POLİTİKA - 21 Ocak 2026 Çarşamba 12:48

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bayrağımıza saldırıya tepki!

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlenen Grup Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Meclis çalışmalarının oldukça yoğun bir tempoda devam ettiğini, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türk milletinin emanetine sıkı sıkıya sahip çıktıklarını dile getirdi.

"CHP jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz"

Muhalefetin hukuk tanımaz ve Meclis iç tüzüğüyle bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabır ve sağduyuyla hareket ettiklerini kaydeden Erdoğan, "CHP jet sosyetesinin ne millet ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Yönettikleri belediyelerdeki emekçilere düzenli aylık ödemeyenlerin, işçiye maaş yerine harçlık verenlerin, kendi personeli görev yaparken tropikal adalarda keyif çatanların, yolsuzluk, iş bilmezlik ve israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor" diye konuştu.

"Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak"

En düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinin başladığını hatırlatan Erdoğan, "İnşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 3 bin 319 lira artışla 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002’de asgari ücret 184 liraydı. Yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır. Bakınız 2002 Kasım'ında 6,5 milyon olan emekli sayımızın yaklaşık 3 kat artışla 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız" ifadelerini kullandı.

"Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık"

Erdoğan, 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerle konut arzını artırarak sorunlara çözüm üretmeye gayret ettiklerini aktararak, "Bir defa şunu tüm emeklilerimizin bilmesini canı gönülden arzu ediyorum. Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layıktır. Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık. Tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bütçe imkanlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık. Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz. Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak. Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. Allah'ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz. İnşallah tüm dünyayı kasıp kavuran bu fırtınadan alnımızın akıyla çıkacağız. Türkiye'yi sadece ekonomide değil, askeri ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum" ifadelerine yer verdi.

Bugüne kadar emeklileri ihmal etmediklerini ve onları sahipsiz bırakmadıklarına vurgu yapan Erdoğan, "Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda emeklilerimize ‘şunu vereceğiz, bunu yapacağız’ diye söz verip bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim popülizmle de bukalemun siyasetiyle de işimiz olmaz. Bizim derdimiz var. Bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Bizim bu ülkeyle ilgili büyük hayallerimiz var. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var. Unutmayın, bizim için menzil önce Mevla’nın sonra milletin takdirindedir. Rabbim ömür verdikçe, rabbim sağlık, sıhhat verdikçe hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmek için aralıksız koşturacağız" dedi.

"2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik"

Gençlere yönelik verilen müjdelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu müjdelerden ilki kredi ve burs oranlarında yaptığımız artışlar. 2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye üç ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Bir kez daha gençlerimize ve ailelerine hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi.

"Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı tahsis edeceğiz"

Gençlere verilen bir diğer müjde olan Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programına da dikkati çeken Erdoğan, "Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz. Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallardan iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dahil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız. Bizim farkımız işte budur. Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz, hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşları ise gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri bitince de bir peçete gibi buruşturup bir tarafa atar. Bunu 27 Mayıs öncesinde rahmetli Menderes’e karşı yaptılar. Bunu 1970’lerde askeri müdahaleye ortam hazırlamak için yaptılar. Bunu 28 Şubat’ta gençlerimizi yasaklara mahkum ederek yaptılar. Bunu Gezi olaylarında gençleri kışkırtarak, gençleri kullanarak yaptılar. Bunu en son belediyeleri ahtapot misali saran suç örgütünü adalete hesap vermekten kaçırmak için yaptılar. Yarın siyasi ikballeri uğrunda yine gençleri kullanmaktan, şahsi kariyer basamaklarını gençlerin omuzuna basarak çıkmaktan emin olun hiç çekinmezler. Ama biz bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarını karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Hem yeni kredi ve burs miktarlarımızın hem de GÜÇ programının gençlere hayırlı olmasını temenni ediyorum" açıklamasında bulundu.

"SDG entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı"

Suriye’nin 8 Aralık Devrimi’nin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele verdiğini söyleyen Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile biliyorsunuz geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye Hükümeti'ne teslim edecek, böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, 10 mutabakatında uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam Hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, böylece krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik" diye konuştu.

"Siyasi birliği haiz tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk"

Erdoğan, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli tavsiyelerin başka aktörler tarafından da yapıldığını ancak SDG’nin tavrında herhangi bir değişikliğin olmadığının altını çizerek, "Bu arka plan temelinde Suriye Ordusu ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırılar akabinde son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere ardından Fırat'ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Son bir hafta içinde de Halep'teki mahallelerin yanı sıra Fırat'ın doğusundaki topraklar Suriye Ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendi. Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik. Suriye Devleti'nin ve Suriye Ordusu'nun tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini komşuları ve kardeşleri olarak yürekten destekliyoruz" şeklinde konuştu.

"Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız"

Suriye Hükümetini son haftalarda gerçekleştirilen başarılı operasyonlardan dolayı tebrik ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çatışmalar sırasında şehit olanlara Cenabı Allah'tan rahmet niyaz ediyor, tüm yaralılara acil şifalar diliyoruz. Aynı şekilde dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz daha fazla kan akmadan artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye'nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesidir. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla, dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik"

Suriye sahasında yaşanan tüm gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz. Suriye'deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik" dedi.

"Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Suriye’deki Kürtlerin var olma ve Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir"

Erdoğan, 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşla beraber Kürtlerin bu sefer de terör örgütünün baskısına maruz kaldıklarını ifade ederek, "Suriye'deki Kürt çocukları, Kürt gençleri terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüldüler. Ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiler ve canlarını yitirdiler. Kürt halkına inançlarına uymayan, örf, adet, geleneklerine uymayan bir yaşam tarzı dayatıldı. Yine bu süreçte DEAŞ'lı caniler Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir. Yeni Suriye Hükûmeti devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dini ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı davranmıştır. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara yayınladığı kararnamelerle Suriye'deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını, Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir" şeklinde konuştu.

"Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklanan deklarasyonun Suriye’deki Kürtlerin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihi nitelikte bir irade beyanı olduğunu vurgulayarak, "Bütün bu olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak buna yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir. Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız. Ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz" ifadelerini kullandı.

"ABD Başkanı Trump’la Suriye’nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik"

İlk günden beri her türlü riski gözeterek ilgili tüm kurumların teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izlediğini söyleyen Erdoğan, "Dün Amerikan Başkanı Trump'la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik. DEAŞ'la ortak mücadele dahil Suriye'nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur. Bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur" açıklamasında bulundu.

"Suriye bölgede bir refah ve istikrar ülkesine dönüşecektir"

Suriye’nin verimli tarım arazileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Suyu var, petrolü var. Çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye'yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı var. Eski rejim döneminde Suriye kaynakları bir avuç elit içinde pay edilmiş, Suriye halkına ulaşmamıştı. Terör örgütünün işgaliyle bu zenginlikler yine Suriye halkından esirgendi. Şimdi Suriye'nin kendi zenginlikleri kendi halkı için kullanılacak. Suriye inşallah en kısa sürede toparlanacak. Refah çok hızlı şekilde yükselecektir. Bu yeni dönemde Araplar, Kürtler, Türkmenler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları da refahtan paylarını eşit şekilde alacak. Suriye bölgede bir refah ve istikrar ülkesine dönüşecektir. Kazanan inşallah tüm Suriye halkı olacaktır. Terörün olmadığı, huzurun ve barışın egemen olduğu bir Suriye Allah'ın izniyle hızla vücut bulacaktır" dedi.

"Kimse benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz"

Suriye’deki operasyonların bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını gördüklerini kaydeden Erdoğan, "
Özellikle Türkiye'deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, yapılan tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz. Türkler ile Araplar ile Kürtler arasına kimse giremez. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler. Sağduyuyu asla elden bırakmasınlar. Terörsüz Türkiye projemizle kardeşliği, muhabbeti, kucaklaşmayı, güvenliği, huzuru daha da artıracak bir gaye ile hassas bir süreç içinde yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Çeşitli sabotaj teşebbüslerine rağmen direnç testlerini başarıyla geçerek süreci buraya kadar getirdik. Meclisimizde kurulan komisyon nihai raporunu uzlaşı temelinde kaleme alıyor. İnşallah siyasete ufuk çizecek, siyaset kurumuna yol gösterecek bir raporun ortaya çıkacağına inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak ilk günkü gibi durduğumuz yerde sapasağlam duruyor, bu milletin 40 yıldır kanayan yarasını sarmanın samimi mücadelesini veriyoruz. Teşviklerimizin de etkisiyle Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin hakları da yeni yönetim tarafından teslim ediliyor. Tam entegrasyonun sağlanmasıyla inşallah orada da yeni bir dönem başlayacak. Açıkçası Suriye'nin istikrara ve huzura kavuşması en çok da Suriye Kürtlerini rahatlatacak. Türkiye ve Suriye vatandaşları bundan sonra daha bir muhabbetle kucaklaşacak, inşallah kardeşlik hukukuyla eşsiz bir güç birliği oluşturacaklardır" diye konuştu.

"Türkiye Cumhuriyeti buradayken kimsenin başka hami aramasına gerek yoktur"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Suriye'deki son gelişmelerle istikbal Türkler, Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer tüm kardeşlerimiz için kardan daha aydınlık bir istikbal olacaktır. Terörün, şiddetin, silahın devreden çıkmasıyla birlikte her mesele siyaset zemininde konuşulacak, masada konuşulacak, istişare edilerek orada çözüme kavuşturulacaktır. Hiç kimse endişeye kapılmasın. Hiçbir kardeşim karamsar olmasın. Tereddüt içinde olmasın. Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur. AK Parti varsa, Cumhur İttifakı güçlüyse biz Kürt kardeşlerimize haksızlık yapılmasına, onların zarar görmesine asla izin vermeyiz. Kardeşlerim bunu tarih boyunca defalarca yaptık. Halepçe Katliamı'ndan Ayn el-Arap'taki saldırılara kadar en zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Allah korusun böyle bir durumun tekrar yaşanması halinde hiç tereddüt etmeden aynı tavrı yine sergileriz. Yine yardıma koşarız, yine kardeşlerimizi bağrımıza basarız. Şunu artık herkes görmeli, anlamalı ve kabullenmelidir. Esas olan bölünme değil, birleşmedir. Esas olan dağılma değil, muhabbetle kucaklaşmadır. Esas olan küçük devletçiklere ayrışma değil, birleşerek güç birliği yapmaktır. Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var. O da İslam kardeşliğidir. Unutmayın. Müminler bir elin parmakları gibi, bir duvarın tuğlaları gibi kardeştir. Birbirine yakındır, birbirine öyle kenetlenmiştir. Kavimlerimizden, kabilelerimizden, etnik aidiyetlerimizden çok daha önce bizi bir eden, bizi bir araya getiren imanımızdır, inancımızdır, ezanımızdır, kitabımız, peygamberimiz, kıblemizdir."

Muhammed Musab Gümüşer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Vali Bozkurt, Ağrı’da kamu hizmetleri ve asayiş çalışmalarını değerlendirdi Ağrı Valisi Önder Bozkurt, il genelinde yürütülen kamu hizmetleri, sosyal projeler, güvenlik ve sınır kapılarındaki çalışmalara ilişkin bir dizi toplantı ve ziyaret gerçekleştirdi. Ağrı Valisi Önder Bozkurt başkanlığında düzenlenen Mülki İdare Amirleri Değerlendirme Toplantısı’nda, kent genelinde sürdürülen kamu hizmetleri, kurumlar arası koordinasyon, vatandaş memnuniyeti ve sahadaki uygulamalar ele alındı. Toplantıda önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası değerlendirilirken, Vali Bozkurt kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesinin önemine vurgu yaptı. Vali Bozkurt, Vali Yardımcısı Tarık Buğra Seyhan ile birlikte, Valilik koordinesinde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce yürütülen Okul Destek Projesi kapsamında projeden faydalanan çocuklar ve aileleriyle bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada Vali Bozkurt, çocukların eğitim hayatlarına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alarak ailelerle yakından ilgilendi. Olumsuz hava şartları ve buzlanmanın etkisini sürdürdüğü kentte trafik güvenliğine de dikkat çeken Vali Bozkurt, İl Emniyet Müdürü Göksel Önder ile birlikte uygulama noktalarını ziyaret etti. Denetimler sırasında sürücülere trafik kurallarına uymaları ve dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulunuldu. Vali Bozkurt, İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığını da ziyaret ederek güvenlik ve asayiş çalışmaları hakkında brifing aldı. Ziyaretlerde, il genelinde huzur ve kamu düzeninin devamlılığı için yürütülen faaliyetler değerlendirildi. Öte yandan Vali Bozkurt, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Fatih Cemal Kiper ile birlikte Gürbulak Sınır Kapısı’nda incelemelerde bulundu. Tır nizamiye giriş noktasından başlayarak tır, binek araç ve yaya giriş-çıkış noktalarındaki işlemleri yerinde inceleyen Vali Bozkurt, ilgililerden bilgi aldı ve personele görevlerinin önemine dikkat çekti. Hudut hattında görev yapan jandarma komando ve gümrük muhafaza personelini de ziyaret eden Vali Bozkurt, alınan güvenlik tedbirlerini inceledi. Program kapsamında Gürbulak Kara Hudut Kapısı Mülki İdare Amirliği hizmet binasında Doğubayazıt Kaymakamı ve Gürbulak Kara Hudut Kapısı Mülki İdare Amiri Murat Ekinci’yi ziyaret eden Vali Bozkurt, yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul Arnavutköy Kaymakamı, 2025 yılını değerlendirdi, 2026 yılı için tedbirleri anlattı İstanbul Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, yerel basın mensuplarıyla bir araya gelerek ilçedeki kamu kurum ve kuruluşlarının 2025 yılına ilişkin çalışmalarının yer aldığı değerlendirme toplantısı düzenledi. Programda, ilçe genelinde 2025 yılındaki faaliyetler ve çalışmalar hakkında değerlendirmelerin yanı sıra 2026 yılında aynı çalışmalar ilişkin planlamalar konuşuldu. Arnavutköy’de bulunan İlçe Kaymakamlık Binası’nda Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu tarafından 2025 yılına ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda kurumların 2025 yılı çalışmaları değerlendirilirken aynı çalışmaların 2026 yılındaki çalışmalarına ilişkin planlamalarına da yer verildi. Arnavutköy ve bölgesinde yayın yapan yerel basın mensuplarıyla bir araya gelen Hersanlıoğlu, istatistikleri paylaşarak aynı çalışmalarla alakalı bu yıl içerisinde alınacak aksiyonları değerlendirdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Bölgede yapılan kamera çalışmaları hızla devam ediyor" İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, "İlçemizde uyuşturucu madde kullanımı ile alakalı yapmış olduğumuz çalışmalardaki en büyük paydamışız anneler. Annelerin söylediği genelde doğru çıkıyor. İlçemizde YEŞİLAY Şubesi kurulduktan sonra okullarda bağımlılıkla mücadele kapsamında çalışmalarımızı hızlandırıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda işlenmiş suç oranlarında hızlı bir düşüş görüyoruz bunun sebebi hem teknolojik imkanların kullanılması hemde çalışmaların yoğunlaştırılması. Göçmen kaçakçılığı ile ilgili 218 kişiyi geçen sene Arnavutköy’de yayınlamışız öte yandan Arnavutköy’e yeni açılan polis merkezimizin sahasına 115 bin nüfusumuz dahil oldu. Allah nasip ederse önümüzdeki günlerde Bolluca Mavigöl Mahallesi’ndeki karakolumuzda açılacak ve bölgemiz rahatlayacak. Jandarmayla ilgili ASELSAN’ın bölgede bir kamera çalışması var aynı şey eksik kalınan noktada polis bölgesindede yürütülüyor" şeklinde konuştu. "GSM operatörleri için oluşturulan bu kuleler muhtemel afet durumunda hizmet verecek" Basın mensuplarının afet tedbirleri kapsamında sorduğu soruya yanıt veren Hersanlıoğlu, "Afet planlamamızla alakalı yeni roleler kuruyoruz. Bu proje teklifi kabul gördü ihalesi yapıldı yakında lansmanı yapılacak. Ulaştırma Bakanlığımızda 520 noktada yeni kuleler oluşturuyoruz. GSM operatörleri için oluşturulan bu kuleler muhtemel afet durumunda hizmet verecek. İlçemizde artan en önemli suç internet üzerindeki dolandırıcılık suçları. Geçen senelere nazaran az olmasına rağmen hala devam eden bir suç oranı bu. Mal varlığına karşı olan suçlarımızda da aydınlatma ve yakalama oranlarına nazaran ciddi bir düşüş görüyoruz" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 2 saat süren toplantı kapsamında ilçe genelindeki istatistikler ve yerel sorunlara yönelik çözüm önerileri tartışıldı.
İstanbul UEFA Şampiyonlar Ligi: Galatasaray: 1 - Atletico Madrid: 1 (Maç sonucu) UEFA Şampiyonlar Ligi 7. hafta maçında Galatasaray, konuk ettiği İspanyol ekibi Atletico Madrid ile 1-1 berabere kaldı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 59. dakikada sol kanattan Ruggeri’nin yaptığı ortada Osimhen’in kafayla uzaklaştırdığı topu Simeone tekrar içeri çevirdi. Ceza sahası içi sol çaprazda Hancko’nun yaptığı vuruşta Abdülkerim Bardakcı meşin yuvarlağı çizgiden çıkardı. 84. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazdan Griezmann’ın kullandığı serbest vuruşta kaleci Uğurcan Çakır topu kornere çeldi. 85. dakikada Griezmann’ın pasında ceza sahası sağ çaprazdan Baena’nın yaptığı vuruşta kaleci Uğurcan Çakır’ın çeldiği topu Eren Elmalı kornere gönderdi. 90+4. dakikada sağ taraftan Osimhen’in pasıyla buluşan Sara’nın ceza sahası içi sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Oblak topu kurtardı. Stat: RAMS Hakemler: Istvan Kovacs, Mihai Marica, Ferencz Tunyogi Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 88), Mario Lemina, Leroy Sane, Yunus Akgün (Gabriel Sara dk. 65), Barış Alper Yılmaz (Ismail Jakobs dk. 80), Victor Osimhen Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Mauro Icardi, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Yusuf Demir, Yusuf Kahraman, Eyüp Karasu, Furkan Koçak Teknik Direktör: Okan Buruk Atletico Madrid: Jan Oblak, Marcos Llorente, Marc Pubill, David Hancko, Matteo Ruggeri, Giuliano Simeone, Koke (Jose Maria Gimenez dk. 56), Pablo Barrios (Robin Le Normand dk. 56), Thiago Almada (Alex Baena dk. 46), Alexander Sörloth (Antoine Griezmann dk. 61), Julian Alvarez (Nicolas Gonzalez dk. 73) Yedekler: Juan Musso, Salvador Esquivel, Johnny Cardoso, Taufyk Zanzi, Julio Diaz, Iker Luque Teknik Direktör: Diego Simeone Goller: Marcos Llorente (dk. 20 k.k.) (Galatasaray), Giuliano Simeone (dk. 4) (Atletico Madrid) Sarı kartlar: Victor Osimhen, Roland Sallai, Mario Lemina (Galatasaray), Marc Pubill, Thiago Almada, Pablo Barrios, Giuliano Simeone (Atletico Madrid)