POLİTİKA - 27 Ağustos 2025 Çarşamba 21:01

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Masumların oluk oluk akan kanlarında hiç şüphe yok ki o kanları dökenler de boğulacaktır"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Masumların oluk oluk akan kanlarında hiç şüphe yok ki o kanları dökenler de boğulacaktır. Cenab-ı Allah zalimlerin hesabını yarına bırakır, ama yanlarına bırakmaz. Her gün kameralar önünde kalleş kurşunların ve bombaların hedefi olan Filistinli kardeşlerimizin hesabı da eninde sonunda sorulacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Stadyumu’nda gerçekleşen Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi mezuniyet töreninde konuştu. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’nde eğitim alan subay ve astsubayların mezuniyet merasimleri vesilesiyle katılımcılarla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin dört bir yanında ve denizlerde yüksek vazife şuuruyla çalışan jandarma ve sahil güvenlik teşkilatının her bir mensubuna sevgilerini ilettiğini belirtti. Erdoğan, "Aynı şekilde yurt içinde ve yurt dışında devletimizin bekası, milletimizin huzuru için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan güvenlik güçlerimizin tamamına Rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum. Sözlerimin başında zorlu ve nitelikli bir eğitim sürecini başarıyla nihayete erdiren her bir genç kardeşimi canı gönülden tebrik ediyorum. Subay ve astsubaylarımızı devletine sadakat, milletine muhabbet, bayrağına hürmet anlayışıyla eğiten hocalarımıza, tecrübeleriyle bu genç arkadaşlarımıza kılavuzluk eden tüm komutanlarımıza teşekkür ediyorum. Kalplerinde vatan ve millet sevgisi, gözlerinde ahlak, erdem ve cesaretin keskin ışıltısını taşıyan gençlerimizi yetiştiren anne, babalarımızın hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Mezun olan gençlerin mutluluklarına ortak olmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün 881’i subay, 4 bin 130’u astsubay olmak üzere 2024-2025 eğitim-öğretim dönemini başarıyla tamamlayan 5 bin 11 kardeşimizi hep birlikte mezun ediyoruz. Aynı zamanda dost ve kardeş ülkelerden gelerek akademide öğrenim gören 15 subayımızın mezuniyet heyecanına iştirak ediyoruz. Dereceye giren kardeşlerimiz başta olmak üzere, mezuniyet diplomalarını alan 5 bin 11 subay ve astsubayımızın her birini tebrik ediyorum.Bugün üniformalarını vakar, cesaret ve sorumlulukla birlikte kuşanan siz gençlerimizin tek tek alınlarından öpüyorum. Karşımdaki şu tablo kararlılığın resmidir, şu tablo Türkiye’nin güvenlik duvarıdır. Şu tablo yarınlarımız için bir söz, bugünümüz için bir güvencedir. Her birinizle en az aileleriniz, en az komutanlarınız, hocalarınız kadar gurur duyuyorum. Jandarma ve sahil güvenlik teşkilatımızın farklı birimlerinde, cennet vatanımızın dört bir ucunda vazife üstlenecek subay ve astsubaylarımıza Mevla’dan başarılarla dolu bir meslek hayatı diliyorum. Hem ülkelerine hem kardeşliğimize çok önemli katkılar yapacaklarından emin olduğum 15 misafir subayımıza da başarı dileklerimizi iletiyorum. Memleketlerine döndüklerinde ailelerine ve mesai arkadaşlarına bizden selam götürmelerini kendilerinden bilhassa rica ediyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişi ve geleneği olan bir devlet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu aziz millet binlerce yıllık köklü, güçlü ve şerefli bir maziye sahiptir. Bizler Anadolu’ya dün gelmedik, tarih sahnesine de dün çıkmadık. Eserlerimizle, değerlerimizle, erdemlerimizle çok geniş bir coğrafyayı adım adım, nakış nakış işledik. Asırlar boyunca barışın, huzurun, ataletin, adaletin sancaktarı olduk. Ezan-ı Muhammediler gök kubbede ebediyen yankılansın, nazlı hilal şafaklar gibi dalgalansın bunu düşünerek gerektiğinde serden geçtik. Bizi buradan çıkarmaya çalışanlar oldu, ufkumuzu karartmaya, hürriyetimizi elimizde almaya kalkanlar oldu. Kardeşliğimizi bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye yeltenenler oldu. Kimi zaman işgal ordularıyla bunu yapmaya çalıştılar, kimi zaman da ülkemizdeki maşalarını harekete geçirdiler. Önce 17-25 Aralık’ta, ardından 15 Temmuz’da, 40 yıl boyunca besleyip büyüttükleri militanlarını üzerimize saldırdılar. Hamdolsun sarsılmaz bir iman ve iradeyle hepsini tek tek püskürttük" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Şehit ve gazilerin mukaddes emanetine dört elle sahip çıktıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son 23 yılda yaşadığımız nice saldırıda bir olduk, beraber olduk, sırt sırta verdik sonunda vatanımıza göz dikenleri hüsrana uğrattık" dedi.

 

Dün tarihteki iki önemli dönüm noktasının yıldönümü olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Tarih sayfalarına silinmez bir mürekkeple yazdığımız Malazgirt Zaferimizin 954’üncü sene-i devriyesini gururla idrak ettik. Yine aynı gün bağımsızlık irademizin simgesi olan Büyük Taarruz’un 103’üncü yıldönümünü iftiharla andık. İnşallah üç gün sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 103’üncü yılını coşkuyla kutlayacağız. Parlak zaferlerle dolu şanlı mazimizden aldığımız ilhamla istikbali inşa ediyoruz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Biz, ülkemizdeki tek parti zihniyetinin temsilcileri gibi tarihimizi 100 sene önceden başlatmıyoruz" diyen Erdoğan, "Tam tersine tarihimizin tamamını baş tacı ediyoruz. Selçuklu ve Osmanlı ile Cumhuriyetimizi karşı karşıya getirmeye çalışan köksüzlere rağmen, Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın bütün aşamalarını sahipleniyoruz. Şunu unutmayalım: Bir ağacın kökü ne kadar derinlere inerse, gövdesi de o kadar sağlam olur. Gövdesi ne kadar sağlamsa, dalları da o derece geniş ve kuşatıcı olur. Biz hamdolsun kökü de, gövdesi de, dalları da sapasağlam bir milletiz. Daha nice asırlar boyunca öz yurdumuzda özgürce yaşamaya inşallah devam edeceğiz. Bu topraklardaki bin yıllık varlığımızı daha nice zaferle, nice destanla süsleyecek, gelecek nesillere büyük ve güçlü bir Türkiye bırakacağız" açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Bugün Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyalarında yaşanan zulümlerin herkesi derinden etkilediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de yaşananlara tepki gösterdi. Erdoğan, "Açlıktan karınları sırtlarına yapışmış masum yavruların görüntüleri kalp taşıyan her canlı gibi bizim de içimizi kanatıyor. Sözde medeni dünyanın gözleri önünde mazlum bir halkın soykırıma uğraması karşısında hepimiz üzülüyoruz, hüzünleniyoruz. Siyonist cinayet şebekesinin katliamlarına bu kadar şımarıkça devam edebilmesi elbette hepimizi öfkelendiriyor. Ama biz binlerce yıllık tecrübelerimiz ışığında şu hakikati çok iyi biliyoruz: Kendilerini dev aynasında gören zalimler mutlaka kaybedecek, rezil olup gideceklerdir. Masumların oluk oluk akan kanlarında hiç şüphe yok ki o kanları dökenler de boğulacaktır. Cenab-ı Allah zalimlerin hesabını yarına bırakır, ama yanlarına bırakmaz. Her gün kameralar önünde kalleş kurşunların ve bombaların hedefi olan Filistinli kardeşlerimizin hesabı da eninde sonunda sorulacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Subay ve astsubaylara hitap eden Erdoğan, "Sevgili genç subay ve astsubaylarımız; sizler bu toprağın sessiz nöbetini tutan o muhteşem iradenin yeni neferlerisiniz. Bugün ailelerinizin gururu, hocalarınızın sevinci, milletin umudusunuz. Yarın karakolda bir amirin, denizde bir komutanın, sahada bir ekibin parçası olacaksınız. Meslek hayatınız süresince inşallah bu millete ve devlete aşkla hizmet edeceksiniz. Gecenin karanlığında bir kapı çalınırsa, ışık siz olacaksınız. Denizin ortasında bir yardım çığlığı yükselirse, imdada siz koşacaksınız. Sınırda dalganın, yaylada rüzgârın, ovada toprağın diliyle konuşacaksınız. Görüyorum ki aranızda çok sayıda kadın subay ve astsubayımız var. Cesaretin cinsiyeti olmaz. Adanmışlığın ölçüsü olmaz. Kadın-erkek hepinizin mensubu olduğunuz kurumu şanla, şerefle temsil edeceğinden hiçbir şüphe duymuyorum.Sizlerden şunu da hiçbir zaman unutmamanızı rica ediyorum: Şöhret geçici, şeref kalıcıdır. Yetki geçici, itibar kalıcıdır. Mevki geçici, iz kalıcıdır. Sizin göreviniz iz bırakmaktır. İyilikte, adalette, merhamette devlete ve millete hizmette iz bırakmak. Her birinizin görevinizi bu şuurla yapacağına yürekten inanıyorum. Bu ocağın kültürü hakiki özgüven, sarsılmaz disiplin, sükunetli cesarettir. Sizden beklentimiz bu üç değeri aynı anda her şartta taşımanızdır. Buradaki her bir arkadaşımdan meslek hayatı boyunca bu değerlere sıkı sıkıya sarılmasını istiyorum. Hükümet olarak biz de sizin vazifelerinizi en iyi şekilde yerine getirmeniz için gerekli imkanları sağlamaya devam edeceğiz. Özellikle sokak çeteleriyle, suç örgütleriyle, zehir tacirleriyle mücadelemizi hukuk çerçevesinde kararlılıkla sürdüreceğiz. Kendini devletten, kanundan ve toplumu var eden temel değerlerden üstün gören her kim varsa hepsinin de tepelerine bineceğiz. Türkiye’nin huzuruna kastedenler, devletimizin tüm güvenlik güçlerinin çelikten iradesiyle karşılaşacaklardır. Rabbim şehit ve gazilerimizin emaneti bu aziz vatana hakkıyla sahip çıkabilmeyi hepimize nasip eylesin diyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezun subay ve astsubayları tebrik ederek, "Rabbim ayağınıza taş değdirmesin. Sizi her türlü tehlikeden, beladan, musibetten uzak eylesin. Bu düşüncelerle Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizden başarıyla mezun olan 5 bin 11 subay ve astsubayımızı bir kez daha tebrik ediyorum. Siz gençlerimizi yetiştiren ailelerimize, hocalarımıza, komutanlarımıza şahsım ve milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Her birinizi tek tek alnınızdan öpüyor, aziz milletimiz adına hepinize güveniyor, hepinizi muhabbetle bağrıma basıyorum" ifadelerini kullandı.

Hülya Keklik



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.