EKONOMİ - 11 Kasım 2025 Salı 12:36

Bakan Işıkhan: "Asgari ücrette herkesin mutabık kaldığı bir tutarda uzlaşılacağını ümit ediyoruz"

A
A
A
Bakan Işıkhan: "Asgari ücrette herkesin mutabık kaldığı bir tutarda uzlaşılacağını ümit ediyoruz"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Bu sene Aralık ayında, 2026 yılında uygulanacak asgari ücreti belirlemek için komisyonumuz toplanacaktır. Herkesin mutabık kaldığı bir tutarda uzlaşılacağını ümit ediyoruz" dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin görüşmelerine başlandı. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un Başkanlık ettiği Komisyonda, Bakanlığa bağlı Mesleki Yeterlilik Kurumu Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nün (İŞKUR) 2026 bütçesi ve Sayıştay raporları da ele alındı.

"Kocaeli’de gerçekleşen patlamaya ilişkin sorumlu hesap vermesi noktasında ne gerekiyorsa yapıyoruz"

Komisyonda bir sunum gerçekleştiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Kocaeli Dilovası’nda bir parfüm fabrikasında gerçekleşen patlamaya ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Işıkhan, "Patlamanın hemen ardından Dilovası’na giderek incelemelerde bulundum. Baş müfettişlerimizi ve müfettişlerimizi görevlendirerek soruşturma başlattık. Bir yandan idari süreç diğer yandan adli süreç eş zamanlı olarak devam ediyor. Soruşturmanın selameti açısından İŞKUR ve SGK il müdürlerimizle birlikte toplam 7 personeli açığa aldık. Bizler de bu sürecin takipçisi olacağız. Soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi, sorumlu olanların tespit edilmesi ve hesap vermesi noktasında ne gerekiyorsa yapıyoruz" ifadelerine yer verdi.

"Deprem bölgesinde çalışan sigortalı sayısı 1 milyon 889 binden 2 milyon 4 bine çıktı"

Bakan Işıkhan, Kahramanmaraş merkezli depremlerle ilgili olarak, depremin hemen ardından bölgedeki işverenleri ve çalışanları koruyacak birçok tedbiri hayata geçirdiklerini hatırlatarak, "Bölgede bugüne kadar, toplam 40 milyara yakın harcama tutarıyla; kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği, TYP ve işsizlik ödeneği gibi programlarla çalışanlarımızın ve vatandaşlarımızın yanında olduk. Tüm bu çalışmalarımızın neticesinde; depremden en çok etkilenen 11 ilde toplam çalışan sigortalı sayısı, deprem öncesinde 2022 yılı Aralık ayı itibarıyla 1 milyon 889 bin iken, depremden sonra yarı yarıya düşmüş; son yayınlanan 2025 yılı Ağustos ayı verilerine göre sigortalı sayısı 2 milyon 4 bin olarak gerçekleşmiştir" açıklamasında bulundu.

"14. Çalışma Meclisi de ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemi ile yarın toplanacak"

Üretimi, istihdamı ve ihracatı artıran bir yaklaşımla çalışma hayatını güçlendirmeye devam ettiklerini kaydeden Işıkhan, Türkiye’nin ekonomik büyümesini sürdürülebilir kılmak, iş gücüne katılımı ve, istihdamı arttırmak ve işgücünün niteliklerini yükseltmek amacıyla hazırlanan ve 2025-2028 dönemini kapsayan Ulusal İstihdam Stratejisi’nin yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Işıkhan, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Sosyal diyaloğun etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla mevzuatta yer alan istişare mekanizmalarımızı işletiyoruz. Üçlü Danışma Kurulu’nu 9 Ekim 2025 tarihinde ‘Sendikal Örgütlenmenin Yaygınlaştırılması’ gündemi ile topladık. Kamuda sosyal diyaloğu arttırmak amacıyla, 30 Eylül 2025 tarihinde konfederasyonlar ve yetkili sendikalar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısını gerçekleştirdik. 14. Çalışma Meclisi de ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ gündemi ile yarın toplanacaktır. Çalışma hayatınndaki sosyal diyaloğun kurumsal, sistematik, kapsayıcı ve şeffaf biçimde işlemesinde önemli rolü olan tüm sendikaları destekliyor ve bu kapsamda sendikalaşma oranının arttırılmasına önem veriyoruz."

Sendikalaşma oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Işıkhan, 2013 yılında yüzde 9,21 seviyelerinde olan işçi sendikalaşma oranının, 2025 yılı itibarıyla yüzde 14,02 seviyelerine çıktığını vurguladı. Kamu görevlilerinde ise; 2002 yılında yüzde 47,94 olan bu oranın, 2025 yılında yüzde 76,88 seviyelerine çıktığını dile getirdi.

"Asgari ücrette herkesin mutabık kaldığı bir tutarda uzlaşılacağını ümit ediyoruz"

Işıkhan, Asgari ücrettin sene başında net 22 bin 104 liraya yükseltildiğini hatırlatarak, "Böylece 2002 yılında 184 lira olan asgari ücret, reel olarak yüzde 223 arttırmış olduk. Bu sene de Aralık ayında, 2026 yılında uygulanacak asgari ücreti belirlemek için komisyonumuz toplanacaktır. Herkesin mutabık kaldığı bir tutarda uzlaşılacağını ümit ediyoruz. 2016 yılında başlattığımız Asgari Ücret Desteğini, 2025 yılı için aylık bin liraya yükselttik. 2025 yılının ilk sekiz ayında 1,5 milyon iş yerine yaklaşık olarak 41,6 milyar lira asgari ücret desteği verdik" diye konuştu. Memur aylıklarına ilişkin konuşan Işıkhan, Aralık 2002 ile Temmuz 2025 dönemine ise en düşük memur maaşındaki reel artışın yüzde 264’e ulaştığının altını çizerek, "2026 ve 2027 yıllarını kapsayan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararına göre, kamu görevlilerimiz ve emeklilerimize; 2026 yılında yüzde 11 + 7 oranında ve 2027 yılında yüzde 5 + 4 oranında zam yapılmış olup, enflasyon farkı olması halinde aradaki fark da ilave edilecektir. Ayrıca 2026 yılı, birinci dönem için kamu görevlilerinin taban aylıkları, uzun bir süreden sonra emekli aylıklarını etkileyecek şekilde 1.bin lira arttırılmıştır" dedi.

Bakan Işıkhan:

"Hedefimiz iş yerlerinde ‘Sıfır Kaza Kültürü’nü yerleştirmektir"

Işıkhan, Bakanlığının temel önceliklerinden birinin, iş sağlığı ile güvenliğini en yüksek standartlara taşımak olduğunu söyleyerek, "Bizler, ‘sürekli iyileştirme’ ve ‘etkin denetim’ anlayışını temel ilke olarak benimsemekteyiz. Dolayısıyla hedefimiz yalnızca kazaları önlemek değil, aynı zamanda tüm iş yerlerinde ‘Sıfır Kaza Kültürü’nü yerleştirmektir" şeklinde konuştu.

"Eksik işçilik alacaklarına ilişkin yaklaşık 954 milyon liranın işçilere ödenmesini sağladık"

Işıkhan, Bakanlık merkez teşkilatında görevli 889 İş Müfettişi ile uygulanan rehberlik temelli denetim yaklaşımı sayesinde, iş yerlerinde belirlenen uygunsuzlukların yaklaşık yüzde 90’ının, teftiş süresi içerisinde düzeltildiğinin altını çizerek, "2025 yılı Ekim ayı itibariyle 9 bin 921 iş yerinde rehberlik temeli yaklaşımla rehberlik ve teftiş faaliyetlerini yürüttük. Bu kapsamda 1 milyon 207 bin 422 çalışana ulaştık. Yapılan teftişlerde eksik işçilik alacaklarına ilişkin yaklaşık 954 milyon liranın işçilere ödenmesini vergi ve sigorta primi adı altında da kamuya yaklaşık 540 liranın aktarılmasını sağladık. Mevzuata aykırılığı devam eden iş yerlerine, 1,1 milyar lira idari para cezası uyguladık" bilgilerini paylaştı.

"Üç yıllık süreçte, istihdamı yıllık ortalama 600 bin kişi artırmayı hedefliyoruz"

Türkiye’ni geleceğini şekillendirecek istihdam hamlelerini ekonomi yönetimi ile tam bir koordinasyon içerisinde gerçekleştirdiklerini işaret eden Işıkhan, "Orta Vadeli Programımız (OVP) ile Ulusal İstihdam Stratejimiz (UİS) kapsamındaki çalışmalarımızla; 2024 yılında istihdamda ve iş gücüne katılımda görülen artış eğilimi 2025 yılında da devam etmiş olup; uygulamış olduğumuz kararlı politikalar sayesinde istihdamımız 2025 yılı Eylül ayında tarihin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Eylül ayı itibarıyla son bir yılda; İş gücümüz 35,6 milyon, istihdamımız 32,5 milyon, işsiz sayımız 3,1 milyon ve işsizlik oranımız yüzde 8,6 olmuştur. Bu oran, OVP hedeflerimiz ile uyumlu bir şekilde son 29 aydır tek hanelerde seyretmektedir. Önümüzdeki üç yıllık süreçte, istihdamı yıllık ortalama 600 bin kişi artırmayı ve iş gücüne katılım oranlarında öngörülen artışa rağmen işsizlik oranını tek haneli seviyelere kalıcı olarak düşürmeyi hedefliyoruz" bilgilendirmesinde bulundu.

"Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi Olanların İstihdamını Teşvik eden uygulamamıza devam ediyoruz"

Işıkhan, TÜİK verilerine göre 15-24 yaş aralığındaki genç işsizlik oranının, son 6 yılda 11 puan azalarak Eylül ayı itibarıyla yüzde 14,9’a gerilediği bilgisini paylaşan Işıkhan, "İŞKUR tarafından 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde, 1 milyon 286 bin 822 kişinin özel sektörde istihdamına aracılık edilmiştir. Kamu ve özel sektörde 2002 ile 2025 Ekim döneminde toplamda 16,3 milyon işe yerleştirme yapılmıştır. Aynı tarihlerde 5,5 milyon kadının, 558 bin engellinin ve yaklaşık 5,5 milyon gencin işe yerleşmesine aracılık edilmiştir. Yine aynı dönemde yaklaşık 1,9 milyon kişi mesleki eğitim kurslarına katılmış ve işbaşı eğitim programlarından da 2,6 milyon kişi faydalanmıştır. İstihdam artışını sağlamak amacıyla Kadın, Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi Olanların İstihdamını Teşvik eden uygulamamıza devam ediyoruz" açıklamasında bulundu.

"SGK gelirlerinin SGK giderlerini karşılama oranının, yılı sonu yüzde 95,3 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir"

Sosyal güvenlik sisteminin, sosyal devlet ilkesine uygun olarak; daha kapsayıcı, sürekli gelişen ve vatandaşlara daha kaliteli ve etkin hizmet sunan yapıda olması için çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Işıkhan, sözlerine şu şekilde devam etti:

"2002 yılında, yüzde 71,5 olan SGK gelirlerinin SGK giderlerini karşılama oranının, 2025 yılı sonu itibariyle yüzde 95,3 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir. Diğer yandan, 2002 yılında yüzde 60,9 olan prim gelirlerinin emekli aylıklarını ve sağlık giderlerini karşılama oranının; 2025 yılı sonunda yüzde 75,1 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. 2002 yılında SGK açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı ise, yüzde 2,2 seviyesinde iken, 2025 yılsonunda yüzde 0,42 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Uyguladığımız prim teşviki, destek ve indirimlerle 1 Ocak 2023 ile 31 Ağustos 2025 tarihleri arasında; 2 milyon iş yerine yaklaşık 13 milyon 228 bin sigortalıdan dolayı 853 milyar lira destek sağladık. 2002 yılında aktif sigortalı sayısı 12 milyon iken, 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla yüzde 115 artışla yaklaşık 26 milyona ulaşmıştır."

"Kayıt dışı istihdam ikinci çeyrek verilerine göre yüzde 25,9 olarak gerçekleşmiştir"

Işıkhan, kayıt dışı istihdama ilişkin de bilgilendirmelerde bulunarak, "2002 yılında yüzde 52 olan kayıt dışı istihdam oranı yıllar itibariyle düşüş eğilimine girmiş ve 2025 yılı ikinci çeyrek verilerine göre yüzde 25,9 olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılı içerisinde kayıt dışı istihdamın azaltılmasına yönelik olarak yoğun denetim faaliyetleri yürütülmüş, yılın ilk dokuz ayında kayıt dışı işçi çalıştıran iş yerlerine 2,3 milyar lira idari para cezası uygulanmıştır" diye koştu. En düşük emekli aylıklarının 2025 yılı Ocak ayında 14 bin 469 liraya ve Temmuz ayında ise 16 bin 881 liraya yükseltildiğini söyleyen Işıkhan, 2002 yılından bu yana en düşük emekli aylıklarında, bayram ikramiyeleriyle birlikte reel olarak yüzde 70 ile yüzde 630 oranında artış sağlandığını dile getirdi. Işıkhan, sosyal güvenlik kapsamının yüzde 99 seviyesine ulaştığını hatırlatarak, Temmuz ayı itibarıyla 5,7 milyon kişinin GSS priminin karşılandığını ve 2025 yılı sonunda toplam ödemenin 128,7 milyar lira olmasının öngörüldüğünü açıkladı.

Geri ödeme kapsamına alınan ilaçlara ilişkin konuşan Işıkhan, "2025 yılı içerisinde 353 adet ilaç geri ödeme kapsamına alınmış olup, bunun 50 adedi kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardır. 18 yaş altındaki Tip 1 Diyabet hastası evlatlarımız için sürekli cilt altı glukoz izlem cihazlarını Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla geri ödeme kapsamına aldık. Sağlık hizmetleri basamaklarının doğru ve verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla teşvik mekanizmalarını geliştireceğiz" dedi.

Bakanlığının 2026 yılı toplam bütçe teklifinin 447 milyar 903 milyon 261 bin lira olduğunu söyleyen Işıkhan, bütçeye ilişkin şu ifadelere yer verdi:

"Bakanlık merkez ve yurtdışı teşkilatı harcamaları için 5 milyar 772 milyon 98 bin lira bütçe teklif edilmiştir. Bütçemizden; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 305 milyar 35 milyon 369 bin lira; Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne 137 milyar 95 milyon 794 bin lira olmak üzere, 2026 yılında toplam 442 milyar 131 milyon 163 bin lira kaynak aktarılması öngörülmektedir. Merkezi yönetim bütçesi içerisinde yer alan ve Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanlığının bütçe büyüklüğü ise; Gider Bütçesi 280 milyon 439 bin lira, Gelir Bütçesi 278 milyon 439 bin lira Net Finansman 2 milyon liradır" şeklinde konuştu.

"Terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte, iş ve yatırım fırsatları artacak"

Terörsüz Türkiye sürecinin istihdam ve yatırım fırsatları üzerindeki etkisine de değinen Işıkhan, "Terörün uzun yıllar, ülkemize çok büyük sosyal ve ekonomik maliyetleri olmuştur. Terörsüz Türkiye hedefine emin adımlarla ilerlerken, ülkemizin birliği, beraberliği, kardeşliği de güçlenecektir. Bununla birlikte, iş ve yatırım fırsatları artacak, ülkemizin ekonomisine büyük katkılar sağlanacaktır" dedi. Komisyon görüşmeleri Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.

Kemal Diri - İbrahim Berat Yılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Federasyon temsilcileri öğrenciler ile buluştu Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde bulunan Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde federasyon temsilcileri, sporcular ve öğrenciler bir araya geldi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde ‘Spor Zirvesi’ gerçekleştirildi. Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, Federasyon Eğitim Kurulu Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Emrah Özdemir ve Sporcu-YouTuber Göktuğ Alaf’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda; spor yönetimi, organizasyon süreçleri ve kariyer planlaması gibi konular ele alındı. Öğretim Görevlisi Yavuz Yıldırım’ın açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte, sporun bireysel ve toplumsal gelişime katkıları üzerinde duruldu. Gençlerin spor alanındaki üretkenliğinin ve bilinçli katılımının önemine dikkat çeken Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, "Gençlerin spor alanındaki üretkenliği ve bilinçli katılımı büyük önem taşıyor. Sporun sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda toplumsal bir gelişim aracı olduğunu unutmamalıyız. Federasyon olarak bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. "Spor disiplin ve azim kazandırır" Sporun karakter gelişimi üzerindeki etkilerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Emrah Özdemir, konuşmasında "Spor, bireylere disiplin, azim ve takım ruhu kazandırmada en etkili yollardan biridir. Bu değerler, sadece spor sahalarında değil, hayatın her alanında başarıyı getiren temel taşlardır. Gençlerimizin bu disiplini kariyer yolculuklarına yansıtmaları gerekiyor" diye konuştu.
Muğla Zirai dondan zarar gören üreticilere fidan desteği Muğla Büyükşehir Belediyesi, Köyceğiz’de geçtiğimiz yıl yaşanan şiddetli don nedeniyle ağaçları zarar gören üreticilere destek olmak amacıyla fidan dağıtımı gerçekleştirdi. Çalışma kapsamında üreticilere bin 500 adet narenciye fidanı desteği sağlandı. Geçen yıl mart ayında etkili olan soğuk hava dalgası nedeniyle bölgede birçok üreticinin ağaçları zarar görmüş, tarımsal üretimde kayıplar yaşanmıştı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla daha önce bitki besleme desteği ile zirai ilaç desteğinde bulunmuş ve Akdeniz sineği ile mücadele kapsamında kapan dağıtımı gerçekleştirmişti. Son olarak yapılan fidan desteği ile üreticilerin yeniden üretime kazandırılması hedefleniyor. Köyceğiz Zaferler Mahallesi Muhtarı Sedat Ayhan, 2025 yılında yaşanan don olayının ürünlerde büyük hasara yol açtığını belirterek, "2025 yılında büyük don oldu. Dondan kısım kısım büyük hasarlar oldu. Bu hasarları kapatmak için çok değerli kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a buradan sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. İlk anda zirai ilaç dağıttı. Yazın Akdeniz sineği için kapanlar dağıttı. Şimdi de eksikleri kapatmak için bize fidan gönderdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum" dedi. Köyceğiz Döğüşbelen Mahallesi Muhtarı Selçuk Gökpınar ise geçen yıl mart ayında yaşanan soğuk hava akımının üreticileri mağdur ettiğini ifade ederek, "Geçen sene Mart ayında yaşanan soğuk hava akımından dolayı meydana gelen ağaçlarda kurumadan dolayı üreticimiz mağdur olmuştu. Bu mağduriyetin giderilmesinde faydası olan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a, Tarımsal Daire Başkanlığına, bu fidanların dağıtımında yardımcı olan emekçi kardeşlerimize teşekkür ederiz. Üreticilerimiz adına ve köyüm adına" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, tarımsal üretimin Muğla için stratejik öneme sahip olduğunu ve üreticilere destek olmaya devam edeceklerini, geçen yıl yaşanan zirai don olayında üreticilerin mağduriyetini en aza indirmek için hızlı şekilde harekete geçtiklerini ve bitki besleme, zirai ilaç ve kapan desteklerinin ardından bugün fidan dağıtımıyla çiftçilerin yeniden üretime devam etmelerini sağladıklarını açıkladı.
Antalya ALKÜ’de PDRM kuruldu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) bünyesinde faaliyet gösterecek Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi 11 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen kuruldu. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) her geçen gün gelişmeye devam ederken yeni merkez ve birimlerin açılması sürüyor. 22 araştırma merkezi olan ALKÜ’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (ALKÜ-PDRM) kuruldu. ALKÜ bünyesinde kurulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne (ALKÜ-PDRM) ilişkin yönetmelik, 11 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yönetmelik kapsamında kurulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversite öğrencilerinin eğitsel, mesleki ve kişisel-sosyal gelişimlerini desteklemeyi, karşılaştıkları sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirmeyi ve psikolojik iyi oluşlarını artırmaya yönelik çalışmalar yürütmeyi hedefliyor. Merkez aynı zamanda öğrencilerin sosyal, duygusal yönden sağlıklı gelişimlerini destekleyen programlar geliştirmeyi amaçlıyor. Öğrenciler için çalışmalara imza atılacak Merkez, öğrencilerin öğrenim süreçlerinde karşılaşabilecekleri sorunlara yönelik önleyici ve gelişimsel psikolojik danışma hizmetleri sunmanın yanı sıra bireysel ve grupla danışma, psiko-eğitsel programlar ve rehberlik faaliyetleri gerçekleştirecek. Ayrıca kriz, travma ve acil durumlarda psikolojik destek sağlanması, riskli davranışlara karşı önleyici programların geliştirilmesi ve üniversiteye yeni başlayan öğrenciler için uyum ve oryantasyon çalışmalarının yürütülmesi de merkezin faaliyetleri arasında yer alacak. Yönetmelik doğrultusunda merkez; bilimsel araştırmalar yürütmek, ihtiyaç analizleri yapmak, akademik ve idari birimlere danışmanlık hizmeti sunmak ve psikolojik danışma alanında eğitim faaliyetleri düzenlemek gibi akademik çalışmalar da gerçekleştirecek. Bunun yanında üniversitenin toplumsal katkı misyonu çerçevesinde toplumun ruh sağlığını destekleyen seminerler, eğitimler ve sosyal sorumluluk projeleri de hayata geçirilecek. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle birlikte ALKÜ, öğrencilerin psikolojik iyi oluşunu destekleyen hizmetleri kurumsal bir çatı altında güçlendirirken; aynı zamanda bilimsel araştırma, eğitim ve toplumsal katkı alanlarında da önemli bir adım atmış oldu. Rektör Türkdoğan: "ALKÜ büyümesine devam edecek" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan yaptığı açıklamada, "Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezinin (ALKÜ-PDRM) kurulmasıyla birlikte üniversitemizin çalışma alanı daha genişlemiş olacak. Öğrencilerimizin akademik başarılarının yanında psikolojik iyi oluşlarının da son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bu merkez sayesinde öğrencilerimizin eğitsel, mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleyecek önemli çalışmalar hayata geçirilecek" dedi. ALKÜ’nün her geçen gün büyüyen ve gelişen bir üniversite olduğunu vurgulayan Türkdoğan, merkezin aynı zamanda bilimsel araştırmaların yürütülmesine, akademik çalışmaların geliştirilmesine ve toplumsal katkı faaliyetlerinin artırılmasına da önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Ankara Bakan Tekin: "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ile ilgili yayınladığı mesajda, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığa ait ’MEB Şura Salonu’nda Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ve Ankara Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından düzenlenen ’Korkma Gençliğin Ruhu Burada’ isimli İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı’na katıldı. Açılış konuşması öncesi çeşitli gösteriler düzenlendi ve günün anlamına ithafen videolar izletildi. Programda konuşan Bakan Tekin, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetişmesinin önemine dikkat çekerek, Mehmet Akif Ersoy’un ortaya koyduğu mücadelenin ve İstiklal Marşı’nın taşıdığı ruhun yeni nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bakan Tekin ayrıca, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele’de gösterdiği emeğin çok büyük bir sorumluluk gerektirdiğini de ifade etti. "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" İstiklal Marşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nda türlü zorluklarla kaleme alındığını ve Türk milletinin sarsılmaz duruşunu ele aldığını belirten Bakan Tekin, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir. O gün kabul edilen İstiklal Marşımız, ateş hattında kaleme alınmış bir şiir olarak doğmuş; kısa sürede bu tanımın çok ötesinde bir anlam kazanmıştır. Öyle ki İstiklal Marşı, milletimizin en zor şartlarda dahi varlığını hangi değerler üzerine kuracağını, kendini nasıl tanımladığını ve geleceğe hangi sarsılmaz inançla yürüyeceğini ortaya koyan güçlü bir irade beyanıdır. Bu yönüyle kolektif hafızamızın, milletimizin iradesinin ve bağımsızlığımızın timsali olarak yaşamaya devam etmektedir. Milletler; tarihlerini yaşadıkları hadiselerle beraber, o kritik hadiselerin ortasında kendileri hakkında söyledikleri edebi metinlerle tarihe nakşederler. İstiklal Marşı işte böyle esaslı ve kurucu bir manzumedir. Umudun daraldığı, belirsizliğin kol gezdiği bir vasatta kaleme alınmış, istikamet gösteren derin bir metindir. Korkunun değil cesaretin, tavizin değil kararlılığın; teslimiyetin değil iradenin, tereddütün değil imanın en gür sesidir" diye konuştu. "Duruş sahibi bir Müslümandır Akif" Mehmet Akif Ersoy’un, Türk milletinin karakterini ve güçlü iradesini zorlu şartlar altında ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Bu yönüyle milletimizin karakterini, sarsılmaz iradesini, ahlaki derinliğini ve nihayetinde dünyaya sunduğu medeniyet iddiasını kayıt altına almış bir metindir. Zaman değişir, şartlar değişir; fakat insanın temel sınavları asla değişmez, değişmemelidir. İstiklal Marşı’nın kalıcı bir tesire sahip oluşu, bu hakikatten beslenmiş olmasındandır. Bu noktada Akif’i doğru bir zaviyeden idrak etmek ve değerlendirmek durumundayız. Kuşkusuz Akif, büyük bir şairdir. Fakat onu anarken hatırlamamız gereken başka vasıfları da olan bir sanatkardır. Öncelikle bilgisinin ve aldığı aksiyonun bedelini kanıyla ve canıyla ödemeye hazır idealist bir düşünce adamıdır Akif. Duruş sahibi bir Müslümandır Akif. Kur’an tefsiri yapacak çapta din alimidir Akif. Evet, Müslüman bir düşünür ve sanatkar; yaşadığı çağın meselelerini ciddiye alır, kolay cevaplarla yetinmez ve olup biteni sorgulayan bir dikkatle değerlendirir. O, bu yönleriyle vefatının üzerinden geçen 90 yıl sonra da bizler için hala bir rol modeldir" şeklinde konuştu. "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir" Mehmet Akif Ersoy’u anlamanın büyük bir sorumluluk getirdiğini ve Akif’in Milli Mücadele’nin en belirgin insanlarından birisi olduğunu dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir. Hayatı, yazdıklarıyla tam bir uyum içinde şekillenir. İmkan karşısında müstağni, güç karşısında mesafeli, değerleri söz konusu olduğunda ise tavizsiz bir şahsiyet sergilemiştir. Onu müstesna kılan, mısralarındaki ahenk kadar hayatındaki bu eğilmez vakardır. Mehmet Akif’i anlamak, estetik bir metni çözümlemekten ibaret görülemez. Asıl mesele; söz ile hayat, bilgi ile eylem arasındaki o kopmaz bağı fark edebilmektir. O, Milli Mücadele boyunca da şu soruları sorar: ’Zor zamanlarda insan nasıl bir duruş sergilemelidir? Bağımsızlık ne anlama gelir? Bir toplum kendi onurunu hangi değerlerle koruyabilir?’ Mehmet Akif bu soruların cevabını aramış; bağımsızlığı sınırların korunmasından ibaret bir mesele olarak görmemiştir. İstiklal, onun nazarında her şeyden önce insanın kendi onurunu muhafaza edebilme davasıdır. İstiklal Marşı da işte böyle bir zihnin, böyle bir ahlaki arayışın mahsulüdür." ’Korkma! Gençliğin Ruhu Burada’ teması kapsamında gerçekleştirilen öğretmenler arası beste yarışmasında ilk üç dereceye giren eseri sahnede yer aldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.