ASAYİŞ - 15 Ocak 2026 Perşembe 17:14

Hakan Çakır cinayeti davasında 2’si çocuk 8 sanık hakim karşısında

A
A
A
Hakan Çakır cinayeti davasında 2’si çocuk 8 sanık hakim karşısında

Ankara’nın Keçiören ilçesinde 23 yaşındaki Hakan Çakır’ın hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin açılan davada, 2’si çocuk 8 sanık hakim karşısına çıktı. Ara kararda tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmedildi.


Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ahmet Emir Zeynal, Cemal Zeynal, suça sürüklenen çocuk B.S.Z, suça sürüklenen çocuk T.Y.Z. ve tutuksuz sanıklar Eyyüp Demir, Şahin Çakır, Hakkı Can Çakır ve Umut Kılınç ile taraf avukatları katıldı. İzleyici ve basın mensupları duruşmanın kapalı olması gerekçesiyle salona alınmadı. Kimlik tespitinin ardından mahkeme başkanı yargılamanın başladığını bildirdi. Duruşma başlamasıyla sanık çocukların annesi ağlayarak salondan polis ekiplerinin yardımıyla çıkartıldı.


Sanıklar savunmalarında yaşanan olayın hengame esnasında meydana geldiğini, kendilerinin bir şey yapmadığını iddia ettiler. Mahkeme başkanının suça sürüklenen çocuklar T.Y.Z. ve B.S.Z.’nin üzerindeki ve ayakkabılarındaki kan lekelerini sorması üzerine sanıklar "nedenini bilmiyoruz" şeklinde yanıt verdiler.


Sanık Cemal Zeynal ise olay yerine bıçakla gittiği yönündeki iddiayı reddederek, bıçağı olay yerine getiren kişinin Umut Kılınç olduğunu iddia etti. Sanık beyanların ardından mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuklara ait telefonların incelenmesini ve HTS kayıtlarının dosyaya kazandırılmasını, sanık Umut Kılınç’ın ise tutuklanmasını talep etti.


Sonrasında ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, suça sürüklenen çocuklara ait telefon incelemeleri ile HTS kayıtlarının istenmesine karar verdi. Heyet, tutuksuz sanık Umut Kılınç yönünden tutuklama talebini reddederek hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına hükmetti. Sonraki duruşma 4 Mart’ta görülecek.


‘Olayın geçmişi’


Keçiören’de 10 Ağustos’ta dükkan işleten Hakan Çakır’ın annesi S.Ö. ve kız kardeşi M.N.Ç., dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. M.N.Ç.’nin haber vermesi üzerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak, iki iddianame hazırlandı. İddianamenin birinde tutuklu sanıklar Ahmet Emir Zeynal, babası Cemal Zeynal ve arkadaşı Umut Kılınç hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, 2 kişiyi ‘öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 45’er yıla kadar hapis cezası istendi. Bu sanıklar hakkında ayrıca ‘yaralama’, ‘tehdit’ ve ‘hakaret’ suçlarından da cezalar talep edildi. Aynı dosyada yer alan, maktul Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da ‘basit yaralama’ suçundan 5’er yıl hapis talep edildi.


İkinci iddianamede ise yaşı küçük B.S.Z. ve T.Y.Z. hakkında ‘kasten öldürme’, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘silahla yaralama’ suçlarından hapis cezaları talep edildi. 17 yaşındaki B.S.Z. için 41 yıla kadar, 14 yaşındaki T.Y.Z. için ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.