EĞİTİM - 29 Mart 2026 Pazar 17:43

Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi

A
A
A
Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi

Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması; Genel Başkan Ali Yalçın, Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve Türkiye genelindeki 146 şubeden 1000 sendikacı kadın liderin katılımıyla Kızılcahamam’da gerçekleştirildi.


"Örgütlü kadın, güçlü toplum" temasıyla düzenlenen buluşmada, kadın eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunlar, elde edilen kazanımlar ve yeni dönem hedefleri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıda ayrıca kadınların, küresel sistemin dayattığı yozlaşmaya karşı durma kararlılığı, sapkın akımlarla mücadele, dijital dünyanın denetimi, aile ve emeği önceleyen politikalar ile şiddetle mücadele konuları görüşüldü.



"Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır"


Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "34 yıllık sendikal mücadelemizi emeğimizi değerli kılmak, ekmeğimizi büyütmek için sürdürüyoruz. Bunun yanında küresel güç odaklarının dayattığı çarpık ve yozlaşmış anlayışa karşı da net bir tavır alıyoruz" dedi.


Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bugün dünyayı saran kapitalist emperyalist düzen nasıl barış üretmiyorsa, ’kadın hakları ve özgürlükleri’ diye servis ettikleri süslü paketler de insanlığı felakete sürüklüyor. Hiç kimse bu ifsada kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil, toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadınlar Komisyonumuz da sadece teşkilatımızın, sendikamızın bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün, değerlerimizin müstahkem kalesidir. İşte bu anlayışla kadınıyla erkeğiyle Eğitim-Bir-Sen olarak bizler, küresel sistemin çürümüş düzenine karşı duruyoruz."



"Sendikal mücadelemiz, kadınların desteğiyle büyüyüp güçleniyor"


Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimi yalnızca bir meslek alanı değil, bir medeniyet inşası olarak gördüklerini, bu büyük yürüyüşün en güçlü taşıyıcısı olan kadınların emeğini, iradesini ve dönüştürücü gücünü her zaman merkeze aldıklarını belirten Yalçın, şunları söyledi:


"Okullarda ve üniversitelerde geleceği inşa eden, bilgiyi şefkatle yoğuran, emeğiyle topluma yön veren kadın eğitimcilerimizin azmi, yarınlarımızın teminatıdır. Kadınların desteğiyle büyüyüp güçlenen sendikal mücadelemiz, adaletin, hakkın ve insan onurunun daha gür bir sesle savunulmasına vesile olmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, kadınların emeğini görünür kılan, sözünü güçlendiren ve karar süreçlerindeki etkisini artıran bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Kadın komisyonumuzun örgütlenme bilincindeki artış, sendikal mücadelemiz kadar ülkemiz ve geleceğimiz için de önem taşımaktadır. Çünkü biliyoruz ki; kadının emeği güçlendikçe toplum güçlenir, kadınların sesi yükseldikçe gelecek daha sağlam inşa edilir."



"Durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz"


Ali Yalçın, sendikal mücadeledeki kararlılıklarının altını çizerek, şöyle konuştu:


"Bugün, ‘ücrette denge’, ‘gelirde adalet’ çağırımız, temel mücadele hattımızdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan refah payı gelmeden, gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeden, birinci dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeden, akademik zam gerçekleşmeden, selasını 8. Dönem Toplu Sözleşme’de okuyup ‘bu yasayla buraya kadar’ dediğimiz 4688 sayılı Kanun değişmeden, reform paketiyle kamu personel sistemi değiştirilmeden durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz."



"Bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz"


Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen teşkilatının bu ülkenin sendikal tarihine, emek mücadelesine, "Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar" sözünü mühürlediğini vurguladı.


Yalçın, konuşmasının devamında şunları kaydetti:


"Biz ki bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz. Biz ki üyelerimizin emanet ettiği yetkiyi, masada, sahada, medyada, sosyal diyalog kanallarının tamamında kararlılıkla mücadeleye dönüştüren hareketiz. İşte bunun en son örneğini kadın kamu görevlilerinin analık hakları konusunda, etkili mücadelemiz sonucu doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin kazanımda gördük. Yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulmuş fakat kapsamı dar uygulamada eksiklikler vardı. 9 yıl boyunca toplu sözleşmeden tutun da KPDK’ya, KİK’e, ikili görüşmelere kadar birçok platformda ‘kadınların analık hakları örselenmesin, kamu görevlileri arasına ayrım konmasın’ dedik. Ve nihayetinde bu talebimiz kazanıma dönüştü."



"Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır"


Yalçın, bu kazanımların kapsamının genişlemesi için ter akıttıklarını ifade ederek, "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır. Tencerede dert değil, aş kaynayacaksa, kadın eğitim çalışanlarının iç huzuru için iş huzuru sağlanacaksa bu ses duyulsun istiyoruz. Tabi şunu da ifade etmeliyim ki bugün bu taleplerimiz birilerine imkânsız gelebilir. Dün süt iznine de 24 hafta ücretli doğum izinlerine de imkânsız deniliyordu ama ne oldu? Dün mümkün değil denilen bugün mümkün oldu, bakın kazanıma dönüşüyor" dedi.


Ali Yalçın, birilerinin yaptığı gibi temennileri değil, sahanın taleplerini konuştuklarını, akademik sendikacılık yaptıklarını, taleplerinin altını bilimsel verilerle doldurduklarını belirterek, "Sadece sorunları sıralamıyor, çözümleri geliştiriyoruz. ‘Söyledik, bizden çıktı, işimiz bitti’ demiyor, taleplerimizi takip ediyoruz, kazanıma dönüştürüyoruz" dedi.



"Görevi başında vefat eden kamu görevlilerinin şehit sayılması için TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurduk"


Ali Yalçın, eğitimciler olarak yaşadıkları en can yakıcı sorunların başında eğitimde şiddet sorununun geldiğine işaret ederek, birkaç yıl önce Eyüpsultan’da görev yapan okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öldürüldüğünü, bir süre önce de İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenin acısını yaşadıklarını hatırlattı.


"O gün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım. Gittik cenazemizi omuzladık, ailemizin yanında olduk. Yüreğimiz yandı, içimiz parçalandı. Fatma Nur öğretmenimizin acısını içimize gömdük ama kimse bu meseleyi kapattığımızı zannetmesin" diyen Yalçın, şöyle konuştu:


"Bizim tek bir meslektaşımızı daha şiddete kurban vermeye, ağzı süt kokan tek bir yavrumuzun daha yetimliğine, öksüzlüğüne tahammülümüz yok. Biz eğitimde şiddet konusunda kınama mesajı değil, şiddet yasasının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz. Bu konuda da bazı yeni adımlar attık, ‘şiddet nedeniyle görevi başında vefat eden kamu görevlileri şehit sayılmalı ve buna bağlı haklardan yararlandırılmalı’ dedik. Düzenleme yapılması için de talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum."



"Analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme yetmez ama evet"


Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ise konuşmasında aile ve kadın emeğinin korunmasının önemine işaret ederek, "Aile, bir medeniyetin taşıyıcı kolonu, bir milletin hafızasıdır. Aile zayıflarsa toplum ayakta kalamaz. Bu nedenle aileyi merkeze alan sosyal politikaların güçlendirilmesi şarttır. Bizim teklifimiz, kadın kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarını koruyan, çocuğun ve toplumun üstün yararını ve değerleri gözeten bir çalışma hayatı" dedi.


Sıdıka Aydın, yeni dönemde sendikal mücadele alanlarına ilişin açıklamasında, 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla analık haklarına ilişkin yaptıkları saha araştırmasının sonuçlarından örnekler vererek şu ifadeleri kullandı:


"Çalışma sürelerinin kadın kamu görevlileri lehine yeniden düzenlenerek, haftalık çalışma süresi 32 saate ya da mesai günlerinin 4 güne düşürülmesi, analık izin sürelerinin artırılması ve tam istihdam güvencesiyle yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerine olacaktır. Bizim teklifimiz net, maaş kaybı olmadan, özlük hakları korunarak, insan, aile ve değerleri merkeze alan bir çalışma hayatı. Çalışma hayatındaki kadınların analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme için yetmez ama evet diyoruz. Doğum izin süresinin 60 aya çıkarılması doğru olandır. Biz bu doğru olanın yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz."


Küresel güç odaklarının "özgürlük, modernlik" adı altında toplumlara empoze ettiği kimliği belirsizleştiren ve aileyi zayıflatan anlayışların basite indirgenecek bir mesele olmadığının altını çizen Aydın, "Doğrudan doğruya toplumu ve çocukları hedef alan bir ifsad projesidir. Cinsiyetin belirsizleştiren aile kurumunun kutsallığını ortadan kaldırıp zayıflatan bir zeminden sağlıklı ve geleceğe taşınan bir toplum çıkmaz. Aile kırmızı çizgimizdir! Fıtratı yok sayan, aile kurumunu zayıflatan hiçbir yaklaşım ve çalışmayı kabul etmiyoruz" dedi.


Dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine de dikkati çeken Aydın, kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Aynı evin içinde ama birbirlerinden uzak ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin sayısının, dijital dünyanın dayatmasıyla her geçen gün arttığına işaret eden Aydın, şunları kaydetti:


"Dijital dünyanın esiri değil, efendisi olmalıyız. Karanlık odakların ürettiği algoritmalara teslim olmayacağız, çocuklarımızı bu algoritmaların mahkumu yapmayacağız. Dijital platformlar, kültürel değerlerimizi koruyacak şekilde denetlenmeli; şiddet, zorbalık ve müstehcen içerikli platformlara karşı etkin, hukuki tedbirler alınmalıdır. Aile dostu dijital içerikler üretilmeli, ahlak dışı gündüz kuşağı yayınları tümden yasaklanmalıdır. Sosyal medya kullanımında getirilen 15 yaş sınırlamasına ilişkin mevzuatın çıkarılmasını önemsiyoruz. Bu düzenlemenin başarıya ulaşması adına atılacak adımlara destek vermeye hazırız."



Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Yalıkavak spor, Ortahisar’ı farklı geçti: 37-27 Türkiye Kadınlar Hentbol Süper Ligi’nde mücadele eden Armada Praxis Yalıkavak Spor Kulübü, sahasında konuk ettiği Ortahisar Belediyesi Spor Kulübü’nü 37-27 mağlup ederek önemli bir galibiyet elde etti. Bodrum Binnaz Karakaya Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmaya hızlı başlayan ev sahibi ekip, ilk yarıyı 17-12 önde tamamladı. İkinci yarıda da oyun üstünlüğünü sürdüren Yalıkavak temsilcisi, mücadeleyi 10 sayılık farkla, 37-27 kazanarak hanesine kritik bir galibiyet yazdırdı. Karşılaşmayı hakemler Arzu Demirel ve Nilgün Acun yönetti. Mücadelede her iki takımın savunmada zaman zaman sertleştiği görülürken, hücumdaki etkili performanslar sonucu belirledi. Gol yükünü yıldız isimler çekti Ev sahibi ekipte Ceylan Aydemir attığı 8 golle maçın en skorer ismi olurken, Gülcan 7 golle galibiyette önemli rol oynadı. Ziva Copi ise 6 golle skora katkı sundu. Konuk ekipte Monika Janeska Kildan’ın 6 gollük performansı mağlubiyeti önlemeye yetmedi. Karşılaşmayı tribünden takip eden Kulüp Başkanı Emin Palalı ve yönetim kurulu üyeleri, maç boyunca takımlarına destek verdi. Taraftarlar ise bitiş düdüğüyle birlikte galibiyeti büyük coşkuyla kutladı. Maçın ardından açıklamalarda bulunan Kulüp Başkanı Emin Palalı, "Kızlarımız bugün parkede adeta yüreklerini ortaya koydular. Başından sonuna kadar oyunun hakimi olduğumuz, net bir skorla kazandığımız bu maç; takımımızın gücünü ve hedeflerimize ne kadar inandığımızı gösteriyor. Teknik ekibimizi ve sahada ter döken tüm sporcularımızı yürekten kutluyorum. Bizi bu önemli maçta yalnız bırakmayan, tribünleri doldurarak itici gücümüz olan büyük Yalıkavak taraftarına da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu güzel galibiyeti tüm Bodrum halkına armağan ediyoruz. Hedeflerimize adım adım yürümeye devam edeceğiz" dedi.
Erzurum Parke taşıyla eczanenin camını kırdı, ayçiçeği yağıyla kundaklamak istedi Erzurum’da bir eczaneye yönelik kundaklama girişimi anbean kameralara yansıdı. Önce parke taşı ile eczanenin camını kıran şüpheli, daha sonra ay çiçeği yağı ile kundaklama girişiminde bulundu. Olay, Palandöken ilçesi Adnan Menderes Mahallesi’nde meydana geldi. Çat yolu üzerinde bulunan ve hafta sonu nedeniyle kapalı olan eczanenin önüne elinde poşetle gelen Ö.Y., önce mermer parçası ve parke taşlarıyla iş yerinin camlarını kırdı. Ardından camın kırılan bölümüne bıraktığı kıyafetlerin üzerine ayçiçeği yağı döken şüpheli, çakmağıyla ateşe vermeye çalıştı. Çevredeki vatandaşların müdahalesi üzerine olay yerinden kaçan zanlı, polis ekiplerinin takibi sonucu kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan incelemede şüpheli Ö.Y.’nin eczacı olduğu ancak geçmişte mevzuata aykırı şekilde eczane işletmek suçundan Sağlık Bakanlığı tarafından 5 yıl süreyle meslekten men edildiği öğrenildi. Türk Eczacıları Birliği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, "2. Başkanımız Uzm. Ecz. Abdullah Caner Güven’in eczanesi, mevzuata aykırı işlem yapmak isteyen ve bu nedenle meslekten men edilen bir şahıs tarafından hedef alınmıştır. Eczane açılış süreçleri kişisel taleplere göre değil, kanunlara göre yürütülür. Halk sağlığını koruyan yöneticilerimize yönelik bu şiddetin son bulması için yetkilileri göreve davet ediyor, failin en ağır cezayı alması için sürecin takipçisi olacağımızı bildiriyoruz" denildi.