SAĞLIK - 29 Nisan 2025 Salı 12:11

Küresel ısınma polen alerjisinin zamanını da etkiledi

A
A
A
Küresel ısınma polen alerjisinin zamanını da etkiledi

Polen alerjisinin normal zamanda Şubat ayında başlayıp birkaç ay sürdüğünü belirten İmmünoloji İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bunun zamanlaması yıl boyu da artık yayılmış durumda" dedi.


Ağaçların çiçek açmasıyla beraber ortaya çıkan polenler insanların sosyal yaşamını kısıtlarken birtakım sağlık problemlerine de neden olabiliyor. Alerjisi olan kişiler astım hastalığı belirtileri, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı gibi sorunlar yaşıyor.


Bilkent Şehir Hastanesi İmmünoloji İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, genetik olarak yatkınlığı olan kişilerin alerjiyi daha yoğun yaşadığını söyleyerek, alerjik belirtileri ve tedavi yöntemlerini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı.


Polen alerjisinin yakınmalarının daha çok solunum yoluyla alınan organlarda görüldüğünü anlatan Soyyiğit, burun akıntısı, hapşırık, kaşıntı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, gibi sorunlara neden olduğunu söyledi.


Alerjinin astım benzeri şikayetlere de neden olabileceğini dile getiren Soyyiğit, tedavi edilemezse nefes darlığı öksürük gibi yakınmalara da sebep olabileceğini belirtti.



"Genetik olarak alerjiye yatkınlığı olan kişilerde daha çok görülür"


Prof. Dr. Soyyiğit, polen alerjisinin genetik olarak alerjik yatkınlığı olan kişilerde kendini gösterdiğini aktararak, "Ailesinde polen alerjisi ya da başka alerjik hastalık öyküsü olan gruplarda daha fazla görülüyor. Hastalıklı olan kişilerde polene karşı bağışıklık yanıtı oluşuyor kalıtsal olarak. O nedenle onlar da polene karşı bir aşırı duyarlılık reaksiyonu veriyorlar. Aşırı duyarlılık şikayetleri veriyorlar. Bu nedenle bu gruplarda daha fazla görülüyor" şeklinde konuştu.



"Hiç şikayeti olmayan birinde erişkin çağda da yakınmalar başlayabilir"


Alerjinin sadece doğuştan gelişmediğini söyleyen Soyyiğit, "Doğuştan görülebilir, yaşla birlikte artabilir. Çocuklarda da görülebilir. Ama hiç şikayeti olmadan erişkin çağda da yakınmalar başlayabilir. Hastalar, daha önce böyle hiçbir şikayetim yoktu ama sonrasında gelişti diyorlar. Bu zaman aslında kişinin duyarlandığı dönemdir. Yani polenle karşılaşır, ona karşı bir duyarlılık geliştirir, sonra da şikayetleri başlar" ifadelerini kullandı.



"Bir gün önce şikayetleri yokken ertesi gün şikayetleri başlayabilir"


Prof. Dr. Soyyiğit çocuk yaşta ciddi alerjik reaksiyon gösteren kişilerin hekime başvurması gerektiğine dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti:


"Polenlerin uçuştuğu Ocak sonu Şubat başı polen alerjisinin oluştuğu zamandır. hastalarımızda küresel iklim değişikliğiyle birlikte zamanlamanın biraz fark ettiğini görüyoruz. Daha erken polen alerjisi başlayabiliyor ama hastalar onu ilişkilendiremeyebiliyorlar. Ağaçların çiçeklenmesi, polenlerin uçuşması ile birlikte bu süre Eylül’e kadar uzuyor ama en şiddetli Haziran’da görülüyor. Bir gün önce şikayetleri yokken ertesi gün şikayetleri başlayabiliyor. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bunun zamanlaması yıl boyuna yayılmış durumda. Ama onlar polen alerjisiyle bunun ilişkili olabildiğini anlayamıyorlar. Biz ancak testler yaptığımızda anlayabiliyoruz."



"Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı"


Şikayetlerin artmasıyla birlikte tedavi yöntemlerinin önemli rolü olduğuna değinen Soyyiğit, "Alerjik hastalıkların tedavisinde polenden korunmayı öneriyoruz başlangıçta. Ama yeterli olmuyor. Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmayacak, sabah öğlen, pencereyi açmayacak, dışarıda şapka takacak, gözlük takacak, dışarıda çamaşır kurutmayacak, dışarıdan gelince üstünü değiştirecek, gerekirse duş alacak. Araçların polen fitresini sık değiştirmek, aracın camlarını açmamak gibi korunma yöntemleri var" ifadelerini kullandı.



"Erken tedavi olanlar alerji dönemini rahat geçiriyor"


Önceki yıllarda polen alerjisi yaşayan kişilerin erkenden doktora gelmesini önerdiklerini dile getiren Soyyiğit, "Şikayetlerin başlamadan ilaç tedavisine başlayalım, hazırlıklı gir diyoruz. Bunun için burun spreylerimiz var, alerji ilaçları var. Bunlar da birtakım hastalarımıza faydalı oluyor. Polen dönemini rahat geçiriyor" şeklinde konuştu.



"Aşı, uzman doktor gözetiminde güvenle uygulanabilir"


Prof. Dr. Soyyiğit alerjik rahatsızlığı ilerleyen hastalarda ilaç tedavisinin de etkili olmadığını belirterek şunları kaydetti:


"Polene karşı bir aşı tedavisi uyguluyoruz hastalarımıza. Bu da alerji hastalık uzmanı denetiminde uygulanan en önemli tedavi yöntemlerinden biri. Aşıda biz poleni veriyoruz aslında. Vücuda poleni küçük küçük vererek alıştırıyoruz. Ona tolerans göstermesini sağlıyoruz. Alerji uzmanı denetiminde uzun süren bir tedavi yöntemi bu. Enjeksiyon şeklinde ya da ağızdan alınabiliyor. Enjeksiyon tarzında olanda yan etki olabileceği için hastaların yarım saat gözlem altında tutulması öneriyoruz. Doktor gözetiminde, özellikle alerji uzmanı doktorun gözetiminde olursa güvenle uygulanabilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu’da mezuniyet coşkusu yaşandı Atatürk Üniversitesi Oltu Beşeri ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde mezuniyet töreni düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen törende öğrenciler mezuniyet sevinci yaşarken, aileler de gurur dolu anlara tanıklık etti. Fakülte yerleşkesinde düzenlenen törene akademik personel, öğrenciler, aileleri ve protokol üyeleri katıldı. Programda konuşan okul birincisi Merve Yakupoğlu, okul birincisi olarak konuşma yapmanın kendisi için büyük mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu belirterek, başarısında emeği bulunan ailesine, akademisyenlere ve arkadaşlarına teşekkür etti. Yakupoğlu, "Bugün burada olmak, emek verdiğimiz her şeyin karşılığını almak demektir" dedi. Fakülte Dekanı Cavit Yeşilyurt ise bu yıl Finans, Bankacılık ve Sosyal Hizmetler bölümlerinden mezun verdiklerini belirterek, tüm öğrencileri tebrik etti. Mezuniyet günlerinin eğitim camiası için hem mutluluk hem de hüzün barındırdığını ifade eden Yeşilyurt, "Öğrencilerimizi yetiştirdik, onlara uçmayı öğrettik. Bundan sonra hayatın içerisinde kendilerine yer edinecekler. İlim ve irfanla yollarını açtık" diye konuştu. Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi de konuşmasında mezun olan öğrencilerin yeni bir hayat heyecanı yaşayacağını ifade ederek, belediye olarak gençlerin her zaman yanında olduklarını söyledi. Çelebi, öğrencilerin bugünlere gelmesinde ailelerin, öğretmenlerin ve devletin büyük emeği bulunduğunu belirterek, "Bu devleti gelecekte yönetecek insanlar sizlerin arasından çıkacaktır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından mezun öğrenciler tören geçişi yaptı. Okul birincisi Merve Yakupoğlu diplomasını Başkan Çelebi’nin elinden aldı. Bölüm birincilerine diplomaları Fakülte Dekanı Cavit Yeşilyurt tarafından verilirken, diğer mezun öğrencilere diplomaları protokol üyeleri ve akademisyenler tarafından takdim edildi. Bölüm birincileri tarafından yaş kütüğüne isim plakaları çakılırken, öğrenciler mezuniyet yemini etti. Ailelerin yoğun ilgi gösterdiği program, öğrencilerin topluca kep atmasıyla sona erdi.
Kütahya Kütahya’da bayramın dini ve kültürel boyutları masaya yatırıldı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) tarafından düzenlenen "Uluslararası Din, Tarih, Kültür ve Toplum Boyutları ile Bayram Sempozyumu", iki gün boyunca akademisyenleri ve araştırmacıları Kütahya’da buluşturdu. Sempozyumda bayram olgusu; dinî, tarihî, kültürel, edebî ve toplumsal yönleriyle kapsamlı şekilde ele alındı. DPÜ İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye’nin farklı üniversitelerinin yanı sıra çeşitli ülkelerden akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, bayramların toplum hayatındaki yeri, geleneksel bayram kültürü, bayramların toplumsal dayanışmaya katkısı ve modernleşmeyle birlikte yaşanan kültürel dönüşümler üzerine bildiriler sunuldu. Toplam 12 oturum halinde gerçekleştirilen programın 7 oturumu Arapça olarak düzenlenirken, sempozyum boyunca yaklaşık 50 akademisyen sunum yaptı. "Bayram konusunun bilimsel olarak ele alınmasına ihtiyaç vardı" Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan DPÜ Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Yalçın, bu yıl Ramazan Sempozyumu’nun ardından Bayram Sempozyumu’nu da gerçekleştirdiklerini belirterek etkinliğin akademik açıdan önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Yalçın, sempozyuma hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok sayıda akademisyenin katıldığını ifade ederek, sunulan bildirilerde bayramların din, tarih, kültür, edebiyat ve toplum hayatı açısından farklı yönleriyle incelendiğini kaydetti. Bayram konusunun bilimsel bir sempozyum çerçevesinde ele alınmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu gördüklerini dile getiren Yalçın, hazırlanan bildirilerin kitaplaştırılarak araştırmacıların ve okuyucuların hizmetine sunulacağını söyledi. Bayramların toplumların birlik ve beraberliğini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Dekar İsmail Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bayramlar, bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, dini ve milli kimliğini ortaya koyabilmesi açısından son derece önemli değerlerdir. Bütün toplumların ve kültürlerin kendilerine özgü bayramları vardır. Ancak bu bayramların bütün yönleriyle yaşatılması ve kültürel hafızanın nesilden nesle aktarılması gerekir." "Bayram kültüründe kayıplar yaşanıyor" Modern şehirleşme ve değişen yaşam biçimlerinin bayram geleneklerini etkilediğine işaret eden Prof. Dr. İsmail Yalçın, geçmişte toplumun geniş katılımıyla gerçekleştirilen bayramlaşma ve bayram merasimlerinin günümüzde giderek zayıfladığını söyledi. Eskiden bayramların namazgâhlarda ve geniş musalla alanlarında büyük toplumsal katılımla kutlandığını hatırlatan Yalçın, günümüzde ise bayrama ait bazı geleneksel unsurların kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle düzenlenen sempozyumun, unutulmaya yüz tutan değerleri yeniden gündeme taşıma amacı da taşıdığını belirtti. Yalçın, sempozyumda bayramların daha coşkulu ve bilinçli şekilde yaşatılabilmesine yönelik çeşitli önerilerin de dile getirildiğini kaydederek, programın üniversiteye ve ülkeye hayırlı olmasını temenni etti. Bayramların sembol dünyası ve edebiyattaki yeri konuşuldu DPÜ Türk Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Eday da sempozyumun içeriğine ilişkin bilgiler verdi. Eday, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen akademisyenlerin bayram hazırlıkları, bayramların sembolik anlamları ve toplumsal işlevleri üzerine kapsamlı sunumlar yaptığını söyledi. Sempozyumu değerli kılan unsurlardan birinin de yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin aktif katılımı olduğunu belirten Prof. Dr Erdal Eday, genç araştırmacıların bayram algısı, bayram hazırlıkları, geleneklerdeki değişim ve dönüşüm gibi konularda önemli tebliğler sunduğunu ifade etti. Özellikle Kazakistan ve Orta Asya Türk dünyasında bayram kutlamalarına ilişkin yapılan sunumların ilgi gördüğünü kaydeden Erdal Eday, edebi eserlerde Ramazan ve bayram temasının nasıl işlendiğine dair değerlendirmelerin de dinleyicilerle paylaşıldığını dile getirdi. Sempozyum sonunda programa katkı sunan akademisyen ve katılımcılara hediye ile teşekkür belgeleri takdim edildi.
Kütahya Kütahya’da bayramın dinî ve kültürel boyutları masaya yatırıldı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) tarafından düzenlenen "Uluslararası Din, Tarih, Kültür ve Toplum Boyutları ile Bayram Sempozyumu", iki gün boyunca akademisyenleri ve araştırmacıları Kütahya’da buluşturdu. DPÜ İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyumda bayram olgusu; dinî, tarihî, kültürel, edebî ve toplumsal yönleriyle kapsamlı şekilde ele alındı. Türkiye’nin farklı üniversitelerinin yanı sıra çeşitli ülkelerden akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, bayramların toplum hayatındaki yeri, geleneksel bayram kültürü, bayramların toplumsal dayanışmaya katkısı ve modernleşmeyle birlikte yaşanan kültürel dönüşümler üzerine bildiriler sunuldu. Toplam 12 oturum halinde gerçekleştirilen programın 7 oturumu Arapça olarak düzenlenirken, sempozyum boyunca yaklaşık 50 akademisyen sunum yaptı. "Bayram konusunun bilimsel olarak ele alınmasına ihtiyaç vardı" Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan DPÜ Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Yalçın, bu yıl Ramazan Sempozyumu’nun ardından Bayram Sempozyumu’nu da gerçekleştirdiklerini belirterek etkinliğin akademik açıdan önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Yalçın, sempozyuma hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok sayıda akademisyenin katıldığını ifade ederek, sunulan bildirilerde bayramların din, tarih, kültür, edebiyat ve toplum hayatı açısından farklı yönleriyle incelendiğini kaydetti. Bayram konusunun bilimsel bir sempozyum çerçevesinde ele alınmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu gördüklerini dile getiren Yalçın, hazırlanan bildirilerin kitaplaştırılarak araştırmacıların ve okuyucuların hizmetine sunulacağını söyledi. Bayramların toplumların birlik ve beraberliğini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Dekar İsmail Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bayramlar, bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, dini ve milli kimliğini ortaya koyabilmesi açısından son derece önemli değerlerdir. Bütün toplumların ve kültürlerin kendilerine özgü bayramları vardır. Ancak bu bayramların bütün yönleriyle yaşatılması ve kültürel hafızanın nesilden nesile aktarılması gerekir." "Bayram kültüründe kayıplar yaşanıyor" Modern şehirleşme ve değişen yaşam biçimlerinin bayram geleneklerini etkilediğine işaret eden Prof. Dr. İsmail Yalçın, geçmişte toplumun geniş katılımıyla gerçekleştirilen bayramlaşma ve bayram merasimlerinin günümüzde giderek zayıfladığını söyledi. Eskiden bayramların namazgâhlarda ve geniş musalla alanlarında büyük toplumsal katılımla kutlandığını hatırlatan Yalçın, günümüzde ise bayrama ait bazı geleneksel unsurların kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle düzenlenen sempozyumun, unutulmaya yüz tutan değerleri yeniden gündeme taşıma amacı da taşıdığını belirtti. Yalçın, sempozyumda bayramların daha coşkulu ve bilinçli şekilde yaşatılabilmesine yönelik çeşitli önerilerin de dile getirildiğini kaydederek, programın üniversiteye ve ülkeye hayırlı olmasını temenni etti. Bayramların sembol dünyası ve edebiyattaki yeri konuşuldu DPÜ Türk Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Eday da sempozyumun içeriğine ilişkin bilgiler verdi. Eday, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen akademisyenlerin bayram hazırlıkları, bayramların sembolik anlamları ve toplumsal işlevleri üzerine kapsamlı sunumlar yaptığını söyledi. Sempozyumu değerli kılan unsurlardan birinin de yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin aktif katılımı olduğunu belirten Prof. Dr Erdal Eday, genç araştırmacıların bayram algısı, bayram hazırlıkları, geleneklerdeki değişim ve dönüşüm gibi konularda önemli tebliğler sunduğunu ifade etti. Özellikle Kazakistan ve Orta Asya Türk dünyasında bayram kutlamalarına ilişkin yapılan sunumların ilgi gördüğünü kaydeden Erdal Eday, edebi eserlerde Ramazan ve bayram temasının nasıl işlendiğine dair değerlendirmelerin de dinleyicilerle paylaşıldığını dile getirdi. Sempozyum sonunda programa katkı sunan akademisyen ve katılımcılara hediye ile teşekkür belgeleri takdim edildi. (EFE-
Van Kar ve sis ve yüksek rakım durduramadı: Bahçesaray yolu için ekipler seferber Van’ın Bahçesaray ilçesine ulaşımı sağlayan ve yaklaşık 5 aydır kapalı bulunan karla kaplı yolda ekiplerin zorlu mesaisi sürüyor. Yüksek rakımlı bölgelerde etkisini sürdüren yoğun kar yağışı ve sis, çalışmaları zaman zaman güçleştirirken, karla mücadele ekipleri yolu ulaşıma açabilmek için aralıksız çalışıyor. Türkiye’nin en zorlu yollarından biri olarak kabul edilen ve her yıl kış aylarında çığ tehlikesi ile yoğun kar yağışı nedeniyle can güvenliği gerekçesiyle kapatılan Van-Bahçesaray kara yolunu açmak için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, yaklaşık 20 gündür yoğun bir çalışma yürütüyor. Yaklaşık 5 aydır araç trafiğine kapalı olan yolda çalışan iş makineleri, metrelerce yükseklikteki kar kütlelerini temizlemek için yoğun çaba sarf ediyor. Kış mevsiminin sert geçtiği Bahçesaray yolunda mayıs ayında da karla mücadele devam ederken, bölgedeki vatandaşlar ise yolun tamamen açılmasını bekliyor. "Görüş mesafesi sıfıra düştü, çalışmalar durmadı" Bölgede etkisini sürdüren yoğun sis ve yeni kar yağışı, çalışmaları daha da güçleştiriyor. Görüş mesafesinin yer yer sıfıra kadar düştüğü 3 bin rakımlı Karabet Geçidi bölgesinde, ekipler kar yağışı ve tipiye rağmen geri adım atmıyor. Çığ tehlikesine karşı da teyakkuzda olan operatörler, yolu en kısa sürede yeniden ulaşıma açarak ilçenin Van merkez ile olan bağını tekrar kurmayı hedefliyor.