ÇEVRE - 23 Kasım 2025 Pazar 11:56

Gün doğmadan başlayan mesai sürüyor: Ankara’da şeker pancarı hasadı tempo kesmiyor

A
A
A
Gün doğmadan başlayan mesai sürüyor: Ankara’da şeker pancarı hasadı tempo kesmiyor

Ankara’nın Polatlı ilçesinde şeker pancarı hasadında sona yaklaşılırken, gün doğmadan tarlaya giren çiftçiler son ürünleri toplamayı sürdürüyor.


Polatlı’da şeker pancarı hasadı son aşamaya yaklaşırken tarlalarda hareketlilik hız kazandı. Bölge genelinde nisan ayında ekilen pancarlar eylül sonundan itibaren sökülmeye başlanırken üreticiler, yoğun ve yorucu sezonun son ürünlerini almaya devam ediyor. Hava sıcaklıkları, sulama şartları ve hastalık baskısı bu yıl verim üzerinde belirleyici olurken, tarlalardaki hasat çalışmaları aralık ayının sonuna kadar sürecek. Ankara Pancar Kooperatifi Polatlı Mağaza Şefi olan Ziraat Mühendisi Kerem Güler, şeker pancarında bu sezonun genel durumunu İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine değerlendirdi.



"Köyün genel ortalamasından 10 ton civarı bir verim bekliyoruz"


Pancar hasatlarının yarısının bittiğini ve sona yaklaşıldığını belirten Güler, "Verimlerimiz iyi. Köyün genel ortalamasından 10 ton civarı bir verim bekliyoruz. Polatlı’nın geneline baktığımızda aynı şeyden bahsedemeyiz. Polatlı’daki pancar tarlalarımızın verimleri 5.5 ton civarı. 16.5-17’de polar geliyor pancarlarımızdan. Sakarya Nehri’miz bizim en büyük su kaynağımız kesildi. Kuyu sularımız, yer altı sularımız çekildi. Yıl da çok sıcak gitti. Bunlar üretimi çok etkiledi. Hastalıklar, kök çürüklüğü hastalığımız pancarlarda bu sene fazlaydı. Her yıl da bu artarak devam ediyor. Üreticilerimiz bu zorluklara rağmen pancarlarını ürettiler. Şeker pancarı Polatlı’da uzun yıllardır en çok üretildiği, çiftçilerin en çok önem verdiği ürünlerin başında gelir. Birçok kişi buradan ekmek yiyor. Sözleşmeli üretimin ilk örneğidir şeker pancarı ülkemizde. Alım ve fiyat garantili. Çiftçimizi tarlaya bağlıyor. Stratejik bir ürün" dedi.



Çiftçilerin yaptığı en büyük hata


Kerem Güler, pancarda münavebe kuralına yeterince uyulmadığını belirterek, ideal uygulamanın aynı tarlaya en az 4 yıl boyunca yeniden pancar ekilmemesi olduğunu ifade etti. Bu kurala uyulmamasının hastalık ve zararlıların artmasına yol açtığını dile getiren Güler, çiftçilerin mücadelede zaman zaman geç kalması nedeniyle verim ve kazanç kayıplarının yaşandığını da sözlerine ekledi.



"1 dekar pancar yıllık 6 kişinin oksijen ihtiyacını karşılıyor"


Çiftçinin pancar üretiminden asla vazgeçmeyeceğini vurgulayan Güler, "1 dekar pancar yıllık 6 kişinin oksijen ihtiyacını karşılıyor. Fabrikamız fiyat açıklaması yaptı, revize ederek fiyat artışı yaptı. Mevcut fiyatın iyi olduğunu düşünüyorum ama tabii ki daha iyi olabilir. Gübreye, mazota, ilaca gelen zamlar ortada. Bunu karşılaması lazım. Yapılan sözleşmede gübre avansı olsun, nakdiye avansı olsun çiftçileri sürekli destekliyor. Sözleşmeli üretim kapsamında kolaylaştırıyor tabii ki üretimi" diye konuştu.



Hasat zamanı


Aynı zamanda Kerem Güler, bölgede pancar ekiminin nisan ayının ortalarında başladığını, hasat döneminin ise eylül sonundan aralık ayının sonuna kadar sürdüğünü belirtti. Şeker pancarının 170-200 günde olgunlaştığını söyleyen Güler, bu uzun sürecin çiftçiler için oldukça yorucu geçtiğini ifade etti.



Stratejik ve kritik bir ürün


Avrupa Birliği ülkelerinde pancar üretimine büyük önem verildiğine dikkati çeken Kerem Güler, bu ülkelerin ihtiyaçlarının 2 katına yakın üretim yaparak ihtimal risklere karşı yedek stok oluşturduğunu vurguladı. Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu dile getiren Güler, çiftçilerin zaman zaman zorlandığını ancak pancar tarımından vazgeçilmemesi gerektiğini kaydetti.



"Gün doğmadan giriyoruz tarlaya, gün batınca çıkıyoruz tarladan"


Verimden ve kaliteden memnun olduğunu söyleyen çiftçi Abdullah Arslan, "Bir tarla kötü çıkıyor, bir tarla iyi çıkıyor. Genel olarak ortalamaya vurduğumuz zaman fena değil, güzel. Hasat ettiğimiz tarla ortalama 9 ton yapıyor gibi gözüküyor. Poları da ortalama 17-18 çıkıyor. Sabahın 7’sinde kalkıyoruz karanlıkta daha gün doğmadan. Sulama değiştiriyoruz, boru değiştiriyoruz. Pancar kazıyoruz akşama kadar. Tırı dolduruyoruz. Gün doğmadan giriyoruz tarlaya, gün batınca çıkıyoruz tarladan. En zorlandığımız aşama akarsularımız kesildi bizim. Kuyu vurduruyoruz, sondaj vurduruyoruz. Sondajlardan sezon başında basıyoruz 50 tabanca ile basıyoruz. O gün güne düşüyor 10 fiskeye kadar. En büyük problemimiz susuzluk. Fabrikanın yoğun zamanlarında pancarımızı randevu sistemiyle götürüyoruz bu sene. Randevu alamıyoruz sisteminden. Pancar duruyor durdukça da bu fire veriyor. Hasat ettiğimiz pancarı da götürmekte zorlanıyoruz şu an. Yeni bir güncelleme gelse iyi olur" şeklinde konuştu.



Gün doğmadan başlayan mesai sürüyor: Ankara’da şeker pancarı hasadı tempo kesmiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 28 Şubat zulmünün sembol ismi Yakup Köse: "Hu der Allah diyen çocuklara tahammülsüzlük 28 Şubat refleksidir" Gazeteci-Yazar Yakup Köse, "Hu Der Allah" ilahisini çocukların söylemesini hazmedemeyenlerin 28 Şubat zihniyetini yeniden diriltmeye çalıştığını savunarak, "Hu der Allah deyince kaos diyenler 28 Şubat’ı hortlatmak istiyor. 28 Şubat bitmedi, sadece uyuyor" dedi. 28 Şubat ‘Postmodern Askeri Darbe’ olarak bilinen süreçte henüz 14 yaşında İmam Hatip öğrencisi olan Yakup Köse, Çeçenistan ile ilgili katıldığı bir gösteri nedeniyle tutuklandı ve idam cezası aldı. Yaşadığı zorlu süreçte dönemin sembol isimlerinden olan Köse, küçük yaşlarda soğuk zindanlarda işkenceler gördü. Gazeteci-Yazar Yakup Köse 28 Şubat’ta zihniyetinin bitmediğini sadece uyuduğu konusunda uyarılarda bulundu. Çocukların "hav hav" diyerek şarkı söylemesinden rahatsız olmayanların, çocukların ilahi ve Allah demesinden rahatsız olanların 28 Şubat’ı yeniden ayağa kaldırmak isteyenler olduğunun altını çizdi. "Hu Der Allah deyince birden kaos diyorlar" Son dönemde Ramazan ayıyla birlikte çocukların ve Türkiye’nin dilinden düşmeyen" Hu Der Allah" ilahisi üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Köse, "Hu Der Allah, deyince birden bu iş kaos haline dönüştürülüyor. ‘Gençlerin beyni yıkanıyor’ deniliyor. Oysa mübarek Ramazan ayıyla birlikte neredeyse bütün okullarda, sınıflarda, parklarda çocukların ağzında bu ilahi var. Bir çocuğun ilahi söylemesi, oruç tutması, Kur’an okuması ya da namaz kılması kime ne zarar verebilir" dedi. Geçmişte gençlerin bazı şarkılarla farklı söylemlere yönlendirildiğini hatırlatan Köse, "Birkaç yıl önce gençlere ‘hav hav’ diye şarkılar söyletildi. O zaman kimse çıkıp ‘Çocuklarımızı niye hayvan yerine koyuyorsunuz?’ demedi. Ama Allah deyince birileri ayağa kalktı. Bu yaklaşım Türkiye’nin gençliğine yakışmıyor. Bu açıkça bir 28 Şubat refleksidir" ifadelerini kullandı. "28 Şubat uyuyor ama hortlamaya hazır" 28 Şubat sürecinde 14 yaşında tutuklandığını, yaklaşık 10 yıl cezaevinde kaldığını ve daha sonra beraat ettiğini hatırlatan Köse, "Türkiye mahkemelerinde beraat etmiş bir insanım. Beraat eden insan suçsuzdur. Ama bugün resmi bir işlemim olduğunda arşiv kayıtlarından 28 Şubat fişlemeleri çıkıyor ve birçok işimi çözemiyorum. Bu da 28 Şubat’ın hala bitmediğini gösteriyor. 28 Şubat’ın sadece geçmişte kalmış bir süreç değildir. 28 Şubat artıkları ve 28 Şubat’ın uyuyanları var. Şu an uyuyor olabilirler ama fırsat bulduklarında Hu Der Allah diyen çocuklara ve ailelerine aynı zulmü yaşatmak isterler. 28 Şubat zulümdü; çocuklara, kadınlara, yaşlılara yönelik baskıydı. 28 Şubat’la gerçek anlamda hesaplaşmak darbeyle hesaplaşmaktır" dedi.
Artvin ÇAYKUR cam şişe su satışlarına başladı ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, cam şişe su satışlarının başladığını açıkladı. Geçtiğimiz yıl damacana suyu piyasaya sunduklarını hatırlatan Alim, kısa süre içinde bardak su ve pet şişe suyun da üretime alınarak hem yurt içinde hem de yurt dışında satışa sunulacağını belirtti. Artvin’in Arhavi ilçesinde açıklamalarda bulunan Alim, çay hasadı, bölgedeki rekolte beklentisi ve kurumun ürün yelpazesinin genişletilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim burada yaptığı açıklamada, "Her yıl finansal durum doğrultusunda yeni yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Artvin’in Arhavi ilçesinde Kavak mevkiinde 105 dekarlık bir yerimiz var. Bu alanı sadece çay depolama olarak kullanıyoruz. Arhavi’nin içindeki merkezde olan fabrikayı bir şekilde Kavak’a taşımak istiyoruz. Bu hem kapasite artışını sağlayacak, bundan kaynaklı ilçede bulunan fabrikada yaşanan gürültü kirliliği, toz ve sair ters durumlar ortadan kalkmış olacak. Bu bile Artvin için, Arhavi için farklı bir çalışma şekli olacak. Çayın yüzde 67’si Rize’de hasat ediliyor. Yüzde 19’u Trabzon’da, yüzde 12’si Artvin’de, yüzde 2’lik bir kısmı ise Ordu ve Giresun’da hasat ediliyor. Yıllık olarak da genelde 1 milyon 300 bin ton ile 1 milyon 450 bin ton arasında rekolte var. Bu rekolte hava şartlarına bağlı olarak bazen aşağıda bazen yukarıda oluyor. Geçen sene sadece Artvin bölgemizden 105 bin ton yaş çay alımı yaptık" dedi. ÇAYKUR olarak içme suyu sektörüne girdiklerini hatırlatan Alim, "2025 yılında damacana suyumuzu çıkardık. Birçok yerde damacana olarak satışta. Bunun yanında tüm Türkiye’de dağıtabileceğimiz cam şişe suyu, bardak su ve pet şişe su ürünlerimizi de kısa zaman içerisinde üretip tüm Türkiye genelinde hatta yurt dışına dahi satabileceğiz" ifadelerini kullandı.