ASAYİŞ - 07 Ocak 2026 Çarşamba 20:22

E-imzayla sahte belge düzenlenmesine ilişkin 123 sanığın yargılamasına başlandı

A
A
A
E-imzayla sahte belge düzenlenmesine ilişkin 123 sanığın yargılamasına başlandı

Bazı kamu görevlilerine ait e-imzaları taklit ederek, sahte belge düzenleyen suç örgütüne yönelik soruşturmada 26’sı tutuklu 123 sanığın yargılanmasına başlandı. Savunma yapan tutuklu sanık Mıhyeddin Yakışır, "Ben suça sürüklendim. Pişman olduğumu da dile getirdim" dedi.


Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya örgütün elebaşı olduğu ileri sürülen Ziya Kadiroğlu dahil 26 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Kimlik tespitinin yapılmasının ardından mahkeme hakimi sanıkların dinleneceğini bildirdi. Tutuklu sanık Abdurrahim Dursun, savunmasında bilgisayar kullanmayı bilmediğini söyleyerek, bir arkadaşı aracılığıyla lise diploması alındığını öğrendiğini ifade etti. Tutuklu sanık Canan Özkan ise, "Bilgisayarla ilgili sorulan soruların tamamını ilk kez ifade sırasında öğrendim. Yapıldığı iddia edilen işlemlerden de yine ifade esnasında haberdar oldum. Zaten iddia edilen şekilde, kâr amaçlı ya da kurs-kayıt üzerinden yapılan işlemler benim bilgim ve kapasitem dahilinde değildir" ifadelerini kullandı.


Tutuklu sanık Ender Esen ise savunmasında, belgeyi alırken sahte olup olmadığını bilmediğini ifade ederek, belgeyi hiçbir yerde kullanmadığını iddia etti.



"Buradakiler benim göz rengimi bile bilmezler"


Tutuklu sanık Gökay Celal Gülen, "Birinci dosyamızın ifade tutanağına bakılırsa, Tarık Buğra’nın ustalık belgesi alabilmesi için Ziya ile görüştüğüm gözüküyor. Bu aşamada, madem ki böyle bir örgütte teknik sorumluyum, niye böyle bir şeyi Ziya’dan isteyeyim? Aynı konu içerisinde, kendi mobil hattım üzerinden defalarca giriş yapıldığı tespit edilmiştir. Aynı süre zarfında iki diplomam vardır. Ne akıl ki hem suç işliyorum hem de kendime diploma alıyorum. Siber Şube, hesaplarımda herhangi bir para görememiştir. Ben bu örgütün angarya hizmetlisi miyim? Suç işliyoruz ama ben bir fayda görmüyorum; o zaman niye varım? Buradaki beş kişi beni tanıyor mu? Sorsam buradakiler benim göz rengimi bile bilmezler. Buradaki herkes Adanalı, ben İstanbulluyum. Düzgün konuştuğuma dair basında haberler bile çıktı. Bu süre zarfında olanlarla ilgili suç yoktur demiyorum. Ama bunların hiçbiriyle alakam yoktur" dedi.



"Ben suça sürüklendim. Pişman olduğumu da dile getirdim"


Tutuklu sanık Mıhyeddin Yakışır da savunmasında örgütle bağlantısının olmadığını belirterek, "Hakkımda 3 soruşturma açıldı, nereye kadar bu soruşturmalar gidecek. Ben hep samimi beyanlarda bulundum. Zaten yaklaşık 3-4 haftadır bu konuda gerek savcılık makamında gerek kollukta gerekse ifade aşamalarında beyanlarda bulunduk. Ben suça sürüklendim. Pişman olduğumu da dile getirdim. Ayrıca söz konusu örtülü yapı ya da benzeri bir yapıya ilişkin tarafımın herhangi bir imzası ya da dahli bulunmamaktadır. Tarafımca adı dahi geçmeyen bazı hususlar, yalnızca başkalarının ifadelerine dayandırılmaktadır. Oysa dosyada, bu dönemde tarafımın bu tür bir faaliyette bulunduğuna dair 6-8 aylık süreçte herhangi bir somut tespit bulunmamaktadır. Bu husus, açıkça dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. Benim örgüt yapısıyla bir bağlantım yoktur. Bilgisayar hususu tarafıma sorulmuştur. Ben de açıkça, bu konuda herhangi bir imzamın ya da bilgimin olmadığını ifade ettim. Bilmediğim bir fiili kabul etmem mümkün değildir; zaten böyle bir suçu kabul ettiğime dair de bir beyanım yoktur. Diyeceklerim bu kadardır, tahliyeme karar verilmesini istiyorum" diye konuştu.


Söz konusu örgütün lideri olduğu iddiasıyla yargılanan tutuklu sanık Ziya Kadiroğlu, ise beyanında şu ifadelere yer verdi:


"Söz konusu araç ve gereçleri örgütü kuranın kullanması, temin etmesi gerekir. Bilgisayarla alakalı bir belgeye, bilgiye ve yeteneğe sahip değilim. Söz konusu araç gereçleri kullanabilecek yeteneğim yok. Ben herhangi bir örgüt yönetmiyorum. Buradaki kişiler günlük hayatta tanıdığım kişilerdir. Örgütten tutuklanmamın sebebi yeğenime hediye ettiğim bilgisayardan ibarettir. Bu bilgisayarda herhangi bir suça rastlanmamıştır. Suça konu bir eylem gerçekleştirmedim. Ayhan Ateş’in örgütün üst düzey yöneticisi olduğu söyleniyor. Ben bu süreçte Ayhan Ateş’le aramda husumet olduğu için hiç görüşmedim. E imzayla alakalı 4 kişinin e-imzası çıkarılmış. Ben kendi elektronik imzamı alırken bile çok zorlandım. Elektronik imza nasıl alınır bilmiyorum. Hakkımda kullanılan ifadeleri reddediyorum. Böyle işler yapmam söz konusu değildir. Hiçbir menfaat çıkar temin etmeden nasıl örgüt yönetmişim anlamıyorum. 2025 şubat ayında benim belge ürettiğim söyleniyor ben o tarihte cezaevindeyim cezaevinde bu işleri yaptıysam bravo gerçekten bana."


Sanıkların ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı. Önceki dosya ile birleştirme talebinde bulunan savcı sanıkların üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut dava dosyasında tevsi tahkikatın henüz tamamlanmamış olması, delillerin karartılma ihtimali ile kaçma şüphesi bulunduğunu belirterek, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına ve adli kontrol tedbiri bulunan sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmedilmesi talebinde bulundu.


Verilen 20 dakikalık aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme, bu dosyanın önceki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verirken, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin, adli kontrol altında bulunan sanıkların ise mevcut adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 16 Ocak’ta görülecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Eski belediye başkan yardımcısının katil zanlısı tutuklandı Sürmene Belediyesi’nin önceki dönem Belediye Başkan Yardımcısı Ali Aydın’ı bıçaklayarak öldüren şahıs çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sürmene Belediyesi’nin önceki dönem Belediye Başkan Yardımcısı Ali Aydın (41), Rize’nin İyidere ilçesi Sarayköy sahilinde dün akşam arkadaşı Vedat Y.’nin de içerisinde bulunduğu 61 AFA 560 plakalı araçta bıçaklanarak yol kenarına bırakılmıştı. Sarayköy sahilinde ağır yaralı halde bulunan Ali Aydın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti. Polis ekipleri, olay sonrası şüpheli Vedat Y.’nin yurt dışına kaçmak üzere Artvin’in Hopa ilçesine kaçtığını tespit etti. Hopa Orta Mahalle’de durdurulmak istenen aracın tekerine polis tarafından ateş açıldı. Araçtan inen Vedat Y., çevredeki kalabalıktan yararlanarak yaya şekilde kaçtı. Polis ekiplerinin araç çevresinde yaptığı incelemede kan izleri tespit edildi. İzlerin takibi sonucunda Vedat Y., Hopa’da bulunan metruk bir binada yakalanarak gözaltına alındı. Rize İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Aydın’ı bıçaklayarak ölümüne neden olan Vedat Y.’nin Sürmene Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı olduğu tespit edildi. Şahsın bir süre önce polise mukavemet ve çeşitli suçlardan Araklı Yarı Açık Cezaevi’ne konulduğu ve 2 ay önce de cezaevinden kaçtığı öğrenildi. Vedat Y.’nin Ali Aydın ile eski yıllara dayanan bir arkadaşlığı olduğu ve son dönemlerde ise psikolojik tedavi gördüğü öğrenildi.
İstanbul Anadolu Üniversitesi Rektörü Adıgüzel, basın mensuplarıyla buluştu Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla Sarıyer’de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Sarıyer’de bulunan İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal tesislerinde ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla gazetecilerle bir araya geldi. Etkinliğe Rektör Adıgüzel’in yanı sıra Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç ile birlikte İstanbul ve Eskişehir’de yerel ve ulusal medyada çalışan gazeteciler ve davetliler katıldı. Etkinlikte Anadolu Üniversitesinin 2025 yılında yaptığı çalışmalar kısa film eşliğinde davetlilerin takdirine sunuldu. Filmde ayrıca TÜBİTAK ile YÖK projeleri, spor faaliyetleri, sanat çalışmaları, yardım organizasyonları gibi veriler eğerlendirilerek gazetecilere anlatıldı. "Gazetecilik çok büyük bir toplumsal sorumluluk gerektiren, çok kutsal bir meslek" Gazetecilik mezunu olduğunu belirten Adıgüzel, "Sizlerle meslektaş olduğumu da burada ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla bugün çalışan gazeteciler gününü birlikte kutluyor olmamız bir arada olmamız benim için de ayrı bir önem taşıyor. Gazetecilik çok büyük bir toplumsal sorumluluk gerektiren, kamuoyunu aydınlatmak doğru bilgilendirmek adına zaman zaman canları pahasına sahada olan insanların yaptığı çok kutsal bir meslek bunu en iyi sizler biliyorsunuz. Şu anda dünyanın bir çok yerinde sıcak çatışmalar var, hatta bugün yine Suriye’nin kuzeyinde Halep’te sıcak çatışmaların olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla gazetecilik yapmak gerçekten sadece fikirle değil aynı zamanda bedenen de fiziken de çok büyük bir fedakarlık gerektiren bir meslek bunun farkındayız. Dolayısıyla 10 Ocak anlamlı bir gün bu anlamlı günü de sizlerle birlikte idrak edecek olmamız da bizim için ayrı bir önem taşıyor. Gazetecilik mezunu bir rektör olarak da meslektaşlarımla bir arada olmaktan da büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etmek istiyorum" dedi.