ÇEVRE - 24 Ağustos 2023 Perşembe 15:38

Keçiören’de Ankara’nın geleceği ve iklim değişikliği konuları masaya yatırıldı

A
A
A
Keçiören’de Ankara’nın geleceği ve iklim değişikliği konuları masaya yatırıldı

Ankara’nın Keçiören Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen “Ankara Buluşmaları” başlıklı bilgi, analiz ve değerlendirme toplantılarının ikincisi yapıldı.


Ankara’nın kentsel altyapısından, sosyal ve kültürel hayatına kadar mevcut yapısının analiz edilmesi ve modern dünyada geçerli olan metropol şehir perspektifinden değerlendirmesi üzerine kurgulanan toplantılar serisinde bu hafta “Günümüz Dünyasında yaşanan İklim Değişiklikleri ve bu etken çerçevesinde kent planlanması, kent yönetimi ve Geleceğin Ankarası” konuşuldu.


İlçedeki Estergon Tür Kültür Merkezi’nde düzenlenen, açılış konuşmasını Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un yaptığı toplantıda, konuşmacı olarak yer alan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Balaban ve Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş, “iklim değişikliklerinin kentler üzerine etkisi ve geleceğin Ankara’sını bekleyen sorunlar ve çözüm önerileri” üzerine görüşlerini bildirdiler.


“Belediye Başkanları kentin geleceğinden sorumludur ve vebal sahibidir”


Toplantının açılış konuşmasını yapan Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, İklim değişikliğiyle birlikte oluşan afetlerin kent hayatını olumsuz etkilediğini ve önlemlerin ivedilikle alınması gerektiğini belirterek, “Kenti yönetmek için gelenler sadece görevde bulundukları 5 yıldan değil, kentin geleceğinden sorumludur. Vebal sahibidir. Çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir bir kent bırakmak istiyorsak kenti her anlamda ve alanda yarınlara hazırlamak gerekmektedir. Kent planlamasında yaşanan sorunlar, kentin jeolojik gelişiminin bilinmemesinden, planlamaların dönemlere göre ve parçalı olarak yapılmasından, kentin gelişim akslarının doğal haline bırakılmasından ve toplu taşıma sistemlerinin geliştirilememesinden kaynaklanmaktadır” dedi.


Ankara’nın 5 yılı kaybedildi ve geleceği de yara aldı”


Yerel yönetimlerin ellerinde büyük imkanlar olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığından gelmesi nedeniyle belediye yasaların düzenlenmesindeki öncülüğü ile belediye başkanlarının imkanlarının arttırıldığına dikkati çeken Altınok, şunlar kaydetti:


“Param yok, bütçem yok, yetkim yok gibi mazeretleri kabul etmek mümkün değildir. Çünkü mali kaynaklar yeterlidir. Yeter ki kent yöneticisi kentini sevsin. Yaşadığı şehri sevsin, milletine hizmet enerjisi ve aşkı olsun. Hepsi yapılır. Belediye başkanı, başkanlığı bir makam ve kendisi için bir prestij yeri olarak görüp rahatına bakarsa, kente ve kentin geleceğine ihanet eder. Çünkü belediye başkanı sadece seçildiği 5 yıldan değil, kentin geleceğinden de sorumludur. Mazeret üreterek iş yapmamak istiyorsan, sadece rahatını düşünüyorsan başkanlık yapmayacaksın. Belediye başkanlığı kişisel hırs ve kariyer makamı değildir. Vebal vardır. Ankara bu kişisel kaprisler ve beceriksizlikler sebebiyle 5 yılını kaybetti. Sadece geçen 5 yıl değil geleceğinden de kayıplar yaşadı. Uzmanlarımız anlattılar; iklim değişikliği bugünün konusu değil 1980’lerden itibaren dünya gündeminde olan bir konudur. Bu konunun gittikçe risk düzeyi artıyor. Dünya çabalıyor. Kentlerimizi dönüştürelim ve modern teknolojilerle yenileyelim diyor. Afet ve krizlere hazırlıklı olmalıyız ama Ankara’da kıpırdama bile yok. Başkanlık binası, sıcaklığa kendini kaptırmış rehavet, yavaşlık, tembellik ve beceriksizlikle gün dolduruyorlar.”


“Ankara süratle geleceğe hazırlanmalı”


Ankara’nın geleceğini korumak için yapılması gereken çalışmalara ilişkin önerilerde bulunan Altınok şunları söyledi:


“Ankara’nın, riskler ve gelişmeler doğrultusunda mevcut yapısının süratle analizlerinin yapılarak geleceğe hazırlanılması gerekmektedir. İlk olarak; uzun vadeli kent planlamasının yapılması lazım. Daha sonra acil günlük hayata müdahale edilmelidir. Ankara, kent içi kişisel taşıt kullanımında ilk sıralarda olan bir kent. Bunun sebebi, şehirde toplu taşıma yok. Herkes kendi aracıyla yola çıkıyor. Bu hem fosil yakıt tüketimini arttırıyor hem de şehir maliyetlerini artırıyor. Ankara’da metro altyapısı sistemi kurulmadı. Metroyu bırakın metrobüs veya normal otobüs taşımacılığı sistemleri dahi kurulmadı. Mevcut ağları güçlendirici ara sistemler oluşturulmadı. ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, Başkent Üniversitesi, Bilkent Şehir Hastanesi gibi günlük hayatın yoğun olduğu merkezlere bağlantılı sistemler geliştirilmedi. Aynı şekilde diğer metro istasyonlarına bağlı raylı ya da toplu sistemler maalesef yok. Ankara’nın gelişim akslarının altyapıları tamamlanamadı. Yağmurlarda kentin birçok noktasının ne hale geldiğini görüyoruz. Bu riskleri engellemek için yeşil alanların öneminden bahsetti hocalarımız. Büyükşehir’e bakıyoruz, bu alanda da planlı ve kalıcı bir çalışmayı göremiyoruz. Ankara’da bitkisel koruma alanını oluşturmak zorundayız. Sıcaklık dalgalarını durduracak bu projeler hayata geçirilmeli.”



Keçiören’de Ankara’nın geleceği ve iklim değişikliği konuları masaya yatırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.