EKONOMİ - 17 Aralık 2025 Çarşamba 21:58

Bakan Işıkhan: "Asgari ücret miktarının çalışanlarımızın gelirlerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde belirlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz"

A
A
A

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2026 yılı asgari ücret miktarının çalışanlarımızın gelirlerini enflasyona ezdirmeyecek, istihdamı ve makroekonomik dengeleri koruyacak ortak bir noktada belirlenmesi için, komisyon olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yanı sıra Mesleki Yeterlilik Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, İletişim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının bütçelerini görüşmek üzere toplandı.

"Türkiye’nin çalışma hayatını, bu küresel değişimin güçlü bir aktörü haline getirme iradesindeyiz"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, dünyada çalışma hayatının mevcut durumu ve geleceğe evirilme süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Dijitalleşme, yapay zeka, yeşil dönüşüm, esnek ve yeni nesil çalışma modelleri gibi kavramların, bizzat hayatın içinde, her çalışanı ve her işvereni doğrudan etkilediğini söyleyen Işıkhan, değişimler arttıkça çalışma ihtiyaçlarının da değiştiğini vurguladı. Işıkhan, şu ifadelere yer verdi:

"Bakanlık olarak biz de, bu bilinçle, Türkiye’nin çalışma hayatını, bu küresel değişimin pasif bir izleyicisi değil; güçlü bir aktörü hâline getirme iradesindeyiz. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak; politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz. Bugün, sizlerle paylaşacağım çalışmalarımız, hedef ve önceliklerimiz; Türkiye’nin bu küresel dönüşümde güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda, dikkatinizi çekiyorum, kimseyi dışarıda bırakmayan çalışma hayatı vizyonunun, açık bir göstergesidir."

"Deprem bölgesinde sigortalı sayımız 2 milyon 59 bine ulaşmış durumda."

Işıkhan, Kahramanmaraş depremlerin ardından Bakanlık olarak çok hızlı bir şekilde hareket ettiklerini söyleyen, bölgedeki işverenleri, çalışanları ve ailelerini korumak için bütün imkanları seferber ettiklerini söyledi. Işıkhan, deprem bölgelerinde yaptıkları harcama tutarının, 40 milyar liranın üzerine çıktığını aktardı. Depremden etkilenen 11 şehirde, sigortalı çalışan sayısı yarı yarıya gerilediğini belirten Bakan Işıkhan, "Bugün, çalışan sayısını, depremden önceki seviyenin de üzerine çıkarmayı başardık. Gururla söyleyebilirim ki, şu an sigortalı sayımız 2 milyon 59 bine ulaşmış durumda. Deprem bölgesinde bulunan işverenlerimizin prim borçlarını erteledik, yapılandırma sürelerini uzattık, üzerlerindeki idari ve mali yükü hafifleterek, üretime ve ekonomiye tutunmalarına destek olduk" açıklamasında bulundu.

"2002’de SGK açığının milli gelire oranı yüzde 2,2 iken, yıl sonu bu oranın 0,42’ye kadar düşmesi beklenmekte"

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) hem kapsayıcılığını hem mali sürdürülebilirliğini hem de hizmet kalitesini güçlendirmeyi stratejik bir öncelik olarak ele aldıklarını dile getiren Işıkhan, amaçlarının yeni nesil çalışma modelleriyle uyumlu, vatandaşın kolay erişebildiği bir sosyal güvenlik yapısı inşa etmek olduğunu söyledi. Işıkhan, SGK gelirlerinin arttığını da vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, 2002 yılında SGK’nın gelirlerinin, giderleri karşılama oranı yüzde 71,5 iken, 2025 yılı sonunda bu oranın yüzde 95,3’e çıkacağı öngörülmektedir. Prim gelirlerinin, emekli aylıklarını ve sağlık harcamalarını karşılama oranı aynı dönemde yüzde 60,9’dan, yüzde 75,1’e yükselmiştir. Yine 2002’de, SGK açığının milli gelire oranı yüzde 2,2 iken, 2025 yıl sonu itibarıyla bu oranın 0,42’ye kadar düşmesi beklenmektedir" ifadelerine yer verdi.

"2 milyon iş yerine, 13 milyon 222 bin sigortalıdan dolayı toplam 890 milyar lira teşvik sağladık"

İşverenlerin mali yükünü, prim teşvikleri ve desteklerle hafiflettiklerinin altını çizen Işıkhan, Bakanlık olarak istihdama doğrudan katkı vermeye devam ettiklerini söyleyerek, "1 Ocak 2023-30 Eylül 2025 döneminde yaklaşık 2 milyon iş yerine, 13 milyon 222 bin sigortalıdan dolayı, toplam 890 milyar lira teşvik sağladık. SGK’nın kapsayıcılığını artıran en önemli göstergelerden biri de aktif sigortalı sayısıdır. 2002’de, 12 milyon olan aktif sigortalı sayısı, 2025 Eylül ayı itibarıyla yüzde 120 artarak 26,5 milyona ulaşmıştır. Kayıt dışı istihdam oranı ise 2002’de yüzde 52 iken, 2025 üçüncü çeyrek verilerine göre yüzde 26,9’a gerilemiştir" diye konuştu.

"2024 Aralık-2025 Eylül döneminde, yaklaşık 610 milyon liralık maliyet, SGK tarafından karşılanmıştır"

İlaç ve tedaviye erişimde kapsamı sürekli genişleterek, vatandaşların yanında olmaya devam etiklerini belirten Işıkhan, "2000’li yılların başında geri ödeme listesinde, 3 bin 986 ilaç bulunurken, açıkladığımız 72 ilacın geri ödemeye alınmasıyla ile birlikte bu sayı 8 bin 877’ye yükselmiştir. Yalnızca 2025 yılında, 465 ilaç listeye eklenmiş olup, bunların 56’sı kanser tedavisinde kullanılan özel ilaçlardır. Tip 1 Diyabetli çocuklarımız için, sürekli glikoz izlem cihazlarını geri ödeme kapsamına aldık. 2024 Aralık - 2025 Eylül döneminde, 76 binin üzerinde reçete karşılanmış ve yaklaşık 610 milyon liralık maliyet, SGK tarafından karşılanmıştır. Bu cihazların; ailelerimize sağladığı kolaylık ve çocuklarımızın yaşam kalitesini yükseltmesi, bizim için en büyük memnuniyet kaynağıdır" şeklinde konuştu.

Işıkhan, aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaç sayısını 6 bine yükselttiklerinin de altını çizerek, akılcı ilaç kullanımı çerçevesinde raporlu ilaçlar hariç, kutu sınırlaması getirerek israfın önüne geçtiklerini vurguladı.

"Vatandaşın sağlığını ilgilendiren her konuda onların yanında olmaya devam edeceğiz"

Toplam 25 farklı kanser alt türünde kullanılan, 5 immünoterapi ilacını ve kistik fibrozis tedavisinde kullanılan ilacı, Temmuz 2025 itibarıyla geri ödeme listesine aldıklarını söyleyen Işıkhan, "Kistik fibrozis hastası bin hastamız, bu tedavilerden faydalanmıştır. Son dönemde ödemeye aldığımız bu hizmetlerden bazılarını sizlerle paylaşmak isterim. Kanser ilaçlarından 45 bin hasta için 9 milyar lira; SMA’lı 637 hasta için 1,3 milyar lira, hemofilide 788 hasta için 1 milyar lira, aile-vi Akdeniz ateşinde 3 bin 255 hasta için, 500 milyon lira, sürekli glikoz ölçüm cihazlarında, 25 bin hastamız için 810 milyon lira harcama yapılmıştır. SMA’lı bir hastamız için ortalama 2,2 milyon, hemofili hastası bir vatandaşımız için ortalama 2 milyon lira harcama, SGK bütçesinden yapılmıştır. Vatandaşlarımızın sağlığını ilgilendiren ve onların yükünü hafifletecek her konuda onların yanında olmaya devam edeceğiz" bilgilendirmesinde bulundu.

Işıkhan, Bakanlık olarak çalışma hayatında tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde kullandıklarını sözlerine ekleyerek, 2025 yılında; ‘Üçlü Danışma Kurulu’nu ve ‘Kamu Personeli Danışma Kurulu’nu topladıklarını ve 14. Çalışma Meclisi’ni de ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığıyla yakında toplayacaklarını belirtti.

"1,5 milyon işyerine toplamda 46,8 milyar lira destek sağladık"

Asgari ücret desteğini 2025 yılı için bin liraya çıkardıklarını da hatırlatan Işıkhan, "2025’in ilk dokuz ayında; 1,5 milyon işyerine toplamda 46,8 milyar lira destek sağladık. Ayrıca ücretlilerin asgari ücrete kadar olan gelirlerinden vergileri kaldırmıştık. 2026’da toplam, rakam çok önemli, 1 trilyon 92 milyar lira vergiden bu kapsamda vazgeçmiş olacağız. Bu tutar Bakanlığımızın 2026 bütçe teklif tutarının 2 katından daha fazla olduğunu dikkatinizi çekmek isterim" dedi.

"Asgari ücret miktarının çalışanlarımızın gelirlerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde belirlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz"

Bakan Işıkhan, 2026 yılında geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısını gerçekleştirildiğini söyleyerek, "İşçi ve işveren temsilcilerimizle görüşerek, sosyal diyalog sürecini aktif bir şekilde sürdürüyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, 2026 yılı asgari ücret miktarının çalışanlarımızın gelirlerini enflasyona ezdirmeyecek, istihdamı ve makroekonomik dengeleri koruyacak ortak bir noktada belirlenmesi için, komisyon olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

Çalışma ortamlarını sürekli olarak daha güvenli ve daha nitelikli hale getirmeye gayret ettiklerini söyleyen Işıkhan, Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’ni toplayarak 2026-30 dönemine yön verecek olan, ‘Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi’nin hazırlık sürecini başlattıklarını bildirdi.

"İncelemeler sayesinde yaklaşık 992 milyon liralık eksik işçilik alacağının, işçilere ödenmesini sağladık"

Işıkhan, 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla 10 bin 957 işyerinde rehberlik ve teftiş faaliyetlerini yürüttüklerini dile getirerek, "Bu kapsamda 1 milyon 328 binin üzerinde çalışana ulaştık. Bu incelemeler sayesinde yaklaşık 992 milyon liralık eksik işçilik alacağının, işçilere ödenmesini sağladık" dedi.

Ekim ayında Türkiye’nin, istihdamda tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Işıkhan, iş gücünün 157 bin kişi artarak 35,8 milyona, istihdam edilenlerin sayısı ise 185 bin kişi artarak 32,8 milyona yükseldiğini kaydetti. Işıkhan, işsiz sayısının ise 27 bin kişi azaldığını bildirerek, işsizlik oranının yüzde 8,5’e gerilediğini ve son 30 aydır tek haneli seyrini sürdürdüğünü söyledi.

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda oluşacak yatırım ortamının istihdamda ve çalışma hayatında olumlu ettiler sunacağını söyleyen Bakan Işıkhan, "Şırnak’ta 2022 yılında işsizlik oranı yüzde 21,5 idi. GABAR petrolleri ile oluşan yatırım ortamı ve İŞKUR hizmetlerimizle 2024 yılında bu oran yüzde 7,9’a gerilemiştir. Şırnak örneğindeki bu hızlı ve çok önemli iyileşme; Terörsüz Türkiye ile tüm bölgede ve Türkiye’de neden görülmesin? Türkiye’nin her karış toprağında Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın gösterdiği Türkiye Yüzyılı istikametiyle üretmeye, çalışmaya, istihdamı artırmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Kemal Diri - Ahmet Umur Öztürk - Hidayet Türkyılmaz



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van TSO’da "Gözetim ve Analiz Programı" toplantısı düzenlendi Van Ticaret ve Sanayi Odası ile Van Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğinde ‘Vergi İdaresince Başlatılan Gözetim ve Analiz Programı Kapsamında Vergi Mükelleflerini Neler Bekliyor? Nelere Dikkat Etmeliler?’ konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantının açılışında konuşan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, "Bugün; Vergi İdaresince Başlatılan Gözetim ve Analiz Programı hakkında bilgilenmek üzere bir aradayız. Yeminli Mali Müşavir İlhan Güneri ile Vergi ve Yatırım Danışmanı, Eski Maliye Başmüfettişi Mehmet Abanoz’un yapacağı bilgilendirmeler büyük önem taşıyor. İl Defterdarımız ve deftardalık yetkililerimiz yine bugün aramızdalar. Yaşanabilecek muhtemel riskleri ortadan kaldırmaya yönelik Van SMMMO ile birlikte böyle bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Hızlı bir değişim, dönüşüm var. Üyelerimizde; yeni uygulamalar konusunda değişim, dönüşüm ve alınacak tedbirler hakkında bizlere bilgilendirme yapılması konusunda talepleri oluyor. Bizde bu doğrultuda böyle bir programı gerçekleştiriyoruz" dedi. Van SMMMO Başkanı Yakup Örenci ise "Günümüzde vergi idareleri, klasik denetim anlayışından hızla uzaklaşmakta; bunun yerine veri analitiğine dayalı, risk odaklı ve proaktif denetim modellerine geçmektedir. Ülkemizde de bu dönüşümün en somut örneklerinden biri; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen gözetim ve analiz programlarıdır. Artık vergi denetimi sadece geçmişe dönük bir inceleme süreci değil; aynı zamanda eş zamanlı izleme, karşılaştırma ve risk tespiti üzerine kurulu bir yapıya dönüşmüştür" dedi. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunduğunu vurgulayan Örenci, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu yeni dönemde; mükelleflerin beyanları, sektörel ortalamalarla anlık olarak karşılaştırılmakta, elektronik belgeler, banka hareketleri ve üçüncü taraf verileri entegre şekilde analiz edilmekte, uyum düzeyi düşük görülen mükellefler sistem tarafından otomatik olarak riskli kategorilere alınmaktadır. Bu gelişmeler mükellefler açısından yalnızca bir denetim baskısı olarak görülmemelidir. Aksine, doğru okunduğunda bu sistem; kayıt dışı ile mücadelede adaleti güçlendiren, dürüst mükellefi koruyan, vergide gönüllü uyumu teşvik eden bir yapıyı da beraberinde getirmektedir. Ancak bu süreçte dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunmaktadır. Beyan ile fiili durum arasındaki tutarlılık, sektörel kârlılık oranlarına uyum, nakit ve banka hareketlerinin açıklanabilirliği, elektronik belge düzenine tam uyum ve en önemlisi, mali kayıtların şeffaf, izlenebilir ve savunulabilir olması gerekmektedir. Biz mali müşavirler olarak bu yeni dönemde yalnızca kayıt tutan değil; aynı zamanda riskleri önceden öngören, rehberlik eden ve stratejik danışmanlık yapan bir rol üstlenmekteyiz. Ancak bunun gerçekleştirebilmek için iş ve işlemlerinize ait tüm bilgileri zamanında mali müşavirlerinize teslim etmeniz, bu konularda mali müşavirinizi bilgilendirmeniz son derecece önem arz etmektedir. Bugünkü seminerimizin amacı da tam olarak budur. Sizleri bu yeni denetim yaklaşımı hakkında bilgilendirmek, karşılaşılabilecek riskleri ortaya koymak ve alınması gereken önlemleri somut şekilde paylaşmak." Toplantı; Yeminli Mali Müşavir İlhan Güneri ile Vergi ve Yatırım Danışmanı Eski Maliye Başmüfettişi Mehmet Abanoz’un ’Vergi İdaresi Gözetim ve Analiz Programı’ hakkındaki sunumları ile devam etti. ’Vergi Mükelleflerini Neler Bekliyor?’ ve ’Nelere Dikkat Edilmeli?’ gibi akıllarda yer alan sorularla ilgili bilgilendirmelerin yapıldığı toplantı, soru-cevap bölümü ile son buldu.
Sivas Şiddetin tek kaynağı dijital araçlar değil Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, çocukluk döneminde şiddet eğiliminin erken belirtileri ve bu eğilimin önlenmesine yönelik ailelere ve eğitimcilere düşen sorumluluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kanak, şiddetin ani ve tek nedenli bir olgu olmadığını; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 0-6 yaş aralığının, çocukların beyin gelişimi ve kişilik inşasının en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde çocukların çevrelerinden gözlem yoluyla öğrendiklerini vurguladı. İhmal, istismar, aile içi şiddet ve şiddete dayalı iletişim biçimlerine maruz kalan çocukların, zamanla bu durumu normalleştirebildiğini ve şiddeti bir yaşam tarzı hâline getirebildiğini belirtti. "Şiddet eğilimli çocuk kendini ifade etmede zorluk yaşıyor" Şiddet eğilimi gösteren çocukların çoğunlukla duygularını düzenleme ve ifade etme konusunda zorluk yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Kanak, bu çocuklarda empati yoksunluğu ve dürtü kontrolünde güçlüklerin sıklıkla gözlemlendiğini ifade etti. Hayvanlara ve bitkilere zarar verme gibi davranışların bu çocuklar için sıradan hâle gelebildiğini belirten Kanak, bu belirtilerin erken fark edilmesinin müdahale açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aile içindeki sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin, sağlıklı çocuk gelişiminin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanak, çocukların duygularını ifade etmelerine fırsat verilmesi gerektiğini kaydetti. Üzüntü, öfke ve mutluluk gibi temel duyguların tanınması ve doğru şekilde yaşanmasının desteklenmesinin, şiddetin bir iletişim dili olarak benimsenmesinin önüne geçebileceğini ifade etti. Bu kapsamda yapılandırılmış ve kurallı oyunların, çocuklara beklemeyi, duygularını kontrol etmeyi, empati kurmayı ve kazanma kadar kaybetmenin de doğal bir süreç olduğunu öğretmede önemli bir araç olduğunun altını çizdi. Eğitimcilerin de sınıf ortamında hoşgörüye dayalı sosyal becerileri kazandırmaya yönelik yapılandırılmış programlar uygulamasının önemine değinen Prof. Dr. Kanak, çocukları yakından tanımanın, onların duygularını anlamanın ve bu duygulara eğilmenin sosyal beceri kazandırmanın temel adımı olduğunu belirtti. Yardımlaşma, paylaşma, sağlıklı iletişim, teşekkür etme ve özür dileme gibi davranışların çocuklara kazandırılması gerektiğini ifade eden Kanak, tüm bunların temelinde merhametli olmayı öğretmenin yer aldığını vurguladı. Son dönemde sıkça tartışılan dijital medya ve çocuklarda şiddet eğilimi ilişkisine de değinen Prof. Dr. Kanak, yapılan araştırmaların şiddet içerikli dijital oyunların çocukların şiddete yönelmesinde etkili olabildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Ancak şiddetin tek kaynağının dijital araçlar olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Kanak, dijital araçların kontrollü kullanımının sağlanması, süre sınırlarının yanı sıra içeriklerin de denetlenmesinin ebeveynlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Bu noktada ebeveynlerin, çağın gereklerine uygun şekilde dijital ebeveynlik becerilerini geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Bursa Mudanya Çayönü Mahallesi’nde yağlık ay çiçek tohumu dağıtımı yapıldı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tarım Alanlarının Kullanımını Etkinleştirilmesi (TAKE) Proje çalışmaları sürerken, Bursa’da toplamda 369 üreticiye 9 bin 262 dekar alanda uygulanmak üzere 3 ton 720 kilogram ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen işlenmeyen veya işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun tarımsal üretim yöntemleri kullanılarak bitkisel üretimin arttırılmasına yönelik projeler Bursa’da uygulanmaya devam ediyor. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt’un verdiği bilgilerde, Proje Kapsamında Mudanya İlçesi Çayönü Mahallesinde gerçekleşen tohum dağıtım programına katılan Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, dağıtılan yağlık ayçiçek tohum çeşidinin ürün verimi olarak üstün bir çeşit olduğunu belirtti. Ayçiçek tohumunun yetiştirilme süreci hakkında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde bilgi alınabileceğini vurgulayan Sülün, dağıtılan tohumların tüm üreticilere ve ülkemize hayırlı olmasını temenni etti. 2026 yılında Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Müdürlüğümüzce teklif edilen projelerden Ayçiçeği Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi (Bakanlık Katkısı 1 milyon 593 bin TL) kabul edilmiştir. Bu yıl İlimizde yürütülecek olan Yağlık Ayçiçeği projemiz Kestel, Karacabey ve Mudanya İlçelerimizde gerçekleşecektir. Dağıtım törenine Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Mudanya İlçe Tarım Müdürü Ergün Karadağ, İlçe Emniyet Müdürü Serdar Makineci, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ercan Yavuz, AK Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak katılım gösterdiler.
Bursa Öğretmen ve öğrenciler çiçeklerle karşılandı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olayların ardından, Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden bir gurup öğrenci, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çiçeklerle karşıladı. Bursa Osmangazi Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarından sonra farkındalık oluşturmak adına anlamlı bir etkinliğe imza attı. Sabah okula gelen öğretmenlerini çiçeklerle ve pankartlarla karşıladı. Öğrenciler, ‘öğretmene silah değil, çiçek uzatılır’ ve ‘Vatanı korumak çocukları korumaktan başlar’ pankartlarıyla arkadaşlarını karışlayan öğrenciler, ayrıca tüm öğretmen ve öğrencilere karanfil dağıttı. Öğrencilerinin bu duyarlılığının kendilerini çok duygulandırdığını ifade eden Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mehmet Niyazi Köse, "Eğitimci olarak bizler on iki günde meslek hayatlarının en zor dönemini yaşadık. Bu süreç öğrencilerimiz için çok daha zordu. Ancak onlar kendi zorluklarını unutarak arkadaşlarına ve bizlere büyük bir sürpriz yaptı. Kendileri küçük de olsa kalplerinin ne kadar büyük olduğunu bize gösterdiler. Bizim tahayyül ettiğimiz Türk Gençliği işte tam olarak budur. Öğrencilerimiz kutluyor ve onların öğretmenleri olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.