POLİTİKA - 12 Mart 2026 Perşembe 20:11

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni"nde katıldı.

Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Sayın Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyareti bizler için ayrı bir önem ve mana taşımıştır. Kendileri 2017’de Genel Sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu 6’ıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz"

Guterres’in hayatı boyunca birçok vazife üstlendiğini tüm vazifelerinde de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ’yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletlerin kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yapmış, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazanmıştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur"

BM Genel Sekreteri Guterres’in görevi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreterle gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk. Bu istişare ve çabalarımızın bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini de memnuniyetle gördük. Sayın Guterres’le birlikte yoğun çaba sarf ettiğimiz Karadeniz Tahıl Girişimi bu sayede küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardık. Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletlerle yakın iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır"

Türkiye olarak coğrafyanın topyekun bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Sayın Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır. İnsanlık değerlerimizin sınandığı bu vahşet, özellikle bunun karşısında Sayın Genel Sekreter kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koymuş, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığında asla taviz vermemiştir. Sayın Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunması ise yakın iş birliği içinde çalıştığımız bir başka alan olmuştur. Bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını burada vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle asrın felaketinin ardından yaşadığımız zor günlerde bize dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na, Sayın Genel Sekreter’in şahsında tekrar teşekkür ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz"

Genel Sekreter Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına şahit olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu vesileyle kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuz doğrultusunda teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz. Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaşadığımız her hadise ve kriz ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeyi ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

"Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum"

BM Genel Sekreteri Guterres, bu ödülün bölgede çok büyük ızdırapların yaşandığı bir döneme denk geldiğinin farkında olduğunu dile getirerek, "Çok kötü çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmeler var. Küresel iş birliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış bir toplanma çağrısıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları Birleşmiş Milletler misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Burada, mübarek ramazanda hepinizle birlikte olmak istedim. Birleşmiş Milletler ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca hep bir ramazan geleneğim oldu. Şahsi olarak bir Müslüman topluma gittim ve iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’a gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu; Merhamet, cemaat ve empati. Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten Türkiye’ye kaçtı. Başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar rahat ve güvenli bir şekilde sınırı geçmediler. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor. Bölge bir kırılma noktasına gelmek üzere ve bunun sonuçları da tüm dünyada etkili oluyor. Güvensizlik, istikrarsızlık artıyor. En kırılgan olanlar da en çok acıyı çekiyor. Şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yolu olacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Törenin ardından iftar yemeğine geçildi.

Ömer Faruk Karataş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da iletişim fakültesi öğrencileri AK Parti’nin düzenlediği iftarda buluştu İstanbul’da İletişim Fakültesi öğrencileri, AK Parti’nin düzenlediği "Genç İletişimciler İftarı" programında bir araya geldi. İstanbul’da İletişim Platformu tarafından düzenlenen "Genç İletişimciler İftarı" programı gerçekleşti. Bahçelievler Belediyesi Piramit Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, İletişim Platformu Başkanı Yusuf Ziya Çataklı ve davetli iletişim fakültesi öğrencileri katıldı. Kuran’ı Kerim Tilavetinin ardından iftar yapıldı. Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileterek konuşmasına başlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, "Biz bu akşam buraya gelirken bir sıfatla geliyoruz. Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin Genel Başkanı. Ben AK Parti’de onun yardımcısıyım ve iletişimden sorumlu bir başkanlık alanına sahibim. Bizim partimizin yaklaşık 18 birim başkanlığı var. Bu birim başkanlıklarının en görünür olanı, burada Hakan Bahadır başkanımızın yaptıklarının sokağa duyurulmasını sağlayan yer, benim başında olduğum yer. Dünyanın içinden geçtiği şartları ve şu anda etrafımızın bir ateş çemberi içerisindeyken, dünyadaki Orta Doğu Bölgesinin etrafında her yerde bir savaş alanı söz konusuyken Türkiye’de Elhamdülillah bugünlerde herhangi bir problemimiz söz konusu değil. Bunu sağlayan, bunu tesis eden bir liderimiz var. Küresel bir lider. Çok büyük bir mücadele, çok büyük bir gayretle, büyük bir vizyonla bugüne gelmeyi kendisine Rabbim nasip etti. Bizlere de onunla birlikte rol arkadaşlığı yaptığı için bir şans olarak bunu nasip etti. Kendisi vesile oldu. Yarın öbür gün tarihe geçmiş olduğunu artık net olarak akredite etmiş olan bir durum söz konusu iken biz de o tarihte kenarından kıyısından onun derdini ve yolunu anlatmaya gayret gösteren, kendisinin siyasetini zemine kavuşturmaya ve dışarıya açılan yüzü olan pozisyonuyla yıllardır, bu sorumluluğu tutarak yanında kendisine eşlik etmeye gayret gösterdik" diye konuştu. Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ise, "Şu anda ortalık ateş yangını. İran’ı görüyorsunuz. İran’a yapılanları görüyorsunuz. Ramazan Ayı’nda iftar saatinde Lübnan’ı bombalıyorlar. Seversiniz, sevmezsiniz. Sonuçta Müslüman bir ülkenin bombalanmasını kabul etmiyoruz. Müslüman bir ülkenin, başka Müslüman ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri var diye sivilleri öldürmesini de kabul etmiyoruz. Bizim dinimizde Allah’ın verdiği canı, Allah alabilir. Cezası vardır o ayrı. O yüzden iletişimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda savaşın durduğunu düşünün. Bu füzelerle sağlanmaz. İletişimle sağlanır. Siz o yüzden çok önemlisiniz. Sizlerin bu ortamlarda, fakültelerde, üstatlarınızdan öğrendikleriniz inanın ki dünyada savaşı bitirecek barışı getirecektir. Bence iletişim aslında barış demektir" dedi.
Manisa Demirci’de 5 bin kişilik iftar sofrası kuruldu Manisa’nın Demirci ilçesinde ilçe belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel halk iftarı, binlerce vatandaşın katılımıyla adeta bir dayanışma şölenine dönüştü. İlçedeki kapalı pazar yerinde kurulan gönül sofralarında 5 bin kişi birlikte iftar açtı. Demirci Belediyesi tarafından organize edilen büyük iftar programı, ilçede Ramazan ayının manevi atmosferini zirveye taşıdı. İftar programına; AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, AK Parti İlçe Başkanı Nurullah Akgün, MHP İlçe Başkanı Ümit Kanyılmaz ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri eşlik etti. İftar programı öncesinde ilçeye gelen AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, program öncesi Demirci esnafını ziyaret ederek nabız tuttu. Esnafla tek tek sohbet eden Arınç, hayırlı işler ve bereketli kazançlar diledi. Pazar yeri alanını dolduran vatandaşlar, ezanın okunmasıyla birlikte huzur içerisinde oruçlarını açtı. Belediye Başkanı Erkan Kara, etkinlikte yaptığı konuşmada birlik ve beraberlik mesajı vererek, "Demirci halkıyla aynı sofrada ekmeğimizi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu gönül sofrasında bizleri yalnız bırakmayan hemşerilerime gönülden teşekkür ediyorum" dedi. AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, "Ramazan huzuru, kardeşliği ve sofrayı paylaşmaktır. Bugünde Demirci kendisine yakışan bir sofra kurdu. Değerli Belediye Başkanımıza bu güzel organizasyondan dolayı teşekkür ediyorum. Dünyanın etrafından heryerde bir ateş çemberi, kaos ve sıkıntı var. Müslümanlar mağduriyet altında. Mazlumlar inliyor. Bu coğrafyada bu ateş hattının ortasında dimdik ayakta duran, binlerce yıl evveliyatından gelipte hale bugün aleme nizam veren güçlü duran bir Türkiye var. Al bayrağın gölgesi altında rabbim bizleri inşallah bizi muhafaza etsin. Devlete zeval vermesin. Milletin sofrasına bereket ve kardeşlik ruhumuz daim olsun" dedi. İftar alanına geçildiğinde ise Arınç, masaları tek tek gezerek vatandaşlarla selamlaştı. Vatandaşların Ramazan-ı Şerif’ini tebrik eden Arınç, çocuklarla da yakından ilgilendi.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve milletvekilleriyle İftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Bahçeli, "Ramazan’ın bolluk ve bereketini, mana ve muhabbetini ruhumuzun derinlerinde yaşıyoruz. Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef Ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi. Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır" Türk milletinin barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyeceğini belirten Bahçeli, "Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, ‘Terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" şeklinde konuştu. "Anadolu coğrafyasında birliğimizi savunamazsak bu topraklarda asla tutunamayız" Terörsüz Türkiye hedefinin Türkiye Yüzyıl’ının iradesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir. Şayet Anadolu coğrafyasında birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi yürekten savunamazsak; sudan sebeplerle, ucuz hesaplarla, basit ve bayağı heveslerle onun bunun tazyik ve telkinleriyle birbirimizden uzaklaşırsak, biliniz ki, yurt yaptığımız bu topraklarda asla tutunamayız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi ortak tarih ve kültürümüzün şemsiyesi altında, kardeşlikle geçen asırların geleceğin ülkü ve heyecanlarıyla eklemlendiği kaynaşma ve kucaklaşma potasıdır" ifadelerini kullandı. "Ahlak kahramanımız Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle yad ediyorum" Milli varlığa ve müdafaaya yeminli olduklarını ifade eden Bahçeli, "Mücavir toprakların altüst oluşu karşısında, tıpkı Akif’in dediği gibi biz bastığımız mukaddes vatan toprakların geçmeden tanıyacağız, düşüneceğiz altındaki binlerce kefensiz yatanı. Çünkü şehit oğluyuz, incitmeyiz, yazıktır atamızı; Vermeyiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı. İstiklalimizin manzum şaheserinin İlk Meclis’te kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünde, ezelden beri hür yaşamanın şuuruyla, hiçbir korkuya, hiçbir korkuluğa takılmadan tam bağımsızlığımızı, milli varlığımızın tamamiyetini cesaretle, hamiyetle müdafaaya yeminliyiz. Bir kez daha ahlak kahramanımızı; edebi şanıyla, kalemi ve kelamıyla ufkumuzu meşale gibi aydınlatan Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyorum" dedi. "Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız" Tahrik ve tertiplere boyun eğmeyeceklerini belirten Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak ülkemizin hem bugününe hem de geleceğine ışık tutuyor, güvence oluyoruz. Bizim boş laflarla vakit kaybetmeye hakkımız yoktur. Bizim onun bunun tahrik ve tertiplerine boyun eğecek halimiz de yoktur. Yolumuza bakacağız, önümüze bakacağız, işimize bakacağız, mücadelemize bakacağız, Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız. Hedefi büyük, ama heyecanı küçük bir hareket değiliz" ifadelerini kullandı. "Milli ahlak, Milli ruhtur" Siyasetin kalbine giden damarların açık olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Toplum hayatını, ekonominin kurallarını, sosyal ilişkileri ve insan ihtiyaçlarını başkalarına zarar vermeden düzenlemek bir arada yaşamaya ve ahlaki gelişmeye büyük bir destek sağlayacaktır. Bu da aileden başlayarak, sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partilere kadar gözetilmesi gereken başlıca konulardan birisidir. Siyasetin kalbine giden damarların açık olması ve görevini tam yapması evvela birlikte yaşamanın vazgeçilmezliğine duyulan bağlılıkla mümkün olacaktır. Akif’in sözleriyle ifade edecek olursak; ‘Milli ahlak, Milli ruhtur’. En büyük güvencemiz de milli ruhun sağlam oluşudur. Milli ve manevi değeri olmayan, kökünden kopan, öz değerlerine yabancılaşan toplumların tarihten silinmesi kaçınılmazdır" diye konuştu. "Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz" Türkiye’nin, Siyonist algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet olmadığının altını çizen Bahçeli şöyle konuştu: "ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir. Hatta Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, İran’la Körfez ülkelerini çatıştırmak, bu suretle savaşın akışını değiştirmek amacıyla karanlık planların yapıldığı da esasen sır değildir. Stratejik bilgi çift katmanlıdır. Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan da sahip olunan kapasiteyi doğru tartmayı gerektirmektedir. Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdite eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte Siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz."
Malatya Malatya eğitiminde bir marka: Çamlıca Koleji başarılarıyla dikkat çekiyor Akademik başarıları, son yıllarda sporda elde ettiği dereceler ve köklü eğitim geleneğiyle Malatya’nın eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan Çamlıca Koleji, son 5 yılda çıkardığı 8 Türkiye birinciliğiyle dikkat çekiyor. Malatya’da özel eğitim kurumları arasında uzun yıllardır öne çıkan Çamlıca Koleji, ortaya koyduğu akademik ve sportif başarılarla şehirde eğitimin gelişimine yön veren kurumlar arasında gösteriliyor. Eğitim camiasında "Malatya eğitiminin lokomotifi" olarak nitelendirilen kurum, öğrenci başarısını merkeze alan disiplinli eğitim modeliyle öne çıkıyor. Kurulduğu günden bu yana bilimsel eğitim anlayışını esas alan kolej, yalnızca sınav başarısını değil, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif gelişimini de önemseyen çok yönlü bir eğitim yaklaşımı benimsiyor. Son yıllarda akademik başarılarıyla sık sık gündeme gelen kurumun öğrencileri, özellikle son beş yıl içerisinde elde edilen 8 Türkiye birinciliği ile önemli bir başarı grafiği ortaya koydu. Eğitimciler, bu başarıyı planlı çalışma sistemi, güçlü öğretmen kadrosu ve öğrenci odaklı eğitim anlayışının doğal sonucu olarak değerlendiriyor. Çamlıca Koleji, akademik başarının yanı sıra spor alanında elde ettiği derecelerle de dikkat çekiyor. Farklı spor branşlarında kazanılan başarılar, kurumun öğrencilerin fiziksel ve sosyal gelişimine de önem verdiğini ortaya koyuyor. Kurumun başarısının arkasında 30 yılı aşan eğitim tecrübesi ve güçlü bir eğitim sistemi bulunuyor. Ortaklarının tamamının öğretmen kökenli olması, eğitim süreçlerinin sahadan gelen deneyimle yönetilmesine katkı sağlıyor. Matematik öğretmeni kimliğiyle uzun yıllardır eğitim alanında çalışmalar yürüten Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıtaç’ın kurumun vizyonunun belirlenmesinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, kampüsün eğitim faaliyetlerini yürüten Kampüs Müdürü ve Türkçe öğretmeni Ferdi Polat’ın da disiplinli eğitim anlayışı ve öğrenci odaklı yaklaşımıyla akademik başarının sürdürülebilir hale gelmesinde etkili olduğu belirtiliyor. Kolejin elde ettiği başarıların yalnızca kurum öğrencileriyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda Malatya’da eğitim alanındaki rekabeti ve kaliteyi artırarak şehrin eğitim vizyonuna katkı sunduğu ifade ediliyor. Bilimsel düşünceyi, akademik başarıyı ve karakter eğitimini bir arada ele alan eğitim modeliyle Çamlıca Koleji, geleceğe yön verecek nesiller yetiştirmeyi hedefliyor. Kurumun ortaya koyduğu istikrarlı başarı grafiğiyle önümüzdeki yıllarda da Malatya’nın eğitim hayatında önemli rol oynamaya devam etmesi bekleniyor.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı ile AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında mimar ve mühendis kadınlar bir araya geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" dedi. AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı ortaklığında AK Parti Kongre Merkezi’nde iftar programı düzenlendi. Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer ile AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan’ın yanı sıra mimar ve mühendis kadınlar katıldı. Kur’an tilaveti ile başlayan iftar programı açılış konuşmalarıyla devam etti. "Kadın vicdanının yön vermediği bir kalkınma eksik kalır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, mimarlık ve mühendisliğin sadece bir meslek olmadığını belirterek, "Mimarlık, mekana ruh vermektir. Mühendislik, hayata düzen vermektir. Şehircilik ise insanın güvenliğini, huzurunu, aidiyetini ve geleceğini kurmaktır. Yani çocuklarımızın güvenle oynayacağı sokağı, ailenin huzurla yaşayacağı mahalleyi, yaşlının zorlanmadan erişeceği kamusal alanı, gençlerin umutla tutunacağı geleceği inşa ederiz. Ve ben şuna bütün kalbimle inanıyorum ki; kadın elinin değmediği bir şehir eksik kalır. Kadın sezgisinin dokunmadığı bir tasarım eksik kalır. Kadın vicdanının yön vermediği bir kalkınma eksik kalır" ifadelerini kullandı. "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak siyaseti hayatın tam merkezinde konumlandırdıklarını aktaran Tuncer, "Şehirciliği yalnızca teknik bir konu değil; insanı, çevreyi, kültürü, sosyal adaleti ve güvenliği birlikte ele alan büyük bir medeniyet meselesi olarak görüyoruz. Bu nedenle Türkiye, geleneksel iki boyutlu imar anlayışını aşarak, şehirciliği daha ileri bir seviyeye taşımakta ve üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Büyük ve güçlü Türkiye’mizin inşasında, daha azimli, daha kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz" Tuncer, hedeflerinin kadınların başarılarının alkışlandığı ama hala istisna sayıldığı bir düzen olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim hedefimiz, kadınların başarısının olağan olduğu bir Türkiye’dir. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde kadın mimarlarımız ve mühendislerimiz; daha çok görünür, daha çok söz sahibi olacak, daha çok yön verecek, daha çok karar alacak, daha çok iz bırakacaktır. Belki bazen çok yorulduk. Belki bazen çok yalnız kaldık. Belki bazen emeğiniz geç fark edildi. Belki bazen fazlasını ispat etmek zorunda kaldık. Ancak; bu ülkenin bize ihtiyacı var, bu toplumun bizim aklımıza ihtiyacı var. Bu milletin bizim emeğimize ihtiyacı var. Bu geleceğin vicdanımıza, dirayetimize ve cesaretimize ihtiyacı var. Bu anlayışla büyük ve güçlü Türkiye’mizin inşasında, daha azimli, daha kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz." AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ise kadınların bugün birçok stratejik alanda yer aldığını ifade ederek, "Bir mimar ya da mühendis olarak kadınlar, kimi zaman bir köprü tasarlıyorsunuz; iki yakayı birleştiriyorsunuz. Kimi zaman bir bina inşa ediyorsunuz; bir aileye yuva kuruyorsunuz. Kimi zaman, bir altyapı projesi geliştiriyorsunuz; bir şehrin nefes almasını sağlıyorsunuz. Yani meslekleriniz, yalnızca teknik bir alandan öte, aynı zamanda toplumun yaşam kalitesini, şehirlerin kimliğini ve geleceğin kalkınma perspektifini şekillendiren stratejik alanlardır. Bu nedenle bu alanlarda kadınların varlığı sadece bir temsil meselesi değil, toplumun bakış açısını yansıtmak için bir zorunluluktur" dedi. "Büyük inşaların tam ortasında kadın mühendislerin ve mimarların olması bir tercih değil zorunluluktur" Türkiye’nin bugün savunma sanayiinde, uzay teknolojisinde, enerji altyapısında ve kentsel dönüşümde dünyayla yarışır hale geldiğini dile getiren Ercan, "Bugün STEM alanında, laboratuvarlarda, şantiyelerde kadınların ayak sesleri her zamankinden daha gür çıkıyor. Eskiden ‘kadın işi değil’ denilen ne varsa, bugün kadınların imzasıyla birer gurur tablosuna dönüşüyor. Gökyüzünde süzülen İHA ve SİHA’larımızın yazılımlarında genç kadın mühendislerimizin zekası var. Karadeniz’in derinliklerinden çıkardığımız doğalgazda, Gabar’da fışkıran petrolde, yerli otomobilimiz Togg’un tasarımında kadınların alın teri var. Bu tablo Türkiye Yüzyılı’nın en büyük teminatıdır. Tüm bu büyük inşanın tam ortasında kadın mühendislerin ve mimarların olması; bir tercih değil, bir zorunluluktur" diye konuştu.