POLİTİKA - 22 Ocak 2026 Perşembe 13:13

Bakan Uraloğlu: "Türkiye tarafında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ projede merkez rol üstlenecek"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Türkiye tarafında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ projede merkez rol üstlenecek"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İngiltere ile yürütülecek Hidrojen Yakıtlı Tren Geliştirme Projesi’nde TÜRASAŞ’ın prototip üretim merkezi olarak merkez rol üstleneceğini belirterek, hidrojen yakıt hücreli trenlerin karbon salımını azaltmasının yanı sıra gürültü kirliliğini düşüren, daha konforlu ve çevreci bir seyahat imkânı sağladığını söyledi.


Hidrojen Yakıtlı Tren Geliştirme Projesi kapsamında İngiltere ile Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) arasında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda iş birliği protokolü imzalandı. İmzalar, TÜRASAŞ Genel Müdürü Selim Koçbay ve İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Jill Morris tarafından atıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaptığı açıklamada söz konusu iş birliğinin yalnızca demiryolu sektörü açısından değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir ulaşım hedefleri bakımından da önemli bir adım olduğunu vurguladı. Uraloğlu, hidrojen yakıt hücreli trenlerin karbon salımını azaltmasının yanı sıra gürültü kirliliğini düşüren, daha konforlu ve çevreci bir seyahat imkânı sağladığını kaydetti.



"Türkiye tarafında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ projede merkez rol üstlenecek"


Bakan Uraloğlu, projeye İngiltere’deki prestijli akademik kurumlar ve uzman kuruluşların katkı sağlayacağını belirterek, "Türkiye tarafında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ projede merkez rol üstlenecek. Yakıt hücresi ve sistem entegrasyonunda ilgili paydaşlarla birlikte kritik teknik alanlarda bilgi birikimi ve teknik destek süreci yürütülecek" dedi.


Projeyle birlikte hidrojen teknolojilerinde yeni bir döneme adım atıldığını vurgulayan Uraloğlu, "Hidrojen yakıtlı lokomotiflerin TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğümüzde üretilmesini planlıyoruz. Bu proje bir Ar-Ge niteliği taşımakta olup, tüm hakları TÜRASAŞ’a ait olacak" diye konuştu.



"Yerli mühendislik kabiliyetlerimizi bu proje sayesinde daha ileri taşıyacağız"


Türkiye’nin hidrojenli demiryolu araçları alanında kurumsal kapasitesinin güçlendirileceğini belirten Uraloğlu, "Protokol çerçevesinde tasarım, sistem mimarisi, güç elektroniği, enerji yönetimi ve emniyet gibi teknik alanlarda bilgi ve teknik destek sağlanacak. Yerli mühendislik kabiliyetlerimizi bu proje sayesinde daha da ileri taşıyacağız" ifadelerini kullandı.



"TÜRASAŞ’ı bu alanda bölgesel bir merkez haline getireceğiz"


Bakan Uraloğlu, projenin sadece üretim değil, aynı zamanda teknoloji transferi ve bilgi paylaşımı açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Amacımız hidrojen teknolojisinde sürdürülebilir bir kapasite oluşturmak ve uluslararası standartlarda rekabet edebilir yerli çözümler ortaya koymaktır. Bu yöndeki çalışmalarımızla TÜRASAŞ’ı bu alanda bölgesel bir merkez haline getireceğiz" diye konuştu.


Projenin uzun vadede çevre dostu ulaşım sistemlerine geçişte de belirleyici rol oynayacağını vurgulayan Uraloğlu, "Yeşil ulaşımı güçlendirecek bu yatırımı, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz" dedi.



Bakan Uraloğlu: "Türkiye tarafında prototip üretim merkezi olarak TÜRASAŞ projede merkez rol üstlenecek"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.