GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 17:05

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız. Böylece 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturacak, 250 bin vatandaşımıza yeni istihdam imkanı getireceğiz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen "Dünya Çiftçiler Günü Programı"na katıldı. Türkiye’nin dört bir tarafından çiftçilerin katıldığı programa kadın çiftçiler de iştirak etti. Kadın çiftçilerin birçoğunun beyaz başörtüsü taktığı dikkat çekti.


Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere yönelik yeni destek programları açıkladı. Bu kapsamda çiftçiler için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulacağı müjdesini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldikleri 2002 yılından itibaren toprağı ve onu alın teriyle işleyen çiftçilerin üzerine titrediklerini ve desteklerin devam edeceğini söyledi.



"Çiftçilerimizin tamamının bolluk ve bereketle dolu verimli bir yıl geçirmesini diliyorum"


Toprağını alın teriyle sulayan, mahsulünü emeğiyle harmanlayan, üretimiyle Türkiye’nin gücüne güç, sofrasına bereket katan tüm çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çiftçilerimizin tamamının bolluk ve bereketle dolu verimli bir yıl geçirmesini diliyor, Rabbim emeklerinizi en güzel şekilde mükafatlandırsın diyorum. Son olarak Gazze ve Batı Şeria başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı yerlerinde bir zamanlar ekip biçtikleri toprakları gasp edilen, arazileri maalesef kanla ve kahırla sulanan tüm kardeşlerime buradan en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Cenabı Allah o bereketli toprakların inşallah yeniden şenlendiği, ağaçların tekrar yeşerdiği, çocukların neşeyle gülüp eğlendiği o güzel günleri görmeyi hepimize nasip eylesin" diye konuştu.



"Milli Mücadele’nin zaferle taçlanmasında, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var"


Bugün Türkiye’de tarım ve hayvancılık ayaktaysa üretim ve ihracat her sene yeni rekorlar kırıyorsa bunda çiftçilerin alın terinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türkiye’de toprak ve su kaynaklarımız, ormanlarımız en verimli surette korunuyorsa bunda sizin dikkatinizin etkisi var. Soframıza gelen her üründe sizlerin halis niyeti, tertemiz emeği, samimi gayreti var. Aynı şekilde Türkiye’de vesayet zincirleri kırıldıysa, demokrasimiz daha da güçlü bir yapıya kavuştuysa bunda sizlerin hayır duası ve desteği var. Milli Mücadele’nin zaferle taçlanmasında, 15 Temmuz ihanetinin bozguna uğratılmasında sizlerin çok büyük rolü var. 15 Temmuz gecesi traktör lastiklerini ateşe veren, sokaklara, caddelere, meydanlara akın eden milli iradeyi canı pahasına müdafaa eden tüm çiftçilerimize bugün bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun. Yokluğunuzu bu ülkeye, bu millete, bu ümmete göstermesin" ifadelerini kullandı.



"Bizim için toprak yalnızca üstündeki nimetlerle değil altında metfun olan peygamberlerle, şehitlerle, velilerle gönül erleriyle de değerlidir"


Tarım ve toprağın kendileri için değerler piramidinde çok mühim bir yere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce biz dünyayı ahiretin tarlası olarak gören bir inancın mensuplarıyız. Ekip biçtiklerimizde, yapıp ettiklerimizde bu tarlayı en güzel, en verimli şekilde sürmenin çabasındayız. Toprak bizde tıpkı su gibi azizdir, hayattır, nimettir, berekettir. Toprak aynı zamanda saflık ve temizlik vesilesidir. Suya erişemediğimiz yerlerde toprakla teyemmüm etmemiz içinde pek çok mananın bulunduğu bir hikmet aleminin işaretidir. Bizim için toprak yalnızca üstündeki nimetlerle değil altında metfun olan peygamberlerle, şehitlerle, velilerle gönül erleriyle de değerlidir" diye konuştu.



"Son dönemde gıda milliyetçiliği denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık"


Göreve geldikleri 2002 yılından itibaren toprağı ve onu alın teriyle işleyen çiftçilerin üzerine titrediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz yıl doğrudan destek, kredi desteği, yatırım ödeneği, müdahale alımları ve ihracat destekleri dahil toplam 706 milyar lira destek verdik. Bu yıl için bu rakamı tam 939 milyar liraya çıkardık. Şu gerçeği artık herkes kabul ediyor; su stresi ve iklim krizinin yanı sıra son dönemde patlak veren salgın sıcak savaş ve çatışmalar da gıda arz güvenliğinin önemini tescillemiştir. Son dönemde gıda milliyetçiliği denilen kavramın küresel ölçekte yaygınlık kazandığını görüyoruz. Türkiye olarak hamdolsun tüm bunlara karşı tedbirlerimizi önceden aldık. ‘Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır’ diyerek planlamamızı bu gerçeklere göre yaptık. Bir taraftan dengeli dış politikamızla etrafımızı saran ateş çemberinden ülkemizi ve milletimizi korurken, diğer taraftan 86 milyon vatandaşımızın gıda emniyetini sorunsuz şekilde sağlamayı başardık" açıklamasında bulundu.



"Sebze üretiminde dünyada 3’üncü, meyvede 4’üncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulündeyse ilk 3’teyiz"


İran’ı ve Körfez’deki ülkeleri sarsan çatışmaların Türkiye’deki tarımsal üretimi etkilememesi için ilk günden beri teyakkuz halinde olduklarına dikkati çeken ve tarımsal üretim olarak Türkiye’nin son durumundan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Ayrıca gümrük vergisinin sıfıra indirilmesinden ihracatın durdurulmasına kadar ilave bir dizi tedbiri de hayata geçirdik. Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorunumuz yoktur. Gübredeyse artık güzlük ekilişler için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Cennet vatanımızda şu anda 260 çeşit tarım mahsulü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Bakınız şu rakamları biz değil, uluslararası kuruluşlar söylüyor. Sebze üretiminde dünyada 3’üncü, meyvede 4’üncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulündeyse ilk 3’teyiz. Çiğ sütte, sığır etinde, tavuk etinde, yumurtada aynı şekilde dünyada ve Avrupa’da ilk sıralardayız. Bal üretiminde Avrupa’da lider, su ürünleri yetiştiriciliğinde 2’inci sıradayız. Tohumculukta dünyada ilk on ülke arasındayız. Dünyanın tam 117 ülkesine tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Çok şükür bu yılın başından itibaren yağışlar iyi seyrediyor. Barajlarımız doluyor. Sulama konusunda da herhangi bir sıkıntımız bulunmuyor. Zirai don ve kuraklık hadiseleri sebebiyle bir önceki sene düşüş yaşayan bitkisel üretimimiz bu yıl inşallah yeniden yükselişe geçecek. Hububat gibi stratejik ürünler başta olmak üzere birçok üründe inşallah bu yıl çok bereketli bir yıl olacak" ifadelerini kullandı.



"Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği bir yıllık bakım ve besleme giderleriyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığı destek programlarını sürekli hale getireceğiz"


Kırsal kalkınmanın sadece tarımın değil kalkınma politikasının da temelini teşkil ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu alandaki önceliğimiz bilhassa gençler ve kadınların kırsal kalkınmanın ana aktörü haline gelmesidir. Amaç özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almalarını sağlamak üzerinde özellikle durduğumuz hedeflerdir. ’Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek’ ve ’Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek’ projelerimiz üreticilerimiz nezdinde büyük rağbet gördü. Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği bir yıllık bakım ve besleme giderleriyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılandığı bu destek programlarını sürekli hale getireceğiz. ’Büyükbaş Destek’ programımız meyvelerini vermeye başladı. Hamdolsun buzağılar doğuyor. Sürüler büyüyor. Üretim güçleniyor. ’Küçükbaş Destek’ programımızdaysa başvurular tamamlandı. Hak sahiplerine ilk hayvan teslimatını önümüzdeki ay yapacağız. Diğer yandan kırsal kalkınma yatırımları programına ayırdığımız tam 10 milyar liralık bütçenin de yüzde 20’sini yine gençlere ve kadınlara yüzde 30’unu da aile işletmelerimize tahsis ettik. Bu sene hem hibe desteği oranımızı hem de destek alacak proje limit tutarını artırdık. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile 70’i arasındaki kısmını hibe edeceğiz. Başvurular 12 Haziran’a kadar devam edecek. Gençlerimizi, hanım üreticilerimizi, tarımla iştigal eden tüm vatandaşlarımı bu avantajlı programdan faydalanmaya davet ediyorum" diye konuştu.



"Krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız"


Çiftçiye yeni müjdeler vererek hayata geçirilecek yeni projeleri açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:


"Tarımda hangi ürünün nerede ekileceğini belirlediğimiz devrim niteliğindeki üretim planlamasında iki yılı geride bıraktık. Hayvancılıkta da besi, süt ve kanatlı üretim bölgelerini tespit ederek buralara yapılacak yatırımlara ekstra teşvikler sağlıyoruz. Başta üretim planlaması olmak üzere hayata geçirdiğimiz uygulamalar sayesinde hamdolsun halihazırda gıda arz güvenliği sorunumuz yoktur. Ancak hem bu çalışmaların sürdürülmesi hem de gelecekte gıda sorunu yaşanmaması için yeni düzenlemeleri ve destek mekanizmalarını da hayata geçiriyoruz. Bu vesileyle kırsal kalkınmada yeni bir hamle olarak gördüğümüz projemizi sizlerle ve milletimizle paylaşmak istiyorum. Tarımda planlamanın ikinci safhasına geçiyoruz. Bu yeni aşamada artık tarımsal yatırımları da planlayacağız. Tarım sektörünün ana damarı olan siz kıymetli çiftçilerimizin emeğinin zayi olmayacağı, pazarlama sorunu yaşamayacağı ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi inşallah hayata geçiriyoruz. Bakanlığımız aracılığıyla Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla uygulanacak Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesini bu yıl içinde başlatıyoruz. Projeyle tarım ve gıda alanına yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi destekleri sağlayacağız. İşletmelerimize 24 ay geri ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman imkanı sağlayacağız. Bu finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin 750 milyon dolarını 2026 yılı içinde girişimlerimizin kullanımına açıyoruz. Yine bu proje kapsamında Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız. Böylece 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturacak 250 bin vatandaşımıza yeni istihdam imkanı getireceğiz. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesinin çiftçilerimize, üreticilerimize ve Türk tarımına hayırlı olmasını diliyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce’nin turizm vizyonuna cumhurbaşkanı onayı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, şehrin turizm geleceği açısından büyük önem taşıyan iki önemli proje için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay alındığını açıkladı. Özlü, Konuralp bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan yeni müze projesi ile Konuralp Antik Tiyatrosu’nun restorasyon çalışmaları, Düzce’nin kültürel mirasını daha görünür hale getireceğini söyledi. Başkan Faruk Özlü, Düzcelilere Konuralp için iki büyük müjde paylaştı. Başkan Özlü, AK Parti 179. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme getirilen talebin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandığını açıkladı. Faruk Özlü yaptığı açıklamada, Konuralp’in Düzce’nin en önemli tarihi değerlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Bugün güzel Düzce’mizin turizm yatırımları adına son derece önemli bir gelişmeyi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Konuralp’te tarihi mirasımıza yakışır nitelikte bir müze yapılması ve kazı çalışmalarını tamamladığımız, İstanbul’a en yakın antik tiyatro olma özelliği taşıyan Konuralp Antik Tiyatrosu’nun restorasyonu için Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını aldık" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Başkan Özlü, "Şehrimiz ve tüm hemşehrilerimiz adına Cumhurbaşkanımıza en derin şükranlarımı sunuyorum. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, siz Düzce’yi seviyorsunuz, Düzce de sizi çok seviyor" dedi. Düzce’nin turizm potansiyelini güçlendirecek projeler kapsamında hayata geçirilecek yeni müze ve antik tiyatro restorasyonuyla, Konuralp’e hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisi artacak. Yapılacak çalışmalarla birlikte Düzce’nin kültür ve tarih turizminde önemli bir destinasyon merkezi olacak.
Düzce SGK’dan "Sigortasız çalışmayın, çalıştırmayın" uyarısı DÜZCE(İHA) – Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Düzce İl Müdürü Necmi Köroğlu, kayıt dışı çalışmanın görünenden çok daha büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Düzce İl Müdürü Necmi Köroğlu, Sosyal Güvenlik Haftası’nda basın ile bir araya geldi. Kayıt dışı istihdam ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Köroğlu, sigortalı çalışmanın tercih değil zorunluluk olduğunun bildirerek "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Kayıt dışı çalışan bir kişi geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. İşsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atar. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve yaşanabilecek iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dahil her türlü ödemenin bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur" ifadelerinde bulundu.
Antalya Antalya’da denizin dibi dileklerle doldu: Ev, araba ve sağlık istekleri Antalya’da Hıdırellez gecesi denize atılan dilek kağıtları ve poşetler dalgıçlar tarafından toplanırken, denizden çıkan dilekler arasında ev, araba ve sağlık istekleri dikkat çekti. Antalya’da her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanan Hıdırellez kapsamında denize atılan dileklerin yer aldığı poşet ve kağıtlar, dalgıçlar tarafından toplanarak temizlendi. Baharın gelişini, bolluk ve bereketi simgeleyen Hıdırellez’de vatandaşlar, dileklerini su geçirmez poşetler içerisinde kırmızı kurdele veya keselerle sararak denize bırakıyor. Dalgıçlar, gerçekleştirdikleri deniz temizliği çalışmalarında diğer atıkların yanı sıra bu dilek poşetlerini de toplayarak çevre kirliliğinin önüne geçmeye çalışıyor. Deniz tabanı dileklerle doldu Deniz tabanının Hıdırellez dilekleriyle dolu olduğunu belirten dalgıç Hüseyin Fırat, "Baharın gelişi, bereket, sağlık ve umutla ilişkilendirilen Hıdırellez 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanır. Maalesef bizim de bu hafta sonu yaptığımız dalışta Hıdırellez’den kalma dilekler karşımıza çıktı. Her yer kağıt parçası, elimden geldiğince topladım ama bitecek gibi değil. Lapa lapa olmuşlar. Hıdırellez dileklerini topluyor ve denizi temizliyoruz. Kırmızı keselerin içi hep dilek notlarıyla dolu. Hatta birisi anahtarlarla birlikte atmış dileğini, muhtemelen ev diliyor. Neredeyse her dilek kağıdının veya kesesinin içinde de madeni 1 TL vardı. Her biri 1 TL olmak üzere toplam 58 TL topladım" dedi. Dilekler arasında ev, araba, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi istekler yer aldı Bazı poşetlerde birden fazla kişinin dileğinin yer aldığını anlatan Fırat, "Açtığım poşetlerden 7-8 farklı kağıt çıktı. Birçok kişi dileklerini koyduğu poşet ve kesenin içine bir de taş koymuştu. Dilek kağıtlarının dalgaların etkisiyle karaya vurmasını engellemeyi amaçlamışlar. Dilek notları genellikle kırmızı keselerin içine konulmuş veya kırmızı iple bağlanmıştı. Mürekkepli kağıtlar, kaplamalı notlar, kurdeleler ve poşetler maalesef denizleri kirletiyor. Kimsenin inancıyla dalga geçmek istemedik. Amacımız deniz kirliliğine dikkat çekmekti. 1 saatlik dalışta 1’er TL’den olmak üzere toplamda 58 TL madeni para topladık. Doğadan bir şey istiyorsak, doğaya zarar vermeden yapmalıyız" diye konuştu. Konyaaltı Varyant ve Atatürk Parkı çevresinde dalış yaparak denizden poşet ve kağıtları toplayan Fırat, dilekler arasında ev, araba, cep telefonu, elektrikli süpürge, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi isteklerin yer aldığını söyledi.