EKONOMİ - 20 Şubat 2026 Cuma 11:57

ATO Başkanı Baran: "Kağıt ve baskı sektörü 20 bin işletme ve 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor"

A
A
A
ATO Başkanı Baran: "Kağıt ve baskı sektörü 20 bin işletme ve 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor"

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Kağıt ve baskı sektörü, eğitimin, ticaretin, gıdanın, reklam ve tanıtımın, lojistiğin temel taşı niteliğinde. Ülke genelinde sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 20 bin işletme, 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor" dedi.


ATO 10 No’lu Basın-Yayın Meslek Komitesi ile Ankara Sanayi Odası (ASO) 8 No’lu Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi ve Ankara Matbaacılar Odası’nın da katılımıyla, ATO Duatepe Salonu’nda ortak istişare toplantısı gerçekleştirdi. Nitelikli işgücü ihtiyacı, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreci, ham maddeye erişim, artan üretim maliyetleri ve ihracat potansiyeli başta olmak üzere sektörün gündemindeki konuların ele alındığı toplantıya, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal ile ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç ve Ankara Matbaacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gürbüz katıldı.



"Kağıt ve baskı sektörü 20 bin işletme ve 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor"


Toplantının açılışında konuşan ATO Başkanı Baran, kağıt ve baskı sektörünün stratejik önemine dikkat çekerek, "Kağıt ve baskı sektörü, eğitimin, ticaretin, gıdanın, reklam ve tanıtımın, lojistiğin temel taşı niteliğinde. Ülke genelinde sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 20 bin işletme, 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Sektör; ambalaj, karton, oluklu mukavva ve baskılı ürünler başta olmak üzere, dünyada yıllık milyarlarca dolarlık bir ekonomik hacim üretiyor" açıklamalarında bulundu.



"Kağıt ve baskı sektöründeki firmalarımız, yüksek katma değerli üretimleriyle ihracata da katkı sağlıyor"


Son yıllardaki dijitalleşme sürecinin gazete, dergi ve kitap baskılarını azalttığına, buna rağmen e-ticaretin büyümesiyle ambalaj talebinin arttığını ifade eden Baran, "E-ticaretin büyümesi, ambalajlı ürün talebinin artması, sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir ambalaj çözümlerinin önem kazanması sektörü bir yandan büyütürken, bir yandan da dönüştürmeye başladı. Kağıt ve baskı sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız, yüksek katma değerli üretimleriyle yalnızca iç pazara değil, ihracata da katkı sağlıyor. ABD, Almanya, Çin, Fransa, Kanada gibi ülkeler en fazla basım sanayi ürünü ithal eden ülkeler olarak dünyada öne çıkıyor. Türkiye’nin bu alandaki ihracatı henüz sınırlı olmakla birlikte, önümüzde önemli bir ihracat potansiyeli bulunuyor" şeklinde konuştu.



Ankara’da bölgesel depolama alanı ihtiyacı var


Kağıt ve baskı işleri sektörünün yaşadığı sorunlara dikkat çeken Baran, "Bu kapsamda, firmalarımızın dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yatırımlarını destekleyecek teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesi, içeride üretilebilecek hammaddelerin yeterli ve kaliteli şekilde üretilmesinin sağlanması, emek yoğun yapıya sahip basım işlerinde ihtiyaç duyulan nitelikli teknisyen ve operatör açığının kapatılması, yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılımın kolaylaştırılması ve sektörün küresel gelişmeleri yakından takip edebilmesinin sağlanması, Ankara’da ham maddeye erişimi kolaylaştıracak bölgesel depolama ve lojistik çözümlerin geliştirilmesi ve kümelenme modellerinin hayata geçirilmesi, kayıt dışılıkla ve korsanla mücadele, vergi uygulamaları ve işletmelerimizin güç birliği yaparak ölçek büyütmeleri gibi başlıklar da sektörümüzün gündeminde önemini koruyor" diye konuştu.



"2025 yılı itibarıyla kağıt hamuru ve bazlı ürün ihracatımız 3,4 milyar dolar düzeyinde"


Kağıt ve ambalaj ekosisteminin imalat sanayinin sessiz ama güçlü taşıyıcılarından biri olduğunu belirten ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, "2024 yılı verilerine göre kağıt ve kağıt ürünleri imalat sanayiinde 3 bin 681 girişim faaliyet gösteriyor ve yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağlanıyor. 2025 yılı itibarıyla kağıt hamuru ve bazlı ürün ihracatımız 3,4 milyar dolar düzeyinde. Basım sanayiinde ise 12 binin üzerinde girişim ve 60 bin civarında istihdam söz konusu" ifadelerinde bulundu.



"Ambalaj standardı ve güvenlikli basım süreçleri ekosistemin omurgasını oluşturuyor"


Ankara’nın savunma, havacılık, makine, medikal ve elektronik gibi alanlarda güçlenen sanayi kimliğinin arkasında ambalaj ve basım kapasitesinin vazgeçilmez bir tamamlayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Ardıç, "Savunmadan medikale, eğitimden e-ticarete kadar pek çok alanda sertifikasyon, izlenebilirlik, ambalaj standardı ve güvenlikli basım süreçleri bu ekosistemin omurgasını oluşturuyor. Bu ekosistem yalnızca iç pazara çalışmıyor dış destinasyonlarla rekabet ediyor ve net döviz kazandırıyor. Enerji maliyetleri, hammadde fiyatlarındaki oynaklık ve finansmana erişim güçlükleri rekabet gücünü doğrudan etkiliyor" diye konuştu.


Yeşil dönüşümün bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Ardıç, enerji verimliliği, geri dönüşüm altyapısı ve modernizasyon yatırımlarına erişilebilir finansman sağlanmasının kritik olduğunu ifade etti.


Toplantıda, Başkent’in matbaa sektörünün bulunduğu Kazım Karabekir bölgesinde işletmelerin, kentsel dönüşüm nedeniyle taşınma baskısı altında bulundukları ancak, ağır sanayi niteliği taşıyan matbaa makinelerinin taşınma maliyetinin yüksekliği nedeniyle sıkıntı yaşadıkları belirtildi. Nitelikli iş gücü temininde yaşanan zorlukların da gündeme geldiği toplantıda, mesleki eğitimin güçlendirilmesi, okul-sanayi iş birliğinin artırılması ve sektörde ölçek ekonomisini destekleyecek kümelenme ve güç birliği modellerinin geliştirilmesi başlıkları öne çıktı.



ATO Başkanı Baran: "Kağıt ve baskı sektörü 20 bin işletme ve 200 binden fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GKV’li öğrenciler dünyanın farklı ülkelerinde gençlik kamplarına gidecek Katıldıkları sınavları kazanarak 2026 yılında dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenecek olan yurt dışı gençlik programlarına katılmaya hak kazanan GKV Özel Liselerinden üç öğrenciye düzenlenen törenle başarı belgeleri verildi. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları öğrencileri GAD (Gençler Arası Değişim) Programı sınavlarına katılarak büyük bir başarıya daha imza attı. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri öğrencilerinden Zümranur Osanmaz, Ghina Alhamidi ve Ceren Toksin, başarılı sınav sonuçlarıyla 2026 yılında dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenecek olan yurtdışı gençlik programlarına katılmaya hak kazandı. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan GKV Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, "GAD (Gençler Arası Değişim) Programı sınavlarında öğrencilerimiz önemli bir başarı elde etmiştir. Türkiye genelinde yapılan değerlendirme sonucunda okulumuzdan 3 öğrencimiz Türkiye sıralamasında ilk 15 içerisinde yer alarak dikkat çekici bir başarıya imza atmıştır. Öğrencilerimizi başarılarından dolayı tebrik eder, süreç boyunca destek veren öğretmenlerimize ve GAD Programı yetkililerine teşekkür ederiz. Bu başarı sayesinde öğrencilerimiz 2026 yaz sezonunda dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenecek yurtdışı gençlik kamplarına katılmaya hak kazanmıştır. Program kapsamında öğrencilerimiz uluslararası düzeyde kültürel etkileşim, liderlik, takım çalışması ve kişisel gelişim imkânı elde edecektir. Başarıda büyük emeği geçen öğrenci, öğretmen ve idarecilerimizle velilerimizi kutluyorum" dedi.
Konya Selçuk Üniversitesi, Antarktika’da yeni analiz yöntemleri geliştirecek Selçuk Üniversitesi’nin (SÜ) yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK tarafından desteklenen Kutup-1001 projesi kapsamında Antarktika’da gerçekleştirilecek bilimsel araştırmalarla kutup ekosistemine ilişkin özgün veriler elde edilmesi ve yeni analiz yöntemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Selçuk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Göver’in yürütücülüğünü üstlendiği "Antarktika Okyanus Sediment Biyokütlesinden Biyojenik Metal Nanopartikül Sentezi, Biyolojik ve Çevresel Uygulamaları" adlı proje, üniversitenin kutup bilimleri alanındaki ilk TÜBİTAK Kutup-1001 projesi olma özelliğini taşıyor. Antarktika’da yapılacak çalışmalar çerçevesinde okyanus ve göl sularındaki bazı iyonların belirlenmesine yönelik yeni analitik yöntemler geliştirilecek, çevre dostu bilimsel yaklaşımlar kullanılarak kutup ekosistemine dair veriler elde edilecek. Projenin ekip çalışmasının bir ürünü olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Göver, "Proje ekibimizde İskenderun Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Funda Turan ve Dr. Ayşegül Ergenler ile Yeditepe Üniversitesinden Arş. Gör. Efe Sinan Aydın yer alıyor. Disiplinler arası bir araştırma ekibiyle birlikte çalışacağız. Ayrıca lisansüstü öğrencilerimiz de kursiyer olarak projeye aktif katkı sağlayacak. Yaklaşık 1 milyon 200 bin lira bütçeyle desteklenen ve 24 ay sürmesi planlanan proje kapsamında 11. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılarak saha çalışmaları gerçekleştireceğiz. Projenin deneysel çalışmalarını ise Türkiye’deki laboratuvarlarda yapacağız" dedi. Çalışma ile Türkiye’nin kutup bilimleri alanındaki uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamayı ve genç araştırmacıların yetişmesine yeni fırsatlar sunmayı hedeflediklerini belirten Göver, "Antarktika’dan elde edilecek örnekler, bilim dünyasına yeni katkılar sunacak. 11. Ulusal Antarktika Bilim Seferi (TAE-XI) için bu proje kapsamında nanoteknoloji, kimya ve toksikoloji disiplinlerini bütüncül olarak çalışacağız. Antarktika okyanus/göl suyu örneklerinde iyon tayinine yönelik analitik yöntem geliştirilmesini hedefliyoruz. Bu disiplinlerin iş birliği, çevre dostu üretim ve güvenli uygulamalarla proje hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak. Amacımız, kutup ekosistemine ilişkin özgün bilimsel veriler üretmek ve geliştirdiğimiz yöntemi bilimsel literatüre kazandırmak" diye konuştu.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 4’üncü hafta tamamlandı Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada, tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edildi. Duruşma, 23 Şubat Pazartesi devam edecek. Bugünkü oturumun bitmesiyle yargılamanın 4’üncü haftası tamamlandı. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanıklı davanın görülmesine devam ediliyor. "Katıldığım ihalelerde takdir fiyatlandırmasında bulundurma gibi bir yetkim yok" Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde görülen duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile sürdü. Savunma yapan Beşiktaş Belediyesi’nde Mali Üye olarak görev yapan tutuksuz sanık Hacı Ali Pota, "Kimsenin ihaleye katılmasını sağlamadım ve yaptığım işlemlerden dolayı kamuda herhangi bir zarar oluşturmadım, çıkar ve menfaat sağlamadım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Beşiktaş Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü tutuksuz sanık İbrahim Bulucu ise, "1992 yılında, belediyenin mali hizmetler müdürlüğünde göreve başladım. İhale komisyon görevlisiyim. Katıldığım ihalelerde takdir fiyatlandırmasında bulundurma gibi bir yetkim yok, bu nedenle iddianamedeki üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Bizler sadece ihaleye girdiğimiz anda ihaleye girecek firmaları ve miktarı o anda öğreniriz. İhaleye hakim değiliz, eğitim almadık. Gelirle ilgili uzmanız. Mali hizmetler müdürlüğünde görevli olduğumuz için görevlendirdik. Görevi kabul etmeme gibi bir durumumuz olamazdı. Maaşımla geçinen bir memurum. İhale takdir komisyonunda yer almadığım için ihale fiyatını bilmem mümkün değildir. Beraatimi istiyorum" şeklinde konuştu. Duruşma pazartesi gününe ertelendi Beşiktaş Belediyesi İhale Komisyon Üyesi tutuksuz sanık Serpil Özden ise savunmasında, "Bir devlet memuru olarak ihale komisyonunda üyeysek bir inisiyatif alma yetkimiz yoktur. İhale komisyonu olarak katıldığım iş ve ihalelerde, iş ahlakını esas alarak hareket etmeye özen gösterdim. Bizlerin komisyon üyesi olarak ihalenin pazarlığa açık olup olmamasında yetkimiz yoktur. Bu sebeple ihaleye fesat karıştırdığıma dair bir tespitte bulunulması imkansızdır. İddianamede ileri sürülenin aksine, görevimle bağdaşmayan irade ve davranışım kesinlikle olmamıştır" dedi. Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmesi için 23 Şubat Pazartesi gününe ertelendi. Öte yandan, bugün tamamlanan oturum ile yargılamanın 4’üncü haftası tamamlandı.