POLİTİKA - 18 Şubat 2026 Çarşamba 15:07

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz, tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, ebed müddet şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Valiler Buluşması’na katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki İçişleri Bakanlığı görevini devreden Ali Yerlikaya’ya hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek yeni İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi’ye başarılar diledi.


"Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum"


Ramazan ayının tüm İslam alemine hayırlar getirmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan-ı Şerif’i derme çatma çadırlarda karşılayan buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca ve özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça birbirimizin yaralarını sardıkça yekvücut olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenabı Allah’ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır" diye konuştu.


"Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır"


Devlet anlayışından ve devletin ne anlam ifade ettiğinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz tarihinin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış ‘Ebed Müddet’ şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan derç edilmiştir. İşte bu yüzden devlet bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez. Aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliyye’de sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati ‘hükümet hikmet ile müşterektir’ sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız" ifadelerini kullandı.


"Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız"


Valilerin, devletin sahadaki yansıması olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Valilik sadra şifa olma, derde deva bulma yeri milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır. Valilerimizden en büyük beklentimiz sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve mesuliyet dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlikte esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali iyi bir lider demektir. İyi liderlikte yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idareyi maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara’ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir. Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum. Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri hakkın rızasına vasıl olma aracı olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum. Bugün altını tekrar çiziyorum. Unvanımız ne olursa olsun, şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi.


"Beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz"


Sosyal medya kullanımı konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde şikayetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse mahiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum" dedi.


Tahir Bin Hüseyin’in Rakka ve Mısır Valisi olarak atanan oğluna verdiği nasihatleri hatırlatarak sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilesin ki mülk Allah’ındır. Dilediğine verir, dilediğinin elinden ise çeker, alır. En hızlı el değiştiren nimet bu nimettir. İdareci ve mahiyeti nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslarlar ise Allah’ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun.’ Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum" diye konuştu.


"Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlere eyvallah demeyeceğiz"


Ramazan ayında hem Türkiye’de hem de sınırların ötesinde iftar ve sahur sofralarına konuk olacaklarını dile getiren Erdoğan, "Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye’de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz" diye konuştu.


Ramazan ayında valilerden çok büyük gayret beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türk milletinin mağrur olduğunu, kalbini herkese açmadığını, derdini ve sıkıntısını herkese anlatmadığını ve maruzatını ya da ihtiyacını herkesle paylaşmadığını dile getirerek, onlar kendilerine gelmeden valilerin ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmaları gerektiğini söyledi.


"Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz"


Ziyaretlerle, sahur ve iftar programlarıyla ve yardım çalışmalarıyla devletin şefkatli elini vatandaşa devlet elini valilerin uzatacağına dikkati çeken Erdoğan, "Eğer bir evde iftar yemeği pişmiyorsa, eğer bir hanede sahur sofrası kurulamıyor, tencere kaynamıyorsa Allah korusun bu vebali ne siz ne de biz taşıyabiliriz. Bu konuda siz kıymetli valilerimizden ayrı bir hassasiyet beklediğimi bir kez de tekrar ifade ediyor. Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum" ifadelerini kullandı.


"Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır başarıyla süreci yönetiyoruz"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek bölgede gerekse dünyada risk ve belirsizliklerin dalga dalga yayıldığı kritik bir dönemde iç cepheyi tahkim etmek amacıyla Cumhur İttifakı olarak tarihi bir adım attıklarını kaydederek, "Terörsüz Türkiye sürecini başlatarak milletimizin ayağına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı parçalamak üzere sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyduk. Süreci sabote etmek isteyen karanlık odaklara rağmen 16 aydır hem büyük bir hassasiyetle hem de müstesna bir başarıyla süreci yönetiyoruz. İlgili kurumlarımız, sahadaki görevlerini özenle ve koordinasyon içinde icra etmeyi sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun inşallah suhuletle çözülmesiyle birlikte önümüz daha da açılacaktır. Türkiye olarak bunun gerçekleşmesi için kardeşlik ve komşuluk hukuku çerçevesinde gereken desteği vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.


"Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak, uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur"


TBMM’de kurulan Milli dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu bugün tamamlandığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Komisyon, tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle nihai raporunu kabul etti. Bu vesileyle 5 Ağustos’tan beri komisyon bünyesinde mesuliyet bilinciyle hareket eden tüm milletvekillerine bilhassa Cumhur İttifakımızın kıymetli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Değerli fikirleriyle komisyona katkı sunan tüm davetlilere ayrıca ülkem ve milletim adına minnettarlığımı ifade ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımızı ilk günden itibaren sergilediği dirayetli, yapıcı ve uzlaştırıcı tavrı için tebrik ediyorum. Komisyonumuz vazifesini titizlikle yaparak uzlaşı temelinde kaleme aldığı raporuyla sürece ivme kazandıracak bir perspektif ortaya koymuştur. Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum. Şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye’yi inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyamızda kuvveden fiile çıkaracağız. Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi, şehirlerimizde huzur ve güven ortamının korunması, güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması; terörsüz Türkiye’ye doğru ilerlediğimiz bu günlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyorum. Merkezi idaremizin yerel yönetimlerimizin sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız. Kahraman şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız."


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Şehit Kaymakam Ersin Ateş Üstün Hizmet Ödülü’nü İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer’e, Merhum Vali Celalettin Tüfekçi Meslek Ödülü’nü Kocaeli Derince Kaymakamı Mustafa Demirelli’ye, Vali Galip Demirel Sosyal Hizmet Ödülü’nü Sinop Boyabat Kaymakamı Enver Yılmaz’a, Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk Üstün Hizmet Ödülü’nü Batman Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a ve Vali Dr. Mehmet Vecdi Gönül Güvenlik Hizmet Ödülü’nü ise Gaziantep İslahiye Kaymakamı Mehmet Soylu’ya takdim etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla İnsansız hava araçları ile zirai mücadele uygulama şartları belirlendi İnsansız hava aracı (İHA-drone) sistemlerinin bitki koruma ürünü (BKÜ) uygulamalarında kullanımına ilişkin esaslar, ‘İnsansız Hava Aracı Sistemlerinin Zirai Mücadele Kapsamında Bitki Koruma Ürünü Uygulamalarında Kullanılmasına İlişkin Yönerge’ hükümlerine göre yürütülmeye devam ediyor. Yönerge kapsamında, İHA sistemlerinin zirai mücadelede kullanımına izin verilen zararlı organizmalar ve uygulama alanları belirlendi. Buna göre; çeltikte yanıklık hastalığı, garsiyat alanlarında çekirge zararlısı, çeltik, buğday, arpa ve mısır tarlalarında yabancı otlar, pamukta çeşitli zararlılar ve bitki gelişim uygulamaları, buğdayda septorya yaprak lekesi, tahıl pas hastalıkları, mısır yaprak yanıklığı, ayçiçeğinde çayır tırtılı, zeytin ve Akdeniz meyve sineği ile zeytinde halkalı leke hastalığı gibi pek çok zararlı ve hastalığa karşı İHA ile ilaçlama yapılabiliyor. Ayrıca biyolojik mücadele etmeni salınımı da İHA sistemleri ile gerçekleştirilebilecek uygulamalar arasında yer alıyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla sınırları içerisinde söz konusu uygulamaları gerçekleştirecek kişilerin her uygulama öncesinde İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden izin almak zorunda olduklarını belirtti. Baydar, İHA ile yapılacak bitki koruma ürünü uygulamalarında yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından ruhsatlandırılmış ve ruhsat süresi devam eden araçların kullanılabileceğini vurguladı. Uygulama yapacak kişilerin ayrıca Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan kayıt sistemine kayıtlı olmaları ve bunu belgelendirmeleri gerektiğini ifade etti. Bitki koruma ürünleri uygulama belgesine sahip olmayan kişilerin ise uygulama sırasında bu belgeye sahip bir kişi ile birlikte çalışmaları gerektiğine dikkat çeken Baydar, yönergede yer almayan zararlı organizmalara yönelik İHA ile uygulamalara kesinlikle izin verilmeyeceğini kaydetti.
Kastamonu Tuvalette doğurduğu bebeğini çöpe atan anne 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı Kastamonu’da 9 ay boyunca hamileliğini ailesinden saklayarak tuvalette doğurduğu bebeği poşete sarıp çöp konteynerinin yanına bırakan anne, 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Olay, 2 Kasım 2023 tarihinde Kastamonu il merkezi Kuzeykent Mahallesi’nde Karadut Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, vatandaşlar tarafından çöp konteynerinin yanında çöp poşetine sarılı vaziyette erkek bebek bulundu. Sağlık ekipleri tarafından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk müdahalesinin ardından yeni doğan bebek, yoğun çabalar sonucunda hayata döndürüldü. Olayın ardından Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde, çöpte bulunan bebeğin annesinin C.Ç. (20) olduğu tespit edildi. Ailesinden habersiz tuvalette doğum yaptığı belirlenen C.Ç., tuvalette düşürdüğü bebeğini öldüğü gerekçesiyle çöp poşetine bağlayarak akli dengesi yerinde olmayan babasıyla çöpe attırdığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Olayın ardından C.Ç. tutuklandı. Öte yandan, tedavi altına alınan bebeğin ise Ankara’daki tedavisinin ardından sağlığına kavuştuğu ve koruyucu aile tarafından bakımının üstlenildiği öğrenildi. Olayın ardından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde, C.Ç. hakkında "kendini savunamayacak yakın akrabayı öldürme" suçlamasıyla açılan dava görülmeye devam devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık C.Ç. ile taraf avukatlar katıldı. Bebek B.G.’nin vasisi S.K., mütalaaya karşı bir diyeceğinin olmadığını belirterek, "Bebeğin vasiliğini aldığımdan ötürü çok mutluyum" dedi. B.G.’nin babası K.G. ise bebeğin annesi C.Ç.’den şikayetçi olmadığını söyledi. Tutuklu sanık C.Ç. de, "Çok pişmanım. Tutuklu kaldığım sürede çocuğumdan haber alamıyorum. Çocuğum için tutuksuz yargılanmak istiyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" diye konuştu. Sanık avukatını da dinleyen mahkeme heyeti, "alt soydan kendisini beden ve ruh olarak savunamayacak olan kişiye karşı nitelikli kasten öldürme" suçundan C.Ç.’ye müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti, suçun teşebbüs aşamasında kalması ve C.Ç.’nin suç tarihinde 18 yaşından küçük olmasından ötürü cezayı 12 yıla kadar düşürdü.