KÜLTÜR SANAT - 11 Mart 2026 Çarşamba 12:18

Belaruslu rock grubu KAIRA, Türk enstrümanlarıyla Avrupa’yı fethediyor

A
A
A
Belaruslu rock grubu KAIRA, Türk enstrümanlarıyla Avrupa’yı fethediyor

Belaruslu rock grubu KAIRA, Avrupa’da Türk enstrümanları ile verdikleri konserlerle büyük ilgi görüyor. KAIRA, Aşık Veysel’in eseri ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ türküsünü de kendi tarzları ile yorumladı.


Dünyaca ünlü Belaruslu rock grubu KAIRA, rock müziği geleneksel Türk enstrümanlarıyla birleştirerek Avrupa sahnelerinde büyük ilgi görmeye devam ediyor. Grup, aynı zamanda Türk halk ozanı Aşık Veysel’in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünü kendine özgü yorumu ile Türkçe olarak seslendirmeye hazırlanıyor. Grup üyeleri, söz konusu şarkıyı ilk kez duyduklarında büyük bir hayranlık duyduklarını ve eserden derinden etkilendiklerini belirterek, bu nedenle parçayı kendi müzikal tarzlarıyla yeniden yorumlama kararı aldıklarını ifade ediyor. Türk folkloru ve kültürüne ilgi gösteren KAIRA’yı internet üzerinden keşfeden Türk müzikseverler, gruba kısa sürede büyük bir ilgi gösterdi. Türkiye turnesi için hazırlıklarını sürdüren grup, 5 Haziran’da İstanbul’da, 6 Haziran’da Ankara’da ve 7 Haziran’da Antalya’da sıra dışı sahne şovları ve kostümleriyle tanınan Türk metal grubu Dragonborn ile birlikte sahne alacak. Grup üyeleri, Türk seyircisiyle ilk kez buluşacak olmanın heyecanını yaşadıklarını ve konserlerde ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ eserini Türk hayranlarıyla birlikte söylemeyi sabırsızlıkla beklediklerini dile getirdi. KAIRA üyeleri ayrıca, yeni albümlerinde kısa sap bağlama kullanacaklarını ve Türk müziği etkisinin bu çalışmada daha belirgin olacağını da belirtti.



"İnternet sayesinde sınırların ortadan kalktığı bir dünyada yaşıyoruz"


Türkler ve Belarusluların aynı tarihi köklere ve mitolojik mirasa sahip olması sebebiyle kullanılan bazı enstrümanların da birbirine benzemesini çok şaşırtıcı bulmadığını söyleyen Kaira Drozdova, "Özellikle son albümümüzde etnik enstrüman kullanımını biraz daha artırdık ve bu konuda aldığımız geri dönüşler gerçekten harika oldu. İnternet sayesinde artık sınırların büyük ölçüde ortadan kalktığı bir dünyada yaşıyoruz ve bu sayede Türk dinleyicisine ulaşmayı başardık. Türk müzikseverler bizi bu şekilde keşfettiler ve grubun adını gördüklerinde bizimle doğal bir yakınlık kurdular. Gittikçe artan bu ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz ve Türkleri gerçekten çok seviyoruz" diye konuştu.



"Hiç tereddüt etmeden ‘Evet, bunu KAIRA tarzıyla yeniden yorumlamalıyız’ dedik"


Türk tarihini ve kültürünü grup olarak çok sevdiklerini vurgulayan Drozdova, "Bir gün yine Türk müzikleri dinlerken Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ adlı eserini dinledik. Sözlerini o an tam olarak anlamasak bile şarkı bizi derinden etkiledi ve birkaç kez üst üste dinledik. Daha sonra şarkının sözlerini ve Aşık Veysel’in hayat hikayesini okuduğumuzda, kendi aramızda hiç tereddüt etmeden ‘Evet, bunu KAIRA tarzıyla yeniden yorumlamalıyız ve Türk sevenlerimize bir hediye olarak sunmalıyız’ dedik. O günden beri bu eser üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye turnemizde de seyircimizle birlikte bu şarkıyı hep bir ağızdan söylemeyi gerçekten çok istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye turnemiz sadece konserlerden ibaret değil"


Türkiye’deki tüm dinleyicilerine ve uzaktan yakından destekleyen herkese kalpten teşekkür ettiğini belirten Drozdova, şöyle konuştu:


"Müziğimizin dil ve coğrafya fark etmeksizin insanları bir araya getirebildiğini görmek bizim için inanılmaz derecede değerli. Türkiye turnemiz sadece konserlerden ibaret değil, bu toprakların kültürünü, insanlarını ve enerjisini yakından hissetmek bizim için büyük bir onur. Bizi bağrına basan, şarkılarımızda kendinden bir parça bulan herkese minnettarız. Konserlerimizde birlikte şarkı söylemek, birlikte hissetmek ve bu bağı daha da güçlendirmek için sabırsızlanıyoruz. Türkiye’ye sevgilerimizle geliyoruz."



"Belki yeni albümümüzde beni gitarın yanında saz çalarken de görebilirsiniz"


Pavel Drozdov ise, Aşık Veysel ile tanıştıktan sonra tarihi Türk çalgılarının yanı sıra özellikle kısa sap bağlamanın sesine hayran kaldıklarını kaydederek, "Bu enstrümanın tınısı beni gerçekten çok etkiledi. Mutlaka bir tane edinmek ve çalmayı öğrenmek istiyorum. Türkiye turnesine geldiğimizde yapacağım ilk şeylerden biri güzel bir kısa sap bağlama satın almak olacak. Kim bilir belki yeni albümümüzde beni gitarın yanında saz çalarken de görebilirsiniz" şeklinde konuştu.



Belaruslu rock grubu KAIRA, Türk enstrümanlarıyla Avrupa’yı fethediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Mustafa Sözen Filyos’un kuşlarını anlattı Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, "9. Çaycumalılar Buluşuyor" etkinlikleri kapsamında "Filyos’un Kuşları ve Biyoçeşitliliği" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Kaymakam Serkan Keçeli Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye çok sayıda davetli katıldı. Prof. Dr. Sözen, 1944 yılından bu yana bölgede yapılan kuş gözlemleri üzerine önemli bilgiler paylaşarak, Zonguldak’ın kuş çeşitliliği açısından son derece zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. İlk bilimsel çalışmaların 1946-1948 yılları arasında, muhtemelen Çatalağzı Termik Santrali’nde görev yapan Lain H. Ogilvie tarafından Çatalağzı ve çevresinde gerçekleştirildiğini ifade etti. Türkiye’nin göçmen kuşların önemli geçiş güzergâhlarından biri olduğunu belirten Sözen, ülkede bugüne kadar 505 kuş türünün gözlemlendiğini, bunların 300’den fazlasının ise Zonguldak’ta görüldüğünü vurguladı. Bu rakamın bölgenin doğal zenginliğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Biyoçeşitlilik yaşamın teminatı İnsan dahil tüm canlıların besin zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sözen, yaşamın sürdürülebilmesi için biyoçeşitliliğin korunmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Filyos’ta endüstri bölgesi ilan edilen alanın kuşların konaklama ve üreme bölgeleri üzerinde bulunduğunu hatırlatan Sözen, yoğun girişimler sonucunda 100 hektarlık alanın proje kapsamı dışına çıkarılarak "kuş cenneti" ilan edildiğini belirtti. Bu kararın geri dönüşü olmayan önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Sözen, Filyos’un yalnızca kuşlar değil sürüngen türleri açısından da oldukça zengin olduğunu ifade etti. Toplumda çevre bilincinin artırılması amacıyla yürüttükleri çalışmalara da değinen Sözen, "Zonguldak’ın Biyoçeşitliliği" ve "Zonguldak Kuşları" gibi eserler yayımladıklarını belirtti. Özellikle Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Bülent Ecevit Üniversitesi ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan "Zonguldak Kuşları" kitabından 10 bin adet bastırıldığını söyleyen Sözen, bu kitapların başta okullar olmak üzere geniş kesimlere ulaştırılarak farkındalık oluşturulduğunu kaydetti. Söyleşinin sonunda salondan gelen soruları yanıtlayan Prof. Dr. Mustafa Sözen’e teşekkür eden Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı ise Filyos Vadisi’nde belediyeler olarak yürüttükleri "Yeşil Kuşak Projesi" hakkında bilgi verdi. Projeye destek çağrısında bulunan Kantarcı, Sözen’e günün anısına plaket takdim etti.