POLİTİKA - 03 Aralık 2025 Çarşamba 12:50

Bakan Tunç: "Ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli bir hedef var"

A
A
A
Bakan Tunç: "Ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli bir hedef var"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Özellikle ‘Yargı Reformu Stratejisi’ kapsamında ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli bir hedef var. Bu hedefle ilgili yapılacak yasal düzenlemeler var ve 10’uncu yargı paketinde bunun bir kısmı yapılmıştır" dedi.


Adalet Bakanı Tunç, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesi gazetecilerin soruları üzerine çocukların suçtan korunması ve örgütsel faaliyetler kapsamında cezaların artırılması, Covid düzenlemesi ve süresiz nafaka gibi konular hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Tunç, milletvekilleri ile uzun süredir gerçekleştirilen ‘Yargı Reformu Stratejisi’ kapsamında ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli hedefleri olduğunu belirtti. Çocukları suçtan korumaya yönelik çalışmaları Mecliste milletvekilleriyle istişare edeceklerinin altını çizen Bakan Tunç, bu hedefle ilgili yapılacak yasal düzenlemelerin de 10’uncu yargı paketinde yer aldığını açıkladı. Tunç, süresiz nafaka konusunun ise gündemlerinde olmadığını ifade etti.



"Ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli bir hedef var"


Bakan Tunç, suça sürüklenen çocuklarla ilgili Mecliste kapsamlı bir çalışma yapılacağını ve bunun için Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğunu belirterek, "Milletvekillerimizle beraber uzun süredir bir çalışma gerçekleştirdik. Özellikle Yargı Reformu Stratejisi kapsamında ceza adaletinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli bir hedef var ve bu hedefle ilgili yapılacak yasal düzenlemeler var. 10’uncu yargı paketinde bunun bir kısmı yapılmıştır. 9’uncu yargı paketinde de yine önemli düzenlemeler yapıldı. Toplumsal huzura yönelik maddeler var. Bunlardan birisi çocukların korunması, çocukların suçtan korunması ile ilgili. Özellikle örgüt faaliyetleri kapsamında çocukların suçta kullanılması durumunda cezaların artırılmasına yönelik önemli bir düzenleme var. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili, gerek suç mağduru çocuklarla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılacak. Bunun için Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu konuda diğer düzenlemeler o komisyonun çalışmaları sonrasında gündeme gelecek. 18 yaş altı suç işleyen çocukların suçtan korunması ve bu noktadaki yaptırımlarla ilgili olarak düzenlemeler, araştırma komisyonunun çalışmalarından sonra gündeme gelecek. Ama bu pakette sadece örgüt faaliyeti kapsamında çocukların suçtan korunmasını engellemeye yönelik düzenlemeler var. Bunun dışında düğünlerde, nişanlarda, asker uğurlama gibi o mutlu günleri matem havasına dönüştüren tatsız olayları önleyebilmek için özellikle oralarda silah kullanımı durumunda ceza daha ağır hale geliyor. Bunun yanı sıra trafikte yol kesme konusu var. Trafikte yol kesme suçu ceza kanununda düzenleniyor. Araç kiralamalardan dolayı kiralık araçlardan kaynaklanan suç işleme durumları da söz konusu olacak" şeklinde konuştu.



"Covid düzenlemesi yanlış anlatılıyor"


Covid düzenlemesinin bir af olmadığını ve özellikle suç tarihi bakımından aynı durumda olan kişilerin aynı yaptırıma tabi tutulmasının talepler arasında olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, şunları kaydetti:


"2020 yılında yapılan düzenlemede Covid’de bazı suçlar istisna edilerek, denetimli serbestlik 1 yıldan 3 yıla çıkarılmıştı. 2020 sonrasından Temmuz 2023’e kadar 2 ayda bir Covid izni uzatılmıştı. Cezaevinde bulunanlar, cezaları kesinleşenler ama aynı tarihte suç işleyen ya da daha önce suç işleyip yargılaması devam edenler yararlanamamıştı. Dolayısıyla bunların yararlanmamasını, aynı durumdaki kişilerin aynı yaptırıma tabi olması ilkesi gereğince bir eşitlik sağlanması düşüncesiyle komisyona şu anda intikal eden bir kanun teklifi var. Tabii takdir milletvekillerinindir. Burada toplumdan gelen beklentiler, eleştiriler, milletvekillerimiz tarafından elbette ki dikkate alınacaktır ve en doğru düzenleme yapılacaktır. Burada önemli olan suçla mücadelede bir zafiyete uğranılmaması, herkesin yaptığının yanına kar kalmaması, ama bunu yaparken de bu durumu adaletten ayırmamak gerekir. Dolayısıyla eşitlik ilkesi de önemli. Tüm bunları milletvekillerimiz göz önünde bulundurarak bir düzenleme yapacaklar. Süresiz nafaka da şu an gündemde değil" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili basın mensuplarına "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" eğitimi verildi Denizli’de yerel basına yönelik düzenlenen eğitim programında konuşan Yavuz Selim Köşger, dijital çağda dezenformasyonun hızla yayıldığını belirterek, "Üretilen her içerik yalnızca şehri değil, ülkeyi de temsil ediyor" dedi. Denizli’de yerel basın mensuplarına yönelik "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek" konulu eğitim programı gerçekleştirildi. Denizli Valiliği ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programa basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Programa Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak ve İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun katıldı. Açılış konuşmalarıyla başlayan programda dijital haberciliğin dönüşümü, sosyal medya algoritmaları ve doğruluk ilkeleri ele alındı. Konuşmasında çağın "algı çağı" olduğuna dikkat çeken Vali Köşger, algının çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiğini vurguladı. Dijitalleşmenin tüm alanlarda köklü değişimlere yol açtığını belirten Köşger, özellikle medya sektörünün bu dönüşümden en çok etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Dezenformasyonun hızla yayılmasına dikkat çeken Köşger, "Doğru bilgi yerine yanlış ve yanıltıcı içerikler çok daha hızlı yayılıyor. Bu durumun oluşturduğu zararı telafi etmek ise çoğu zaman mümkün olmuyor" dedi. Yerel basının sorumluluğuna vurgu yapan Köşger, üretilen içeriklerin doğru, güvenilir ve teyitli olması gerektiğini belirterek, "Denizli’de yapılan bir haber dünyanın her yerinde görülebiliyor. Bu nedenle her içerik yalnızca şehrimizi değil, ülkemizi de temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Malcolm X’in sözlerine de yer veren Köşger, medyanın algı oluşturma gücüne dikkat çekti ve manipülatif içeriklere karşı hassasiyet çağrısında bulundu. Program kapsamında "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek (Gazetecilik 2.0)" başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Eğitimde dijital çağda doğru bilgi üretimi, algoritmaların etkisi ve etik habercilik ilkeleri üzerinde duruldu.
Ankara Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE Dışişleri Bakanlarından ortak ’Kudüs’ açıklaması Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail’in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."