EKONOMİ - 31 Ekim 2025 Cuma 11:52

ATO Başkanı Baran: "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız"

A
A
A
ATO Başkanı Baran: "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız"

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen kanun teklifinin işverenlerin sosyal güvenlik yüklerini artırıcı düzenlemeler içerdiğini belirterek, "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemeler Meclis aşamasında yeniden değerlendirilmeli" dedi.


ATO Başkanı Gürsel Baran, yaptığı yazılı açıklamada geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen ‘Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde işverenler üzerindeki sosyal güvenlik yüklerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirtti. Baran, söz konusu düzenlemelerin ekonomi üzerinde olumsuz etki oluşturabileceğini ifade ederek, "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız. Devletimizin güçlü olması, özel sektörümüzün güçlü olmasıyla mümkün. Devlete vergisini, primini düzenli ödeyen işletmelerin yükünün arttığı değil, teşvik edildiği bir sistem hepimizin ortak çıkarına olacaktır. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemeler Meclis aşamasında yeniden değerlendirilmeli" ifadelerine yer verdi.



"İşverenler istihdamı yük olarak değil, yatırım olarak görmeli"


Baran, kanun teklifinde yer alan düzenlemeyle malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesinin yüzde 11’den yüzde 12’ye yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Ayrıca kanun teklifiyle genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılması, uzun vadeli sigorta kolları prim oranının artırılması söz konusu. Diğer yandan Bağ-Kur sigortalılık süreleri durdurulanların ihya prim oranının yüzde 45’e yükseltilmesi öngörülüyor. En küçüğünden en büyüğüne hemen her işletmenin finansmana erişiminin zorlaştığı, dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir ekonomik konjonktürde istihdam üzerine ek yük getiren bu düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İşverenlerin istihdamı yük olarak değil, yatırım olarak gördüğü bir sistem kurmalıyız" diye konuştu.



"Hizmet sektörü görmezden gelinmemeli"


Baran, kanun teklifinde imalat dışı sektörlerde işverenlere Hazine tarafından sağlanan 4 puanlık işveren prim teşvikinin 2 puana düşürülmesine de yer verildiğini belirterek, istihdam deposu durumundaki ticaret dünyasının, hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkileneceğini kaydetti. Baran, "Bir süre önce istihdamı artırmak üzere 5 puan olarak uygulanan işveren prim desteği, ihtiyacı olan sektörlere aktarılmak üzere 4 puana düşürülmüştü. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemede ise imalat sektöründe bu oranın korunması, diğer sektörlerde 2 puana düşürülmesi öngörülüyor. Burada her ne kadar üretimin olumsuz etkilenmemesi yönünde bir hassasiyet gösterilse de ülkemizde gayrisafi yurtiçi hasılaya en fazla katkı ve istihdam sağlayan sektörlerin başında gelen ticaret ve hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Bu düzenlemenin ticaret ve hizmet sektöründeki işletmelerin yükünü artıracağı, istihdamı azaltacağı, kayıt dışı çalışmaya yol açacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla da kanun teklifinde yer alan bu düzenlemelerin ekonominin ve iş dünyasının gerçekleriyle tam örtüşmediğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.



200 milyar liralık ek istihdam yükü


Baran, imalat sektörü dışındaki sektörlerde işveren prim teşvikinin yüzde 2 olarak uygulanması ve işveren prim oranlarının artırılması durumunda iş dünyasına getireceği maliyete de değinerek, "İmalat sektörü dışındaki sektörlerde bu desteğin 2 puana düşürülmesinin işverenlere 97,6 milyar liralık, yine işveren sigorta primlerindeki artışların da 111 milyar liraya yakın ek yük oluşturacağı belirtiliyor. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda iş dünyasına yaklaşık 200 milyar liralık ek istihdam yükü söz konusu olacak" açıklamasında bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.