POLİTİKA - 14 Kasım 2025 Cuma 23:59

Bakan Ersoy: "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından ciddi fark var"

A
A
A
Bakan Ersoy: "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından ciddi fark var"

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Yolu Festivali’nde yapılan konserler arasında ciddi maliyet farkı olduğunu belirterek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından arada çok ciddi bir fark var. Bizimki çok düşük ama sebepleri de var. O zaman da anlatmaya çalıştım. O zamanki net rakam 20’de 1’di. 16 milyonun 20’de 1’i" dedi.


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bağlı ve ilgili kuruluşların 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri tamamlandı. Milletvekillerinin konuşmalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, soruları cevapladı. Kissebükü Koyu ile Adalıyalı koylarının farklı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Bir kere Kissebükü Adalıyalı farklı koylar. Otelinizin koyu mu oluyor diye soruyorlar ama otel birbirini görmüyor. İki koy, üç koy ötesinde birbirlerini görmüyorlar. İkisi farklı koylar. Kissebükü, Bodrum için önemli bir koydur ve biz orada gerçekten çok ciddi hem kamulaştırma hem arkeolojik çalışma yapıyoruz. Bu durumlar da bunun değerini biliyorlar. Niçin yapıldığını da biliyorlar. Nasıl sahip çıktığımızı da biliyorlar" diye konuştu.


Kültür Yolu Festivalleri kapsamında gerçekleştirilen konserlerin maliyetine ilişkin gelen soruya cevap veren Bakan Ersoy, "Türkiye Kültür Yolu Festivali Bakanlığımıza bağlı yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından organize ediliyor. Zaten bu genel müdürlük bunu organize etsin diye adı da değiştirildi. Ana işi, ana faaliyet kolu bu oldu ve Bakanlığımızın tüm faaliyetleri gibi bakın bütün harcamaları özellikle buradan yapmamızın sebebi Sayıştay denetiminde tabi olmasıdır. ’Bir denetime tabi değil sizde şeffaflık yok’ diyorsunuz ya orada hepsi var" dedi.


Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Yolu Festivali’nde yapılan konserler arasında ciddi maliyet farkı olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bizim maliyetlerimiz açısından arada çok ciddi bir fark var. Bizimki çok düşük ama sebepleri de var. O zaman da anlatmaya çalıştım. O zamanki net rakam 20’de 1’di. 16 milyonun 20’de 1’i söylemiştim zaten. 800 bin lira bizim maliyetimiz ama elma ile elmayı kıyaslarsanız yani büyük konserle büyük konseri kastediyorum. Şimdi bunun içinde sahne var. Sanatçı var. Şimdi bakın burada iki tane şeyi özellikle belirtmek istiyorum. Bir, sanatçılarımıza her zaman bakın şükranlarımı sunuyorum. Bizden normal kaşe ücretlerini almıyorlar, çok düşük kaşe ücretleriyle çalışıyorlar" diye konuştu.


Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangına ilişkin eleştirilere cevap veren Bakan Ersoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen işletme belgesi esaslı belge değil, aslında tamamlayıcı belge kapsamında. Yani ne demek istiyoruz, tamamlayıcı belge ne demek, esaslı belge ne demek. Siz bugün bir otel açmak istediğiniz zaman öncelikli olarak Bakanlığımız dışındaki bakanlıklardan ve ilgili yerel idarelere bağlı kurumlardan en az 7 tane belge almak zorundasınız. Önce bu belgeleri temin ediyorsunuz, sonra bu belgelerle birlikte bağlı olduğunuz yerel idareye başvuruyorsunuz. Yani belediye sınırları içindeyse belediye, değilse il özel idareye başvuruyorsunuz. Yerel idare tarafından size iş yeri açma çalışma ruhsatı veriliyor. Siz aslında oteli iş yeri açma çalışma ruhsatıyla açıyorsunuz. Yani otel hizmete giriyor, ziyaretçi almaya başlıyor, konaklamalar başlıyor" ifadelerini kullandı.



AK Parti ile CHP ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tartışma çıktı


İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, Bakan Ersoy’a "Kim denetleniyor Sayın Bakan’ım" dedi. Bunun üzerine AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, "Dinle" diye cevap verdi. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp ise bunun üzerine AK Partili vekile tepki gösterdi.



Bakan Ersoy tartışmanın ardından sözlerine şöyle devam etti:


"İş yeri açma, çalışma ruhsatı aldıktan ve yolcu ziyaretleri başladıktan sonra bakanlık ruhsat için davet edilebiliyor. Daha öncesinde davet edilmiyor. Eğer siz bu açılma işlemini yapmasaydınız bakanlık hiçbir zaman devreye giremiyor. Bakanlık geldikten sonra da aslında sizin gösterdiğiniz belgenin üzerinde belirtilen sınıflandırma ve türle ilgili denetim yapıyor."


Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi kabul edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yıldırım’da plastiğe fren: 31 okula arıtma, 32 bin öğrenciye matara Bursa’da Yıldırım Belediyesi’nin, çevreye ve insan sağlığına zararlı olan plastik şişelerin kullanımın önüne geçmek için hayata geçirdiği ‘Plastiksiz Yıldırım’ projesi büyümeye devam ediyor. ‘Plastiksiz Yıldırım’ projesi kapsamında ilçedeki okul ve kütüphanelere arıtma sistemi kuran Yıldırım Belediyesi, öğrencilere çelik termos dağıtarak plastik şişe kullanımını en aza indirmeyi hedefliyor. Projeyle birlikte toplam 50 milyon plastik şişenin tüketiminin önüne geçilmesi amaçlanırken aynı zamanda öğrencilerin sağlıklı ve sürdürülebilir bir su tüketimi alışkanlığı kazanmaları hedefleniyor. Yıldırım Belediyesi, ‘Plastiksiz Yıldırım’ projesi kapsamında bugüne kadar 31 okula arıtma sistemi kurarken, 32 bin 842 çelik matarayı da öğrencilere dağıttı. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar ile ilçedeki tüm okullara arıtma sistemi kurulması ve tüm öğrencilere çelik matara dağıtılması hedefleniyor. ‘Yaşam kültürü oluşturuyoruz’ Çevreyi korumanın ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın önemli bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Sıfır atık anlayışını sadece bir proje olarak değil, bir yaşam kültürü olarak görüyoruz. ‘Plastiksiz Yıldırım’ projemizle hem plastik atık oluşumunu azaltıyor hem de çocuklarımıza küçük yaşta çevre bilinci kazandırıyoruz. Doğal kaynaklarımızı korumak, karbon ayak izimizi azaltmak ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak zorundayız. Okullarımıza kurduğumuz arıtma sistemleri ve öğrencilerimize dağıttığımız çelik mataralar ile hem plastik tüketimini azaltıyor hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye yerelden güçlü bir katkı sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Bursa Yıldırım’da dönüşümün harcı kültür Bursa’da şehirleri, binaları fiziksel olarak yenilemenin yeterli olmadığını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Dönüşüm, ancak şehir kültürünün vücut bulmasıyla başarıya ulaşabilir" dedi. Bursa Düşünce Okulu öğrencilerin kaleme aldığı çalışmalarından oluşan Bursa Düşünce Okulu Dergisinin ilk sayısı çıktı. Dergi’nin tanıtımı için Kaplıkaya Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen tanıtım toplantısına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Bursa düşünce okulu eğitmenleri ve öğrencileri katıldı. Şehre ruh katacak Şehirlerin sadece fiziksel yapılarla gelişmesinin mümkün olmadığının altını çizen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Biz, fiziksel dönüşüm kadar şehir kültürünün vücut bulmasını önemsiyoruz. Bundan dolayı Yıldırım’daki ilk dönüşüm hamlemizi kültürel alanda yaptık. Kısıtlı sayıda insanın istifade ettiği bir binayı; 90 bin üyesi olan 2 milyon 500 bine yakın ziyaretçi ağırlayan, 7 gün 24 saat hizmet veren bir kütüphaneye dönüştürdük. İşte bu kültürel dönüşümün en önemli sac ayaklarından birisi olarak gördüğümüz Bursa Düşünce Okulu’nun ilk meyvesi diyebileceğimiz Bursa Düşünce Okulu Dergisi, şehrimizin akademik ve kültürel hayatına önemli kazanımlar sağlayacak" dedi. Kaostan çıkış merhamet medeniyeti Eğitim süresince gösterdikleri özveri için öğrencileri kutlayan Başkan Yılmaz, "Dünya’da yaşanan kaoslar, yeni bir medeniyet inşasına olan ihtiyacı gözle önüne koyuyor. İnsanlık, vahşi batı medeniyetinden artık yoruldu. Dünyanın bir merhamet bir hoşgörü medeniyetine ihtiyacı var. Şehirlere ruh verecek, insanlığa iyilik getirecek bir anlayışın hayat bulmasında; Bursa Düşünce Okulumuz, öğrencilerimiz ve onların eğitimine katkı sağlayan değerli hocalarımız önemli bir misyon üstleniyor. Bursa Düşünce Okulu’nu farklı disiplinlerden katılımcıların bu süreçten besleneneceği, uzun vadede hem şehre hem de topluma katkı sağlayacak süreklilik arz edecek bir yapı olarak kurduk. Bundan dolayı Uludağ Üniversitesi’ne kıymetli Rektörümüz Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a, birbirinden değerli hocalarımıza ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Süreklilik kazanacak Bursa Düşünce Okulu Dergisi’nin, eğitmenlerinin ve öğrencilerinin uzun süredir devam eden çalışmalarının bir sonucu olduğunu kaydeden ve Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, "Önemli bir medeniyet beşiği olan Bursa, her zaman kültürümüzü beslemiştir. İşte bu kapsamda Yine kültür hayatımıza yeni bir soluk getireceğine ve zenginlik kazandıracağına inandığım Bursa Düşünce Okulu’nun somut çıktısı olan bu Dergi, gençlerimizi kaleme ve yazmaya ısıtmanın yanı sıra süreklilik arz edecek Bursa Düşünce Okulu’nun da ilk meyvesi. Düşünce Okulu’nun oluşturulmasında da dergimizin çıkmasında da ilk günden itibaren sağladığı fiziksel desteklerin yanı sıra gençlerimizin düşünce ufkuna katkılarından dolayı Yıldırım Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum" dedi.
İstanbul Kritik ameliyat sonrası İbrahim Tatlıses’ten müjdeli haber: "Komplike bir operasyondu, başarıyla atlatıldı" Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde tedavi gören İbrahim Tatlıses’in safra kesesi ameliyatı başarılı bir şekilde tamamlandı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, bir süre daha yoğun bakımda gözetim altında tutulacak olan sanatçının önümüzdeki hafta taburcu edileceğini açıkladı. Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 7 Nisan’da İstanbul’daki evinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi’ne başvurmasının ardından ünlü sanatçı tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınmış, safra kesesi kaynaklı bakteriyel bir enfeksiyon olan kolesistit (safra kesesi iltihabı) tanısı ile antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Tedavi sürecinin ardından Tatlıses’in bugün safra kesesi ameliyatı olduğu açıklandı. Ameliyat hakkında bilgi veren Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı, "7 Nisan Salı günü yüksek ateş ve tansiyon düşüklüğü nedeniyle acil servisimize başvuran hastamız İbrahim Tatlıses’in tedavisi, yoğun bakım servisimizde devam etmekteydi. Enfeksiyon kaynağı olarak safra kesesi iltihabı tanısı konulmuştu. Tedavi süreci içerisinde iyiye gidiş gözlenildi ve Profesör Doktor Bilgi Baca ve cerrahi ekibi tarafından ameliyat edilmeye karar verildi" dedi. Ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca ise, bu sabah gerçekleştirdikleri ameliyata ilişkin şöyle konuştu: "İbrahim Bey geldiği zaman çok şiddetli bir enfeksiyonu vardı. Bunun safra kesesi kaynaklı olduğu tanısını koyduktan sonra tabii kullandığı birtakım kan sulandırıcı ilaçlar da olduğu için bir süre antibiyotikle tedavi edip, bu enfeksiyonun da biraz düzelmesini bekledik. Hastamızı bu sabah 9 gibi ameliyata aldık. Tabii ki komplike bir safra kesesiydi, ciddi bir enfeksiyonu vardı. O nedenle yoğun bakım şartlarında takip ediyorduk. Ameliyatta her şey çok iyi geçti, herhangi bir komplikasyon görmedik. Ama tabii ki bu basit bir safra kesesi ameliyatı değil, komplike bir ameliyat olduğu için yoğun bakımda takip edilecek. Önümüzdeki hafta da her şey yolunda giderse taburcu etmeyi planlıyoruz."
İstanbul Yapay zeka görsel iletişimcilerin mesleğini tehdit mi edyor Dünya, yapay zekanın baş döndürücü ivmesiyle tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşarken, görsel iletişim sektörü bu değişimin içinde yer alıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zeka ile üretilen görsellerin gerçeklik sınırlarını zorlamasının oluşturduğu "mesleki kaygı" tartışmalarına akademik bir perspektifle yanıt verdi. Büker’e göre, yapay zeka bir son değil; aksine keşfin yeniden tanımlandığı bir dönemin kapısını açıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zekanın görsel iletişim alanındaki dönüştürücü rolünü ele alarak, üretken yapay zeka teknolojilerinin tasarım süreçlerini "oluşturucu odaklı yaklaşımdan yönlendirme temelli bir yapıya" dönüştürdüğünü ifade etti. 2026 yılına ait güncel akademik veriler ışığında, mesleğin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Akademik araştırmaların 2025-2026 yıllarına ait bulgularına dikkat çeken Büker, üretken yapay zekanın profesyonel görüntü kalitesinde yüzde 95,69’luk bir doğruluk oranına ulaştığını ifade ederek: "Nisan 2025’te Nature’da yayımlanan çalışmalar gösteriyor ki; yapay zeka artık yalnızca yardımcı bir araç değil, doğrudan bir alternatif ortak haline gelmiştir. Midjourney v7 ve Gemini gibi araçlar, tasarımcıya eskiden mümkün olmayan bir kontrol ve esneklik alanı sağlıyor" dedi. "Artık yardımcı bir araç değil" Yapay zekanın yükselişinin tasarımcılar için hem fırsat hem de zorluk barındırdığını ifade eden Büker, teknik becerinin tek başına ayırt edici değerini kaybettiği bir döneme girildiğini vurguladı. Uzmanların bu dönüşümü "uyum sağlanmazsa tehdit" olarak tanımladığını belirten Büker, mesleki rollerdeki değişimi şu sözlerle açıkladı: "Yapay zeka tasarımcının yerini almayacak, ancak iş yapma biçimini kökten değiştirecek. Tasarımcı artık problemi tanımlayan, kavram üreten ve görsel dili belirleyen bir stratejist konumuna taşınıyor. İşin üretimini ise tasarımcının yönlendirdiği algoritmalar üstleniyor." "İnsan eli değen her iş daha güvenli" Tüketici alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Nalan Büker, 2025 tarihli güncel araştırmaların çarpıcı bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Tüketicilerin, kaynağı tamamen yapay zeka olan görsellere, insan eliyle yapılmış işler kadar güvenmediğini belirten Büker, "İnsan eliyle yapılmış işler hala daha yüksek güven ve değer üretiyor. Asıl değer artık ‘kim yaptı?’ sorusunda değil, ‘kim yönetti?’ sorusunda gizli," dedi. "Yapay zeka kolay yol değil, bir öğrenme amacı olmalı" Genç tasarımcıların bu teknolojiye uyum kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemlediklerini belirten Dekan Büker, eğitim kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu ise şöyle özetledi: Yapay zeka bir "kolay yol" değil, öğrenmeyi genişleten bir araç olmalı. Öğrenciler yapay zeka kullanımını açıkça belirtmeli; etik ve telif konuları eğitimin ayrılmaz parçası haline gelmeli. Yapay zeka çıktıları nihai sonuç değil, sürecin ham malzemesi olarak görülmeli. Prof. Dr. Nalan Büker, değerlendirmesini şu kritik uyarıyla noktaladı: "Görsel iletişim mesleğinin geleceğinde, yapay zekayı ustalıkla kullananlar yükselirken; teknolojiye direnenler mesleğin dışında kalabilir. Tehdit teknolojinin kendisi değil, değişime kapalı olmaktır."