EKONOMİ - 09 Mayıs 2024 Perşembe 13:34

ASO Başkanı Ardıç: “İsrail’le ihracat ve ithalat işlemlerini durdurulmasını doğru buluyorum”

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: “İsrail’le ihracat ve ithalat işlemlerini durdurulmasını doğru buluyorum”

Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, İsrail’le ticari ilişkilerin durdurulmasına ilişkin, “Ticaret Bakanlığımızın aldığı bu kararın son derece yerinde olduğunu belirtmek istiyorum. Ancak bu doğru karar iyi bir planlama ile alınmalıydı. En azından açıklandığı tarihten itibaren 15 gün, 20 gün, bir ay bir süre verilseydi” dedi.


Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda sanayi sektörünün ve sektör temsilcilerinin sorunlarına değindi.


Ardıç, vize sorunun bu sorunların başında geldiğini dile getirerek, yurt dışına ihracat yapmak isteyen sanayicilerin Avrupa’da vize engeline takıldığını dile getirdi. Ardıç, ürettikleri malları fuarlara gönderdiklerini fakat ürünlerle birlikte kendilerinin gitmek isteyince vize alamadıklarını söyleyerek, “2019 yılında çıkarılan yasa ile avukatlara yeşil pasaport verilmesinin önü açılmıştı. Gazetecilere yeşil pasaport verilmesi için yasa teklifi verildi. Eczacılara da verilmesi için Meclis’te çağrı yapıldı. Ama üreten, katma değer oluşturan, ülke ekonomisini ayakta tutan biz sanayiciler için, defaatle dile getirdiğimiz halde herhangi bir girişimde bulunulmamasını şaşkınla takip ediyoruz. Anlıyorum ki hiçbir siyasi partinin, ekonomi ile ihracat ile ilgili bir kaygısı yok. Bu sorun artık nihayete erdirilip bir çözüme kavuşturulmalı” ifadelerini kullandı.



“Konut alana değil, gerçek anlamda yatırım yapana vatandaşlık verilmeli”


Çok sayıda yabancının Türk vatandaşlığı almak için başvuru yaptığını dile getiren Ardıç, 400 bin dolar değerinde konut alan yabancıların Türk vatandaşlığı almaya hak kazandığını ve bu konutların 3 yılın ardından belirli bir kar oranıyla satılabildiğine işaret etti. TÜİK’in verilerine göre son 11 yılda yabancıların Türkiye’de aldığı konut sayısının yaklaşık 385 bin olduğu bilgisini de aktaran Ardıç, “Türkiye’den evi al, 3 yılın sonunda Türk vatandaşlığını cebine koy, sonra aldığın konutu birkaç misli fiyata sat. Hem ülkemize yaptığın yatırımı al götür, hem de aldığın Türk pasaportu ile Avrupa ülkelerine gidebilmek için vize başvurusunda bulun. Bizler de; üretim, ihracat için çabalayan ülkemizin sanayicileri de, “Avrupa neden bize vize vermiyor?” sorusuna cevap arayalım. Yabancıların ülkemize yatırım yoluyla vatandaşlık almalarına karşı değilim. Dünyanın pek çok ülkesinde, Amerika’da da bu yolla vatandaşlık veriliyor. Ama o ülkeye yapılan yatırım kalıcı olmalı; üretime, istihdama katkı sağlamalı. Yani konut alana değil, gerçek anlamda yatırım yapana, o yatırımı belirli bir süre koruyana, ülkenin ekonomisine katkı sağlayana vatandaşlık verilmeli” değerlendirmesinde bulundu.



“İhracatı kısıtlayarak tavuk eti fiyatların düşmesini beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum”


Ticaret Bakanlığı’nın kanatlı et ihracatına yılsonuna kadar sınırlama getirdiğini de hatırlatan Ardıç, kanatlı et ihracatının aylık 10 bin tonu, yılsonuna kadar ise 80 bin tonu aşamayacağını belirtti. Bakanlığın tavuk eti fiyatlarındaki artışın, genel enflasyonun üzerinde olmasını sınırlamaya gerekçe olarak gösterdiğini ifade eden Ardıç, “Ülkemiz entegre tavuk üretim tesisleriyle önemli bir potansiyele sahip. Sektör son yıllarda ciddi anlamla gelişti ve Türkiye, dünyada en çok kanatlı eti ihraç eden 10 ülke arasında. Tavuk eti fiyatlarındaki artış, ne yazık ki üretim maliyetlerinden kaynaklanıyor. İhracatı kısıtlayarak fiyatların düşmesini beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Üstelik ihracat kısıtlaması, sektörün uzun yıllar sonucu oluşturduğu yurt dışı pazarı kaybetmesine de neden olacaktır. Kanatlı eti ve ürünleri ihracatımızın yüzde 57’sini Irak’a, yüzde 10’a yakınını Çin’e yapıyoruz. İhracatçımızın kaybedeceği bu pazarlara, kısıtlama kalktığında yeniden girmesi hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü o pazarlar başka ülkeler tarafından hemen doldurulacaktır. İhracat gelirimiz azalacaktır. Yurt dışı pazarı kaybedince doğal olarak üretim de düşecektir” açıklamasında bulundu.



“İsrail’le ihracat ve ithalat işlemlerini durdurulmasını doğru buluyorum fakat 1 aylık bir süre verilmeliydi”


İsrail’le ihracatın kısıtlanmasıyla ilgili açıklamalarda da bulunan Ardıç, Ticaret Bakanlığı tarafından önce 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtladığını ardından 2 Mayıs’ta da İsrail ile ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünlerini kapsayacak şekilde durdurulduğunu hatırlattı. Ardıç, acımasız bir sivil katliama neden olan İsrail’e ihracatın durdurulmasını doğru bulduğunu söyleyerek, “Ticaret Bakanlığımızın aldığı bu kararın son derece yerinde olduğunu belirtmek istiyorum. Ancak bu doğru karar iyi bir planlama ile alınmalıydı. İhracatçımızın, sanayicimizin en az zarar göreceği şekilde bir planlamaya gidilebilirdi. Karar bir gecede alındı. Siparişini almış, ürünü üretmiş, TIR’a, gemiye yükleme aşamasına gelmiş olan ihracatçımız sabah uyandığında ihracatın durdurulduğunu öğrendi. Sipariş üzerine hazırladığı o malı ne yapacağını şaşırdı. Çok da yüklü bir zarara uğradı. İsrail’in sivil katliamı 8 aydır devam ediyor. Keşke İsrail’e ihracat yasağı çok daha önce getirilseydi ama en azından açıklandığı tarihten itibaren 15 gün, 20 gün, bir ay bir süre verilseydi” şeklinde konuştu.


Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10 yıllık bir çalışma sonucu hazırlandığını yeni müfredatı görüş ve önerilere açtığını dile getiren Ardıç, “Yeni müfredat toplamda 3 bin sayfayı aşıyor. Yapılan hesaplamaya göre ara vermeden metnin tamamını okursanız tam 75 saat sürüyor. Yani aralıksız okursanız 3 günden fazla. Her gün sabahtan akşama okusanız bile bir haftada bitirmez zor. Ama yeni müfredata ilişkin görüş ve öneri bildirmek için bir hafta süre tanındı. Müfredatın farklı bölümlerini yazanların bile tamamını okuduğunu düşünmüyorum. 10 yılda hazırlandığı söylenen, 3 bin sayfayı aşan bu yeni müfredat için en az bir yıl bir değerlendirme süresi verilmeliydi diye düşünüyorum. 10 yıl beklemişiz, bir yıl daha bekleyebilirdik” diye konuştu.


Ardıç son 20 yılda müfredatın birçok kez değiştiğini ve çözümün müfredat değişikliği olmadığını sözlerine ekleyerek, “Biz bu çocuklarımıza daha ortaokuldan, hatta ilkokuldan itibaren yeteneklerine, potansiyellerine göre eğitim vermeliyiz. Akademik bir başarı vaat etmeyen öğrenciyi, mesleki eğitime yönlendirmeliyiz. Onları kabiliyetine göre mesleki eğitime tabi tutarsak, gelecekte çok başarılı bir usta olabilir. Ama mevcut sistemde bizler sanayide nitelikli kalifiye eleman açığı yaşarken, usta olma potansiyeli olan çocuklarımızı 25 yaşına kadar eğitim sisteminde tutuyoruz, sonuçta da iyi bir usta yetiştirme şansını kaybederken, o gencimizi de diplomalı işsizler ordusuna katıyoruz. Yani her şeyden önce, öğrencilerimizin ilgi, yetenek ve potansiyellerine uygun okullarda eğitim görmesini sağlamalıyız. İlkokuldan itibaren çocuklarımızın kabiliyetinin hangi yönde olduğunu belirleyecek sistemi oluşturmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.



“Gündemde yeni Anayasa tartışmaları var ama bu ekonomi sorununun önüne geçmemeli”


Ekonomideki sorunların sanayi sektörünü olumsuz etkilediğini de belirten Ardıç şu ifadeleri kullandı:


“İlk çeyrekte kapanan şirket sayısı yüzde 27 artarken, tasfiye kararı alan şirket sayısı 7 bin 500’ü geçti. Mali yapısı bozulan 214 şirket de konkordato için mahkeme yolunu tuttu. TOBB’un yayınladığı Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri’ne göre, yılın ilk 3 ayında kurulan şirket sayısı, 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 15,5 azalarak 29 bin 593 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) EVDS sisteminde yayımlanan Takasbank verilerine göre, bir önceki ay karşılıksız çek adedi 8 bin 270 adet seviyesinde bulunurken, nisan ayında bu rakam yüzde 143 artarak 20 bin 98 adede yükseldi. Karşılıksız çek tutarı bir önceki aydaki 5,13 milyar TL’den 11,26 milyar TL’ye çıktı. Toplam ibraz edilen çek adedi bir önceki aydaki 654 bin 631 adetten 1 milyon 429 bin 514 adede, tutarı ise 284,5 milyar TL’den 506,6 milyar TL’ye yükseldi. Gündemde yeni Anayasa tartışmaları var ama bu tartışmaların ekonomi sorununun önüne geçmemesi gerekiyor. Önemli olan ekonomideki sorunların tartışılması."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kaplan davasının gizli tanığı: “Ayhan dişlerimi çekti” Suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen Ayhan Bora Kaplan ile suç örgütü şüphelisi 20’si tutuklu 61 sanığın yargılandığı davada dinlenen tanık Doğan, ”Zorla ağzımı açtılar Ayhan ağzımı açar açmaz dur bakayım diye dişlerimi çekti. Ona yalvardım, beni öldür ama bana eziyet etme dedim” dedi. Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Ayhan Bora Kaplan’ın içerisinde bulunduğu 20’si tutuklu 61 sanığın yargılanmasına Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Bora Kaplan, Adnan Kaplan, Fethi Koyuncu ile diğer sanıklar ve taraf avukatları yer aldı. Mahkeme başkanı yargılamanın bu celsede müşteki ve tanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. “Zamanla bildiklerim ağır gelmeye başladı” Yaşanan olayların kendisini etkilediğini ifade eden Erkan Doğan psikolojisinde bıraktığı izin geçmeyeceğini söyleyerek, “Barış Kurt’u başıma bu olaylar gelmese tanımazdım. Bu kişi hem şirket sahibi hem de siyasi partinin il teşkilatındadır, bende kendisinin şoförlüğünü yapıyordum. Şirketin her işine koştuğum için Barış Kurt bana güvenirdi. Para işlerini ben yapardım, her yere beraber giderdik. Telefon konuşmalarına şahit oldum. Zamanla bildiklerim ağır gelmeye başladı. İhalelerde yaptıkları uygunsuzluklar, kamuda yaptıkları usulsüzlükler. Yanından ayrılmayı aklıma koydum. Yanından ayrılırken hakkım olan tazminatı almak istedim. Harçlık gibi ödemeler yapıyordu. Ayrıldıktan sonra hiçbir şekilde parayı vermeye yanaşmadı” dedi. Tazminatı alamayınca Barış Kurt’a mesaj attığını söyleyen Erkan Doğan, beyanlarına şöyle devam etti: ”Mesaj attım, ‘yeter artık hesaplaşalım. Beni oyalıyorsun’ dedim. Bir takım bağlantılarını açık ederim diye mesaj attım o da rahatsız oldu, gizli numaradan aradı. Kendisi çok hat kullanırdı. ‘Özveren sokağa gel’ dedi. Arabanın içinde Ayhan Bora Kaplan vardı, araca bindim. Ayhan’ın sahibi olduğu mekana gittik, gece hayatım yoktur. Sesli ortamları sevmem Barış Kurt çok iyi bilir Ayhan’ın mekanı olduğunu biliyordum şüphelendim ama Barış Kurt’la daha önce fiziksel kavga yaşamadığımdan bana zarar vereceğini düşünmedim. Ayhan, Barış’a çok değer verdiğini onu rahatsız etmememi söyledi. Ayhan bana önce vurdu orada kim varsa beni darbetti.” “Yalvardım beni öldür ama bana eziyet etme dedim” Kendisinin ellerini ve ayaklarını bağlayarak bir arabanın bagajına koyduklarını iddia eden Doğan, “Akman Plazaya götürdüler. Ayhan Bora Kaplan geldi. Ayhan her geldiğinde ‘abi geldi’ diye hitap ediyorlardı. Sandalyede oturdum dişlerimi çektiler sonra kendimden geçtim saatlerce darp edilmiş haldeydim. Sesim çıkmadı, direnecek halim yoktu. Zorla ağzımı açtılar Ayhan ağzımı açar açmaz dur bakayım diye dişlerimi çekti. Beni aşağı atabileceklerini düşündüm. Ayhan yeniden geldi ona yalvardım beni öldür ama bana eziyet etme dedim. Açlık, acı, kan kaybı her şey birbirine karıştığı için saatleri bilemiyorum. Hem bu dünyada hem öbür dünyada bunlardan şikayetçiyim” ifadelerini kullandı. Tanık Erkan Doğan’ın beyanları devam ederken Bora Kaplan ifadeye dahil olmaya çalıştı. Mahkeme başkanı Bora Kaplan’ı duruşma düzenini bozması sebebiyle salondan dışarıya çıkarttı. Duruşma devam ediyor. Olayın geçmişi İddianameye göre soruşturma, 7 Eylül 2023’te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına giderek Bora Kaplan ve suç örgütü üyelerinden şikayetçi olan müşteki Erkan D’nin beyanları üzerine başlatıldı. Suç örgütünün Kaplan’ın talimatı ve bilgisi doğrultusunda, farklı tarihlerde Mahfuz Tatar ve Semih Arslan’ın öldürülmesi, müştekiler Altan T, Murat Y, Serhat T. ve Serdar H’nin silahla yaralanması, müşteki Erkan D’nin 2 gün boyunca alıkonularak işkence edilmesi, müşteki Mehmet Taha E’nin sahibi olduğu işletmelerin zorla alınması, müşteki Muhammed S’nin 2 otomobilinin gasbedilmesi ve zorla çek yazdırılması ile müşteki Emirhan B’nin darbedilmesi olaylarını gerçekleştirdiği bildirildi. Bora Kaplan ve örgütün diğer yöneticileri, suç örgütünün işlediği tüm suçlardan sorumlu tutuldu. İddianamede, Bora Kaplan ve diğer örgüt yöneticileri Fethi Koyuncu, Mutlu Ayaş, Yusuf İzzet Savaş, Kanber Keskin ve Serdar Sertçelik hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek", "kasten öldürme", "nitelikli kasten öldürme", 7 kişiye yönelik "kasten yaralama", 2 kişiye yönelik "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", 2 kişiye yönelik "nitelikli yağma", "eziyet", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", "suç üstlenme" ve 2 kez "suçluyu kayırma" suçlarından biri ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi. Diğer 55 sanık için de çeşitli sürelerde hapis cezası talep edildi.
Sivas STSO’dan teknoloji ve inovasyon eğitimi Sivas Ticaret ve Sanayi Odası AB Bilgi Merkezi’nin ev sahipliğinde, Eğitim Danışmanı Dr. Cengiz Tavukçuoğlu tarafından Teknoloji ve İnovasyon konulu eğitim gerçekleştirildi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, dijitalleşme ve yenilikçilik konusundaki hızlı ilerlemelerin, iş dünyasını ve yaşam tarzımızı derinden etkilemeye başladığını belirterek bu değişimlere ayak uydurmanın bir seçenek değil aynı zamanda bir zorunluluk haline geldiğine vurgu yaptı. Genç nesillerin, teknoloji ve inovasyon konularında daha fazla eğitilmesi ve desteklenmesi gerektiğini söyleyen Başkan Özdemir, Oda olarak iş dünyasının bu dönüşüme adapte olması ve avantajlarından faydalanması için çeşitli projeler ve çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. “Kendilerine teşekkür ediyorum” Başkan Zeki Özdemir uzman hocaları davet ettiğini belirterek,” Gençlerin dijital becerilerini geliştirmelerine ve girişimci ruhlarını beslemelerine yardımcı olmak amacıyla işinin uzmanı hocalarımızı davet ediyoruz. Avrupa günü dolayısıyla Cengiz Tavukçuoğlu hocam Teknoloji ve İnovasyon konularında eğitim verecek. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi. Programa katılan girişimciler ve girişimci olmaya hazırlanan gençler, bu tür etkinliklerin motivasyonlarını artırdığını belirterek “projelerimizi hayata geçirebilmemiz için gereken cesareti ve beceriyi kazanmamızı sağlayan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası’na teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Antalya Obezite ile tetiklenen kanser riskini azaltın Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Alihan Gürkan, modern hayatın yol açtığı salgın hastalıklardan biri olarak görülen obezitenin kanser riskini artırdığını, obeziteden kurtulmanın sadece zayıflamak için değil, beraberinde getireceği hastalıkları engellemek için de son derece önemli olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Alihan Gürkan, “20 Mayıs Avrupa Obezite Günü” dolayısıyla obezite ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Obezite’nin birçok hastalık ve erken ölüm için güçlü risk faktörü oluşturduğuna dikkat çeken Gürkan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün Ocak ayı verilerine göre, obezite hastası 25 yaşındaki bir erkeğin yaşam beklentisi yüzde 22 azalmış, yaşam yıllarından 12 yıl eksilmiştir. Ayrıca obezitenin bugün dünyada 650 milyon yetişkin, 340 milyon ergen ve 39 milyon çocuğu etkilediği belirtilmektedir. Bu sayının son 20 yılda 3 kat artması daha da korkutucu bir veridir. Modern hayatın yol açtığı salgın hastalıklardan biri olarak görülen obezitenin kanser riskini artırdığı artık bilinmektedir. Bu nedenle obeziteden kurtulmak sadece zayıflamak için değil, beraberinde getireceği hastalıkları engellemek için de son derece önemlidir. Kilo vermede etkili bir yere sahip olan obezite cerrahisi ile obeziteyle ilişkili kanserlerin görülme sıklığı azalabilmektedir” diye konuştu. Pek çok kanser türüne zemin hazırlıyor Obeziteyi vücutta anormal derecede yüksek, sağlıksız oranda yağ bulunması olarak tanımlayan Prof. Dr. Gürkan, obeziteye yol açan nedenleri şu şekilde ifade etti: “Hormonal bozukluklar obezitenin en önemli nedenleri arasındadır. Diğer nedenler ise; enerji alımı ve harcamadaki dengesizlik, fiziksel aktivite azlığı, kalıtım, metabolik bozukluklar, psikolojik bozukluklar ve bazı ilaçlar olarak sıralanabilir. Obezite hastalarında sıklıkla kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kanser görülmektedir. Özellikle meme, rahim ve kolon ve rektum kanserlerine bu kişilerde daha sık rastlanır. Yemek borusu kanseri, böbrek kanseri, tiroid ve safra kesesi kanseri obezitenin yol açabildiği diğer kanserlerdir.” Kötü huylu hücre artışını hızlandırabilir Yağ dokusunun aynı zamanda yüksek miktarda östrojen ürettiğine vurgu yapan Prof. Dr. Alihan Gürkan, yüksek östrojenin meme, rahim kanserleri ve bazı diğer kanserlerden sorumlu olduğuna vurgu yaptı. Alihan Gürkan, “Obez kişilerin kanlarında genellikle yüksek seviyede insülin ya da insülin direnci bulunmaktadır. Bu durum bazı tümörlerin gelişmesini tetikleyebilmektedir. Yağ hücreleri adipokine adı verilen hormonlar üretir. Bu hormonlar kötü huylu hücre artışını hızlandırabilir. Obez kişilerde sıklıkla, kanser riskini artıran enfeksiyon mevcuttur. Kansere yol açan diğer muhtemel durumlar ise değişmiş bağışıklık sistemi yanıtları ve oksidatif stres olarak sıralanabilir. Birçok araştırma aşırı kilo ve obezitenin menopoz sonrası meme kanseri riskini de artırdığını göstermiştir. Bu artışın nedeninin obez kadınlarda östrojen seviyelerinin yüksek olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon üretimini durdurduğunda, yağ hücresi en önemli östrojen kaynağı haline gelir. Obezite hastası kadınlarda daha fazla yağ hücresi olduğu için, östrojen seviyeleri daha yüksektir, bu da östrojene cevap veren meme tümörlerinin hızlı büyümesine yol açmaktadır” dedi. Bel çevresi genişliği erkeklerde önemli bir risk faktörü Erkekler arasında yüksek beden kitle indeksinin kolorektal kanseri riskini artıran bir faktör olduğuna işaret eden Prof. Dr. Alihan Gürkan, bel bölgesi yağlanmasının önemli bir veri olduğunu dile getirdi. Gürkan, “Araştırmalar obez ve aşırı kilolu kişilerde pankreas kanseri görülme sıklığının artığını göstermektedir. Bunun nedeninin de bel çevresi genişliği faktörü olduğu düşünülmektedir. Aşırı kilolu ve obez kişilerin, sağlıklı kiloda olan kişilere göre, yemek borusu kanserine yakalanma riskleri ise 2 kat daha fazladır. Bunun arkasında yatan neden kesin olarak bilinmese de obez kişilerin reflü ya da barret hastalığı geçmişi olmasının etkisinin olduğu düşünülmektedir.” dedi. Tüp mide ameliyatı ile hastaların yaşam kalitesinin arttığı gözlemleniyor Obezite cerrahisinde etkin yöntemin, kısıtlayıcı ameliyatlar kapsamında olan tüp mide ameliyatları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alihan Gürkan, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Kilo vermek için obezite ameliyatı olmuş hastalar arasında yapılan araştırmalar obezite ameliyatı olmuş kişilerin, olmayanlara kıyasla daha düşük oranda obeziteyle ilişkili kanserlere yakalandığını ortaya koymuştur. Bunun nedeni sadece diyet ve spor ile hedeflenen kilo kaybı girişimleri vücutta yüzde 7-10’luk bir kilo kaybıyla sonuçlansa da, obezite ameliyatları gerekli hayat tarzı değişikleriyle desteklendiğinde, yüzde 30 oranında kilo kaybını sağlamaktadır.”
Nevşehir Kitap severler bu fuarda buluşacak Gülşehir Belediyesi tarafından bu yıl ilki gerçekleştirilecek 1. Mantarkaya Kitap Günleri, Çarşamba günü kapılarını okurlarına açıyor. Ulusal düzeyde tanınmış yazar ve sanatçılar ile Türkiye’nin önde gelen yayınevlerinin katılımıyla gerçekleşecek olan fuar, yerel yazarlara da özel bir alan sunuyor. 22-24 Mayıs 2024 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar, sabah 09:00’dan akşam 21:30’a kadar kitapseverlere açık olacak. Kitap günlerinin açılışına onur konuğu olarak Şehir Araştırmaları Merkezi Kurucusu Araştırmacı Yazar Mehmet Ali Abakay ve Nevşehirli Halk Şairi Güftekar Sadi Teltik katılacak. Kum Sanatı Gösterimi ile Tarkan Köylü, Kısa Film ve Fotoğraf Gösterimleriyle Yönetmen ve Fotoğraf Sanatçısı Ahmet Bilal Arslan ve Kaligrafi Sanatı Sunumu ve Çocuklarla Söyleşi etkinliğiyle Acayip Adam (Ali İhsan Mert) fuarda boy gösterecek. Kitap günlerinde yazarlar Oğuz Özdem, Meriç Turan, Veli Ay, İsrafil Baran, Ahmet Yıldız, Tayyibe Taşkın, Harun Çolak, Mustafa Karakaya, Yaşar Adıyaman, Nesrin Hazer Yıldız, Hayati Taşkın, Berrin Yüksel, Ayşe Ay, çocuk yazar Ebrar Çolak, Bayram S. Taşkın, Ali Saçıkara ve Ramazan Yasin Güney okurları için kitaplarını imzalayacaklar. Gülşehir Belediye Başkanı Erkan Çiftçi konuyla ilgili yaptığı açıklamasında; "Kapadokya Bölgesi’nin bu en büyük ve kapsamlı kitap fuarı Gülşehir’imizde yapılacak olup, komşu illerdeki, yakın ilçelerdeki ve şehrimizdeki tüm kitapseverleri sadece 3 gün yapılacak olan fuarımıza bekleriz" dedi.