EĞİTİM - 09 Kasım 2024 Cumartesi 18:00

Eğitim Gücü Sen’den "mülakat mağduru öğretmenler" için basın açıklaması

A
A
A
Eğitim Gücü Sen’den "mülakat mağduru öğretmenler" için basın açıklaması

Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) öğretmen atama mülakat sonuçlarında adaletsizlik olduğu gerekçesiyle Ankara’da basın açıklaması gerçekleştirdi.


Eğitim Gücü Sen öğretmen atama mülakat sonuçlarında adaletsizlik olduğu gerekçesiyle Ankara Ulus Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Mülakatlarda adaletsizlik olduğunu ifade eden Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, “Mülakatların kaldırılması Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının sözüdür. Devletin sözüdür. Ne acıdır ki devletin sözünü tutması için buraya geldik. Bir önceki Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer öğretmenler için mülakat yapılmayacağını ifade etmiştir. Sonrasında yeni Bakan Yusuf Tekin ’mülakatları mülakat gibi yapacağız’ demişti. Komisyonlar kurulup herkese kendi branşında 45 dakika mülakatla yapılacağını ifade etmiştir. Biz o zamanda yaptığımız basın açıklamasında bunun uygulanamayacağını, böyle bir sürenin olmayacağını ve böyle bir komisyon sayısının gerçek dışı olduğunu, sahaya aykırı olduğunu ifade etmiştik. Ve uygulayamadılar. Mülakatı mülakat gibi yapamadıkları gibi bir becerisizlikle komisyonlar kuruldu ve toplantı dahi yapamadılar. Komisyonun birisi herkese artı 2 puan komisyonun birisi herkese artı 5 puan verdi. Bu ölçme değerlendirme midir? Ankara’daki bir komisyona bakıyorum; herkese 5 ile 7 puan vermiş. İstanbul’da ise herkesin KPSS puanına göre bir değerlendirme yapılmış. Şimdi İstanbul’da mülakata giren arkadaşımızın ne suçu var? Bir anda sıralamadan çıktı. Peki Ankara’daki arkadaşımızın ne özelliği var? Bir anda binlerce kişinin önüne geçip sıralamaya girdi. Ve mülakatlar maalesef mülakat gibi yapılamadı” dedi.



“Mülakatların iptalini talep ediyoruz”


Açıklamasının devamında sıralanmaların açıklanmadığını belirten Özat, “İşin bir diğer ucube yanı da sıralamalar açıklanmıyor. Sıralama sınavında sıralama açıklanmamış. Ve öğretmenlere demişler ki 3-5 gün itiraz süreciniz var. Bu öğretmen neye itiraz edecek. Sıralaması belli değil. Gizleniyor. Puanlara kazara açıkladınız daha sonra yarım saat sonra kendiniz kaldırdınız. 13 bin kişi sistemden gördü. Bakanlık her şeyi becerisizlikle yürüttü. Mülakat puanları haksız bir şekilde açıklanmıştır. Yarın bir gün sıralanmalar açıklandığında bakanlık bu işin altından kalkamaz. Bu bir hak ihlalidir. Kul hakkıdır. Mülakatların iptalini talep ediyoruz. Buradan Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum” diye konuştu.



Eğitim Gücü Sen’den "mülakat mağduru öğretmenler" için basın açıklaması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.