POLİTİKA - 13 Mayıs 2025 Salı 16:11

Bakan Tunç: "Ceza infaz kurumlarımızda 957 öğretmen görev yaparken, 75 bin 219 hükümlü ve tutuklu da eğitim görüyor"

A
A
A
Bakan Tunç: "Ceza infaz kurumlarımızda 957 öğretmen görev yaparken, 75 bin 219 hükümlü ve tutuklu da eğitim görüyor"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ’Hükümlü ve Yükümlülerin İstihdamına Yönelik İş Birliği Protokolü’ töreninde "Eğitim-öğretim faaliyetinin sağlandığı ceza infaz kurumlarımızda, 957 öğretmen görev yaparken, 75 bin 219 hükümlü ve tutuklu da eğitim görüyor. Açılan kurslarımız sayesinde, 2024 yılında 3 bin 575 kişi, 2025 yılının ilk üç ayında 823 kişi okuma-yazma öğrenmiştir" dedi.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile birlikte, ’Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü İŞKUR Protokol Sözleşmesi İmza Töreni’ne katıldı. Ankara Dikmen Hakimevi’ndeki program ceza infaz kurumunda eğitimin önemine vurgu yapan video gösterimi ile başladı.



"Adalet, yalnızca geçmişi cezalandırmak değil, aynı zamanda geleceği de inşa etmektir"


Burada konuşan Adalet Bakan Tunç, modern ceza hukukunun yaklaşım amacının intikamı değil, ıslahı dışlamayı değil, topluma yeniden kazandırmayı esas aldığından bahsederek, "Suçlunun cezalandırılması elbette kamu düzeninin bir gereğidir. Ancak bu sürecin nihai amacı, kişilerin yeniden toplumsal yapının sağlıklı bir parçası haline gelmesini sağlamaktır. Çünkü adalet, yalnızca geçmişi cezalandırmak değil, aynı zamanda geleceği de inşa etmektir. Ceza infaz sistemi, hükümlülerin infaz sonrası hayata hazırlanması, değer üretmeye yönlendirilmesi ve sorumluluk bilinci kazanmasıyla başarıya ulaşmış olur. Bu yönüyle infaz sistemi ne kadar kapsayıcı, eğitici ve yönlendirici olursa, suçun tekrarının önlenmesi ve kalıcı bir toplumsal barışın tesisi de o kadar mümkün hale gelir. Ceza infaz kurumlarımız, bugün çağdaş ceza adaleti anlayışı doğrultusunda, bireyin topluma kazandırılmasına yönelik iyileştirme, üretim ve dönüşüm işlevlerini de üstlenen çok yönlü bir yapıya kavuşmuştur. Böylece, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması sağlanırken, ceza infaz kurumlarındaki insan kaynağı da üretime yönlendirilmekte, emek ve hizmet, ülke ekonomisine katkı sunan bir değere dönüşmektedir" dedi.



"Hükümlü ve yükümlüler için iş arama becerileri ve mülakat hazırlıkları konularında seminerler düzenlenecek"


Bugün imzalanan iş birliği protokolüyle, hükümlülerin tahliyelerine bir ay kala, İŞKUR iş ve meslek danışmanlarıyla bire bir görüşebileceklerinin altını çizen Bakan Tunç, "Ceza infaz kurumlarında ve denetimli serbestlik müdürlüklerinde danışmanlık hizmeti alabilecekler. Ayrıca hükümlü ve yükümlüler için iş arama becerileri ve mülakat hazırlıkları konularında seminerler düzenlenecek. Ceza infaz kurumlarımızda ve denetimli serbestlik müdürlüklerimizde sunulacak bu seminerler ve danışmanlık hizmetleri, bireylerin özgüvenini yeniden inşa edecek, onlara meslek dünyasının kapılarını aralayacaktır. Protokolde ayrıca kendi işini kurma arzusu taşıyan eski hükümlüler için hibe destekleri hakkında rehberlik sağlanması ve girişimcilik seminerlerinin düzenlenmesi de yer almaktadır. Böylece istihdam yoluyla yeniden topluma kazandırılan her birey, suça yeniden sürüklenme riskini azaltacak" ifadelerine yer verdi.


Türkiye genelinde 396 ceza ve infaz kurumunda toplam 372 işyurdu müdürlüğünde 200’den fazla iş kolunda, bin 700 atölye ve tesis bulunduğunu ifade eden Tunç şöyle konuştu:


"Bu tesislerde her yıl ortalama 60 bin hükümlü ve tutuklu çalışıyor. 54 İşyurdu Müdürlüğü’nde mobilya üretimi, 78 İşyurdu Müdürlüğü’nde tekstil ve konfeksiyon, 69 İşyurdu Müdürlüğü’nde metal işleri, 59 İşyurdu Müdürlüğü’nde el işi ürünleri, temizlik ve kozmetik ürünleri üretim yerleri var. 127 İşyurdu Müdürlüğü’nde gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri üretim merkezimiz var."


Ceza infaz kurumlarının, içinde insanın da inşa olduğu birer eğitim kurumu vazifesi olduğunu vurgulayan Tunç, "Her kademede eğitim-öğretim faaliyetinin sağlandığı ceza infaz kurumlarımızda, 957 öğretmen görev yaparken, 75 bin 219 hükümlü ve tutuklu da eğitim görüyor. Açılan kurslarımız sayesinde, 2024 yılında 3 bin 575 kişi, 2025 yılının ilk üç ayında 823 kişi okuma-yazma öğrenmiştir. 8 bin 473 tutuklu ve hükümlü üniversite eğitimi görmekte, 35 yüksek lisans öğrencisi ve 106 doktora öğrencisi yükseköğrenimlerine devam etmektedir" dedi.


Program, protokol imzalanmasının ardından fotoğraf çekimiyle sonlandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.