POLİTİKA - 28 Mayıs 2026 Perşembe 08:59

Kerkük Valisi Seman Ağaoğlu: "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor"

A
A
A
Kerkük Valisi Seman Ağaoğlu: "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor"

Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağaoğlu, "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor. Bu sadece şahsı, kimi seçeceğiz bakan olarak bir. Bir de 3 tane bakanlık arasında dönüyor şu anda pazarlık. Biri illerden sorumlu devlet bakanı, biri dışişlerinden sorumlu devlet bakanı, biri de kadın aile bakanlığı. Üçünden birini yüzde yüz alacağız Allah’ın izniyle" dedi.


Kerkük Vilayet Meclisi’nin 16 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen oturumunda Kerkük Valisi olarak seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu, İhlas Haber Ajansına özel röportaj verdi. Ağaoğlu, "Öncelikle Kurban Bayramı münasebetiyle bütün İslam aleminin ve özellikle Türk milletinin bayramını kutluyorum. Allah’tan inşallah hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederiz. Bildiğiniz üzere biz Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra bugüne kadar Kraliyet dönemi, Cumhuriyet dönemi, Saddam Hüseyin’in diktatör dönemi, 2003’ten sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin ordusu ile işgal edilen Irak’ta her zaman, bütün müteakip hükümetlerde asimile politikasıyla karşı karşıya kaldık. Ve hiçbir zaman yüksek makam, yüksek mevki, yüksek görevlerde yer almadık. Bu da tabii ki biraz emperyalist güçlerin de etkisi vardı. Her zaman bir Türk korkusu vardı açıkçası. Biz o topraklarda yüz yıldan beri mücadele ediyoruz. Katliamlara maruz kaldık, zorluklara maruz kaldık, kimliğimizi yitirmedik. Ve bugüne kadar her zaman o topraklarda milli mücadelemizi sürdürdük. Geçen yıl Nisan ayında ben Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanlığına geldikten sonra milletimize bir söz verdim. Dedim 2026’da Allah’ın izniyle Türk yılı olacaktır ve Türkmenlerin yılı olacaktır Irak’ta" diye konuştu.


"Biz dedik ki, bakınız Türkiye’yi örnek alın"


Türkiye’deki barış sürecine dikkati çeken Ağaoğlu, "2025 yılında parlamento seçimleri oldu. Biz o seçimlerde de çok şükür Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi listesiyle 3 tane milletvekili kazandık. Bağdat’ta etkili siyaset yaratmaya başladık. Oyunun bir parçası değil, biz oyun kurmaya başladık. Şii, Sünni, Kürt demeden herkesle görüşmelere başladık. Siyasi kitle başkanlarıyla görüştük. Devlet İttifakı koalisyonu toplantılarına katıldım ben Türkmenleri temsilen. Ve biz orada bir mesajımız vardı. Biz denge siyasetinden bahsettik. Adaletin olması gerektiğini ve eşitlik olması gerektiğini. Kürt, Arap, Türkmen, Sünni, Şii, Hristiyan demeden bu topraklarda bir olmazsak Siyonistlerin oyunlarına hedef olacağız. Ki biliyorsunuz son aylarda Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran’a yönelik bir savaş ama Irak da o bir payını aldı. Lübnan’da aynı olay oldu. Ve bu hala devam ediyor, yani o kriz hala devam ediyor. Hürmüz sıkıntısı devam ediyor. Biz de dedik ki, bakınız Türkiye’yi örnek alın. Bugün Türkiye’de bir barış süreci var" şeklinde konuştu.


"Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü dış politikası olmasaydı bunu başaramazdık"


Türkiye’nin güçlü dış politikası olmasaydı bunları başaramayacaklarını ifade eden Kerkük Valisi Ağaoğlu, "Bugün Türkiye’de farklı bir politika var ve hedef de Türkiye’nin bekasıdır. Milletin bekasıdır. Milletin bekası hedef olunca gerisi teferruattır. Bugün biz de Irak içerisinde eğer bu şekilde ayrıma devam edersek bu ülke yıkılır ve fitne tohumlarına, fitne oyunlarına karşı İsrail, Amerika gelip burayı da işgal eder. Eğer böyle bir senaryoyla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız bugün Hristiyanlara da sahip çıkın, Türkmenlere de sahip çıkın, bütün diğer azınlıklara sahip çıkın. Bunlar bizim için önemli bir husustur. Birlik önemli bir mesajdır. Ve herkesi ikna ettik. Ama burada da bir gerçek vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü dış politikası olmasaydı son yıllarda ve açıkçası Türk kurumlarının da desteği olmasaydı orada bunu başaramazdık. Bugün Türkiye ne kadar güçlüyse dış Türkler o kadar güçlüdür. Ayakta kalabiliyor ve oyun kurabiliyor ve söz sahibi olabiliyor. Bunu da 2026’da valilik alma konusunda gördük ve yaşadık. Ve çok şükür diyorum 102 yıl sonra Kerkük’te ilk Türkmen valisi olarak seçildik" sözlerini söyledi.


"Biz Türk’e yakışanı yaparız, biz bize yakışanı yaparız"


Görevini Türk’e yakışır şekilde yapacağını ifade eden Ağaoğlu, "Bugün seçildiğimiz günden de bugüne kadar yaklaşık bir ay birkaç gün oldu, şunu söyledik. Bakınız adaletin tecelli etmediği bir devlet yıkılmaya mahkumdur. Biz adaletli olacağız. Birileri bizi eleştiriyor. Araplar vali oldu da yapmadı, Kürt vali oldu da yapmadı. Biz Türk’e yakışanı yaparız. Biz bize yakışanı yaparız. Biz Kürt semtlerine, Arap semtlerine, ilçelere, kasabalara her yere o adaleti getireceğiz. Her yere eşit davranacağız. Ve güçlü siyasi çalışmalarımızla Bağdat’ta ve yine buradaki kurumların desteğiyle, Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bugün Allah’ın izniyle bayram biter bitmez Bağdat’ta bana söylenen, verilen söz. Başbakanın, yeni başbakan, eski başbakan, bütün siyasi kitle başkanları şunu dedi: ‘Gözünüz aydın olsun, bakanlık da veriliyor sizlere.’ Tabii o şu anda bir süreç vardır" ifadelerini kullandı.


"Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor"


Irak Bakanlık kabinesinde bir Türk bakanın yer alacağını açıklayan Kerkük Valisi Ağaoğlu, "Bakanlık kabinesinde kesinlikle bir Türkmen bakanı oluyor. Bu sadece şahsı, kimi seçeceğiz bakan olarak bir. Bir de 3 tane bakanlık arasında dönüyor şu anda pazarlık. Biri illerden sorumlu devlet bakanı, biri dışişlerinden sorumlu devlet bakanı, biri de kadın aile bakanlığı. Üçünden birini yüzde yüz alacağız Allah’ın izniyle. Bu da bizim inşallah daha da elimizi güçlendirir. Hem bugün Bağdat’ta bakanlık kabinesinde Türkmen bakanı var, Türkmenlerin, Türkmeneli’nin dertlerini oraya iletecek. Hem de Kerkük Valiliği bizde. O da çok önemlidir. İnşallah biz bize destek olan herkesi mahcup etmeyeceğiz. Orada adaleti göstereceğiz ve öyle bir hizmet yapacağız ki Kürt, Arap bundan sonra diyecek ki hep Türkmen valisi gelip görev yapsın" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık Mahallesi’ne 3 kilometre mesafede, kayalıklar arasında bulunan ve Marmara Bölgesi’nin önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olan Saitabat Şelalesi’nde su seviyesi rekor düzeye ulaştı. Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ’dan gelen bir aile, Uludağ’da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ’ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
Kütahya İlkbahar Kütahya’ya ayrı bir güzellik kattı Kütahya’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte kent genelinde ortaya çıkan yeşil manzara vatandaşların beğenisini topluyor. Tarihi yapıları, meydanları ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehir, özellikle son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sayesinde adeta "yeşil şehir" kimliğini daha da güçlendirdi. Havadan çekilen görüntülerde tarihi alanların doğayla bütünleşmesi ise kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kentte "şehrin kalbi" olarak adlandırılan Hisar Kalesi çevresindeki tarihi burçlar, baharın gelişiyle birlikte yemyeşil bir görünüme kavuştu. Tarihi dokunun doğayla birleştiği görüntüler sosyal medyada da ilgi görürken, şehrin simgesi Zafer Meydanı’ndaki çinili vazo ve çevresi yeşili bol görüntüsüyle dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Kütahya, Türkiye’de en fazla ormanlık ve yeşil alana sahip beşinci il konumunda bulunuyor. Şehir genelinde sürdürülen ağaçlandırma ve çevre düzenleme çalışmaları, kentin doğal güzelliğinin korunmasına katkı sağlıyor. "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz" Kütahya’daki yeşil dönüşüm vatandaşların da takdirini topluyor. Emekli din görevlisi Turhan Bayatlı, son yıllarda devlet ve vatandaş iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının kente önemli katkılar sunduğunu belirterek, Kütahya’nın artık tamamen yeşil bir şehir görünümüne kavuştuğunu söyledi. Yeşilin gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bayatlı, "Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla Kütahya tamamen yeşil bir şehir haline geldi. Bu bize sevinç ve kıvanç veriyor. Gelecek nesillere umut oluyor. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlılık göstermesi çok önemli" dedi. Hz. Muhammed’in ağaç dikmenin önemine vurgu yapan hadis-i şerifini hatırlatan Bayatlı, "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz" sözünün çevre bilinci açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Bayatlı, son yıllarda dikilen ağaçların Kütahya’nın çehresini değiştirdiğini belirterek, "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz. Yaşanabilir bir şehir için yeşil alanların artması büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Her yerde ağaç, her yerde doğa var" Emlakçı Özcan Öz de Kütahya’nın huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle öne çıktığını söyledi. Kütahya’nın birçok bölgesini gezdiğini dile getiren Öz, "Kütahya’ya geldiğiniz zaman insan rahatlıyor. Psikolojiniz düzeliyor. Şehrin her tarafı yemyeşil. dolaşırken kendimi vadide hissediyorum. Her yerde ağaç, her yerde doğa var" dedi. Kütahya’nın doğal güzelliklerini reklam amacıyla değil, içinden geldiği gibi anlattığını belirten Öz, "Bunu reklam olsun diye söylemiyorum. Gerçekten kalbimden geçenleri anlatıyorum. Kütahya çok huzurlu bir şehir. Burayı görmek isteyen herkes gelsin, misafirimiz olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Akıma kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümünden 2 gün önce söylediği kurban hayalini gözü yaşlı annesi gerçekleştirdi Hatay’da staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün vefatından 2 gün önce annesine Kurban Bayramı’nda kurban kesmek istediğini söylemesi nedeniyle acılı aile evlatlarının hayalini gerçekleştirdi. Evladı adına kına yaktıkları ve süsledikleri koyunu kurban olarak kestiren gözü yaşlı anne Serap Karagön’ün "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" sözleriyse yürekleri dağladı. İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi’nde bulunan Saray Pastanesi’nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak vefat etmişti. Evladı vefat eden anne Serap Karagön, oğlunun ölmeden 2 gün önce kendine söylediği "Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var" sözleri nedeniyle ailesiyle birlikte Mahir Buğra’nın hayalini gerçekleştirdi. Hayatında ilk kez para kazanan ve kurban kesmek isteyen Mahir Buğra için ailesi tarafından kurban kesildi. Oğulları adına seçtikleri kurbanı süsleyen aile duygusal anlar yaşarken anne Serap Karagön, elleriyle kına yaktığı koyuna ’kınalı yavrum’ diyerek duygusal anlar yaşadı. Karagön ailesi, Mahir Buğra’nın mezarını ziyaret ederek duygusal anlar yaşadı. "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" Evladının vefatından 2 gün önce kendisine kurban kesmek istediğini söylediğini dile getiren hayalini acılı anne Serap Karagön, "Ölmeden iki gün önce Çarşamba günüydü. Beraber oturduk kahvaltı yaptık, oğlumla. Kahvaltıdan sonra oturduk sohbet ediyorduk. ‘Anne bu sene kurban kesmek istiyorum’ dedi. Oğlum senin daha yaşın küçük, sana düşmez dedim. Ama yine de istiyorsan babana söylerim dedim. Senin adına keseriz bu senelik. ‘Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var’ ve ‘ben de çalışıyorum’ dedi. Bugün o hayalini gerçekleştirdik. Şimdi sıra ikinci hayalinde inşallah. Ne yapayım kısmet ederse pastaneyi de açmayı düşünüyorum. Oğlumun hayalini gerçekleştirmeyi düşünüyorum inşallah, babasıyla birlikte. Diyecek bir şey bulamıyorum. Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık. Bir yanım eksik kaldı, benim bayramım oğlumun yanına geldiğim zaman oluyor. Bugün benim bayramım, bugün onun bayramıydı. Bugün kurbanını kestiğimiz için e bizim bayramımız. Bizim bayramımız bitti bugünden itibaren" dedi.