GÜNDEM - 09 Şubat 2026 Pazartesi 14:02

MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"

A
A
A
MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"

Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programında, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilerin savunma, güvenlik ve stratejik boyutları ele alınıyor. Programda konuşan MİA Başkanı Talha Köse, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz" dedi.


MİA tarafından Ankara’da bir otelde düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" programı başladı. Programda, Türkiye-Afrika ilişkilerinin stratejik boyutları savunma ve güvenlik perspektifinden masaya yatırılıyor. Türkiye’den ve Afrika kıtasından uzmanlar, akademisyenler ve üst düzey konukların katıldığı programa; Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey temsilciler iştirak ediyor. İki gün sürecek program kapsamında, bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayii alanındaki iş birlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar ele alınacak. Milli İstihbarat Akademisi bünyesinde güvenlik ve strateji ekseninde şekillenen program ile Afrika’nın artan stratejik önemine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve Türkiye’nin Afrika kıtasıyla ilişkilerinin politika temelli bir bakış açısıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir tartışma zemini oluşturulması hedefleniyor.


Afrika ülkelerinin dönemin yükselen aktörleri haline geldiğini kaydeden Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, programın açılışında yaptığı konuşmada, Afrika-Türkiye Stratejik Diyaloğu’nun, Afrika’nın kendi tarihî deneyimleri ve toplumsal dinamikleri üzerinden anlaşılmasını esas alan bir yaklaşımla, küresel sistemde çok katmanlı hale gelen güç dengeleri içerisinde kıtanın artan jeopolitik, ekonomik ve stratejik rolünü ele almayı amaçladığını vurguladı.



Batı merkezli yaklaşımlara eleştiri


Batı merkezli yaklaşımların Afrika’yı kendi tarihî ve toplumsal öznelliği içinde değerlendirmek yerine oryantalist bir çerçeveye sıkıştırdığını ifade eden Köse, "Modernleşme teorisinin ilerlemeci varsayımları evrensel ölçütler olarak kabul edildi. Bu yaklaşım, Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşullarında özgün yollar çizme ve kendini yenileme kapasitesini büyük ölçüde göz ardı etti" dedi.



"Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"


Köse, Afrika’nın uzun yıllar başkalarının dili ve değerlendirmeleri üzerinden okunduğunu vurgulayarak, "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bugün hayata geçirdiğimiz ’Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ programı da tam olarak bu anlayışın ürünüdür" diye konuştu.



Küresel sistemde dönüşüm ve Afrika’nın rolü


Uluslararası sistemin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Köse, klasik güç dengeleri ve güvenlik anlayışlarının hızla değiştiğini, yerleşik ittifak yapıların aşındığını söyledi. Küresel sistemin artık tek merkezli bir yapıdan uzaklaştığını belirten Köse, "Çok katmanlı ve kırılgan bir yapıya evrilen bu düzen, yalnızca büyük güç rekabetini değil, yükselen coğrafyaların küresel sistemdeki rolünü de yeniden tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı.


Afrika’nın genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, doğal kaynakları ve üretim potansiyeliyle dönemin yükselen aktörleri arasında yer aldığını dile getiren Köse, "Bugün Afrika’da yaşanan herhangi bir gelişme yalnızca kıta ülkelerini değil, Avrupa’yı, Orta Doğu’yu ve giderek Asya’yı da doğrudan etkilemektedir. Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetin belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmektedir" dedi.


Türkiye’nin Afrika politikasının bu gerçeklik üzerine inşa edildiğini vurgulayan Köse, Afrika’ya yönelik yaklaşımlarda hâlâ sömürgecilik döneminden kalan kalıpların ve geçerliliğini yitirmiş ezberlerin etkisinin görüldüğünü söyledi. Köse, "Afrika çoğu zaman bir kriz yumağı ya da büyük güçlerin rekabet sahası olarak görülüyor. Oysa Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi yeterince dikkate alınmıyor" değerlendirmesinde bulundu.



Türkiye’nin Afrika politikası: Dört temel ilke


Türkiye’nin yaklaşımının net olduğunu belirten Köse, "Türkiye, Afrika’yı bir rekabet alanı ya da etki sahası olarak değil, birçok ortak değere sahip eşit aktörler olarak görmektedir. İlişkilerimizi ’Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler’ ilkesi temelinde inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Afrika politikasının dört temel eksene dayandığını aktaran Köse, bunları "karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı iş birlikleri ile uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar" olarak sıraladı.



"Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır"


Türkiye’nin sahada somut ve kalıcı sonuçlar üretebilen nadir aktörlerden biri olduğunu dile getiren Köse, "Türkiye yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü, samimi ve insani ilişkiler inşa etmektedir. Bu yaklaşımımız üçüncü ülkelerin aleyhine değildir; Türkiye kendi değerleriyle uyumlu tüm iş birliklerine açıktır" dedi.


MİA’nın Afrika’ya yönelik çalışmalarına da değinen Köse, Afrika üzerine raporlar yayımladıklarını ve ilgili kamu kurumlarının uzman personeline yönelik eğitim programları düzenlediklerini belirtti. Köse, "Afrika’daki dost ve kardeş ülkelerin istihbarat akademileriyle ilişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. ‘Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu’ kapsamında, devlet ve egemenlik kavramlarından enerji ve doğal kaynaklara, savunma sanayiinden stratejik iletişime kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapacağız" diye konuştu.



"Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır"


Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda istikrar sağlayıcı bir aktör olarak öne çıktığını dile getiren Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Türkiye’nin özellikle Somali’ye terörle mücadele, deniz güvenliği ve sınır aşan suçlarla mücadele alanlarında önemli katkılar sunduğunu söyledi. Sheikhali, "Türkiye, Somali’ye verdiği destekle yalnızca güvenliğe değil, bölgesel istikrara da katkı sağlamaktadır" değerlendirmesinde bulundu.


Aralık 2024’te kabul edilen Ankara Bildirisi’ne de değinen Sheikhali, söz konusu belgenin bölgedeki gerilimlerin düşürülmesinde önemli rol oynadığını belirterek, "Ankara Bildirisi, diyalog yoluyla gerilimi azaltmış, egemenliğe saygı ve bölgesel istikrar ilkelerini yeniden teyit etmiştir" diye konuştu. Türkiye’nin Somaliland ile diyaloğun kolaylaştırılmasına yönelik çabalarına da destek verdiğini aktardı.


Bazı dış aktörlerin Afrika ülkelerinin egemenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiğine işaret eden Sheikhali, Türkiye’nin bu noktada tutarlı bir duruş sergilediğini vurguladı. Sheikhali, "Afrika’nın sonsuz çatışmalara ya da dışarıdan dayatılan çözümlere ihtiyacı yoktur. Afrika’nın barışa, istikrara ve samimi ortaklıklara ihtiyacı vardır. Türkiye, bu anlayışla hareket eden bir ortak olduğunu kanıtlamıştır" ifadelerini kullandı.


Açılış konuşmalarının ardından, programda panel bölümüne geçildi. Moderatörlüğünü MİA Başkanı Köse’nin yaptığı "Türkiye-Afrika İlişkilerinde Stratejik ve Güvenlik İş Birliği" başlıklı panelde Milli Savunma Bakanı Yardımcısı Bilal Durdalı ve Somali Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur konuşmacı olarak yer aldı.



MİA Başkanı Köse: "Afrika’yı Afrikalıların kendi sesinden dinlemenin kıymetli olduğunu biliyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili dartçılar Hollanda’da tarih yazdı Milli Sporcular Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz, Hollanda Açık Dart Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle Türkiye’ye bir kez daha gurur yaşattı. İki sporcu, "Çift Kadınlar" kategorisinde şampiyonluğa ulaşarak uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Dünya Dart Federasyonu (WDF) organizasyonunda düzenlenen (Dutch Open Darts 2026) Açık Dart Turnuvası, Hollanda’nın Assen kentinde 05-08 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. 15 ülkeden toplam 400 sporcunun yarıştığı turnuvada ülkemizi temsil eden Denizlili Milli dart sporcuları Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz, Çift Kadınlar kategorisinde yarışarak finalde Hollandalı rakiplerini 4-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Zehra Gemi’den çifte başarı Başarılı sporcu Zehra Gemi, turnuvada "Bireysel Genç Kızlar" kategorisinde de önemli bir derece elde etti. Gemi, bu kategoride ikincilik kazanarak başarısını taçlandırdı. Dart Milli Takımlar Sorumlusu Yusufcan Korucu, elde edilen başarının Türk Sporu adına büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, sporcuların uluslararası arenada ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğini söyledi. Başarıda emeği bulunan başta Milli Takım Antrenörü Murat Dirier olmak üzere federasyon yetkililerine ve katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Milli sporcular Zehra Gemi ve Ayşegül Karagöz’ün uluslararası arenada hem Türkiye’yi hem de Denizli’yi başarıyla temsil ettiğini söyleyen belirten Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan, elde edilen başarı dolayısıyla sporcuları ve antrenörlerini tebrik etti.
Uşak Uşak Belediyesi uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunu uzlaşmayla çözdü Uşak Belediyesi, kentin gelişimini ve halkın refahını önceleyen yaklaşımıyla Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın öncülüğünde uzun yıllardır bekleyen 10. ve 45. İmar Uygulama Bölgesi’ne ilişkin süreci uzlaşmayla çözüme kavuşturdu. Uşak merkeze bağlı Karaağaç Mahallesi’nde bulunan 10. Bölge yaklaşık 39 hektarlık bir alanı kapsıyor. 1200 hak sahibini ilgilendiren bölgede 522 parsel ve 1500 parsel maliki bulunuyor. Göreve geldiği günden bu yana konuyla dikkatle ilgilenen Başkan Yalım davacı vatandaşla uzlaşma sağlanması yönünde görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmeler sonucunda 25 yıldır bekleyen sorun çözüme kavuşmuş oldu. Karaağaç TOKİ, Anıttepe, Şehitler Stadyumu civarında bulunan geniş alan böylece imara açılırken hak sahipleri önemli bir kazanım elde etmiş oldu. Başkan Özkan Yalım hafta sonu Karaağaç Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıda müjdeyi hak sahiplerine bizzat kendisi verdi. Bölgede yeni yaşam alanları kurulabileceğinden bahseden Başkan Yalım "20 yıldır çözülemeyen imar sorununu uzun uğraşlar sonucu çözüme kavuşturduk. 1200 kişi direkt olarak etkileniyor, 500 parselden fazla bir alandan bahsediliyor. Hak sahipleri kendi yerlerine bu imar sorunundan dolayı ne bir çivi çakabiliyordu ne de bir bina inşa edebiliyordu. Bundan böyle hak sahipleri istedikleri gibi arsalarını kullanabilecek ve ister kendileri yapı yapabilecek isterlerse müteahhit ile anlaşıp bina yaptırabilecek" ifadelerini kullandı. Öte yandan Başkan Yalım toplantıda katılımcılara "Su sorununu da çözdük, bundan böyle su kesintisi olmayacak. 103 içme suyu kuyusuna ulaştık, bunlar da artık gelecekte oluşabilecek kuraklıkta sigortamız olacak" diyerek bir müjde daha vermiş oldu. Diğer yandan Çevre ve Mehmet Akif Ersoy Mahallesi içinde yer alan 45. Bölge, 79 hektarlık bir alanı kapsıyor. Sarayaltı Mahallesi’nde bulunan bir alışveriş merkezinin kuzeyi, Karayer mevkii ve hastaneden gelen kuzey 40 metrelik yolun etrafını kapsayan alanda 985 hak sahibi bulunuyor. Her geçen gün geçmişe göre daha hızlı büyüyen kentte halka soluk aldırabilecek yeni yaşam alanlarının açılmasını hedefleyen Başkan Yalım, hak sahipleriyle Atatürk Kültür Merkezi’nde buluşarak bölgedeki imar sorununun çözüme kavuşma sürecini anlattı. 20 yıldır devam eden imar sorununu en nihayetinde çözdüklerini anlatan Başkan Yalım, yapılan çalışmalar sonucunda Maliye Hazinesi’nin belirlediği hazine zararının Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini belirtti. Bundan böyle bölgede imar sorunu kalmadığını ve vatandaşların kendi yerlerine istedikleri gibi imar yapabileceklerini anlatan Yalım, yaşanan kuraklık nedeniyle oluşan su krizinin son bulduğunu da açıkladı.
Adana Eğitim-Bir-Sen yönetici görevlendirme yönetmeliğini yargıya taşıdı Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği Hükümleri hakkında 8 başlıkta Danıştay’a iptal davası açtı. Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, dava konularının arasında RAM, BİLSEM ve özel eğitim alanlarına ilişkin hükümlerin, yönetici yetiştirme süreçlerinin, aylıksız izne ilişkin düzenlemelerin ve norm kadro fazlası yöneticilere yönelik hak kayıplarının bulunduğunu açıkladı. Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nin bazı hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 8 başlık halinde Danıştay’a iptal davası açtı. Konuyla ilgili açıklama yapan Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, ilgili yönetmeliğin eğitim kurumları ve öğretmenler arasında eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açma riski taşıdığını söyledi. Sarıgeçili, dava dilekçesinin yönetmeliğin yayımlandığı 30 Ocak 2026 tarihli ve 33153 sayılı Resmî Gazete kaydına atfen hazırlandığını ifade etti. Açıklamada, dava konusu edilen başlıklar arasında, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) ile BİLSEM ve özel eğitim alanlarında görev yapan öğretmenlere yönelik bazı düzenlemeler ile anaokulları ve diğer atama süreçlerine ilişkin hükümler bulunduğu kaydedildi. Sarıgeçili, "Dava konusu ettiğimiz başlıklar arasında, eğitim kurumlarına müdür görevlendirme süreçlerinde eşitsizlik ve mağduriyetlere yol açabilecek düzenlemeler yer alıyor. Bu kapsamda, rehberlik ve araştırma merkezleri (RAM) için özel eğitim alan öğretmenlerine müdür olarak görevlendirmelerde hak tanınmaması, anaokullarına normu bulunmayan branşlardan okul yöneticisi atanabilmesi ile yeterli aday bulunamaması halinde diğer alan öğretmenleri arasından yapılacak görevlendirmelerde BİLSEM, RAM ve özel eğitim kurumlarının kapsam dışı bırakılması dava edilen hükümler arasında bulunuyor" dedi. Yönetici yetiştirme süreçlerine ilişkin düzenlemelerin de dava konusuna dahil edildiğini sözlerine ekleyen Sarıgeçili, "Yönetici yetiştirme programının üçe ayrılması (temel eğitim, ortaöğretim ve özel eğitim) ile program türlerinden sadece birisine katılma hakkı verilmesine yönelik hükümler de hukuka aykırı" diye konuştu. Sarıgeçili, sendika yöneticilerinin aylıksız izne ayrılmaları halinde yöneticilik görevinin sona ermesine ilişkin düzenlemenin yöneticilerin hak kaybına yol açacağını ve bu uygulamanın da dava konusu yapıldığını belirtti. Sarıgeçili, benzer şekilde, yöneticilik görevi sona eren, birleştirilen, kapatılan veya norm kadro fazlası olan okul yöneticilerinin ilçe grupları içinde öğretmen olarak atanması ve norm kadro fazlası yöneticilerin kalan yöneticilik sürelerini başka bir eğitim kurumunda tamamlama haklarının ellerinden alınması da şikayet edilen hususlar arasında yer aldığını ifade etti. Dava dilekçesinin Danıştay’a sunulduğunu da belirten Mustafa Sarıgeçili, "Eğitim kurumları yönetimine ilişkin düzenlemelerde adalet ve liyakat esas alınmalı; aksine düzenlemeler öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz açısından telafisi zor mağduriyetlere yol açar. Bu nedenle Danıştay’a başvurduk; süreci sonuna kadar takip edeceğiz" ifadelerini kullandı.