POLİTİKA - 19 Ocak 2026 Pazartesi 19:42

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklanarak öldürülen Atlas ile ilgili de konuşarak, "Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.


"Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız"


Görevi devraldıkları günden beri 86 milyonun huzuru, esenliği, refahı için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin teveccühüne layık olabilmek adına gece-gündüz demeden koşturduk. İçeride ve dışarıda girdiğimiz hiçbir mücadelede Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye’nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk. Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz. Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bu vatanın her köşesini ihya etmekte, Türkiye Cumhuriyeti’nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız" açıklamasında bulundu.


"Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz"


Hizmet ederken herhangi bir ayrım gözetmeden canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakın, bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum: 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz" diye konuştu.


"Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız"


Bugün Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "Bu önemli yatırımların Ankara’mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Daha önce de söyledim, Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu, kimin sicilinin de kırıklarla, zayıflarla, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir" ifadelerini kullandı.


"Vatandaşlarımız Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor"


14-28 Mayıs seçimlerini hatırlatan Erdoğan şöyle devam etti:


"Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye’nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. Evet, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir. Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde, gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız."


"Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor"


Kabine toplantısında dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyalogu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloga, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum" ifadelerine yer verdi.


"Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"


Suriye’deki son gelişmeleri de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki, yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle Suriyeli kardeşlerimizin önü de, ufku da, bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır. Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim: Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen, emir-komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye Hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.


"Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız"


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmadan dolayı Şara’yı tebrik ettiğini belirterek şöyle devam etti:


"DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep’in, Rakka’nın, Deyrizor’un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüz binlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebepli olursa olsun kimsenin bunu görmezden gelme, hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye’nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır."


"Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüdüklerini söyleyerek, "Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Bakın, ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün Türk-Kürt-Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost-düşman herkes çok iyi biliyor" diye konuştu.


"Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor"


Türkiye’de bazı siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep’in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder? Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin, hem Suriye’nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım. Arap’ın kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı Türk’e, Türkmen’e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz. Can kardeşimiz değil mi? Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum. Tekrar vurguluyorum, biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek, işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun, o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik" açıklamasında bulundu.


Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk-oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz."


"Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz"


Son günlerde cinayete kurban giden çocukları da gündemine alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı ne ise, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir. Bunun hesabını sormak görevimizdir. Kardeşlerim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenab-ı Allah’ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Trendyol 1. Lig’de 23-27. hafta programı açıklandı Trendyol 1. Lig’de 23-27. haftalar arasında oynanacak müsabakaların programı açıklandı. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Trendyol 1. Lig’de 23-27. haftalar arasında oynanacak mücadelelerin programını duyurdu. Trendyol 1. Lig’de 23-27. hafta programı şöyle: 23. hafta 30 Ocak Cuma 20.00 İstanbulspor - Hatayspor 31 Ocak Cumartesi 13.30 Iğdır FK - Manisa Futbol Kulübü 13.30 Erzurumspor FK - Sarıyer 16.00 Çorum FK - Ankara Keçiörengücü 19.00 Bodrum FK - Serik Spor 1 Şubat Pazar 13.30 Sivasspor - Pendikspor 13.30 Bandırmaspor - Vanspor FK 16.00 Boluspor - Sakaryaspor 19.00 Amed Sportif Faaliyetler - Adana Demirspor 2 Şubat Pazartesi 20.00 Esenler Erokspor - Ümraniyespor 24. hafta 7 Şubat Cumartesi 13.30 Sarıyer - Sivasspor 13.30 Ankara Keçiörengücü - Bandırmaspor 16.00 Vanspor FK - Çorum FK 19.00 Pendikspor- Amed Sportif Faaliyetler 8 Şubat Pazar 13.30 Serik Spor - Iğdır FK 13.30 Ankara Keçiörengücü - Bandırmaspor 16.00 Ümraniyespor - İstanbulspor 16.00 Adana Demirspor - Bodrum FK 19.00 Manisa Futbol Kulübü - Boluspor 9 Şubat Pazartesi 20.00 Sakaryaspor - Erzurumspor FK 25. hafta 13 Şubat Cuma 14.30 Iğdır FK - Ümraniyespor 17.00 Boluspor - Hatayspor 20.00 Esenler Erokspor - Manisa Futbol Kulübü 20.00 Çorum FK - İstanbulspor 14 Şubat Cumartesi 13.30 Erzurumspor FK - Adana Demirspor 13.30 Bandırmaspor - Serik Spor 16.00 Sivasspor - Vanspor FK 19.00 Bodrum FK - Ankara Keçiörengücü 15 Şubat Pazar 16.00 Amed Sportif Faaliyetler - Sakaryaspor 19.00 Pendikspor - Sarıyer 26. hafta 17 Şubat Salı 14.30 Hatayspor - Iğdır FK 17.00 Ümraniyespor - Boluspor 20.00 İstanbulspor - Esenler Erokspor 18 Şubat Çarşamba 14.30 Ankara Keçiörengücü - Erzurumspor FK 14.30 Serik Spor - Çorum FK 17.00 Vanspor FK - Bodrum FK 20.00 Manisa Futbol Kulübü - Bandırmaspor 19 Şubat Perşembe 14.30 Adana Demirspor - Sivasspor 17.00 Sarıyer - Amed Sportif Faaliyetler 20.00 Sakaryaspor - Pendikspor 27. hafta 21 Şubat Cumartesi 13.30 Iğdır FK - Esenler Erokspor 16.00 Boluspor - İstanbulspor 22 Şubat Pazar 13.30 Bandırmaspor - Hatayspor 13.30 Erzurumspor FK - Serik Spor 16.00 Çorum FK - Ümraniyespor 19.00 Bodrum FK - Manisa Futbol Kulübü 23 Şubat Pazartesi 14.30 Sivasspor - Sakaryaspor 14.30 Sarıyer - Adana Demirspor 17.00 Pendikspor - Ankara Keçiörengücü 20.00 Amed Sportif Faaliyetler - Vanspor FK
Aydın Aydın’da 2025’te 28 bin gıda ve yem denetimi yapıldı Aydın’da 2025 yılı boyunca gıda ve yem işletmelerine yönelik yapılan denetimlerde 28 bini aşkın kontrol gerçekleştirilirken, mevzuata aykırı bulunan 914 işletmeye idari yaptırım uygulandı. Aydın’da halk sağlığının korunması ve vatandaşların güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması amacıyla 2025 yılı boyunca gıda ve yem işletmelerine yönelik denetimler aralıksız sürdürüldü. Aydın genelinde faaliyet gösteren gıda ve yem işletmelerine yönelik gerçekleştirilen denetimler kapsamında yıl içerisinde 28 bin 237 gıda ve yem işletmesi denetlendi. Yapılan kontrollerde mevzuata aykırılık tespit edilen 914 işletmeye idari yaptırım uygulandı. Denetim faaliyetleri yalnızca iç piyasayla sınırlı kalmadı. İhracata yönelik çalışmalar kapsamında 3 bin 653 ihracat denetimi gerçekleştirilirken, bu süreçte 8 bin 161 adet Gıda Sağlık Sertifikası düzenlendi. Yapılan kontrollerde ayrıca 764 adet numune alınarak analiz edildi. Tüketici sağlığını doğrudan ilgilendiren uygunsuzluklara karşı da şeffaf bir süreç yürüten ekipler tarafından denetimler sonucunda 43 firmaya ait 136 ürün, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Güvenilir Gıda platformu üzerinden kamuoyuna duyuruldu. Öte yandan bilinçli tüketici yetiştirilmesine yönelik eğitim çalışmaları da devam etti. Okul eğitimleri kapsamında 49 okulda, gıda okuryazarlığı, etiket okuma, gıda israfını önleme ve sağlıklı gıda tüketimi konularında 3 bin 182 öğrenciye eğitim verildi. Aydın’da gıda ve yem denetim faaliyetlerinin 127 kontrol görevlisi tarafından titizlikle yürütüldüğü belirtilirken, halk sağlığının korunması ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanması amacıyla 2026 yılında da denetimlerin kesintisiz devam edeceği ifade edildi.
Giresun Giresun’un yeni valisi Mustafa Koç görevine başladı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Ağrı Valiliği görevinden Giresun Valiliği’ne atanan Mustafa Koç, bugün şehre gelerek görevine başladı. Vali Koç, Giresun Valiliği binası bahçesinde düzenlenen törende protokol üyeleri tarafından karşılandı. Karşılama töreninin ardından açıklamalarda bulunan Vali Mustafa Koç, Giresun’da görev yapmaktan onur duyduğunu ifade etti. Koç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın takdirleriyle yayımlanan Valiler Kararnamesi kapsamında Giresun Valiliği görevine atandığını belirterek, bu görevi devlet ciddiyeti ve sorumluluğu içinde yürüteceklerini söyledi. Giresun’un tarihi ve kültürel birikimine dikkat çeken Vali Koç, "Fındığın başkenti, kirazın anavatanı, mavi ve yeşilinin destansı şehri Giresun’umuzun köklü birikimini, gelecek nesillere aktarılacak kalıcı bir değer olarak görüyoruz. 42. ve 47. Gönüllü Alaylarıyla fedakarlığın simgesi olmuş, Harşit Savunması’yla vatan müdafaasında müstesna bir yere sahip bu kadim şehirde, insanı merkeze alan bir kamu anlayışını esas alacağız" dedi. Görev süresi boyunca adalet, ölçülülük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda hizmet edeceklerini vurgulayan Koç, 2000 yılından bu yana sürdürdüğü mülki idare amirliği tecrübesini sahadaki birikimle birleştirerek Giresun’a en iyi şekilde hizmet etmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Kıyı Emniyeti ekipleri 2025 yılında 199 can kurtarma operasyonu ile 631 kişiyi kurtardı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Kıyı Emniyeti ekipleri 2025 yılında 199 can kurtarma operasyonu ile 631 kişiyi kurtardı. 2025 yılında 28 gemi kurtarma operasyonunu başarı ile gerçekleştirdik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün (KEGM) 2025 yılına ait operasyonel faaliyetlerini değerlendirdi. Bakan Uraloğlu, "Yerli ve milli yazılım ve teknolojilerle, çeşitli tip ve sınıfta modernize edilmiş 109 araçlı filomuz ve 2 bin 266 deneyimli personel kadromuzla 7 gün 24 saat, başta Türk boğazları olmak üzere, Mavi Vatan’da seyir emniyetini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kıyı Emniyeti ekipleri 2025 yılında 199 can kurtarma operasyonu ile 631 kişiyi kurtardı" Denizlerdeki seyir emniyeti, can, mal ve çevre güvenliğinin artırılması adına önemli çalışmalara imza atan Kıyı Emniyeti ekiplerinin 2025 yılında İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki kurtarma operasyonları hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Kıyı Emniyeti ekipleri 2025 yılında 199 can kurtarma operasyonu ile 631 kişiyi kurtardı. Aynı dönemde, 28 gemi kurtarma operasyonunu başarı ile gerçekleştirerek denizlerimizde seyir emniyeti, can, mal ve çevre güvenliğinin artırılmasını sağladık" açıklamalarında bulundu. "2025 yılında 12 bin 753 gemiye refakat hizmeti verildi" Bakan Uraloğlu, başta yoğun deniz trafiğinin olduğu noktalarda gemilerin emniyetli bir şekilde geçiş yapmasını sağlamak amacıyla refakat hizmeti verdiklerini de kaydederek, "2025 yılında 12 bin 753 gemiye seyir emniyetinin artırılmasına yönelik olarak muhtemel bir arıza ve acil durumda ivedi olarak müdahale edilmesi amacı ile refakat hizmeti verildi" diye konuştu. Limanlarda ve dar sularda gemilerin manevra yapabilmesine yardımcı olmak amacıyla verilen liman römorkörcülük hizmeti kapsamında ise 6 bin 89 operasyon gerçekleştirdiklerini bildirdi. "2025 yılında boğazlarda 48 bin 579 kılavuzluk hizmeti verildi" İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında gerçekleşen kılavuzluk hizmeti verilerini de paylaşan Bakan Uraloğlu, "2025 yılında İstanbul Boğazından geçiş yapan 40 bin 172 geminin yüzde 61,3’ünü oluşturan 24 bin 608 gemiye kılavuzluk hizmeti verdik. Çanakkale Boğazından geçiş yapan 44 bin 471 geminin ise yüzde 53,9’u yani 23 bin 971 gemi kılavuz kaptanlarımız tarafından yönetildi. Böylece 2025 yılında boğazlarda 48 bin 579 kılavuzluk hizmeti verildi" ifadelerini kullandı.