POLİTİKA - 29 Eylül 2025 Pazartesi 21:57

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 500 bin sosyal konut müjdesi

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 500 bin sosyal konut müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çevre Bakanlığımız eliyle 81 ilimizin tamamında 500 bin sosyal konut inşa etmek için düğmeye basıyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Konuşmasının başında Türk edebiyatının usta kalemlerinden Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, şair, yazar, mütefekkir Yavuz Bülent Bakiler için rahmet dileğinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 haftalık aradan sonra yaptıkları kabine toplantısında gündemlerinde iç ve dış politikaya dair kritik konuların olduğunu kaydetti. 15 Eylül’de Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı-Arap Ligi Olağanüstü Zirvesi’ne katıldıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada Filistin’in yanı sıra Lübnan, Yemen, İran, Suriye ve son olarak Katar’a saldıran İsrail karşısında ortak tavır almanın önemine işaret ettik. Ziyaretimiz dostumuz, kardeşimiz ve müttefikimiz Katar’la dayanışmamızı göstermek açısından da manidardı. 17 Eylül’de ise Dışişleri Bakanlığımızın yeni yerleşkesinin temellerini attık. İki yıl içinde tamamlanması planlanan projeyle Hariciye Teşkilatımızı 334 bin 500 metrekare kapalı alana sahip modern, işlevsel ve çevre dostu bir yerleşkeye kavuşturacağız" dedi.


18 Eylül’de şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura törenini icra ettiklerini belirten Erdoğan, "Çektiğimiz kuralarla 630 kardeşimizin daha kamuya atamasını yaptık. Böylece kamu kurumlarımızda istihdam ettiğimiz şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayımız 51 bin 947’ye yükseldi. Yeni atamalarımızın bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor; göreve başlayan kardeşlerime yüce Allah’tan başarılar diliyorum. 19 Eylül’de Türkiye Kooperatifler Buluşması’nda ’2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı’nın tanıtımını yaptık. Buluşmada kooperatiflerimiz için yeni müjdelerimizi paylaştık. Geçtiğimiz yıl kooperatiflerimizin yararlanabileceği destek kalemlerinde iki kat artış yapmıştık. bu yıl destek tutarını 2,5 katına çıkardık. Aynı şekilde makine, ekipman ve demirbaş alım desteğini 400 bin liradan 1 milyon liraya, sergi ve fuar katılım desteklerini 60 bin liradan 150 bin liraya yükselttik" açıklamasını yaptı.



"İŞKUR Gençlik Programı kontenjanını 150 bine çıkarmayı kararlaştırdık"


Nitelikli personel istihdamı desteğini 1 kişi için yıllık 204 bin liradan 266 bin liraya, 2 kişi için 408 bin liradan 532 bin 800 liraya çıkardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların da hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Milli teknoloji hamlesinin en büyük sahnesi TEKNOFEST’in 13’üncüsü 17-21 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlendi. 19 Eylül Cuma günü TEKNOFEST 2025’i ziyaret ederek, gençlerimizin coşkusuna ortak olduk. Eserleriyle, fikirleriyle, projeleriyle Türkiye’nin istikbal yürüyüşüne eşlik eden genç arkadaşlarımın tamamını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Şunu da bir kez daha tüm kalbimle ifade etmek istiyorum: TEKNOFEST nesli, tıpkı mirasını devraldıkları Alparslanlar, Fatihler, Yavuzlar, Kanuniler gibi inşallah tarih yazacak, tarihi değiştirecek. Biz de bu gençliğin hayallerine ulaşmasını kolaylaştırmak için üzerimize ne düşüyorsa ziyadesiyle yapıyoruz. Örneğin bu yıl başında üniversite öğrencilerine yönelik geliştirilen İŞKUR Gençlik Programımızdan geçen dönem 100 bin öğrencimiz faydalandı. Bu dönemki kontenjanımızı yine 100 bin olarak ilan etmiştik. Ancak gençlerimizin programa yoğun teveccühü dolayısıyla bugünkü kabine toplantımızda kontenjanı 150 bine çıkarmayı kararlaştırdık" açıklamasını yaptı.



"İsrail’in engelleme çabalarına rağmen 80’inci Genel Kurul’a Filistin davası damgasını vurmuştur"


2028 yılı sonuna kadar toplam 1 milyon öğrenciyi İŞKUR Gençlik Programı’ndan faydalandırmayı hedeflediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversiteli gençlerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum. Bu sene güçlü bir heyetle iştirak ettiğimiz Birleşmiş Milletler 80’inci Genel Kurulu genel görüşmelerini her açıdan en verimli şekilde değerlendirdik. Türk-Amerikan toplumunun öncü isimlerinden Amerikan iş çevrelerine, düşünce kuruluşlarından uluslararası yatırımcılara kadar pek çok kesimle bir araya geldik. Bu toplantılarda özellikle Türkiye’nin sunduğu yatırım ve ticaret fırsatlarını misafirlerimize anlattık. Birleşmiş Milletlerin tam karşısındaki Türkevimiz, diplomasinin kalbinin attığı bir merkez olarak yine göz doldurdu. Bir diğer dikkat çekici husus şudur: İsrail’in engelleme çabalarına rağmen 80’inci Genel Kurul’a Filistin davası damgasını vurmuştur" diye konuştu.


22 Eylül Pazartesi günü Fransa ve Suudi Arabistan eş başkanlığında düzenlenen iki devletli çözüm konferansına ilginin oldukça yoğun olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Konferansa katılarak ülkemizin duruşunu çok net biçimde kayda geçirdik. Ertesi gün Başbakanlık dönemim dahil 13’üncü defa Genel Kurul’a hitap ettim. Hitabımızda Gazze’de yaşanan ve artık soykırım boyutunu aşıp ’toplu kıyıma’ evrilen vahşete vurgu yaptık. Gazzeli kardeşlerimizin 23 aydır kesintisiz maruz kaldığı zulmü rakamlarla, fotoğraflarla ortaya koyduk. Uluslararası toplumu İsrail’in Filistin halkına uyguladığı barbarlıklara karşı harekete geçmeye çağırdık. Gazze’deki katliamın yanı sıra, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlardan Latin Amerika’ya, Türkiye’nin dış politikasında özel yer tutan bölgelere yönelik mesajlar verdik. Kıbrıs Türkünün haklı davasını bir kez daha çok güçlü biçimde savunduk. Ada’da ’iki ayrı devlet ve iki ayrı halk’ olduğu gerçeğinden hareketle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıma çağrımızı tekrarladık. Küresel bir harekete dönüşen Sıfır Atık Projemiz ile aile kurumuna yönelik saldırıları yine insanlığın gündemine taşıdık. Hitabımız, Türkiye’nin 360 derecelik bakış açısıyla yürüttüğü, doğuya ve batıya aynı anda bakan çift başlı Selçuklu kartalından ilhamını alan dış politikasının adeta özü, özeti, çerçevesi niteliğindeydi" dedi.


ABD Başkanı Trump’ın ve bölge liderlerinin katıldığı Gazze konulu toplantının son derece verimli geçtiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Toplantıda Gazze’de akan kanı durdurmak için neler yapabiliriz, liderler olarak bunu masaya yatırdık. İklim zirvesinde 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz doğrultusunda devreye aldığımız uygulama ve reformlardan bahsettik. Genel Kurul marjında ayrıca aralarında Suriye, Libya, Kuveyt, Endonezya, Fransa, Kanada ve Vietnam’ın da olduğu birçok ülkeden muhataplarımızla ikili görüşmelerimiz oldu. Avrupa Birliği Komisyon Başkanı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de yine görüştüğümüz isimlerdendi" ifadelerini kullandı.


"Gerek ikili görüşmelerimizde gerekse bu toplantılarda şuna bir kez daha şahitlik ettik: Yolsuzluk soruşturmalarından dolayı iyice köşeye sıkışan Netanyahu’nun sırf koltuğunu korumak uğruna bölgeyi, hatta dünyayı ateşe sürüklediğini artık hemen herkes kabul ediyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortada bir devlet aklının değil, kandan ve kaostan beslenen bir katliam kadrosunun olduğu çok net görülüyor. Bir avuç ülke dışında hemen hiç kimse İsrail’le ve Netanyahu hükümetiyle yanyana gelmek, fotoğraf vermek istemiyor. 80’inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bunun bir nevi turnusolü oldu. Genel Kurul’da Birleşik Krallık ve Fransa’nın içinde yer aldığı 10 Batılı ülke daha Filistin’i tanıdıklarını açıkladı. Her ne kadar gecikmiş de olsa Güvenlik Konseyi üyesi iki ülkenin Filistin devletini tanıması fevkalade önemlidir" değerlendirmesini yaptı.


Filistin’i tanıyan ülke sayısının 158’i aşmasından bu mücadelenin adeta öncülüğünü üstlenen bir ülke olarak büyük memnuniyet duyduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tanıma, ilk adım olarak elbette takdire şayandır. Bundan sonra yapılması gereken ise tanımanın hakkını vermektir. Bunun yolu da 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin vücut bulması için çaba harcamaktan geçiyor. Diğer türlü, atılan adım eksik kalacaktır. İsrail’in tüm gayreti de zaten bunun içindir. Batı Şeria’yı ilhak etme ve Gazze’yi insansızlaştırma politikalarının arka planında özgür Filistin Devleti ihtimalini tamamen yok etme niyeti vardır. Bunun da maksadı ’Büyük İsrail’ projesini hayata geçirmektir" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye‘nin şu an her iki projenin de karşısındaki en büyük engellerden biri olduğunun altını çizdi. Erdoğan, "Ülkemizin ve şahsımızın son dönemde hedefe konulmasının esas sebebi, kararlı duruşumuzu çok net ortaya koymamızdır. Ne küresel siyonist lobinin baskılarına eyvallah ediyoruz ne de onların içimizdeki tetikçilerinin karalama kampanyalarına boyun eğiyoruz. Topraklarını, özgürlüklerini ve onurlarını savunan Filistin halkının yanında dimdik duruyoruz" açıklamasında bulundu.



"Muhalefetin geçirdiği histeri nöbetleri karşısında bizim tavrımız yıllardan beri hiç değişmemiştir"


Türkiye’nin bugün özgürlük için adalet için mücadele eden mazlumların yanında olduğunu dost-düşman herkesin çok iyi bilmekte olduğunu dile getiren Erdoğan, muhalefete tepki göstererek, "Bunu bilmeyen, bilse bile kabullenemeyen bir tek ana muhalefettir. Daha düne kadar Ortadoğu’ya bakınca sadece bataklık görenlerin, Gazze’nin kahraman evlatlarına terörist iftirası atanların, ’Bize ne Gazze’den, bize ne Suriye’den, Libya’dan, Somali’den’ diyen vicdansızların, bugün çıkıp bizi eleştirmesinin zerre kadar kıymeti yoktur. Bunlar dün de gönül coğrafyamıza yabancıydı, bugün de dünyada ne olup bittiğinden habersizler. Bunlar dün de vizyonsuzdu, ufuksuzdu, kifayetsizdi, ülkemizin başarılarını çekemiyorlardı; bugün de haset çukurunda debelenip duruyorlar. Hükümetimizin uyguladığı vicdanlı, ilkeli, itibarlı, cesur ve çok boyutlu dış politikayı bir türlü kavrayamıyorlar. Böyle giderse hiç anlamayacaklar. Ne diyelim? Yazık, gerçekten çok yazık. Muhalefetin geçirdiği histeri nöbetleri karşısında bizim tavrımız yıllardan beri hiç değişmemiştir" dedi.


86 milyonun emanetini taşıdıklarını, yüklerinin de, vazifelerinin de çok ağır olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nefesimizi boş işlerle, boş tartışmalarla, boş siyasetçilerle heba edemeyiz. Küçük düşünen, dış politikaya sığ bakan, yolsuzluklarına destekçi bulmak için Batılı patronlarına ’sizin çıkarınızı en iyi biz koruruz’ diye yalvaran zavallıları kale almadık, bugün de onları ademe mahkum ediyoruz. Varsın gözünü kin ve nefret kaplamış muhterisler idrakinde olmasın. Bize Filistinli mazlumların duası yeter, bize Gazzeli masumların duası yeter. Filistin halkının ve milletimizin hayır duasına mazhar olabiliyorsak, onların takdirini alabiliyorsak ne mutlu bize. Gerisi boştur, laf-ü güzaftır. Rabbim bizi ömrümüzü adadığımız Filistin davasını hakkıyla savunmaktan geri koymasın diyorum" ifadelerini kullandı.



"25 Eylül’de Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyetiyle kapsamlı, verimli, içerikli bir görüşmemiz oldu"


New York’taki yoğun temaslarının ardından ABD Başkanı Trump’ın davetine icabetle Washington’a bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "25 Eylül’de Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyetiyle kapsamlı, verimli, içerikli bir görüşmemiz oldu. İkili ticaret, yatırım, enerji, savunma sanayii konuları başta olmak üzere birçok hususu kendisiyle dostane bir ortamda ele aldık. Sayın Trump’ın ilk döneminde beraber belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmak için atılacak adımları istişare ettik. Gazze mezalimi, İsrail’in artan saldırganlığı, Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgemizdeki gelişmeler, gündemimizin üst sırasındaydı. Suriye’deki istikrarın muhafazası ve Ortadoğu’da barış ortamının egemen kılınmasına yönelik hususları da ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Bir defa şunu altını çizerek özellikle belirtmek isterim: Siyasetçisiyle, gazetecisiyle, yorumcusuyla muhalefetin tam bir cinnet halinde Amerika ziyaretimizi kötülemeye çalışmasının tek nedeni ziyaretin ’fevkaladenin fevkinde başarılı’ geçmesidir. Onlar başka şeyler bekliyorlardı, ama hevesleri kursaklarında kaldı. Hayal kırıklığına uğradılar, şimdi bunun öfkesiyle sağa sola saldırıyorlar. Ama ne yapsalar beyhude. Güneşi balçıkla kapatamazlar; hakikatlerin üzerini yalanlarla örtemezler. Bizim temel prensibimiz Türkiye’nin menfaatlerini her zeminde en güçlü şekilde savunmaktadır" ifadelerini kullandı.


"Milletimizin kısa, orta, uzun vadeli çıkarları neyi gerektiriyorsa, biz 23 yıldır hep onu yaptık; yarın da aynısını yapacağız" diyen Erdoğan, "Şayet biz muhalefetin ne dediğine baksaydık Türkiye sahip olduğu altyapı ve üstyapı yatırımlarının hiçbirine bugün sahip olamazdı. Ne Marmaray olurdu, ne İstanbul Havalimanı olurdu, ne TOGG olurdu, ne hızlı trenler olurdu, ne 785 milyar metreküplük Karadeniz gazının ne de Gabar’daki petrol rezervlerinin keşfi mümkün olurdu. Biz, dış politikadan ulaştırmaya, enerjiden savunma sanayiine, turizmden sağlığa her hamlemizi müzmin muhalefete rağmen başardık. Bunların ülkenin ve milletin hayrına bir cümle kurması ontolojik olarak mümkün değildir, biz de böyle bir beklenti içinde değiliz" şeklinde konuştu.



"(ABD ile) Doğalgaz ve nükleer enerjiye dair imzalanan mutabakat, bu yönde atılmış çok stratejik bir adım olmuştur"


Türkiye ekonomisi büyüdükçe, yıllık enerji talebinin de artmakta olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enerji sepetimizi genişletme çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bir taraftan arama ve sondaj faaliyetlerimizle kendi yer altı kaynaklarımızı ortaya çıkarırken, diğer taraftan kaynak çeşitlendirmesine gidiyoruz. Tek bir gayemiz vardır; o da Türkiye’nin artan enerji talebinin kesintisiz, sorunsuz ve güvenilir bir şekilde karşılanmasıdır. Rusya-Ukrayna savaşının ilk döneminde Avrupa’nın yaşadığı sıkıntılar, bu politikamızın ne kadar isabetli olduğunu göstermiştir. İmzaladığımız sözleşmeler sayesinde hem sanayide çarkların dönmesini hem de vatandaşlarımızın kışı rahat geçirmesini sağladık. Diğer tedarikçi ülkeler gibi Amerika’yı da önemli bir ortak olarak görüyoruz. Doğalgaz ve nükleer enerjiye dair imzalanan mutabakat, bu yönde atılmış çok stratejik bir adım olmuştur" değerlendirmesini yaptı.




Türkiye’nin hava yolu taşımacılığında son yıllarda katettiği büyük mesafenin herkesin takdirini toplamakta olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu rakamlara, ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımızın dikkat etmesini özellikle rica ediyorum. 2002 yılında 10,4 milyon yolcuya hizmet veren Türk Hava Yolları’nın filosu sadece 65 uçaktan, uçuş ağı ise 103 destinasyondan oluşuyordu. 2024 sonu itibarıyla yıllık yolcu sayısı 85 milyona ulaşırken, filo büyüklüğü 470’in üzerine çıkmış, uçuş ağı ise 350 destinasyona yükselmiştir. Böylece yolcu sayısında 8 kattan fazla, uçak sayısında 7 kata yakın, uçuş noktasında ise 3 katı aşan bir artış yaşanmıştır. Şirketimizin 2025 hedefi ise 90 milyonun üzerinde yolcu taşımaktır. Filoya 2006’ta 100’üncü, 2012’de 200’üncü, 2016’ta 300’üncü, 2023 yılında 400’üncü uçak katılmıştır. 500’üncü uçak da önümüzdeki aylarda filoya dahil olacaktır. Şirketimizin yüzüncü yılını kutlayacağı 2033 yılı filo hedefi ise 813 uçaktır. Gerek Airbas’a 2023’te verilen 335 uçak siparişi, gerekse Eylül 2025’te Boeing firmasına verilen 225 uçaklık siparişi buna yönelik hazırlıklardır" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin açıklamalarına tepki göstererek, "Uçak almak, muhalefetin sandığı gibi bakkaldan süt almaya benzemez. İhtiyacınızı belirleyecek, planlamasını yapacak; sonra görüşecek, pazarlık edecek ve neticede uzun müzakereler sonunda anlaşmaya varacaksınız. Aynı yaklaşım, özel havacılık şirketlerimiz için de geçerlidir. Yani ortada ana muhalefetin saçmalıklarından öte Türk havacılığını daha da güçlendirmeyi amaçlayan uzun vadeli bir vizyon bulunuyor. Tabii rüşvetsiz selam dahi almayanların bunu anlamasını beklemiyoruz. Gırtlaklarına kadar yolsuzluğa batanlara tavsiyemiz, akıllarının ermediği konularda büyük laf etmesinler; bizi de lütfen kendileriyle karıştırmasınlar. Ana muhalefetin başındaki zatın görevi önüne gelene çamur atmak değil; şayet yüreği yetiyorsa genel merkezinin 13’üncü katına kadar ulaştığı söylenen rüşvet çamurunu temizlemektir. Bunun dışında yaptığı her iş boştur, havanda su dövmekten ibarettir. Sayın Trump’la yaptığımız görüşmenin olumlu sonuçlarını önümüzdeki dönemde hep beraber göreceğimize inanıyorum" açıklamasını yaptı.



"Çevre Bakanlığımız eliyle 81 ilimizin tamamında 500 bin sosyal konut inşa etmek için düğmeye basıyoruz"


Daha önceki kabine toplantısında yasadışı sanal bahis, şans oyunları ve kumarla mücadele kararlılığını ifade ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"İnternetin ve akıllı cep telefonlarının günlük hayatımızın vazgeçilmezleri haline gelmesiyle sanal kumar ve bahis sorunu da büyümeye başladı. Güvenlik birimlerimiz, yargı teşkilatımız ve MASAK’ımız bu konuyu bir süredir zaten mercek altına almıştı. Çok sayıda insanımızı pençesine düşüren, nice ocağı söndüren bu bela daha da çetrefilleşmeden kökünün kurutulması gerektiğinin bilincindeyiz. Bugünkü kabine toplantımızda Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’ın riyasetinde hazırlanan kapsamlı eylem planını gözden geçirdik. Dijital alemin kontrolsüzlüğü işimizi zorlaştırsa da, sanal kumar ve bahis meselesinin üzerine tüm kapasitemizle gideceğiz. Siyaset üstü bir konu olarak gördüğümüz bu meselede herkesin, toplumun tüm kesimlerinin desteğini bekliyoruz. Bir diğer gündem maddemiz sosyal konut projesiydi. Çevre Bakanlığımız eliyle 81 ilimizin tamamında 500 bin sosyal konut inşa etmek için düğmeye basıyoruz. Bu projemizde de şehit ve gazilerimize, emeklilerimize, gençlerimize, üç çocuğu olan ailelerimize özel bir kontenjan ayıracağız" ifadelerini kullandı.



"Bin hakim-savcı yardımcısı alım sürecini başlatıyoruz"


İlk kez kiralık konut uygulamasını TOKİ eliyle hayata geçireceklerini bildiren Erdoğan, "Sosyal konutlarımızın bir kısmını vatandaşlarımıza uygun şartlarla kiralayacak, dar gelirli ailelerimizi inşallah rahatlatacağız. 500 bin sosyal konut projemizle vatandaşlarımızın konuta ulaşımını çok daha uygun maliyetlerle kolaylaştırmış olacağız. Projemizin detaylarını önümüzdeki günlerde yapacağımız 500 bin sosyal konut tanıtım programında milletimizle paylaşacağız. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. 2025 yılı için Sağlık Bakanlığımıza 37 bin yeni personel tahsis etmiş, 19 binin personelin alımını gerçekleştirmiştik. Şimdi 18 bin personel için daha ilana çıkıyoruz. Adalet hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla farklı kategorilerde 20 bin personel alım sürecini geçtiğimiz günlerde başlatmıştık. Şimdi de bin hakim-savcı yardımcısı alım sürecini başlatıyoruz" açıklamasını yaptı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 500 bin sosyal konut müjdesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta Karahan Çayı 30 yılın rekorunu kırdı: Kalkankale’de ekili araziler sular altında Kars’ta etkili olan sağanak yağışlar, Akyaka ilçesine bağlı Kalkankale köyünde taşkına neden oldu. Köyün ortasından geçen Karahan Çayı’nın debisi aniden yükselirken, taşan sular geniş ekili tarım arazilerini sular altında bıraktı. Kars’ın Akyaka ilçesinde son günlerde aralıklarla devam eden yağışların ardından Karahan Çayı taştı. Çayın yatağından çıkarak çevreye yayılması sonucu köydeki çok sayıda tarım arazisi zarar gördü. Sel suları, özellikle ekili alanlarda büyük tahribata yol açarken, çiftçiler zor anlar yaşadı. Kalkankale köyü muhtarı Metin Okcu, yaşanan taşkının son 30 yılın en büyüğü olduğunu belirterek, "Yaklaşık 30 yıldır bu çayın bu kadar taştığını görmedik. Ekili arazilerimiz tamamen su altında kaldı. Yetkililer köyümüzde taşkın koruma projesini hayata geçirmelidir" dedi. Öte yandan Karahan Çayı’nın ıslah edilmesi ve taşkınlara karşı önlem alınması gerektiğine dikkat çeken Muhtar Murcu, sel sularının ekili arazilere zarar verdiğini sözlerine ekledi. Öte yandan bölgede hasar tespit çalışmalarının yapılması beklenirken, Ermenistan sınırına sıfır noktada bulunan Kalkankale köyünden geçen Karahan Çayı’nın debisinin daha fazla yükselmesi köylüleri kara kara düşündürüyor. Kentte yağışlı hava aralıklarla devam ediyor.
Ankara RTÜK Başkanı Daniş, Bosch’un reklam filmi ile ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Bosch’un reklam filme ile ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı. RTÜK Başkanı Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Anne sevgisi; insan hayatındaki en derin, en kurucu ve en vazgeçilmez bağdır. Kainattaki tüm canlılara duyulan sevgi elbette kıymetlidir. Hayvanlara merhamet, bizim kültürümüzün de inancımızın da önemli bir parçasıdır. Buna itirazımız yok. Ancak anne-evlat bağı gibi derin, kurucu ve toplumsal devamlılığın temelini oluşturan bir değerin ticari kaygılarla esnetilmesi, sembolleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez. Annelik; bir metafor, bir reklam dili ya da bir iletişim kurgusu değildir" dedi. Reklam filmi hakkında RTÜK tarafından inceleme başlatıldığını açıklayan Daniş, şunları kaydetti: "Annelik; bir nesli büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan en güçlü bağdır. Anayasamızın 41. maddesinde aile yapısının temel unsurları bellidir: Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır. Bu yaklaşım ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir. Bizler hem tüm canlılara duyulan sevgiyi savunuruz hem de annelik gibi yüce bir değerin değersizleştirilmesine karşı dururuz. Çünkü annelik reklamla tanımlanmaz, hayatla anlam bulur. Cumhurbaşkanımızın ‘Nüfus ve Aile On Yılı’ ilanıyla ortaya koyduğu vizyon da bize anneliğin bireysel değil, toplumsal bir emanet olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceğimizi önemle hatırlatıyor, ilgili reklam filmi hakkında Üst Kurulumuzca inceleme başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
Kars Kars’ta Möküz Çayı taştı: Evler ve ahırlar sular altında kaldı Kars’ta taşan çay evleri ve ahırları sular altında bıraktı. Ekipler, suyun önüne set çekerek ev ve ahırlarını taşkından korumaya çalıştı. Kars’ın Akyaka ilçesinde bir haftadır etkili olan yoğun kar erimesi ve sağanak yağışlar nedeniyle debisi yükselen Möküz Çayı, ilçeye bağlı Üçpınar Köyü’nü tehdit etmeye başladı. Debisinin yükselmesiyle yerleşim yerine kadar çıkan su, köy sakinlerinden Yurdakul Yıldırım’a ait ev, ahır ve samanlığa doldu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Akyaka İlçe Özel İdaresi ve belediye ekipleri, selin etkisini azaltmak için hızlı bir şekilde müdahalede bulundu. Ekipler, taşkın sularının yerleşim alanlarına daha fazla zarar vermesini önlemek amacıyla çevredeki arazilerden toprak taşıyarak set oluşturdu. Yapılan çalışmalar sonucunda suyun yönü değiştirilerek taşkın kısmen kontrol altına alındı. Köyde büyük korku yaşandığını belirten Üçpınar Köyü sakinlerinden Uğurcan Yıldırım, "Sel nedeniyle devletimiz ve belediyemiz hemen yanımızda oldu. Ekipler hızlıca müdahale etti. Şu anda önlemler alındı ancak durumumuz hala zor. Çok dardayız" dedi. Köy Muhtarı İlkan Aydın’da köyü yükselen suyun tehdit ettiğini belirtti. Aydın, "Sağ olsun ekipler hemen müdahale etti. Suyun önüne set yapıyorlar. Şuanda her hangi bir sıkıntı yok" diye konuştu. Öte yandan bölgede su seviyesi yakından takip ediliyor ve yeni bir taşkın riskine karşı ekiplerin hazır bekletiliyor. Eriyen kar ve yağan yağmurun Möküz Çayı’nın sularını daha fazla yükselmesi bekleniyor.
Bursa İnegöl’de dere taştı, çiftlik sahibi ve köpeği ölümden döndü: Nefes kesen kurtarma kamerada Bursa’nın İnegöl ilçesinde sağanak yağışla derenin taşmasıyla küçükbaş hayvan çiftliğini su basması sonucu mahsur kalan çiftlik sahibi ve köpeği itfaiye ekiplerince nefes kesen kurtarma operasyonuyla boğulmaktan kurtarıldı. Kurtarma anı kameraya saniye saniye yansıdı. Ekiplere teşekkür eden çiftlik sahibi Hüseyin Duymuş (63), Ambulansa çamurlu ayakkabılarını çıkarıp girmesi dikkat çekerken, itfaiye ekiplerinin sular altında kalan bayrağımızı da çıkarması beğeni topladı. Olay saat 01.00 sıralarında İnegöl’ün kırsal Hasanpaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Küçükbaş hayvan çiftliğine giden Hüseyin Duymuş(63), derenin bir anda taşması sonucu mahsur kaldı. Su seviyesinin yükselmesiyle çiftlik sular altında kalırken, çiftlik sahibi 112’yi arayarak yardım istedi. Olay yerine 112, Jandarma ve İtfaiye arama kurtarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri sular altında kalan çiftlikte mahsur kalan Hüseyin Duymuş(63) için seferber oldu. Zamanla yarışan itfaiye ekipleri, sular içine girerek yoğun uğraşı sonucu önce çiftlik sahibinin köpeğini ardından da Hüseyin Duymuş’u kurtardı. İtfaiye ekiplerine, "Evim gitti. Herşeyim gitti. Çok üşüdüm. Allah razı olsun sizden" diyerek teşekkür eden Hüseyin Duymuş, kurtarılan köpeğine de sarılarak mutluluk gözyaşı döktü. Yaşadığı rahatsızlık sonucu yürümekte zorluk çeken çiftlik sahibi, İtfaiye ekiplerinin kollarında 400 metre ilerideki Ambulansa taşındı. Yürümekte zorluk çeken Hüseyin Duymuş’un ambulansa çamurlu ayakkabılarını çıkarıp girmesi dikkat çekti. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen adam, Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kontrol amaçlı götürüldü. Çiftlikte küçükbaş hayvanların olmaması muhtemel faciayı önledi. Bayrak detayı takdir topladı Kurtarma çalışmaları sırasında itfaiye ekiplerinin sular altında kalan Türk bayrağını da sudan çıkarması, vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı.