POLİTİKA - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 14:33

BBP Genel Başkanı Destici: "Türkiye kendi ilacını, aşısını önemli ölçüde üretebilen bir ülke konumuna gelecektir"

A
A
A
BBP Genel Başkanı Destici: "Türkiye kendi ilacını, aşısını önemli ölçüde üretebilen bir ülke konumuna gelecektir"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şu anda devletimiz, hükümet yerli ilaç üretimiyle ilgili birkaç merkez oluşturmuş durumda. Bunların bir kısmı üretime başlamış durumda, bir kısmının da inşaat ve altyapı hazırlıkları devam etmektedir" dedi.


BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde ülke ve dünya gündemine dair açıklamalarda bulundu. Destici, 7 Haziran’da Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir’de toplam 6 beldede yapılacak belediye seçimlerinde BBP’nin 5 bölgede Cumhur İttifakı adaylarını destekleyeceğini, Tokat’ın Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşçu beldesinde ise BBP’nin kendi adayı Ömer Geçit ile seçime katılacağını açıkladı. Destici, yağışlardan etkilenen ve sel afetini yaşayan başta Samsun olmak üzere illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.



"Dua edeceğiz ama diğer taraftan da tedbir almamız gerekiyor"


12 sene önce Manisa Soma’daki kömür madeninde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden 301 madenciyi de anan Destici, "Dua edeceğiz, niyaz edeceğiz ama diğer taraftan da tedbir almamız gerekiyor. Niye dünyada ya da OECD ülkeleri arasında hala maden kazalarında, iş kazalarında, kazalardaki ölümlerde can kayıplarında yukarılardayız? Buraları çözmemiz gerekiyor. Birtakım önlemler alındı mı, alındı. Maalesef bu iyileştirmeler ve önlemler acı facialar sonunda alınıyor. Testi kırılmadan önce tedbiri maalesef çok da alınmadı. Şimdi tabii geldiğimiz bu noktada bugün itibarıyla baktığımız zaman hala maden sahalarındaki çalışma şartlarında eksiklik var mı? Var. İşçi kardeşlerimizin hayatını tehlikeye atan olumsuzlukların bir kısmı hala devam ediyor mu? Devam ediyor. Ülke olarak daha ciddi olmamız lazım. İlgili bakanlıklarımızın ya da kurumlarımızın sorumluluklarının, mesuliyetlerinin gereğini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi lazım. Neticede can kaybından bahsediyoruz. Yüzde 10 bile risk olsa oraya ruhsat verilmemesi lazım. Çalışan bir madende bu risk tespit edildiği zaman hemen durdurulmalı ve eksiklikler giderildikten sonra tekrar çalıştırılmaya başlanmalıdır" şeklinde konuştu.



"Türkiye kendi ilacını, aşısını önemli ölçüde üretebilen bir ülke konumuna gelecektir"


Eczacıların 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutlayan Destici, "Şu anda Türkiye’de satılan ilaçların büyük bir kısmını maalesef dışarıdan ithal ediyoruz. Eğer pandemi biraz daha devam etseydi Türkiye’de pek çok ilaç bulunamayacak duruma gelecekti, ki bazı ilaçlarla ilgili bu sıkıntı yaşandı. O bize büyük bir ders oldu. Şu anda devletimiz, hükümet yerli ilaç üretimiyle ilgili birkaç merkez oluşturmuş durumda. Bunların bir kısmı üretime başlamış durumda, bir kısmının da inşaat ve altyapı hazırlıkları devam etmektedir. İnşallah bunlar önümüzdeki 3-5 sene içerisinde tamamlanacak ve Türkiye kendi ilacını, aşısını önemli ölçüde üretebilen bir ülke konumuna gelecektir. İşte bu ilaçları da vatandaşla buluşturan eczacılarımızdır" diye konuştu.



"Bugün köylerimizin çoğunda ekmek bile bakkaldan alınır hale geldi"


Aynı zamanda 14 Mayıs Çiftçiler Günü’nü tebrik eden Destici, "Bizim çiftçi kardeşlerimize çok iyi sahip çıkmamız lazım. Türkiye geçmiş yıllarda neden dışarıdan et ithal etmiyordu ya da süt ürünleri ithal etmiyordu? Bunlardan birincisi kırsalda yaşayan nüfus şehirde yaşayan nüfustan fazlaydı. Neredeyse bütün köyler, köylerdeki bütün evler adeta bir süt, et üretme tesisi gibiydi. Maalesef köyler boşaldı, nüfus yaşlandı. Bugün köylerimizin çoğunda ekmek bile bakkaldan alınır hale geldi. Şimdi bir geri dönüş projesi uygulanıyor ama maalesef istenilen yere ulaşılabilmiş değil. Şehir hayatı özendirildi. Şimdi geriye dönüşle ilgili projeler yapılıyor ama bu işin kolay olmadığını görüyoruz. Onun için biz öncelikle mevcut olanı yani mevcut çiftçilerimizi korumalıyız. Onların üretime devam etmesi noktasında büyük kolaylıklar sağlamalıyız. Destekler vermeliyiz, artırmalıyız" dedi.


Çay alım fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, Rize’de üreticilerin açıklanan fiyatı yetersiz bulduğunu savunarak, destekleme ödemelerinin yeniden verilmesi ve yaş çay fiyatının artırılması yönünde talepler bulunduğunu söyledi.


Özbekistan ziyaretine ilişkin konuşan Destici, Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticaret hacminin 3 milyar dolara çıktığını ancak yetersiz olduğunu belirterek, kardeş ülkelerle ticaretin artırılması gerektiğini vurguladı.



"Dilimize en çok saldırıların arttığı bir yılda Türk Dil Bayramımızı kutluyoruz"


Bugünün aynı zamanda Türk Dil Bayramı olduğunu hatırlatan Destici, "Kimliğimize, bayrağımıza, dilimize en çok saldırıların arttığı bir yılda Türk Dil Bayramımızı kutluyoruz. Ne zamandan beri kutluyoruz? 13 Mayıs 1277’den beri. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmi dil ilan ettiği günden beri kutluyoruz. Bugün de 749’uncu yılını kutluyoruz. Türk Dil Bayramı yalnızca bir dilin değil, Türk milletinin ruhunun, tarihinin ve vicdanının kutlandığı müstesna bir gündür. Bugün müstesna bir gündür ve hepimiz bunun idrakinde ve şuurunda olmalıyız. Dünya daha birçok dili tanımazken Türk milleti devletini, töresini, bağımsızlık ülküsünü ve millet sevgisini kendi diliyle abideleştirmiştir. Bu yönüyle Türkçe yalnızca konuşulan bir dil değil, aynı zamanda devlet kuran bir iradenin ve medeniyet inşa eden bir şuurun taşıyıcısıdır. Bugün her Türk evladına düşen görev atalarımızın taşlara emanet ettiği bu büyük dili aynı vakar, aynı bilinç ve aynı sadakatle geleceğe taşımak olmalıdır. Türkçemizi korumak, vatanımızı korumak kadar önemli bir vazifedir" açıklamasında bulundu.


Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’e ilişkin açıklamalarda bulunan Destici, Türkiye’nin herhangi bir bölgesinin farklı isimlerle anılmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını dile getirdi. Destici, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu ifade ederek, Türk bayrağı ve Türkçenin ortak değerler olduğunu söyledi.


CHP’ye yönelik değerlendirmelerde bulunan Destici, belediyelere ilişkin ortaya atılan yolsuzluk iddialarının hukuk içinde araştırılması gerektiğinin altını çizerek, masumiyet karinesine dikkat edilmesi gerektiğini ancak iddiaların da ciddi olduğunu kaydetti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor Uğur Okulları, Denizli Merkezefendi’deki yeni binasında hizmete başlıyor. Uğur Okulları Genel Müdürü Mustafa Çakır, modern eğitim altyapısı, güçlü akademik kadro, teknolojik donanımı ve öğrenci odaklı yaklaşımla Denizli’de eğitim hayatına önemli katkı sunmayı hedeflediklerini belirterek, yeni döneme yeni bir kampüsle girecek olmaktan mutlu olduklarını söyledi. Uğur Okulları, yeni eğitim-öğretim döneminde Denizli Merkezefendi’de açılacak yeni kampüsünde ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde hizmet verecek. Yeni dönemin hazırlıkları devam ederken, basın mensuplarıyla bir araya gelen Uğur Okulları Genel Müdürü Mustafa Çakır açıklamalarda bulundu. Denizli’de olmaktan çok mutlu olduğunu belirten Çakır, "Biz eğitimi yalnızca akademik bilgi aktarımı olarak görmüyoruz. Öğrencinin akademik gelişiminin yanında, sosyal, duygusal, fiziksel ve kültürel gelişimini de merkeze alan bütüncül bir eğitim anlayışını benimsiyoruz. Çünkü günümüz dünyasında yalnızca bilgi sahibi olmak yeterli değildir. Asıl önemli olan bilgiyi analiz edebilmek, yorumlayabilmek, problem çözümünde kullanabilmek ve yeni değerler üretebilmektir. Biz de eğitim modelimizi tam olarak bu anlayış üzerine inşa ettik. 21. yüzyıl becerilerini merkeze alan yaklaşımımız doğrultusunda öğrencilerimize analitik düşünme, eleştirel bakış açısı, problem çözme, iletişim, iş birliği ve dijital okuryazarlık gibi yetkinlikleri sistemli biçimde kazandırıyoruz. Aynı zamanda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu bütüncül eğitim yaklaşımını da son derece önemsiyoruz" dedi. Kişiye özel koç Çakır, eğitimde kullandıkları kişiselleştirilmiş eğitim modeline yaygın imkan sunan yapay zeka destekli dijital eğitim platformu Metodbox’a da vurgu yaptı. Çakır, "Metodbox sayesinde her öğrencimizin öğrenme sürecini bireysel olarak analiz ediyor, ihtiyaçlarına uygun içerikler, ölçme-değerlendirme uygulamaları ve kişiselleştirilmiş gelişim planları sunuyoruz. Sistem içerisinde yer alan ’Kişiye Özel Koç’ modeliyle özellikle sınav grubu öğrencilerimizin akademik gelişimlerini yakından takip ediyor, eksiklerini planlı ve sistematik şekilde tamamlamalarını sağlıyoruz" dedi. Yabancı dil ve çift diploma Öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerine büyük önem verdiklerini de ifade eden Çakır, "Yabancı dil artık bir ayrıcalık değil, küresel dünyanın vazgeçilmez bir gerekliliğidir. Uğur Okulları olarak öğrencilerimize erken yaşlardan itibaren güçlü bir yabancı dil altyapısı sunuyoruz. Yoğun İngilizce programlarımızın yanında öğrencilerimiz ilkokuldan itibaren ikinci yabancı dil olarak Almanca eğitimi de almaktadır. Dil eğitimini yalnızca gramer odaklı değil, iletişim kurabilen, düşünebilen, üretebilen ve dünyayı anlayabilen bireyler yetiştirme anlayışıyla ele alıyoruz. Uluslararası bakış açımızı güçlendiren çift diploma programımız sayesinde öğrencilerimiz, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı diplomalarının yanında 41 ülkede geçerli uluslararası ikinci bir diploma alma fırsatına da sahip olmaktadır" diye konuştu. BAU Global Eğitim Ağı Uğur Okulları öğrencilerinin BAU Global Eğitim Ağı’nın bir parçası olan Bahçeşehir Üniversitesi’nin uluslararası akademik iş birlikleri içerisinde yer alan üniversitelerde sunulan burs, geçiş ve akademik gelişim imkânlarından da yararlanabildiklerini söyleyen Çakır, STEM, erken STEM yaklaşımı ve ASDF Eğitim Modeli ile öğrencilerin bilimsel düşünme, üretme ve araştırma becerilerini desteklediklerini söyledi. Global Schools programı kapsamında öğrencilerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini tanıyan, çevresel ve toplumsal konulara duyarlı bireyler olarak yetişmelerini önemsediklerini belirten Çakır, nitelikli eğitimi ülkenin farklı şehirlerinde daha geniş kitlelerle buluşturma hedeflerine yönelik çalıştıklarını ifade etti. LGS 2025’te 17 birinci Denizli’yle birlikte Balıkesir Edremit, Yozgat, Ankara İncek, Ankara Ovacık ve Antalya Kumluca’da 6 yeni kampüs yatırımlarını hayata geçirdiklerini söyleyen Mustafa Çakır, Liselere Geçiş Sistemi merkezi sınav sonuçlarında Uğur Okulları’nın Türkiye birincisi 17 öğrenci çıkarma başarısı gösterdiğini ifade eti. Çakır, "Bu başarı bizler için büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Bu başarı, planlı akademik sistemimizin, güçlü öğretmen kadromuzun ve öğrencilerimize sunduğumuz bütüncül eğitim yaklaşımının önemli bir sonucudur" diyerek, Denizli Kampüsü’nde de önemli dereceler çıkaracaklarına inandığını dile getirdi. "Öğrencilerimizi geleceğe hazırlarken onlara nitelikli eğitim sunmak en temel hedefimiz" Uğur Okulları olarak Denizli gibi eğitime değer veren bir şehirde tekrardan hizmet vermeye başladıkları için mutluluk duyduğunu ifade eden Uğur Okulları Okul Öncesi İlkokul Eğitim Öğretiminden Sorumlu Genel Müdürü Yardımcısı Ebru Divrik ise, "58 yıllık deneyim ve güçlü geçmişe sahip markamızla öğrencilerimizi geleceğe hazırlarken onlara nitelikli eğitim sunmayı en temel hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Değişen ve dönüşen dünyada çocuklarımızın bu sürece uyum sağlayabilmeleri için onları özellikle yeni nesil öğrenme becerileriyle donatmayı önemsiyoruz. Okul öncesi ve ilkokul döneminden başlayarak, erken yaşta yoğun İngilizce eğitimiyle öğrencilerimizin güçlü bir dil altyapısı kazanmalarını destekliyoruz. Bunun yanı sıra teknolojiye hakim, yapay zeka okuryazarlığına sahip ve teknolojiyi etkin şekilde kullanabilen bireyler olarak yetişmeleri en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda öğrencilerimizi geleceğin dünyasına en iyi şekilde hazırlamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. "Öğrencilerimizi çağdaş eğitim anlayışına uygun şekilde hayata hazırlamayı hedeflemekteyiz" Öğrencilerin okul öncesinden lise kademesine kadar yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda hayata hazırlamanın da temel öncelikleri arasında yer aldığını belirten Uğur Okulları Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi Müdürü Aslı Orman, "Bu doğrultuda öğrencilerin yaşam becerilerini geliştirmek, özellikle sınav grubu öğrencilerimizin sınav kaygısı, motivasyon ve hedef belirleme süreçlerinde yanlarında olmak amacıyla psikolojik danışmanlık ve rehberlik birimimizde kapsamlı ve zengin içerikli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Eğitim modelimiz okul öncesi dönemde başlayan asalet ve zarafet dersleri, ortaokul kademesinde devam eden yaşam becerileri dersleri ve lise düzeyinde öğrencilerimizi geleceğe hazırlayan gelişim odaklı programlarla şekillenmektedir. Bu yaklaşım, öğrencilerimizi 21. yüzyıl becerileri ve çağdaş eğitim anlayışına uygun şekilde hayata hazırlamayı hedeflemektedir. Bu süreçte öğrencilerimizin yalnızca akademik gelişimlerini değil, aynı zamanda psikolojik sağlamlıklarını da desteklemeyi önemsiyoruz. Velilerimiz, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle güçlü bir iş birliği içinde çalışarak; hayata güvenle adım atan, kendini tanıyan ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilen bireyler yetiştirmek en temel hedeflerimizden biridir" ifadelerini kullandı. "Okulumuzda uyguladığımız kişiye özgü öğretim modeli, yenilikçi bir eğitim anlayışına dayanmaktadır" Uğur Okulları’nın bünyesinde eğitim-öğretim sürecinin iki temel aşamada ele alındığını söyleyen Uğur Okulları Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Adil Kurt, "İlk aşamada eğitim yaklaşımımız, öğrencilerimizin gelişimlerini destekleyen ve sınav odaklı olmayan bir yapıda ilerler. İkinci aşamada ise özellikle 8. sınıftan 12. sınıfa kadar uzanan süreçte öğrencilerimize tüm ihtiyaçlarını kapsayan bütüncül bir eğitim modeli sunulmaktadır. Bu sistem sayesinde öğrencilerimizin okul dışında herhangi bir kursa ya da ek desteğe ihtiyaç duymadan eğitimlerini sürdürebilmeleri hedeflenmektedir. Okulumuzda uyguladığımız kişiye özgü öğretim modeli, her öğrencinin bireysel ihtiyaçlarını merkeze alan yenilikçi bir eğitim anlayışına dayanmaktadır. Bu modelin temelinde veri odaklı takip sistemi yer alır. Öğrencilerimizden elde edilen akademik veriler analiz edilerek değerlendirilir ve ardından her öğrenciye dijital kişiye özel bir koç atanır. Bu sisteme ’KÖK’ adı verilmektedir. KÖK sistemi kapsamında öğrencilerimize her hafta dijital ortamda bireyselleştirilmiş ödevler gönderilir. Bu ödevlerin takibi ve değerlendirilmesi sınıf öğretmenlerimiz tarafından yapılır. Süreç ilerledikçe öğrencinin performansı detaylı şekilde analiz edilir, eksik olduğu konu ve kazanımlara yönelik özel çalışmalar planlanarak yine kişiye özel ödevlendirme gerçekleştirilir. Amacımız, tamamen kişiselleştirilmiş bir eğitim modeliyle öğrenciyi merkeze alan, öğretmeni rehber konumunda güçlendiren, aynı zamanda erdemli, cesaretli, sorgulayan ve araştıran bireyler yetiştirmektir. Böylece öğrencilerimizi yalnızca sınavlara değil, yaşamın kendisine de en iyi şekilde hazırlamayı amaçlıyoruz" dedi.
Düzce Düzce ve Safranbolu TSO’dan stratejik iş birliği Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile Safranbolu TSO arasında Kardeş Oda protokolü imzalandı. Düzenlenen imza törenine Düzce TSO Başkanı Erdoğan Bıyık, Meclis Başkan Yardımcısı Metin Topal, Safranbolu TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altuntepe, Meclis Başkanı Cengiz Ünal, her iki odanın yönetim kurulu üyeleri katıldı. Erdoğan Bıyık, bölge odalar ile sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Bölgemizin gelişimi için, planlı ve istikrarlı büyüme hedeflerimize ortak çalışmalar ile ulaşmaya çalışıyoruz. Düzce’den başlatmış olduğumuz Turizm atağında bölgemizi de kapsayan önemli adımlar atıyoruz. Batı Karadeniz Bölge Destinasyonu çalışması ile bölgemizin turizm potansiyellerini verimli şekilde değerlendirmeyi, konaklamalı turizm pastasından bölge olarak hak ettiğimiz payı almayı amaçlıyoruz. Bugün burada Safranbolu TSO ile yapmış olduğumuz Kardeş Oda protokolü hem turizm hem de sınai konularda kapsamlı iş birliklerini kapsıyor. İmzaladığımız protokolün odalarımıza, üyelerimize ve bölgemize hayırlar getirmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Erol Altuntepe, Yörex fuarında Safranbolu Safranı ve Konuralp Pirincini bir araya getirerek atılan adımın bugün Kardeş Oda Protokolü imzalanması aşamasına gelmesinden dolayı büyük mutluluk yaşadıklarını, protokol ile bölgenin kazanımlarının daha da artacağına inandıklarını da sözlerine ekledi. Yapılan konuşmaların ardından Kardeş Oda olmasına yönelik protokol imza altına alındı.