POLİTİKA - 21 Ocak 2026 Çarşamba 12:49

İletişim Başkanı Duran: "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz"

A
A
A
İletişim Başkanı Duran: "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dijital mecralarda içeriklerin bireylerin psikolojisi üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini aktararak, "Ruh sağlığı kırılganlaşmasından ve dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’ne katıldı. İletişim Başkanlığında düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Duran, insanların artık normal hayatın yanında dijital hayatlarının da olduğunu belirterek, "Burada sorumluluğun, özgürlüğün ve güvenliğin tartışılmasından ve dengenin aranmasından daha da makul bir şey olamazdı" şeklinde konuştu.


Dijital mecraların ifade özgürlüğünü genişletmekle sınırlı kalmadığını, mahremiyete, bilgi kirliliğine ve dezenformasyona dair yeni risk alanları oluşturduğuna dikkati çeken Duran, "Ortaya koyduğu özgürlüğün yanı sıra bu tarafının da önemli bir şekilde dikkate gelmesi gerekir. Bugün için baktığımızda sosyal medyaya dair en önemli çalışmaları yapanlar, hatta sosyal medyanın özgürlük alanı olarak savunucusu olan kişiler dahi bilgi, imge, moda, inanış, kanaat alışverişi gibi birçok alanda sosyal medyanın nasıl algoritmalarla yönetildiğini bize anlatmaktadır. Dolayısıyla bu panelin özgürlük, güvenlik ve sorumluluk üçleminde bir araya gelmiş olması çok değerli" dedi.



"Sosyal medya mecralarında çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız"


Dijital mecraların gençlere ve çocuklara toplumla doğrudan temas kurma imkanı tanımasının aynı zamanda etik tartışmalara yol açtığını aktaran Duran, "Her anımızı kuşatan mahremiyet, aleniyet, sınırlar, güvenlik, toplumsal kaygı gibi birçok konuda zaaf üreten bu alanın etik anlamda da önem arz ettiğini söylemek gerekir. Sosyal medya mecralarında dezenformasyon yapılmaması, nefret söylemine katkıda bulunulmaması, cinsiyetçi kodların beslenmemesi, sınıfsal adaletsizliğin pekiştirilmemesi, teşhirciliğin olmaması, çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi birtakım ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız" açıklamasında bulundu.



"Ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumundayız"


Hem Türkiye hem de dünya düzleminde ortak bir alanın oluşması gerektiğini vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı rekabetçi piyasa koşulları, tıklanma, etkileşim alma gibi birçok kaygılar da söz konusu. Bu kaygıların zaman zaman ve belki de sıklıkla etik kaygıları, etik sınırları aştığını ve sorun ürettiğini görüyoruz. Dolayısıyla ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumundayız. Bunların farkında olmadan hangi algoritmanın, hangi şirketin, hangi çıkar grubunun, hatta hangi devletin bizim mahremiyetimize, dijital egemenliğimize yönelik ne tür kampanyalar içinde olduğunun farkında olmadan gençlerimizin sosyal medyadaki birtakım düşüncelerle ve kanaatlerle yönlendiriliyor olmasını başıboş bırakamayız. Dolayısıyla gerçeklikle olan bağımızı azaltacak ya da farklı gerçeklikleri zihinlerimize sokacak algoritmaların farkında olmak zorundayız."



"Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz"


Dijital mecralardaki içeriklerin risklerine de değinen Duran, "Durmadan kaydırılan ekranlar ve çok anlık seyredilen videolarla bambaşka bir dijital hafıza, bambaşka bir dijital zeka oluşuyor. Bunun getirdiği zihinsel yorgunluğun, anksiyetenin, depresyonun bizi ne kadar yorduğunun farkındayız? Buna henüz emin değiliz. Hatta birtakım ruh sağlığı kırılganlaşmasından ve dijital zorbalıktan şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz" diye konuştu.



"Dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda bütün bireylerimiz bir risk altındadır"


Duran, dijital ekosistemin zararlı içeriklere erişimi kolaylaştırdığını anlatarak, "Nitekim bu risklerden bir tanesi sanal bahis ve kumar içeriklerinin yaygınlaşması konusudur. Bu konu sadece kişisel bağımlılık oluşturmuyor. Aileleri yıkan, sosyal ilişkileri ve bireyin hayatına mal olan olumsuzluklar üretiyor. O halde dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda sadece çocuklarımız ve gençlerimiz değil, aslında bütün bireylerimiz bir risk altındadır ve buna dair bir bilinç gerekmektedir" şeklinde konuştu.



"Çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin de dijital risklere karşı direnç ve farkındalıklarının arttırılması çalışmalarına destek oluyoruz"


Dijital mecralara da büyük sorumluluk düştüğünü söyleyen Duran, şu ifadeleri kullandı:


"Devletimiz oluşturulacak hukuki zemin çerçevesinde düzenleyici ve denetleyici rolüyle, ailelerimiz hem kendilerinin hem de çocuklarının farkındalık düzeyini arttırarak, dijital platformlar ise daha fazla sorumluluk yüklenerek gençlerimiz ve çocuklarımız için güvenli bir dijital dünyanın tesis edilmesine katkı sunmak durumundadırlar. Bizler de İletişim Başkanlığı olarak çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin hem medya okuryazarlık düzeyinin yükseltilmesi hem de dijital risklere karşı direnç ve farkındalıkların arttırılması çalışmalarına olanca gücümüzle destek oluyoruz ve bunu da sürdüreceğiz."



İletişim Başkanı Duran: "Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da "14 Mart Tıp Bayramı" kutlandı İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinin ev sahipliğinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İl Sağlık Müdürlüğü ve Malatya Tabipler Odasının işbirliğinde düzenlenen törenle 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki törene; AK Parti Malatya Milletvekili İhsan Koca, Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Mete, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, İl Jandarma Komutanı Albay Tolunay Başer, İl Sağlık Müdür Vekili Op. Dr. Erkin Şahin, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Deniz Yılmaz, Tabip Albay Serkan Mutlu, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Rıza Murat Türksoy, Malatya Tabipler Odası Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Sezai Demirel, İl Müftüsü Ramazan Dolu, rektör yardımcıları, dekanlar, başhekimler, akademisyenler, öğrenciler ve sağlık çalışanları katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, Müzik Öğretmenliği Bölümünden Mustafa Reşat Bükülmez’ in sunduğu piyano dinletisi ile devam etti. Törenin açılış konuşmasını yapan Malatya Tabipler Odası Başkanı Mustafa Sezai Demirel, hekimliğin zorlu bir eğitim süreciyle başlayan, sürekli yenilenmeyi ve bilimsel araştırmaların merkezinde olmayı gerektiren kutsal bir meslek olduğunu söyledi. Türk tıbbının dünya çapında başarılı çalışmalara imza attığını belirten Demirel, "Yurdun dört bir yanında özveriyle çalışan doktorlarımıza hak ettikleri yaşam imkânlarının sağlanması, çalışma saatlerinin ve hasta yoğunluğunun azaltılmasına yönelik düzenlemelerin yapılması kaliteyi artıracak en önemli etkenlerdir. Doktorlarımızın yoğun ve stresli çalışma koşullarında güvene ve desteğe ihtiyaç duydukları göz ardı edilmemelidir." dedi. Malatya İl Sağlık Müdür Vekili Erkin Şahin, 14 Mart’ın sıradan bir tarih olmadığını belirterek, "14 Mart 1919 yılında işgal altındaki İstanbul’da tıbbiyeli gençlerin yaktığı bağımsızlık meşalesinin yıl dönümüdür. O günün tıbbiyelileri vatan savunmasında en ön safta yer alarak bu mesleğin vatan sevgisinin timsali olduğunu göstermiştir" şeklinde konuştu. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli de Malatya’nın bölgeye hitap eden güçlü bir sağlık merkezi olduğuna dikkat çekti. İnönü Üniversitesinin karaciğer ve kemik iliği naklindeki başarılarından övgüyle bahseden Bentli, geleceğin hekimlerine çeşitli tavsiyelerde bulundu. Bentli, "Hekimlik sadece teşhis koyan bir meslek değildir. Hastanızın psikolojik yükünü hafifletin. Kıran değil onaran, korkutan değil güven veren olun. Hastanıza bakarken sadece bir vaka olarak görmeyin. Bir insan görün, bir aile görün, bir endişe görün. Bilmediğiniz konuda biliyormuş gibi davranmayın ve daima istişare edin" diye konuştu. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat da ’doktor’ yerine ’hekim’ kelimesini kullanmayı tercih ettiğini belirterek hekimliğin "hikmet" ve "hakim" kökünden geldiğini söyledi. Akpolat, "Batı tıbbı insanı ruhsuzlaştırarak sadece bir biyolojik makine, bir hasta olarak tanımlayarak yaratılış gayesine aykırı bir duruş sergilemektedir. Oysa medeniyetimiz insana, insan olmanın değeriyle bakmıştır." ifadelerini kullandı. Akpolat, İnönü Üniversitesinin 2026 Dünya Üniversiteler Sıralamasında sağlık alanında Türkiye’de 8. sıraya yerleştiğini, erişkin kemik iliği naklinde 7 yıldır birinci olduklarını, karaciğer nakli, şaşılık ve el cerrahisinde ise bölgenin tek merkezi konumunda bulunduklarını anlattı. Akpolat, 6 Şubat depremlerinde üstün gayret gösteren sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Konuşmaların ardından İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesine 28 yılı aşkın süredir hizmet eden kıdemli öğretim üyeleri Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve Prof. Dr. Metin Fikret Genç’e AK Parti Milletvekili İhsan Koca tarafından "Hizmet Onur Ödülü" takdim edildi. Program; eğitime katkı ve akademik başarı ödüllerinin verilmesi, 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Türkçe ve İngilizce Tıp programları sınıf birincilerine ödül verilmesiyle devam etti. Ayrıca tıp fakültesini başarıyla temsil eden takım ve topluluklara da başarı belgesi verilmesiyle tören sona erdi.