POLİTİKA - 18 Şubat 2026 Çarşamba 14:04

Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 69,4’e yükseldi"

A
A
A
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 69,4’e yükseldi"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükseldi" dedi.


Sağlık Bakanı Kemal Memioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlıkta memnuniyet oranının yükseldiğini belirterek, "Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükseldi. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde ise yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaştık. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nda ’Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ hedeflerimizle milletimize daha güçlü, daha erişilebilir ve daha kaliteli sağlık hizmetleri sunmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Dijital bağımlılık, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "2024 yılındaki Aile Kurumu Çalıştayımızın kapanış bildirgesinde kamuoyuna sunduğumuz üzere dijital bağımlılık artık yalnızca bireysel bir sorun değil, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, ‘Dijital Köleliğe Geçit Yok’ pilot projesi ve aile kurumunu koruma amaçlı faaliyetlere dair açıklama yaptı. Yurdakul, aileyi korumanın devletin ve milletin bekasını korumak olduğunu belirterek, "Bu çerçevede MHP olarak, Türk milletine hizmet etme gayesiyle 14-15 Eylül 2024 tarihinde Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin himayelerinde ‘Güçlü Türk Aile Yapısı, Sağlıklı Toplum ve Lider Ülke Türkiye’ parolasıyla gerçekleştirdiğimiz Aile Kurumu 2024 Çalıştayımızda aile kurumunu tehdit eden unsurları akademik ve politik çerçevede değerlendirmiştik. Aile Kurumu Çalıştayı sürecinde küresel tehditlerden demografik dönüşüme, bireyselleşmeden kültürel erozyona kadar pek çok başlık masaya yatırılmış, ‘Dijital Bağımlılık, Madde Bağımlılığı ve Aile’ başlığı ile aile yapısını doğrudan hedef alan en acil risk alanlarından biri olarak tespit edilmiştir. Dijital bağımlılığın çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını bozduğu, aile içi iletişimi zayıflattığı, eğitim, sosyal gelişim ve değer aktarımını sekteye uğrattığı bilimsel olarak ortaya konulmuştur" ifadelerini kullandı. "Dijital bağımlılık, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir" Teknolojinin insanı yalnızlaştıran ve aileyi zayıflatan bir araca dönüştüğünü aktaran Yurdakul, "2024 yılındaki Aile Kurumu Çalıştayımızın kapanış bildirgesinde kamuoyuna sunduğumuz üzere dijital bağımlılık artık yalnızca bireysel bir sorun değil, milli güvenlik ve beka boyutu olan bir toplumsal meseledir. Bu tehdide karşı koruyucu ve önleyici politikalar, aile temelli rehberlik mekanizmaları, anne-baba dijital okuryazarlığı ve toplumsal farkındalık çalışmaları hayata geçirilmek zorundadır" açıklamasında bulundu. "Pilot projenin ilk ayağına başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinden başlıyoruz" Akademisyenler ve uzmanlarla yürüttükleri çalışmalar neticesinde ulaştıkları bilgi ve tecrübeleri Türk milleti ile paylaşmak ve MHP’nin ailelerin yanında olduğunu göstermek üzere yola çıktıklarını anlatan Yurdakul, şu ifadeleri kullandı: "Bu çerçevede pilot projenin ilk ayağına başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinden başlıyoruz. 21 Şubat 2026 Cumartesi günü Ankara Sincan’da gerçekleştirilecek olan ve ailelerimizin katılacağı ‘Dijital Köleliğe Geçit Yok’ başlıklı programda dijital bağımlılık meselesi, aile kurumu merkezli bir perspektifle ele alınacaktır. Programın bilimsel altyapısı, akademisyenler ve uzmanların görüşleriyle birlikte MHP Aile, Kadın ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı Birimi tarafından oluşturulmuştur. Etkinlik MHP Ankara İl Başkanlığı, İl ve Sincan İlçe MHP Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikalarından Sorumlu (KAÇEP) teşkilatlarımızın organizasyonunda icra edilecektir. Bu etkinlik Türk siyasetinde dijital bağımlılığı doğrudan aileler düzeyinde ve ailelerle birlikte ele alan ilk siyasi mücadele programı olma özelliği taşımaktadır." Programın içeriğine ilişkin bilgi veren Yurdakul, "MHP Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikalarından Sorumlu (KAÇEP) İl ve İlçe teşkilatımızın ev sahipliğinde yapılacak olan ve ailelerin ağırlanacağı çok etkileşimli programda dijital bağımlılığın çocuklar ve gençler üzerindeki psikolojik, sosyal ve kültürel etkileri, bilimsel veriler ışığında sağlıklı teknoloji kullanımı ilkeleri, ailenin koruyucu ve dengeleyici rolü, kadim değerler çerçevesinde aileyi merkeze alan koruma refleksi, MHP’nin ‘Teknoloji insana hizmet etmeli’ anlayışı doğrultusunda geliştirdiği çözüm önerileri kapsamlı biçimde ele alınacaktır" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarımızı ekrana teslim etmeyeceğiz" Söz konusu programın yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olmadığını ifade eden Yurdakul, şunları kaydetti: "MHP, dijitalleşmenin sunduğu fayda ve imkanları reddetmeden insanı, aileyi ve milli kültürü önceleyen bir yaklaşımı esas almaktadır. Bu doğrultuda söz konusu program, yalnızca bir bilgilendirme toplantısı değil, ailelerin sürece aktif katılımını hedefleyen, onlara bu mücadelede yeni teknik ve yöntemleri anlatan ve karşılıklı etkileşime dayalı bir toplumsal bilinç oluşturma adımıdır. Etkinliğin sonunda gerçekleştirilecek soru-cevap bölümünde ailelerin doğrudan sahadan getirdiği sorunlar değerlendirilecek; MHP’nin aile politikalarına yön veren bilimsel ve sosyal perspektifi kamuoyuyla ve bizzat katılımcı aileler ile paylaşılacaktır. MHP, Liderimiz ve Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin işaret ettiği gibi güçlü devletin temelinin güçlü aile olduğuna inanmaktadır ve bu çerçevede dijital çağın riskleri karşısında aileyi yalnız bırakmayan, sorumluluk alan ve çözüm üreten siyaset anlayışını her boyutta kararlılıkla sürdürecektir. Buradan açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki çocuklarımızı ekrana teslim etmeyeceğiz. Aile kurumunu dijital kuşatma karşısında yalnız bırakmayacağız. Türk milletinin değerlerini, dijital çağda da kararlılıkla koruyacağız. Başkentimiz Ankara’nın Sincan ilçesinde pilot olarak başlattığımız bu süreci önümüzdeki dönemde farklı şehirlerimize de taşıyacağız. Çünkü bu önemli konu milli bir meseledir. Tüm ailelerimizi bu bilinç ve sorumluluk çağrımıza ortak olmaya davet ediyoruz."
İstanbul Ekrem İmamoğlu ve diğer 3 şüpheliye yönelik hazırlanan casusluk iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na ve diğer 3 şüpheliye yönelik hazırlanan ‘siyasal casusluk’ iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kabul edilen iddianame kapsamında ilk duruşma 11 Mayıs 2026 tarihinde görülecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında 2019-2025 yılları arasında ‘siyasal casusluk’ yaptıkları iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame hazırlanmıştı. İddianamede Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Hazırlanan iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kabul edilen iddianame kapsamında 11 Mayıs 2026 tarihi ilk duruşma günü olarak belirlendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 112 Acil Çağrı Merkezi’nce yönlendirilen Ü.D.A. isimli şahsın üvey babası olan şüpheli Hüseyin Gün hakkında ihbarda bulunduğu, ihbarda Gün’ün İsrail, İngiltere ve Amerika lehine ajanlık faaliyetlerinde bulunduğunu, görüşmelerini gizliliğe riayet etmek amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği belirtildi. İddianamede, Gün’ün farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiğini, Türkiye’de gerçekleştirilen seçimlerde hükümet aleyhine propaganda gerçekleştirmeleri için şahıs/şahısların finanse edilmesinde aktif rol aldığını söylediği ve bu şekilde soruşturma işlemlerine başlandığı kaydedildi. Şüpheli Hüseyin Gün’e ait dijital materyaller, İngilizce el yazılı dokümanlar ile HTS ve MASAK incelemeleri sonucunda, sivil şahısların ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ile silahlara ait fotoğraflara ve askeri ya da siyasi alanda faaliyet gösterdiği değerlendiren İsrail vatandaşlarına ait pasaport fotoğraflarına rastlanıldığının aktarıldı. İddianamede, şüpheli Gün’ün FETÖ/PDY ve PKK/KCK silahlı terör örgütleri kapsamında adli işlem tesis edilen şahıslar ile iletişim irtibatının bulunduğu, farklı ülke konsolosluk görevlileri ile çok sayıda iletişim irtibatının bulunduğu, herhangi bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen yüklü miktarda yurtiçi ve yurtdışı para transferlerinin bulunduğu belirtildi. El yazısı defter ve belgelerin incelenmesinde ise farklı ülkelerde gerçekleşen darbe girişimi, iç karışıklık olayları ile alakalı hususlardan bahsedildiği iddianamede, Türkiye genelinde görüşmüş olduğu şahıs veya kurumları günlük olarak not aldığı, İngiltere lehine faaliyet gösterdiği değerlendirilen istihbarat elemanlarına ya da İngiltere’de siyasi faaliyetlerde bulunan şahıslara Türkiye geneli konularda bilgi aktarımında bulunduğu kaydedildi. İddianamede, Suriye’de meydana gelen savaş ile alakalı muhalif grupların siyasi ve maddi olarak desteklenmeleri gerektiği yönünde içeriklerin bulunduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst yönetim kadrosunda bulunan şahıs ile yüz yüze görüşme gerçekleştirerek bu kişiden öneriler aldığına dair notların bulunduğu ifade edildi. Şüpheli Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığının aktarıldığı iddianamede, verilerin temininin dolaylı olarak şüpheli Necati Özkan tarafından sağlandığı, Özkan’ın Osint (açık kaynak istihbaratı) isimli internet aleminin yer altı olarak nitelendirilen dijital ortama başta İBB’nin internet adresi olmak üzere, belediyeye ait çok sayıda mail adresinin ve şifresinin şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile aktarıldığı ve belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ve iç yazışmaları başta olmak üzere mail içeriklerindeki datalara erişildiği kaydedildi. Vatandaşların kişisel verileri üzerinden gayri-resmi gerçekleştirilen seçim propagandası sonucu Ekrem İmamoğlu’nun menfaat sağladığı kaydedildi. İddianamede, şüpheli Ekrem İmamoğlu imzası ile gönderilen yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişine tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği, bu hususun özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, istihbarat servisi elemanlarından elden edilen verilerin ise hiyerarşik silsile içerisinde Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu arasında aktarımının sağlandığı belirtildi. Ayrıca, geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan ‘İBB 2019 Veri Kopyalama’ sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Bar, Necati Özkan ve Hüseyin Gün isimli şahısların birlikte hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları, bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları ve vatandaşların kişisel verileri üzerinden gayri-resmi gerçekleştirilen seçim propagandası sonucu Ekrem İmamoğlu’nun menfaat sağladığı ifade edildi. WİCKR isimli kripto programın içeriğinde şüpheli İmamoğlu’ndan "Mayor" olarak bahsedildiğinin aktarıldığı iddianamede, bu hususun etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan şüpheli Hüseyin Gün tarafından da doğrulandığı, farklı bir soruşturmada tespiti yapıldığı üzere benzer bir data sızması durumunun İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan "İstanbul Senin" isimli programda da söz konusu olduğu ve aynı usulle veri sızdırıldığı, seçim süreci sonrası şüpheli Hüseyin Gün’ün şüpheli Ekrem İmamoğlu ile makam odasında çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu, İmamoğlu’nca hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirilerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı, siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bunun şüpheliler Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği kaydedildi. İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin ‘DarkWeb’ olarak bilinen ve internetin karanlık alemi olarak nitelendirilen platforma şüpheli Ekrem İmamoğlu talimatı ile şüpheli Necati Özkan tarafından yüklendiği, şüpheli Hüseyin Gün’e ait ve Aaron Barr isimli istihbarat çalışanının ortağı olduğu ‘PiiQ’ isimli firmanın temin etmesinin sağlandığı, Barr tarafından geliştirilen PQ isimli yazılım ile tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlandığı, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği vurgulandı. İddianamede ayrıca, şüpheli Merdan Yanardağ’ın İmamoğlu lehine algı çalışması yapılmasında basın ayağını oluşturduğu, Gün’den aldığı ve gizliliğe riayet edilmek şartıyla elden para verildiği belirtildi. İddianamede, TELE 1 kanalında gerçekleştirilen bir program içeriğinde de şüpheli Hüseyin Gün’ün yönlendirmesiyle sorular sorarak şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmaya çalıştığı, özellikle casusluk faaliyetlerinde basın ayağını oluşturan ve algı çalışmaları yaptığı öne sürülen TELE1 isimli televizyon kanalının suçta araç olarak kullanıldığı ifade edildi. Hazırlanan iddianamede şüpheliler Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.