POLİTİKA - 06 Mayıs 2025 Salı 17:04

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milleti provoke eden, halkı galeyana getiren, insanımıza hakaret eden gazeteci olmaz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milleti provoke eden, halkı galeyana getiren, insanımıza hakaret eden gazeteci olmaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milleti provoke eden, halkı galeyana getiren, hele hele insanımıza hakaret eden gazeteci olmaz, olsa da ona gazeteci denmez. Para kazanmak, 3-5 tık daha fazla almak gibi bahaneleri asla geçerli mazeretler olarak göremeyiz. Millete saygısı olmayanın yaptığı işe de saygısı olmaz. Sokak röportajı’ adı altında sokaklarda adeta terör estirilmektedir. Öyle ki mikrofonu kapan millete hakaret etme cüretini kendinde buluyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 10. Anadolu Medya Ödülleri Töreni’nde konuştu. Erdoğan, "Anadolu Medya Ödülleri’nin 10’uncusunda sizlerle tekrar beraber olmanın, sizleri milletin evinde ağırlamanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Konuşmamın hemen başında bu güzel buluşmaya vesile olan Anadolu Yayıncılar Derneği’ne yeni adıyla Türkiye Basın Federasyonu’na kalpten teşekkür ediyorum. Ülkemizin medya alanında en büyük sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Basın Federasyonu’nun camiamız için hayırlı olmasını diliyorum. Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz kurumlarımızı ve basın mensuplarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizlerle birlikte burada olmasalar da gecesini gündüzüne katarak çalışan, kalemini ve kelamını halkın hizmetine sunan tüm medya mensuplarımıza şükranlarımı sunuyorum. Rabbim emeklerinizi zayi etmesin diyorum" dedi. Son törenin ardından bu yana Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyalarının farklı köşelerinde sadece görevini yaptığı için birçok basın emekçisinin hayatını kaybettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik acımasız saldırılarında 212 gazetecinin şehit olduğunu hatırlattı.

"Özgür, sorumlu ve milli basın insanımızın doğru bilgilendirilmesinin yanı sıra milli iradenin de en önemli destekçilerinden biridir"

"Tüm dünyanın ülkemizdeki muhalefetin şikayet makamı olarak gördüğü yabancı basın kuruluşlarının gözleri önünde Filistinli gazeteciler canice katledilmeye devam ediyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her biri hakikat savunucusu olan bu kardeşlerimizi rahmetle yardım ediyor. Meslektaşlarına ve ailelerine baş sağlığı temenni ediyorum. Burada öncelikle bir hususa dikkatinizi çekmek isterim. Özgür, sorumlu ve milli basın insanımızın doğru bilgilendirilmesinin yanı sıra milli iradenin de en önemli destekçilerinden biridir. Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve artık geleneksel hale gelen bu toplantıları sadece marifet sahiplerini taltif ettiğimiz bir ödül töreni olarak görmüyoruz. Yalanın ve dezenformasyonun etrafı kuşattığı bir dönemde hak ve hakikat mücadelesine gönül vermiş medya mensuplarımızla dayanışmamızın bir simgesi olarak görüyoruz. Bu buluşmalar vesilesiyle aynı zamanda mücadele azmimizi perçinliyor, yol arkadaşlığımızı daha ileri taşıyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asırdır milletin huzurunda olan bir siyasetçi olarak 81 vilayeti karış karış gezdiğini belirterek toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Halkın içinden gelen bir siyasetçi olarak şunu çok iyi biliyorum. Sadece Ankara ve İstanbul’da değil, ülkemizin dört bir yanında canını dişine takarak çeşitli mecralarda çalışan basın emekçisi arkadaşlarımız var. Hakkın, hakikatin, adaletin birer neferi olarak gördüğüm bu kardeşlerimizin ne denli zor şartlar altında görev yaptığının en yakın şahidiyim. Yalnızca ekonomik imkansızlıklarla değil, mahalli medyamız çoğu zaman yerel derebeyleriyle de mücadele etmek zorunda kalıyor. Zaman zaman mahalli basın kuruluşlarının maruz kaldığı saldırılara, tehdit ve baskılara üzülerek tanıklık ediyoruz. Bir defa şunu kimse aklından çıkarmamalıdır. Gurur kaynağımız olan Anadolu medyası, adını taşıdığı Anadolu kadar bu topraklara aittir, bu toprakların vazgeçilmez bir parçasıdır" açıklamasında bulundu.

"Anadolu medyasının varlığı ve ayakta kalması bizim çok çok önem verdiğimiz bir konu"

Yazılı ve görsel medyanın kılcal damarları durumunda olan Anadolu medyasının varlığının bilhassa günümüzde çok daha hayati ve değerli hale geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu çatı altında güç birliği yapan siz kardeşlerimiz, halka ve halkın gerçek gündemine daha yakın vatandaşla etkileşime daha açık bir konumda yer alıyorsunuz. Anadolu medyasının varlığı ve ayakta kalması bizim çok çok önem verdiğimiz bir konu. Dolayısıyla Anadolu’nun tertemiz vicdanını temsil eden siz medya mensuplarımızla bugün bir kez daha aynı havayı solumaktan duyduğum memnuniyeti hasseden ifade ediyorum. Programımız vesilesiyle görüyoruz ki hakikatin peşinde koşanlar, doğruluğun izini sürenler, dördüncü kuvvet olmanın ağır yükünü taşımaya çalışanlar sadece haber yapmaz. Bu şuurla hareket edenler aynı zamanda tarihe not düşer, sessiz yığınların sesi olur, giderek tutuklaşan medya düzeninde özgün ve özgür bir duruş sergileridir" dedi. Anadolu Yayıncılar Derneği’nin, toplam 320 mahalli ve bölgesel radyoyu, televizyonu, gazeteyi, dergiyi bir araya getirerek basın sektöründe önemli bir boşluğu doldurmakta olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her zaman söylediğim gibi Anadolu medyası varsa milletin sesi vardır. Anadolu medyasının sesi gür çıktığı müddetçe inşallah demokrasimiz de serpilecek sağlam temeller üzerinde yükselmeye devam edecektir. Varlığınızı ve yerine getirdiğiniz vazifeyi çok değerli bulduğumu burada bir kere daha altını çizerek söylemek istiyorum. Rabbimden her birinize üstün başarılar diliyorum" şeklinde konuştu.

"Manşetlerle çarpışa çarpışa geldik"

Bütün bunları meselelerin uzağında bir isim olarak söylemediğini tam tersine siyasi hayatında defalarca medyanın gadrine uğramış, itibar suikastlerine maruz kalmış, vesayetçi ve tek sesli medya düzeninin sıkıntılarını iliklerine kadar hissetmiş biri olarak söylediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş dönemde yaşananlara değinerek, "Manşetlerle çarpışa çarpışa geldik. Bunu söylerken hamaset olsun diye değil, gerçeğin ta kendisi olduğu için ifade ediyoruz. Bundan 25-30 yıl öncesinin manşetlerine şöyle bir göz attığınızda Türkiye’nin nereden nereye geldiğini sizler de gayet net göreceksiniz. 28 Şubat dönemindeki korkunç medya atmosferini hiçbirimiz hatırlamak dahi istemiyoruz. Manşetler vasıtasıyla doğrudan hükümete ayar verildiği, lise ve ortaokul çağındaki çocuklarının öcü gibi gösterildiği, İmam Hatip okullarının önünde sözde gazetecilerin nöbet tuttuğu, vesayetçiler adına siyasetçilerin her gün pervasızca örselendiği, köşe yazarlarının jurnalcilik yapmayı gururla anlattığı o karanlık, o utanç verici günleri artık geride bırakmaktan memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu. Eski imtiyazlı statülerini kaybedenler yine itiraz edeceklerini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bugün 2002 öncesine göre daha özgür, daha zengin, daha mümbit hiç tartışmasız, çok daha serbest bir medya ekosistemine sahip olduğunun altını çizdi.

Bu özgürlük ortamının çoğu zaman kuralsızlık sorumsuzluk seviyesine kadar gitmekte olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle milli güvenliğe dair ülkemizdeki basın kuruluşlarının Batı’daki meslektaşlarına nazaran daha kolay kalem oynatmaktadır. Batı’da bırakın açık açık yazmayı kalem oynatmayı, düşüncesinin bile imkansız olduğu hususlar gazetelerimizde yazılabiliyor. MİT Tırlarının durdurulmasından 17-25 Aralık Darbe girişimine, Gezi olaylarından ülkemizin terör örgütleriyle mücadelesine kadar bunu pek çok kez yaşadık" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet düşmanlığının gazetecilik faaliyeti gibi gösterildiğini kaydetti. Türkiye’nin hem de çok ahlaksız bir şekilde teröre destek veren bir ülke gibi lanse edildiğini hatırlatan Erdoğan, "FETÖ’nün gazete ve televizyon kanalı kisvesiyle demokrasimize kastettiği nice operasyona maruz bırakıldık. Sırf hükümete saldırıyor diye FETÖ tetikçilerinin ülkemizdeki belli çevreler tarafından nasıl korunduğunu, biz FETÖ ile kelle koltukta mücadele ederken muhalefetin örgüte nasıl sahip çıktığını da unutmadık" ifadelerini kullandı.

"Mikrofonu kapan millete hakaret etme cüretini kendinde bulabiliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü üzerinden yapılan eleştirileri değerlendirerek, bazı sokak röportajcılarının halkı provoke ettiğini ve gazetecilik mesleğini suistimal ettiğini belirtti. Erdoğan, basın özgürlüğü üzerinden Türkiye’yi eleştiren çevrelerin geçmişte FETÖ’ye destek veren kesimlerle aynı olduğunu ifade ederek, "Eline bir mikrofon, bir de kamera alanın kendini gazeteci ve muhabir olarak gördüğü bir ülkede yaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde şahit olduğumuz üzere bu şahıslar özellikle sokak röportajı adı altında sokaklarda adeta terör estirmektedir. Öyle ki mikrofonu kapan millete hakaret etme cüretini kendinde bulabiliyor" dedi.

Sorumlu yayıncılık ilkesinin göz ardı edildiğini kaydeden Erdoğan, "Sorumlu yayıncılık ilkelerini zaten bir tarafta bıraktık, bunları gözeten ve uygulayanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Halkın nabzı ölçülmek hissiyatına tercüman olmak yerine gerek provokatif sorularla, gerekse sorunlu üslupla milletimiz açıkça tahrik ediliyor. İtibar suikastları ve hakaretler karşısında yargı harekete geçtiğinde ise bu sefer basın özgürlüğü denilerek yaygara kopartılıyor. Bunun kabul edilebilen hiçbir yanı yoktur. Nasıl bir cübbe giyen hakim, savcı, avukat olmuyorsa, nasıl bir üniforma giyen polis ve asker kabul edilmiyorsa, nasıl her stetoskop takana doktor demiyorsak, eline mikrofon ve kamera alıp sokağa çıkan herkes gazeteci değildir, basın mensubu değildir" açıklamasını yaptı.

"İnsanımıza hakaret eden gazeteci olmaz, olsa da ona gazeteci denmez"

Cumhurbaşkanı, herkesin gazeteci olarak kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, "Milleti provoke eden, halkı galeyana getiren, hele hele insanımıza hakaret eden gazeteci olmaz, olsa da ona gazeteci denmez. Para kazanmak, 3-5 tık daha fazla almak gibi bahaneleri asla geçerli mazeretler olarak göremeyiz. Millete saygısı olmayanın yaptığı işe de saygısı olmaz. Gazetecilik mesleğinin itibarına da zarar veren bu sorunun üzerine önce basın mensuplarımız, sonra da ilgili kurumlarımız mutlaka gitmelidir" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya alanında yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türk medyasındaki artan çeşitliliğin vesayetçi zihniyeti rahatsız ettiğini ifade etti. Erdoğan, "Türk medyasındaki artan çeşitlilik ve renkliliğin vesayetçilerin gölgesine sığınarak güya gazetecilik yapanları rahatsız ettiğinin elbette farkındayız. Son 40-50 günde yaşananlar ellerine fırsat geçtiğinde bunların nasıl bir faşist rüzgar estireceklerini bir kez daha göstermiştir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anti-demokratik odaklara destek veren medya anlayışının geçmişte kaldığını belirterek, "Onlara bugün şu atasözümüzü tekrar hatırlatmak istedim. Eskiye rağbet olsaydı bir pazarına nur yağardı. Kimse kusura bakmasın, birileri halen kabullenmek istemese de yeni Türkiye’de artık eskiye rağbet kalmamıştır. Darbe bültenini aratmayan gazete çıkarılan, vesayetçilere manşetlerden selam çakılan, anti-demokratik güç odaklarına sözcülük yapılan günler inşallah bir daha geri gelmemek üzere eskide kalmış, kötü bir an olarak maziye karışmıştır" açıklamasını yaptı.

"Dördüncü kuvvet olarak demokrasimize güç veren medyanın hükümetimize muhalif de olsa başımızın üstünde yeri vardır"

Medyanın demokrasilerde dördüncü kuvvet olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Dördüncü kuvvet olarak demokrasimize güç veren medyanın hükümetimize muhalif de olsa başımızın üstünde yeri vardır. Gerçekleri ayna tutan bize yol gösteren bir medya ile siyasi hayatımızın hiçbir döneminde sorunumuz olmadı, bugün de olamaz. Yapıcı eleştiri, yapıcı muhalefet bizim her zaman ülkemizde görmeyi arzu ettiğimiz bir durumdur" değerlendirmesini yaptı. Ancak bazı medya organlarının geçmişte olduğu gibi bugün de halkı hizaya sokma amacı güttüğünü ifade eden Erdoğan, "Ama eskiden olduğu gibi medya sopasıyla siyaset kurumunu ve milleti hizaya sokmaya çalışanlara karşı da duruşumuz gayet nettir. Özellikle yabancı güçlerin operasyon aygıtı olarak toplum mühendisliğine heveslenen medyaya ne saygı duyarız ne müsamaha gösteririz. Hukuk ve demokrasi içinde bunlarla mücadelemizi 23 senedir olduğu gibi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Biz 23 yılda gerçekleştirdiğimiz sessiz devrimler neticesinde ülkemizdeki medya ekosisteminin zenginleşmesinden son derece memnunuz. Bunun korunması ve güçlendirilmesi gerektiği inancındayız. Bizim itirazımız asıl özgürlüğünün suiistimal edilmesinedir. Türkiye, basın özgürlüğü öne sürülerek, yapılan haysiyet cellatlıklarının, yalan haberin, iftiranın dezenformasyonunun Batı dahil dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bu kadar sorumsuzca yapılması mümkün değildir. Hep beraber el ele verip bunu değiştirmek, medya ekosisteminin kalitesini artırmak mecburiyetindeyiz. Diğer türlü hem sosyal barışımız hem demokrasimiz hem de basınımızın itibarı ağır yara almaya devam edecektir. Sessiz yığınların sesi olan Anadolu medyasının bu konuda da elini taşın altına koymasını bekliyorum. Halkın asıl sorunlarını karartıp kendi gündemlerini dayatmayı gazetecilik zannedenlere karşı verdiği özellikle bu varlığını ülkemiz için gerçek bir kazanç olarak görüyorum. Çünkü sizler doğru haberin, ilkeli duruşun, bağımsız, dürüst ve ahlaklı yayıncılığın Anadolu’daki temsilcilerisiniz. Bu millet size güveniyor, size inanıyor, sizleri dikkatle takip ediyor. Kaleminizden çıkan her cümle, mikrofonunuzdan yükselen her söz, işte bu güvenin bir nişanesi olarak dalga dalga toplumdan yayılıyor" dedi. Yılın Köşe Yazarı Ödülü Türkiye Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Yücel Koç’a verildi. Ödül, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Koç’a takdim edildi.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Başkan Memet Aslan’dan bayram mesajı Van Organize Sanayi Bölgeyi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Kurban Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Memet Aslan, mesajında, "Bayramlar; birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik ikliminin vuku bulduğu zamanlardır. Kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun en üst seviyede yaşandığı iklimlerdir. Kurban Bayramı’nın manevi ruhuna uygun kesilen kurbanlar; akrabaya, ihtiyaç sahibine ve mazlumlara ulaştırılarak Halil İbrahim’i bir duygu yaşanır. Birlikte yaşamanın, bir birimizi anlamanın, sabrın ve sebatın ruhumuza işlediği zamanlardır bayramlar. Allah’ın rızası gözetilerek kesilen kurbanların maneviyatı; duygu selini, birliği, beraberliği, paylaşmayı ve kardeşliği bütün hayatımıza yansıtacaktır. Cenab-ı Allah, kurbanı imkanı olan biz Müslümanlara farz kılmıştır. Oysa ki Rabbimizin kestiğimiz kurbanlara ihtiyacı yoktur. Tamamen kullarının gönül dünyasını zenginleştirmek, sabır ve sebat üzerine ayaklarını sabit kılmak, hamd ve şükür duygusunu kalplerine yerleştirmek, dayanışma ve paylaşma hasletini kalplerine oturtmaktır. Cenab-ı Allah’tan dileğimiz bu Kurban Bayramı’nın İslam coğrafyası, özellikle Gazze, Filistin ve tüm insanlık için bir milat olmasıdır. Zulmün, adaletsizliğin, çatışmaların, savaşların, sürgünlerin olmadığı, çocukların, kadınların, yaşlıların açlığa, sefalete mahkum olmadıkları bir dünya temennisiyle tüm insanlığın Kurban Bayramı’nı kutluyorum" dedi.
Düzce Yığılca’ya rekor yatırım DÜZCE(İHA) – AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, Yığılca ilçe merkezinde hayata geçirilecek yaklaşık 1 milyar 200 milyon TL yatırım bedeline sahip dere ıslah projesinin ihalesinin yapılacağını duyurdu. Yığılca ilçesi için dev yatırım müjdesini paylaşan Hasan Şengüloğlu Dere Islah Projesi İçin geri sayımın başladığını duyurdu. Şengüloğlu, Yığılca ilçe merkezinde hayata geçirilecek dere ıslah projesinin ihale tarihini açıkladı. Yaklaşık 1 milyar 200 milyon TL yatırım bedeline sahip proje için ihale sürecinin temmuz ayında başlayacağını duyuran Şengüloğlu, projenin Yığılca tarihinin en büyük çalışması olacağını söyledi. İhalenin 6 Temmuz 2026 tarihinde saat 10.30’da gerçekleştirileceğini belirten Şengüloğlu, sözleşmenin imzalanmasının ardından çalışmaların başlayacağını aktardı. İl Başkanı Şengüloğlu, yatırım kapsamında ilçede 435 bin metreküp kazı çalışması, 90 bin metreküpten fazla beton dökümü, binlerce ton demir kullanımı, fore kazık uygulamaları, taş dolgu çalışmaları ile birlikte 5 araç köprüsü ve 2 yaya köprüsü yapılacağını bildirdi. Projenin taşkın riskini azaltacağını, dere yataklarını daha güvenli hale getireceğini ve ilçenin altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Şengüloğlu, "Eser ve hizmet siyasetiyle hemşehrilerimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Bu büyük yatırımın Yığılca’mıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Kurban keserken aşırı efor kalp krizini tetikleyebilir" Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, Kurban Bayramı’nda yoğun efor gerektiren kurban kesimi gibi faaliyetlerde, özellikle sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda olduğunu belirterek, "Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor, kalp krizine neden olabilir" dedi. Kurban Bayramı öncesi kalp hastalarına yönelik önemli uyarılar yapıldı. Bayram sürecinde değişen beslenme alışkanlıkları, uzun yolculuklar ve kurban kesimi sırasında harcanan yoğun fiziksel efor kalp hastaları açısından ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, kalp ve tansiyon hastalarının ilaç kullanımını aksatmaması gerektiğini ifade ederek, "Özellikle kan sulandırıcı kullanan kişilerin kendilerini yaralama konusunda çok dikkatli olmaları lazım. Çünkü bu kişilerde kanamanın durmaması ya da fazla miktarda kan kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi. "Aşırı efor kalp krizine neden olabilir" Erdoğu, kurban kesimi sırasında kalp hastalarının dikkatli olması gerektiğini ve yoğun fiziksel eforun kalp krizini tetikleyebileceğini belirterek, "Özellikle yoğun sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin kurban kesimi gibi ağır fiziksel güç gerektiren işlerde geri planda kalmalarında fayda var. Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor kalp krizine neden olabilir" diye konuştu. "Dikkatli olmaları gerekiyor" Seyahat edecek kişilerin mutlaka kalp ilaçlarını yanlarına almaları gerektiğini söyleyen İsmail Erdoğu, "Birkaç gün boyunca ilaçların alınmaması ya da atlanması bile kalp hastalığı açısından sıkıntılı süreçlerin oluşmasına neden olabilir. Kurban kesme merasimleri sırasında kalp hastalarının aşırı efor sarf etmemeleri ve kan sulandırıcı kullandıkları için kendilerini yaralama konusunda dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü kan sulandırıcı kullanan kişilerde kanamanın durmaması ya da fazla miktarda kan kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Et tüketimi, özellikle tansiyon hastaları ve kronik böbrek yetersizliği olan kişiler için ciddi bir sorun oluşturabiliyor. Ayrıca toplumumuzda et genellikle fazla tuzla birlikte tüketiliyor. Bu durum tansiyonun yükselmesine, tansiyon yükseldiğinde ise kalp krizinin tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle et tüketilecekse, az tuzlu tüketilmesi gerekiyor" dedi. "Göğüs ağrıları ciddiye alınmalı" Erdoğu, özellikle sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda olduğunu belirterek, "Kişiler nerede olurlarsa olsunlar başlayan bir göğüs ağrısını mutlaka ciddiye almak gerekir. Kalp hastalıklarında göğüs ağrısı başladıktan sonra hastaneye ulaşmak için geçirilen zaman çok kıymetlidir. Hayatta kalmayı ve sağlıklı olmayı belirleyen en önemli unsur, aslında bu süredir. Göğüste oluşacak ciddi yanma, baskı ve benzeri şikayetlerde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Kurban Bayramı’nda yoğun efor gerektiren kurban kesimi ve benzeri faaliyetlerde, özellikle yoğun sigara kullanan ya da kalbinde stent bulunan kişilerin biraz daha geri planda kalmalarında fayda vardır. Bu kişilerde oluşabilecek aşırı efor, kalp krizine neden olabilir. Nitekim kurban kesimi sonrasında kalp krizi geçiren hastalarla karşılaştık. Çünkü bu süreç ciddi bir fiziksel efor gerektiriyor. Eğer kişiler kurban kesimini kendileri yapacaklarsa, bu konuda daha sağlıklı ve genç bireylerin aktif görev alması daha doğru olacaktır" şeklinde konuştu.
İstanbul E-ihracatta Trendyol’da ilk 5’te yer alan Denizli’de satıcılar ürün gamını genişletiyor Denizli, Trendyol ile geleneksel üretim gücünü e-ticaretin hızıyla birleştirdi. Şehrin lokomotifi olan ev tekstili ve hazır giyim liderliğini korurken; Denizlili satıcılar e-ticaret sayesinde ürün yelpazesini genişletti. Denizli’den Türkiye’nin dört bir yanına giden sepetlerde artık sadece bornoz ve çarşaf değil; oto aksesuarı başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan sürpriz ürünler de yer alıyor. Ev tekstili ve giyim ürünleriyle tanınan Türkiye ekonomisinin dinamik şehirlerinden Denizli’deki Trendyol satıcıları, platform üzerinden ülke geneline yayılan bir satış performansı sergiliyor. E-ticaret platformunun verilerine göre, Denizlili üreticilerin en çok satış yaptığı iller İstanbul, Ankara ve İzmir olurken, üç büyük şehri Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya, Muğla, Tekirdağ, Gaziantep ve Balıkesir takip etti. Denizlili satıcıların ilk 100 listesinde sürpriz ürünler Ev tekstili Denizli’nin e-ticaretinin ana omurgasını oluşturmaya devam ederken, platform verileri Denizlili üreticilerin pazarın nabzını tutarak niş alanlarda da Türkiye genelinde söz sahibi olmaya başladığını gösterdi. Denizli’den yurt geneline yapılan satışların hayatın her alanına yayıldığı göze çarparken, ilk 100 listesinde paspas, kılıf, pet shop ürünleri ve oto aksesuarı gibi ürünler dikkat çekti. Denizli’nin üretim gücü, Trendyol ile küresel pazarlara açılıyor Denizli, tekstil başta olmak üzere üretim gücüyle Türkiye’nin ihracat kaslarından biri olmayı sürdürürken, e-ihracat bu potansiyelin küresel pazarlara taşınmasında kritik bir rol üstleniyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bu dönemde, yerel üreticilerin sınır ötesi ticarete erişimini kolaylaştırmak, rekabet güçlerini artırmanın en önemli unsurlarından biri haline geliyor. Platform, sunduğu teknoloji, lojistik ve pazarlama altyapısıyla Denizlili üretici ve satıcıların e-ihracata katılımını kolaylaştırarak, ürünlerini dünya pazarlarıyla buluşturuyor. Böylece sadece satış hacmini artırmakla kalmayıp, yerel kalkınmaya da doğrudan katkı sağlayan bir köprü görevi görüyor. Denizli, yıllık 5 milyar dolara ulaşan rakamla Türkiye’nin dünyaya ihracatında sekizinci sırada yer alıyor. Denizli, Trendyol ekosistemi içindeki e-ihracat performansıyla Türkiye beşincisi olarak dikkat çekiyor. E-ihracat, Denizli’de en hızlı büyüyen alan olarak göze çarpıyor. Kentin üretim gücünün dijital kanallarla daha geniş pazarlara taşınması, sanayi ve ihracat temsilcileri tarafından da Denizli’nin yeni büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. "Rekabetin yolu dijitalden geçiyor" Denizli’nin üretim gücü ve girişimci ruhuyla Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri olduğunu belirten Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, günümüzde rekabette öne çıkmanın yolunun üretilen değeri dijital dünyada güçlü bir şekilde konumlandırıp küresel pazarlara doğrudan taşıyabilmekten geçtiğini ifade ederek şunları söyledi: "E-ticaret ve mikro ihracat, özellikle KOBİ’lerimiz için önemli fırsatlar sunuyor. Daha önce yalnızca toptan çalışan birçok işletmemiz bugün kendi markasını oluşturarak dijital platformlar üzerinden son kullanıcıya ulaşabiliyor. Bu dönüşüm hem katma değeri artırıyor hem de firmalarımızın rekabet gücünü yükseltiyor. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak şehrimizin e-ihracat ve e-ticaret alanındaki potansiyelinin farkındayız. Hedefimiz, firmalarımızın dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek, markalaşmayı güçlendirmek ve Denizli’nin üretim başarısını dijital ticarette de daha ileri taşımaktır." "E-ihracat, Denizli’ye esnek ve doğrudan satış kanalı açıyor" Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu ise, e-ihracatın Denizli için stratejik önemine vurgu yaptı: "Avrupa başta olmak üzere birçok pazara yüksek kaliteli tekstil ürünleri ihraç ediyoruz. Ancak geleneksel ihracat modeli genellikle büyük siparişler ve uzun vadeli anlaşmalar üzerine kurulu. E-ihracat ise bu yapıyı tamamlayan ve esnek hale getiren yeni bir kanal oluşturuyor. Bugün Denizlili bir üretici, e-ihracat sayesinde Almanya’daki bir son kullanıcıya tek bir bornoz satışı gerçekleştirebiliyor. Bu, geçmişte mümkün olmayan bir iş modeliydi. Aynı şekilde ABD veya Körfez pazarlarına küçük hacimli ama yüksek katma değerli ürünler gönderilebiliyor." Dijitalin Denizli’ye getirdiği köklü değişim Denizlili işletmeler, e-ticaret ve e-ihracatın sağladığı verilerle daha esnek ve talep odaklı üretim gerçekleştiriyor. Bir ürünün hangi şehirde ya da ülkede çok sattığı, hangi renk veya modelin daha çok talep gördüğü gibi veriler, Denizli’deki üretim planlamasına doğrudan yansıdı. Platform verileri, Denizli’deki üretim modelinin köklü bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. E-ticaret ve e-ihracat öncesinde ürünler önce toptancı, ardından perakendeci zinciriyle son kullanıcıya ulaşıyordu. Ancak günümüzde dijitalin gücüyle üretici doğrudan müşteriyle buluşabiliyor. Bu dönüşüm kadın ve genç girişimcilerin daha kolay pazara girmesini, küçük atölyelerin marka haline gelmesini ve sınırlı bir kitleye hitap eden özel ürünlerin üretimini artırdı.
İstanbul Vodafone’un 5G kapsama reklamında milli basketbolcu Alperen Şengün oynadı Uluslararası bağımsız denetim kuruluşu P3 tarafından Türkiye’nin en geniş 5G kapsamasına sahip operatörü seçilen Vodafone, bunu müşterileriyle kutluyor. 21 Haziran’a kadar devam edecek yeni kampanyada, operatör müşterilerinin Hediye Çarkı’nda kazandığı internet 10’a katlanacak. Kampanya kapsamında milli basketbolcu Alperen Şengün ve Vodafone’un reklam yüzü Cengiz Bozkurt’un rol aldıkları özel bir reklam filmi de hazırlandı. Uluslararası bağımsız denetim kuruluşu P3 tarafından Türkiye’nin en geniş 5G kapsamasına sahip operatörü seçilen Vodafone, yeni bir kampanya düzenliyor. Buna göre, operatör müşterileri, Hediye Çarkı’nı her çevirmede internet kazanacak ve kazandıkları interneti 10’a katlayacak. 21 Haziran’a kadar sürecek kampanyadan tüm Vodafone’lular yararlanabilecek. Müşteriler, Hediye Çarkı’nı Yanımda uygulamasında her hafta, operatör mağazalarında ise ayda bir kez çevirerek kampanyaya katılabilecek. Kampanya kapsamında milli basketbolcu Alperen Şengün ve operatörün reklam yüzü Cengiz Bozkurt’un rol aldıkları özel bir reklam filmi de hazırlandı. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: "Vodafone olarak, dünya genelinde en fazla ülkede 5G hizmeti veren bir numaralı mobil operatörüz. 1 Nisan’da 81 il ve 922 ilçede 5G sinyalini aynı anda vermeye başladık. Hemen ardından, uluslararası bağımsız denetim kuruluşu P3 tarafından ülkemizin en geniş 5G kapsamasına sahip operatörü sertifikasını kazandık. 5 kıtadaki 5G deneyimimizi Türkiye’deki yaygın kapsama gücümüzle birleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mutluluğumuzu müşterilerimizle paylaşmak istedik ve 5G kapsama liderliğimizi kutlamak üzere yeni bir kampanya başlattık. Tüm müşterilerimizin Hediye Çarkı’nda kazandığı interneti 10’a katlayacağız. Müşterilerimizi kampanyamızdan yararlanmaya davet ediyoruz." Ayrıntılı ve güvenilir analiz Açıklamaya göre, P3 tarafından 1-8 Nisan tarihleri arasında toplam 30 bin kilometrelik alanda yapılan ölçümlerde 5G kapsama alanı değerlendirildi. 5G kapsama alanının güvenilir ve anlamlı bir şekilde tespit edilmesini sağlamak için P3 tarafından global standartlara uygun metodolojiler uygulandı. Vodafone Türkiye elde ettiği sonuçlarla ülke genelinde en geniş 5G kapsamasını sağladı. Kutlamaya özel reklam film Operatör, 5G kapsama liderliğini kutladığı kampanya kapsamında özel bir reklam filmi de hazırladı. Milli basketbolcu Alperen Şengün’ün rol aldığı filmde bir basketbol maçının en kritik anı gösteriliyor. "5G kapsamasında Türkiye’de sahanın yeni lideri Vodafone" mesajını veren reklam filminde Alperen Şengün’ün yanı sıra markanın reklam yüzü Cengiz Bozkurt da yer alıyor.