GÜNDEM - 21 Ocak 2026 Çarşamba 12:54

BTK Başkanı Karagözoğlu: "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor"

A
A
A
BTK Başkanı Karagözoğlu: "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor"

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, "BTK Akademi, çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" dedi.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’ düzenlendi. Programın açılışında konuşan BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, dijital çağda çocukları korumanın geleceği korumak anlamına geldiğini ifade ederek, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli gördüklerini vurguladı. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama konuları arasında denge kurulması gerektiğini belirten Karagözoğlu, "Türkiye’de 77,3 milyon kişi internet kullanıyor. Yani internet, hayatın neredeyse her alanına, her kesimine dokunuyor. Sosyal medyada ise 58,5 milyon aktif kullanıcı bulunuyor. 66,7 milyon toplam nüfusa oranına tekabül ediyor. Sosyal medya kullanılarak geçirilen ortalama süre ise 2 saat 43 dakika. Her ay kullanılan ortalama sosyal platform sayısı ise 7,6. Şimdi şu soruyu soruyorum; bu kadar büyük bir dijital kalabalık, kendi kendine güvenli kalabiliyor mu? Elbette hayır. Çünkü dijital kalabalık büyüdükçe yanlış bilgi, manipülasyon, siber risk, mahremiyet ihlali ve çocukların maruz kaldığı zararlı içerikler de büyüyor. Facebook, Instagram, TikTok, X, Youtube ve daha niceleri ile çocuklarımız artık tek bir odada kalmıyor; dijital evin odaları arasında sürekli dolaşıyor. Bu kadar yoğun bir kullanım aynı zamanda etki oluyor. Çünkü algoritmalar sadece içerik sunmuyor; davranış şekillendiriyor, duygu yönlendiriyor, gündem kuruyor. Bu yüzden bugün konuştuğumuz düzenleme yaklaşımı salt yaş sınırı olarak kalmıyor. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama esasına dayalı düzenlenmesi, teknik bir sınırın ötesine geçiyor, çocukları dijital ekosistem içinde koruyan bütüncül bir kamu politikası anlamı taşıyor. Ama burada çok kritik bir denge var. Kamuoyundaki tartışmalar da bunu gösteriyor. Çocukların korunması gerekliliği, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, devletin dijital denetim yetkisi, platformların sorumlulukları. Bu başlıklar arasında denge kurmak gerekiyor" dedi.



"BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor"


BTK Akademi ile çocuk ve gençlerin teknoloji bilinci kazandığını vurgulayan Karagözoğlu, "BTK, dijital dünyayı yalnızca düzenleyen bir kurum olarak değil; güvenli, sürdürülebilir ve bilinçli bir dijital ekosistemin mimarı olarak konumlanıyor. Dijital dünya bir şehir gibiyse BTK bu şehrin altyapısını oluşturuyor. Altyapı görünmez ama hayati oluyor. Sağlam kurulmazsa, üstteki hayat da sağlıklı ilerlemiyor. BTK’nin bu alandaki çalışmalarının önemli bir ayağı da bilinçlendirme oluyor. Çünkü sadece kural koymak yetmiyor; o kuralların neden var olduğunu anlatmak gerekiyor. Bu noktada BTK Akademi çok kıymetli bir rol üstleniyor. BTK Akademi, bugün milyonlara ulaşan kullanıcı sayısıyla çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" diye konuştu.



"Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor"


Dijital alanda çocuk güvenliğinin öneminden bahseden Karagözoğlu, "Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor. Bu koruma özgürlüğü küçültmüyor, tam tersine özgürlüğü sağlam zemine oturtuyor. Bizler, çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmayı, kişisel verilerini ve mahremiyetini korumayı, suç odakları ve yasa dışı bahis gibi riskleri engellemeyi, psikososyal olumsuzlukların önüne geçmeyi, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli görüyoruz. Çocuklarımızın dijital dünyadaki güvenliği için ailelerin farkındalığı, eğitimcilerin rehberliği, platformların sorumluluğu, devletin düzenleme kapasitesi ve toplumun ortak iradesi birlikte çalışıyor. Sözlerimi bir çağrıyla bitirmek istiyorum; gelin dijital dünyayı çocuklarımız için yasaklar listesine çevirmeyelim. Gelin, dijital dünyayı çocuklarımız için sınırsız bir risk alanına da bırakmayalım. Birlikte akılla ve veriye dayanarak, özgürlüğü korurken güvenliği güçlendirelim. Çünkü güçlü toplum, çocukları güvende olan toplum ile anlam kazanır" ifadelerini kullandı.


Programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum "Gelin koçu" şampiyon Erzurumspor bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslendi Erzurum’da Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Erzurumspor FK bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslenen koç, vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Erzurum’un merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi’nde Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Damat tarafı tarafından hazırlanan ve çeşitli süslemelerle donatılan koç, gelin evine götürülerek hem bereketin hem de iki aile arasındaki bağlılığın simgesi oldu. Erzurumspor coşkusu gelin koçuna yansıdı Bu yıl gerçekleştirilen gelenekte gelin koçu, kırmızı tüllerin yanı sıra şampiyon Erzurumspor FK’nın bayrağı vee mavi-beyaz balonlarla süslendi. Erzurumspor’un şehirde oluşturduğu şampiyonluk coşkusu gelin koçuna yansırken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Erzurum’da uzun yıllardır sürdürülen gelenekte damat tarafı tarafından hazırlanan koç, çeşitli süslemelerle gelin evine götürülüyor. Bazı aileler tarafından altın takılarla da süslenen koç, aile büyüklerinin duaları eşliğinde teslim ediliyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde sıkça görülen gelenek, yeni neslin ilgisiyle yaşatılmaya devam ediyor. "Koçumuza Erzurumspor FK bayrağını da taktık" Damat Mikail Şen, Erzurum’un köklü geleneklerinden birini yaşattıklarını belirterek, "Erzurum’un yüzyıllardır geleneksel adetlerinden biri olan kurbanlık koçumuzu süsledik, gelin tarafına götürdük. Tabii bu koç hem damat tarafının hem gelin ailesinin bağlılığını ve saygınlığını gösterir. Koçumuza bir de Erzurumspor FK bayrağını taktık. Bu sene Erzurumspor’un şampiyonluk sevincini de yaşadık. Hem Erzurum hem Erzurumspor adına herkesin bayramı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" dedi.