POLİTİKA - 19 Ocak 2026 Pazartesi 21:28

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklanarak öldürülen Atlas ile ilgili de konuşarak, "Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız"


Görevi devraldıkları günden beri 86 milyonun huzuru, esenliği, refahı için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin teveccühüne layık olabilmek adına gece-gündüz demeden koşturduk. İçeride ve dışarıda girdiğimiz hiçbir mücadelede Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye’nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk. Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz. Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bu vatanın her köşesini ihya etmekte, Türkiye Cumhuriyeti’nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız" açıklamasında bulundu.



"Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz"


Hizmet ederken herhangi bir ayrım gözetmeden canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakın, bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum: 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz" diye konuştu.



"Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız"


Bugün Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "Bu önemli yatırımların Ankara’mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Daha önce de söyledim, Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu, kimin sicilinin de kırıklarla, zayıflarla, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir" ifadelerini kullandı.



"Vatandaşlarımız Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor"


14-28 Mayıs seçimlerini hatırlatan Erdoğan şöyle devam etti:


"Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye’nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. Evet, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir. Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde, gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız."



"Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor"


Kabine toplantısında dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyalogu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloga, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum" ifadelerine yer verdi.



"Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"


Suriye’deki son gelişmeleri de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki, yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle Suriyeli kardeşlerimizin önü de, ufku da, bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır. Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim: Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen, emir-komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye Hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.



"Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız"


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmadan dolayı Şara’yı tebrik ettiğini belirterek şöyle devam etti:


"DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep’in, Rakka’nın, Deyrizor’un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüz binlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebepli olursa olsun kimsenin bunu görmezden gelme, hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye’nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır."



"Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüdüklerini söyleyerek, "Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Bakın, ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün Türk-Kürt-Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost-düşman herkes çok iyi biliyor" diye konuştu.



"Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor"


Türkiye’de bazı siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep’in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder? Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin, hem Suriye’nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım. Arap’ın kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı Türk’e, Türkmen’e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz. Can kardeşimiz değil mi? Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum. Tekrar vurguluyorum, biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek, işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun, o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik" açıklamasında bulundu.


Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk-oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz."



"Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz"


Son günlerde cinayete kurban giden çocukları da gündemine alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı ne ise, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir. Bunun hesabını sormak görevimizdir. Kardeşlerim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenab-ı Allah’ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 2025 yılında konut satışlarında tarihi rekora imza atıldı Son dönemde Türkiye konut sektöründe finansmana erişim ciddi şekilde zorlaşmışken, 2025 yılı konut satışlarında tarihi bir rekor yılı oldu. Gayrimenkulde rakamlar ilk bakışta bir çelişki gibi dursa da yine yatırımcının yüzünü güldürdüğünü belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Bir tarafta konut kredi faizlerinin fiilen ulaşılamaz seviyelere yükselmesi ve bankacılık sisteminde krediye erişimin zorlaşması, diğer tarafta ise satış adetlerinde tarihi zirveler. Ancak 2025 verileri bize şunu net bir şekilde gösteriyor ki, Türkiye’de konut, hâlâ en güçlü yatırım ve güvenli liman algısını koruyor. Aralık ayında Türkiye genelinde 254 bin 777 adet konut satışı gerçekleşti. Bu rakam, tek bir ay için son derece dikkat çekici ve yılın ne kadar güçlü kapandığını açıkça gösterdi. Yıl geneline baktığımızda ise 1 milyon 688 bin 910 adetlik satış ile Türkiye konut tarihinde bugüne kadar ulaşılan en yüksek yıllık satış rakamı kayda geçmiş oldu" dedi. "Marmara Bölgesi rekor kırdı" Rekorun sadece Türkiye geneliyle sınırlı olmadığını belirten Aydemir, "Bölgesel ölçekte de çok güçlü veriler görüyoruz. Bursa’da Aralık ayında 8 bin 733 adet konut satışı gerçekleşirken, Balıkesir’de ise 4 bin 751 adet satış kaydedildi. Bu rakamlar, Marmara Bölgesi’nin konut talebinde ne kadar canlı olduğunu ortaya koyuyor. Yıl geneline baktığımızda tablo daha da çarpıcı. Bursa’da 2025 yılı boyunca toplam 57 bin 693 adet konut satışı gerçekleşti. Bu rakam, Bursa tarihinin en yüksek konut satış adedi olarak kayıtlara geçti. Benzer şekilde Balıkesir’de de 36 bin 738 adetlik satış ile kent tarihinin en yüksek yıllık konut satışı rakamına ulaştı" diye konuştu. Bu veriler, sadece büyükşehirlerde değil, sanayi, turizm ve göç alan şehirlerde de konut talebinin güçlü şekilde devam ettiğinin göstergesi olduğunu belirten Aydemir açıklamasını şöyle sürdürdü; "Bursa’da sanayi ve iç göç etkisi, Balıkesir’de ise hem yazlık hem de kalıcı konut talebi satışları destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Finansmana erişimde yaşanan tüm zorluklara rağmen, konutun bölgesel bazda da güçlü bir yatırım ve barınma aracı olmaya devam ettiğini net bir şekilde görüyoruz. Aralık ayındaki satışların sadece yüzde 11,4’ü ipotekli, yani konut kredisi kullanılarak yapılan satışlardan oluşuyor. Sayısal olarak bu da 29 bin 149 adet konuta denk geliyor. Bu oran, faizlerin geldiği seviyeyi ve alıcıların büyük ölçüde nakit veya alternatif finansman yöntemlerine yöneldiğini açıkça ortaya koyuyor. Satılan konutların 96 bin 690 adedi ilk el, yani toplam satışların yaklaşık yüzde 38’i. Buna karşılık 158 bin 87 adet, yani satışların yüzde 62’si ikinci el konutlardan oluşuyor. Bu dağılım, özellikle fiyat avantajı ve pazarlık imkânı nedeniyle alıcıların ikinci el konutlara daha fazla yöneldiğini gösteriyor." Kredi faizlerinin yüksekliği konut talebini bitirmediğinin altını çizen Aydemir, "Sadece talebin şeklini değiştirdi. Kredili alıcı sayısı azalırken, nakit alıcılar, yatırımcılar ve enflasyona karşı varlık korumak isteyen kesimler piyasayı ayakta tuttu. 2025 yılı, tüm finansal zorluklara rağmen konutun Türkiye’de hâlâ vazgeçilmez bir yatırım aracı olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu" dedi.
Kastamonu Kar altındaki köy yollarında "kar savaşçıları"ndan yoğun mesai Kastamonu’da kar kalınlığının1,5 metreyi bulduğu köy yollarının ulaşıma açılması için İl Özel İdaresi ekipleri yoğun mesai harcıyor. Binlerce kilometrelik yolu ulaşıma açan ekipler, vatandaşların mağdur olmaması için gece-gündüz demeden çalışıyor. Kastamonu’da son 4 gündür aralıksız yağan kar, özellikle yüksek rakımlı köylerde hayatı durma noktasına getirdi. Kar yağışı sebebiyle ulaşımda da olumsuzluklar yaşanıyor. Kastamonu’yu Abana-Bozkurt-Çatalzeytin ilçelerine bağlayan Yaralıgöz mevkii, Küre ve İnebolu ilçelerine ulaşımın sağlandığı yol ve Ağlı-Azdavay ve Cide ilçelerine bağlayan güzergahlarda da Karayolları ekiplerinin yoğun çalışması sürüyor. İl Özel İdaresi ekipleri ise bin 54’ü köy, 2 bin 614’ü mahalle olmak üzere 3 bin 668 yerleşim yerinin yollarının ulaşıma açık kalması için yoğun mesai harcıyor. 9 bin 840 kilometre yol ağından sorumlu İl Özel İdaresi ekipleri, ayrıca cenazesi ya da hastası olan vatandaşlara da yardım götürerek mağduriyet yaşanmaması için çaba sarf ediyor. 611 köy yolunun kar yağışı sebebiyle ulaşıma kapandığı Kastamonu’da, İl Özel İdaresi 150 iş makinesi ve 200’den fazla personelle yaptığı çalışmalar neticesinde kapalı köy yolunu 398’e kadar düşürdü. Ekipler, kış mevsiminin başlamasından itibaren 20 bin kilometreden fazla yol ağını ulaşıma açtı. "150 adet araç ile çalışmaktayız" Çalışmalarla ilgili bilgi veren Kastamonu İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği Makine, İkmal, Bakım ve Onarım Müdürü Gökhan Matracı, "Bin 54 köyümüz mevcut olup şu ana kadar bin 849 köy yolumuzu açmış bulunmaktayız. 130 ana iş makinesi ve 20 tane yardımcı iş makinesi olmak üzere 150 adet araç ile çalışmaktayız. 19 ilçemizde Sayın Valimizin ve Genel Sekreterimizin koordinesinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. 2025 Aralık ayında başlayan kar yağışından bugüne kadar harcadığımız akaryakıt miktarımız 222 tondur, mesai mefhumu gözetmeksizin tüm sahada çalışan emektar arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Çalışmalarımız devam etmektedir. Şu an mevcut olan kar kalınlığı 1,5 metre. Arkadaşlarımız hummalı bir şekilde çalışıyor. En kısa zamanda tüm köy yollarını açmak için uğraşmaktayız. Yolu açılan köy sayımız şu an bin 839’dur. Yolu açılan köy yolu kilometremiz ise 17 bin 430’dur. 150 iş makinemiz ile sahadayız" dedi. Açtıkları yolların kar yağmasından ötürü tekrar kapandığını ifade eden Matracı, "Kar mücadelesi çok farklı bir çalışma. Aynı yeri 3, 4 kez açtığımız durumlar oluyor. Ne kadar açsak da kar yağışının olmasından dolayı aynı yolları tekrardan açmak zorunda kalıyoruz. Bunlar da bizim hem kilometre olarak çok çalışmamızı gerektiriyor. Ayrıca köylülerin ve muhtarlarımızın da desteği var. Onlar da kendi imkanlarıyla açıyor. Onlara da ayrıca teşekkür etmek isterim. Hastalık, doğum, yaşlılarda bir bakım gerektiren, elektriği olmayan yerlerimiz var, onlara da daha öncelik veriyoruz. Dün akşam yine bir çocuğumuzun rahatsızlanması neticesinde bir çalışma yaptık, onu da aldık. Sağ olsun UMKE, AFAD, Orman Bölge Müdürlüğümüz ile Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğümüzün de kar mücadelesinde çok büyük katkıları var. Onlara da buradan teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Köylerimize bu hizmeti vermekten çok mutluyuz" Kastamonu İl Özel İdaresi iş makinesi operatörü Raşit Can ise, "Kış şartlarımız ağır geçiyor. Ağır geçtiği için de köylere ulaşım zor oluyor ama gece gündüz çalışıyoruz, köylerimizin ilçeye olan ulaşımlarını sağlıyoruz. Bunun için çok mutluyuz. Gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Evimizi, köyümüzü unutuyoruz. Çocukları görmesek de biz köylerimize bu hizmeti vermekten çok mutluyuz. Açtığımız yolları kar bir yandan kapatıyor" şeklinde konuştu. "Köylülerin, hastaların, çocukların mutluluğu bizi çok sevindiriyor" Kastamonu İl Özel İdaresi iş makinesi operatörü Murat Banatoğlu da, "Kışları kar makinesiyle köylülerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Genelde mesai kavramı gütmeden köylere ulaşıp karla mücadele yapıyoruz. Köylere vardığımız zaman köylülerin, hastaların, çocukların mutluluğu bizi çok sevindiriyor. Şu an bulunduğumuz mevki Küre’nin Çad köyü, çok fazla kar alan bir köyümüzdür. Elimizden geldiği kadar mücadele edip köylere ulaşmaya çalışıyoruz. Sayın valimizin, genel sekreterimizin koordinesiyle 24 saat esaslı çalışıyoruz. Biz açıyoruz, kar yağıyor ama halimizden memnunuz. Allah bereketi eksik etmiyor. Kurak bir yaz dönemi geçirdik. Kış döneminde inşallah ne kadar yağarsa yağsın köylerimize ulaşmak için elimizden geleni yapacağız. Büyük bir mücadeleyle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yalova Lunapark işletmecisinden çocuklar için ayakkabı yardımı Yalova’da lunapark işletmeciliği yapan hayırsever Ali Altınbaş, "Çocuklar Üşümesin" kampanyası çerçevesinde bu yıl 400 çocuğa ayakkabı yardımı yaptı. Altınbaş, bu yıl kampanya çerçevesinde aldığı 400 çift ayakkabıyı ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılması için muhtarlara teslim etti. 2015 yılından beri her yıl yardım kampanyasını düzenleyen Altınbaş, "Muhtarlarımız bizi teşvik etti. İhtiyaç sahibi insanların ve çocukların olduğunu söylediler. Özellikle gecekondu mahallelerinde Bayraktepe, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi ve Elmalık köyü gibi bölgelerde daha çok ihtiyaç sahibi çocuk bulunduğunu ifade ettiler. Biz de bundan dolayı böyle bir çalışmaya başladık. Bu yıl itibarıyla 10 yıl oldu. Bugüne kadar yaklaşık 4 bin ayakkabı dağıttık. Aynı şekilde Roman mahallesinde yaşayan kardeşlerimiz de var. Orada da ihtiyaç sahibi insan sayısı fazla olduğu için ayakkabı yardımında bulunuyoruz. Durumumuz bu şekilde. İmkanlarımız el verdiğince bu işi daha da geliştirmeyi düşünüyoruz. Buradan çağrımız şudur, diğer esnaf arkadaşlarımızdan özellikle Bayraktepe Mahallesi, Elmalık köyü, Bağlarbaşı Mahallesi gibi gecekondu bölgelerinin yoğun olduğu yerlerde ihtiyaç sahiplerinin çok olduğunu bilmelerini istiyoruz. Bu bölgelerde çocuklar ve aileler ciddi anlamda yardıma ihtiyaç duyuyor. Ancak bunların hepsine bizim yetişmemiz tabii ki mümkün değil. Bu nedenle esnaf arkadaşlarımız, ilgili mahallelerin muhtarlarına gider ve sorarlarsa, muhtarlar bu konularda onlara yardımcı olacaklardır. Bu yıl 400 ayakkabı dağıtıyoruz. İsmet Paşa İlköğretim Okulu’na, 700. Yıl İlköğretim Okulu’na; aynı zamanda Bayraktepe Muhtarlığına, Elmalık Köyü Muhtarlığına ve Mustafa Kemal Paşa Mahallesi Muhtarlığına ayakkabı dağıtımı yapıyoruz" dedi. Elmalık Köyü Muhtarı Melih Boz ise örnek davranışından dolayı hayırsevere teşekkür ederek, "Sevilen iş insanı, kıymetli dostum Ali Altınbaş ile yaklaşık 10 yıldır birlikteyiz. Zamanla bu projeyi büyüttü ve diğer mahallelerde de yardımlarını artırdı. İhtiyaç sahiplerine ulaşarak önemli bir sosyal sorumluluk örneği sergiliyor. Diğer iş insanlarına da örnek olmasını temenni ediyoruz. Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum. Allah daha çok versin. Yardımlarının devamını diliyoruz" diye konuştu. Dağıtım programına Yalova Valiliği İl Roman Koordinatörü Kerem Koyuncu, Bayraktepe Mahallesi Muhtarı Ahmet Esmer, İsmetpaşa Mahallesi Muhtarı Salih Ayvaz ve Mustafakemalpaşa Mahallesi Muhtarı Reşat Köseoğlu katıldı.
Denizli Mermer fabrikasında egzotik mesai: Farklı ırklardaki tavuklar burada yetişiyor Denizli’de mermer sektöründe çalışan 46 yaşındaki Servet Birsin, üç yıl önce hobi olarak başladığı tavuk yetiştiriciliğini bambaşka bir boyuta taşıdı. İş yerinin bir bölümünü kuluçkahaneye çeviren Birsin, yurt dışından özel olarak getirttiği yumurtalarla Türkiye’de nadir bulunan egzotik tavuk ırklarını yetiştiriyor. Tavukçuluk serüvenine 3 yıl önce Türkiye’deki yerel ırkları besleyerek başlayan Servet Birsin, zamanla araştırmalarını derinleştirdi. Sıradan tavukçuluğun ötesine geçmek isteyen Birsin, yurt dışındaki tanıdıkları aracılığıyla Türkiye’de bulunmayan veya çok nadir rastlanan özel ırkların yumurtalarını getirtmeye başladı. Bu yumurtaları özenle kuluçkaya yatıran Birsin, farklı ırklardaki egzotik tavuklar yetiştiriyor. Mermer işçisi olarak yoğun bir tempoda çalışan Birsin, bu tutkusunu iş hayatıyla birleştirmeyi başardı. Civcivlerin bakımının hassasiyet gerektirmesi nedeniyle, üretimin bir kısmını çalıştığı mermer atölyesinde gerçekleştiriyor. Hayvanlarına olan sevgisi ve sorumluluk bilinciyle hareket eden Birsin, evi ile iş yeri arasındaki 20 kilometrelik mesafeyi engel olarak görmüyor. Mesai saatleri dışında evinde olsa bile, civcivlerle veya tavuklarla ilgili ters giden bir durum olduğunda, hiç düşünmeden 20 kilometre yol kat edip soluğu iş yerinde, kanatlı dostlarının yanında alıyor. Birsin’in kümesinde, yumurta verimi ve görsel şölen sunan tüyleriyle bilinen birbirinden özel ırklar bulunuyor. Birsin’in kümesinde Fransız kökenli Faverolles, mavi tonlarında yumurtlamasıyla ünlü Blue/Black Ameraucana, yumurta rekortmeni olarak bilinen Australorp, İsviçre kökenli nadir türlerden Silver Appenzeller, renkli yumurtalarıyla dikkat çeken Cream Legbar, dayanıklıkları ile bilinen Rhode Island Red ve tavuk dünyasının süs bitkisi olarak bilinen Rahibe Fizan yer alıyor. Sosyal medyada gördüğü farklı ırklar merakını uyandırdı Sosyal medyada gördüğü farklı ırkların dikkatini çekmesi üzerine bu ırkları yetiştirmeye karar veren Servet Birsin, "Tavuk yetiştiriciliği bende hobi olarak başladı. Önceden yerli ırklarla çalışmalar yapıyordum. Sonrasında sosyal medyada değişik tavuk ırklarını gördüm ve onlara merak saldım. Gurbetteki komşularımdan ve akrabalarımdan kuluçkalık yumurta getirmelerini istedim. Onlarda bana kırmadı yurt dışındaki ırklardan bana yumurta getirdiler. Bende bu yumurtaları kuluçka makinasında çıkartım ve yetiştiriciliğine başladım. Ülkemize yeni ırklar kazandırmak bu türler üzerinde çaprazlama gen çalışmaları yapıyorum. Renk, yapı, yumurtalık, etlik gibi türlerde gen çaprazlaması yaparak yeni türler çıkartmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince ülkemiz için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Hedefim üretmek. Avrupalı vatandaşların yaptığı gibi farklı farklı ırkları çaprazlayıp ülkelerine daha kaliteli, daha yumurtacı, daha etçi bir tür çıkarmak verimliliği artırmayı hedefliyor. Bizde ülkemiz için daha kaliteli, daha verimli tür çıkartmak hedefimiz. Genelde yumurtalardan, civcivlerden başka yetiştirici arkadaşlar istiyor, çevremdeki tanıdıklarım çok istiyor. Fazla üretim olduğunda onlara yumurta, civciv hediye ediyorum" dedi. Daha rahat kontrol etmek için kümesin bir kısmını işyerinde besliyor Her tavuğu le ayrı ayrı ilgilenen Birsin, "Gündüzleri işte çalışıyorum. İşyerimde civcivler için kurduğum özel kafeslerde belirli sıcaklıklarda belirli, nem oranında yetiştirmeye çalışıyorum. Civcivleri daha rahat kontrol edebilmek için gözümün önünde tutuyorum. O yüzden iş yerimde besliyorum. Geceleri de bekçi arkadaşlarım da kümeslerde bir sorun olduğunda haber veriyor bende 20 kilometre mesafedeki evimden hemen geliyorum gereken müdahaleyi yapıp evime geri dönüyorum. Benim en çok yetiştirdiğim ırk Faverolles. Yetiştirmekten en keyif aldığım ve en çok ilgilendiğim ırk bu. Blue Black Ameraucana, Australorp, Silver Apanzel, Cream Legbar, Rhode Island Red ve Rahibe Fizan ırklarından da tavuklarım ve horozlarım var elimde. İlerleyen zamanlarda belki yeni ırklar eklerim çıkartım belli olmaz. Zaman neyi gösterecek bilemiyorum" diye konuştu.