "Uyuşturucu ile Mücadelede" yeni bir "NarkoAsayiş" ortak çalışma başlattı

Ankara Emniyet Müdürlüğü, zehir tacirlerine tüm birimleri ile savaş açarak Narkomotorlarla/Motosikletli Yunusları bir araya getirdi. Böylece hem narkotik şubenin hem asayiş şubenin saha birikimleri tek bir ortak amaç için kulanmaya başladı.


Bağımlılığa Son


Yunusların asayiş suçlarındaki deneyimi çabukluğu ve alan hakimiyeti, narkotik şubenin Narkotik Vaka Analiz Sistemi (Narvas) üzerinden elde ettiği çıktılar harmanlandı.


NarkoPlan


Böylece hem narkotik şube hem asayiş şube; beraber planladılar beraber hareket ettiler, beraber narko/uygulamalarda bulundular, hep birlikte operasyon yaptılar. "Kullanıcı, İçici" ayırt etmeden didik didik sokak sokak araştırdılar aradılar buldular ve torbacıları satıcıları deşifre ettiler. Eksen Yörünge ve Uydu adı verilen yöntemlerle iz sürdüler tespit yaptılar. Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç,"Maddeyle Mücadele azim ve kararlılıkla sürecektir" ifadesini kullandı.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İş Bankası’ndan dijital turizm platformu Türkiye İş Bankası ve iştiraki Softtech iş birliğiyle geliştirilen FINinTEK Dijital Turizm Platformu; acenteleri, otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir dijital çatı altında buluşturuyor. Turizm; doğası, tarihi ve kültürel mirası, sağlık, gastronomi, kongre, yayla ve kış turizmi gibi alanlarda sahip olduğu güçlü potansiyeli ile Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alıyor. Sektörün taşıdığı potansiyelin sürdürülebilir büyümeye daha fazla katkı sağlayabilmesi için süreçlerin, verimliliği artıracak ve değişen ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde bütüncül yöntemlerle teknolojiyle, dijital uygulamalarla entegre olması önemli. Turizmi stratejik öncelikleri arasında gören Türkiye İş Bankası da iştiraki Softtech ile birlikte FINinTEK Dijital Turizm Platformu’nu geliştirdi. Acentelerin ana firma olarak konumlandırıldığı platform, ilk olarak Setur ile hayata geçirildi. Acentelerle otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir çatı altında buluşturan platform, tarafların işlemlerini uçtan uca dijital olarak tek bir yerden yürütmelerini sağlıyor. FINinTEK’in tanıtımı, Türkiye’de bir ilk olan İş Bankası’nın Antalya’da açtığı Turizm İhtisas Şubesi’nde gerçekleştirildi. Maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek Yapılan açıklamaya göre, kapalı bir ekosistem yapısıyla faaliyet gösterecek olan Platforma otellerin başvuruları, acente onayı ve kontrolünün ardından Bankaya iletilecek. Böylelikle hem acenteler çekle ön ödeme yapma maliyetinden kurtularak süreçlerini daha verimli hale getirecek hem de tüm akışın dijital ortamdan takip edilmesi sağlanmış olacak. Platforma özel hazırlanacak kampanyalar ile oteller, acente garantörlüğü ya da alacak temlikiyle finansmana ulaşırken, acentelerin otellere yapacağı sezon öncesi avanslar ve yurt dışından sağlanacak finansal kaynaklar da Platform üzerinden sunulabilecek. Taraflar arasındaki iş akışlarını hızlandıran Platform ile operasyonel maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek. "Turizmde dijital ürün ve hizmetler için hazır bir altyapı" Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizm ekosistemindeki paydaşların süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren FINinTEK’in, bundan sonra açık bankacılık ve servis bankacılığı uygulamalarıyla geliştirecekleri dijital ürün ve hizmetler için de güçlü bir altyapı sunduğunu söyledi. Turizmin ülkemiz ekonomisi için sadece gelir kalemi değil stratejik kaldıraç alanlarından biri olduğunun altını çizen Yılmaz, "Sektör; istihdamın geniş tabana yayılmasından döviz girdisiyle cari açığın daraltılmasına, bölgesel kalkınmaya kadar ekonomik aktivitenin kritik direnç noktalarından biri haline geldi. Biz de bir taraftan turizme yönelik finansal destek mekanizmalarımızı genişletirken bir taraftan da sektörün güven ve hıza dayalı dijital dönüşümünde daha fazla rol üstlenmek istiyoruz. FINinTEK’in finans ve teknolojiyi bir araya getiren dijital altyapısıyla turizm sektörüne daha fazla katkı sağlayacağımıza inanıyoruz" dedi.
İstanbul Migros, gıda israfı azaltma hedefinin 5 yıl önüne geçti Migros, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında gıda israfını azaltmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla, 2030 yılı taahhüdüne 2025 yılında ulaşmayı başardığını duyurdu. Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, gıda israfı azaltma hedeflerinin 5 yıl önüne geçtiklerini söyledi. Migros, gıdadaki kayıpların ve israfın azaltılması için ortaya koyduğu kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ekonomiye katkı sunmaya devam ediyor. Gıda imha tonajlarının gıda tedarik tonajına oranını 2030 yılına kadar 2018 baz yılına göre yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen şirket, 5 senede yüzde 55,36’lık bir azaltım elde etti ve böylece hedefine 5 yıl öncesinden ulaşmış oldu. 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılması sağlandı Şirket, yürüttüğü gıda israfıyla mücadele çalışmalarıyla bugüne kadar yaklaşık 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılmasını sağladı. Şirket, gıda israfıyla mücadele için operasyonel süreç ve araçların optimizasyonu, son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin indirimli satışı, gıda bağışı gibi birçok yöntem kullanıyor. Sadece 2025 yılında indirimli satış ile israf olmaktan kurtarılan gıdalarla 32 Migros Jet mağazasının yıllık cirosuna denk gelen bir tasarruf sağlayarak hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturdu. "Atığı önlemek için operasyonlarımızın tamamını gözden geçirdik" Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, "Gıda israfıyla mücadele çalışmalarımıza sipariş, stok ve lojistik süreçlerimiz başta olmak üzere operasyonlarımızın tümünü gözden geçirerek başladık. Tamamen kendi yazılımlarımız akıllı algoritmalar ile geçmiş satışlar, mevcut stoklar ve talep tahminlerini analiz edip sipariş miktarlarının doğru belirlenmesini sağladık. Böylece ilk etapta stoktan kaynaklanan kayıpların önüne geçtik. İndirim uygulamaları, gıda bankalarıyla iş birlikleri ve biyogaz çalışmaları sayesinde bugüne kadar 180 milyondan fazla öğünlük gıdanın kurtarılmasına katkı sağladık. Gıda atıklarının azaltılması için sadece kendi operasyonlarımızda değil, değer zincirinin tamamında çalışmalar yaptık" dedi. Önceliği her zaman israfı kaynağında azaltmaya verdiklerini belirten Bartın "Ürünün tarladan müşteriye ulaşma sürecinde perakendeciler tam ortada. Ürün arzının sürekliliğini sağlayabilme, sözleşmeli alımla üreticinin desteklenmesi ve ürünün perakendecilerle sanayii arasında tek elden dağılımı ile israfı azaltarak gıda fiyat artışlarıyla mücadelede önemli katkılar sağlayabiliriz. Tüketim sürecinde de küçülen aile yapılarına özel raftaki ürün segmentasyonun değişimi ile porsiyon bazlı dönüşüm, gıda israfının önlenmesinde hızlı adımlar atmamızı sağlayacak etmenler" dedi. Gıda hiyerarşisi ile israfla mücadele Yapılan açıklamaya göre şirket, gıda hiyerarşisini baz alarak gıdaların atık olmaması için son tüketim tarihi yaklaşan ürünler ile olgun meyve ve sebzeleri, mağazalarında yüzde 25, yüzde 50 ve yüzde 75 oranında indirimlerle müşterilerine sunuyor. ‘Gıdaya Saygı’ projesi kapsamında, dijital platformlar üzerinden gıda bankalarına ve sosyal marketlere yönlendiriyor. Sadece bağış çalışmaları ile bugüne kadar 30 bin tona yakın gıda ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Ayrıca, 2014 yılından bu yana yürütülen "Kalan Tazeler Küçük Dostlarımıza" projesi ile son kullanım tarihi aynı gün dolan gıdalar, dernekler vasıtasıyla barınaklara ulaştırılıyor ve hayvanların beslenmesine destek sağlanıyor.
İstanbul "Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa’yı geride bıraktı" Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi. OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance’in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye’de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye’nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance’in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye’nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkat çeken Yusuf Ürey, "Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak "Mobil Bankacılık", "ATM", "Çağrı Merkezi", "Yüz Tanıma Sistemleri", "e-Cüzdan" ve "KYC" çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. "Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz" Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları "Tek Sözleşme" modelini şu sözlerle anlattı: "Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci ’Tek Sözleşme’ modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz." "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa’da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını "adaptasyon" olarak tanımlayan Ürey, "Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz" diye konuştu. "Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu" Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle konuştu: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye’nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya’nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
Düzce Minikleri tehdit eden virüs Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mukaddes Kılıç Sağlam, bebekler ve küçük çocuklarda sıklıkla görülen rota virüsü hakkında bilgilendirmede bulundu. Rota virüsü enfeksiyonlarının genellikle sonbahar ve kış aylarında daha sık görüldüğünü ancak yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini ifade ederek konuşmasına başlayan Dr. Mukaddes Kılıç Sağlam, "Şu anda hastanemizde rota virüsüne bağlı yatışlar sık görülüyor olsa da bu sayıların önceki yıllarla benzer düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle mevcut durumu bir salgın olarak değerlendirmek doğru olmaz" dedi. "En riskli grup 2 yaş altı çocuklar" Rota virüsünün en sık, bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediği 2 yaş altı bebeklerde görüldüğüne işaret eden Dr. Sağlam, "Ancak genel olarak 5 yaşın altındaki tüm çocuklar risk altındadır. Özellikle kreş ve anaokulu gibi toplu yaşam alanlarında virüs kolay yayıldığı için bu yaş grubunda enfeksiyon daha sık karşımıza çıkar" şeklinde konuştu. Rota virüsünün en yaygın belirtilerinin ishal, kusma, ateş ve karın ağrısı olduğunu ifade eden Sağlam, bu tabloya zaman zaman dışkıda kan görülmesi, ağız ve boğazda kuruluk, uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik ve baş dönmesinin de eşlik edebildiğini kaydetti. "Sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir" Ailelerin özellikle sıvı kaybı belirtilerine dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Öğr. Üyesi Dr. Sağlam, "Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında belirgin düşüş, dalgınlık ve genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı hızlı gelişebileceği için bu belirtiler önem taşır" dedi. Rota virüsü enfeksiyonunun genellikle 3 ila 7 gün içinde kendiliğinden düzeldiğini belirten Sağlam, bu süreçte özellikle kusma ve ishale bağlı sıvı kaybı riskine dikkat çekerek "Hastalığın ağır seyretme riski; özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ve yeterli sıvı alamayanlarda daha yüksektir. Ayrıca prematüre doğan bebekler ve kronik hastalığı olan çocuklar da riskli grupta yer alır. Bu nedenle bu çocukların daha yakından izlenmesi önemlidir" ifadelerini kullandı. Bulaşma yolları ve korunma Rota virüsünün öncelikle dışkı yoluyla bulaştığını belirten Sağlam, "Kontamine yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, el-ağız teması, kişisel eşyaların ortak kullanımı ve ellerin yeterince sık ve doğru yıkanmaması bulaşmayı kolaylaştırır. Ayrıca virüs; kapı kolları, oyuncaklar ve diğer sert yüzeyler üzerinde uzun süre canlı kalabildiği için bu yüzeyler aracılığıyla da yayılabilir" dedi. Ev içinde bulaşmayı önlemek için el hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sağlam açıklamasında, "Çocuğun altı değiştirildikten sonra eller mutlaka sabun ve suyla yıkanmalı, sık temas edilen yüzeyler ve oyuncaklar düzenli olarak temizlenmelidir. Kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve hasta çocuğun mümkünse bir süre diğer çocuklardan ayrı tutulması bulaş riskini azaltacaktır" ifadelerine yer verdi. "Tedavide en önemli nokta sıvı desteği" Rota virüsü tedavisinde en önemli yaklaşımın kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu belirten Sağlam, "Hastalığın en önemli riski sıvı kaybıdır. Bu nedenle çocuklara bol sıvı verilmesi, mümkünse oral rehidratasyon solüsyonlarının kullanılması büyük önem taşır. Antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur" dedi. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda evde bakımın yeterli olabileceğini belirten Öğr. Üyesi Sağlam "Ancak ağızdan sıvı alamama, sürekli kusma, idrar miktarında belirgin azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, dalgınlık, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" uyarılarında bulundu. "Aşı ciddi vakaları büyük oranda önler" Rota virüsü aşısının özellikle 2 yaş altındaki bebekleri ciddi hastalıktan korumada etkili olduğunu ifade eden Sağlam, "Ağız yoluyla uygulanır ve genellikle 2–3 doz olarak programlanır. Aşının en önemli faydası, ağır seyreden ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatış gerektiren vakaları büyük ölçüde önlemesidir. Aşı, hastalığı tamamen engellemese de ciddi vakaları yüzde 85–95 oranında önleyerek önemli bir koruyucu etki sağlar. Aşılı çocuklarda hastalık genellikle daha hafif geçer ve komplikasyon riski düşüktür" ifadelerini kullandı. "Aşısız çocuklar büyük risk altında" Aşı yaptırılmayan çocukların özellikle 2 yaş altında ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sağlam, "Bu durum hızlı sıvı kaybına, hastaneye yatışa ve nadiren de olsa hayati komplikasyonlara yol açabilir. Servisimizde yatış yaparak izlediğimiz rota virüs vakalarının tamamı aşısız çocuklardan oluşmaktadır" dedi. Aşılanmamış çocuklarda hastalığın daha ağır seyredebildiğini ve bulaş riskinin yüksek olduğu uyarısında bulunan Öğretim Üyesi Dr. Sağlam, "Ayrıca küçük kardeşler ve okul/kreş ortamındaki diğer çocuklar için de yayılma riski artar. Bu nedenle aşı hem bireysel hem de toplumsal koruma açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Kayseri UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Oğuz’dan ORAN Kalkınma Ajansı’na ziyaret Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Orta Anadolu (ORAN) Kalkınma Ajansı Yozgat Yatırım Destek Ofisi’ni ziyaret ederek ajans tarafından yürütülen kültürel çalışmalar ve potansiyel iş birliği alanları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen görüşmede; bölgesel kalkınmada kültürün rolü, hayat boyu öğrenme yaklaşımının yerel düzeyde güçlendirilmesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile Ajans arasında geliştirilebilecek ortak projeler ele alındı. Özellikle Orta Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen çalışmaların uluslararası ağlarla entegrasyonu ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında heyet, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede Yozgat’ın UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağı üyeliği çerçevesinde yürütülen faaliyetler ve Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen UNESCO Öğrenen Şehirler Zirvesi - Yozgat 2026 hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret programı kapsamında ayrıca zirveye destek veren kurumlar olan Yozgat Belediyesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi ziyaret edilerek iş birliği imkanları yerinde ele alındı. Gerçekleştirilen ziyaretlerin, bölgesel kalkınmada kültür temelli yaklaşımların güçlendirilmesine ve Yozgat’ın öğrenen şehir vizyonunun ulusal ve uluslararası düzeyde daha görünür hale gelmesine katkı sağlaması bekleniyor.