GÜNDEM - 22 Ocak 2026 Perşembe 12:06

MSB: "Süleyman Şah Türbesi’ne ilişkin gerekli adımlar atılacak"

A
A
A

Milli Savunma Bakanlığı, Suriye hükümetinin Halep’ten başlayarak terörle mücadele operasyonları yürüttüğünü, SDG’nin mutabakatlara koşulsuz uymasının kalıcı istikrar açısından kritik olduğunu bildirdi. Bakanlık, ayrıca Nusaybin hududunda bayrağa yönelik saldırının organize bir provokasyon olduğunu vurguladı.

Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Son bir hafta içerisinde 3 PKK’lı teröristin teslim olduğunu belirten Tuğamiral Aktürk, kalıcı güvenliğin tesis edilmesi amacıyla sınırlarda ve sınır ötesinde mayın, el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarının kesintisiz şekilde sürdürüldüğünü söyledi. Son bir haftada 5 kilometre uzunluğunda tünelin imha edildiğini aktaran Aktürk, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca son bir haftada imha edilen 5 kilometre tünelle birlikte Münbiç’te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 93’ü (450 km) başarıyla imha edilmiş, böylece Suriye harekât alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 752 (Tel Rıfat 302/Menbic 450) kilometre olmuştur" ifadelerini kullandı.

Zorlu iklim ve arazi şartlarında tesis edilen kademeli güvenlik sistemi ile uluslararası standartlarda korunan hudutlarda yürütülen faaliyetlere de değinen Aktürk, "Hafta boyunca 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 124 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 346 olmuş, engellenen bin 976 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 3 bin 528’e ulaşmıştır" şeklinde konuştu.

Aktürk, ülkenin güneyinde oluşturulmak istenen terör koridorunu parçalamak, hudutların ve bölge halkının güvenliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı’nın 8’inci yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak, aziz şehitleri rahmet ve minnetle andıklarını, kahraman gazilere sağlık ve esenlik dilediklerini ifade etti.

MSB:

Kara Ocak şehitleri anıldı

20 Ocak 1990’da Azerbaycan’da yaşanan ve "Kara Ocak" olarak anılan katliamda şehit edilenlerin de anıldığını belirten Aktürk, Türkiye’nin "tek millet, iki devlet" anlayışıyla Azerbaycanlı kardeşleriyle bir ve beraber olmaya devam edeceğini vurguladı.

Uluslararası görev ve tezkereler

NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlaması kapsamında görev yapan Türk birliğinin 1 Ekim 2025’te başladığı görevini İtalya’ya devrettiğini aktaran Aktürk, birliğin geri intikalinin 18 Ocak’ta tamamlandığını bildirdi. Bu kapsamda Türkiye, İtalya ve Çokuluslu Tabur tarafından dönüşümlü olarak icra edilen görev kuvvetlerinin harekât alanında görevlendirilmesi uygulamasının sona erdiğini ifade eden Aktürk, taburun bir sonraki görevini Kosova’ya gitmeden Türkiye’de icra edeceğini kaydetti. Aktürk ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 20 Ocak’ta yapılan oylama ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu ve terörizmle mücadele kapsamındaki görev süresinin 10 Şubat 2026’dan itibaren 1 yıl uzatılmasına ilişkin tezkerenin kabul edildiğini söyledi. Aktürk, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu bünyesinde oluşturulan "Sınır Güvenliği Müşterek Teknik Koordinasyon" ekibinin 26-31 Ocak tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret edeceğini de bildirdi. Gazze Planı’nın ikinci aşamasına geçilmesi, Gazze Şeridi’nin idaresini üstlenecek Filistinli Teknokrat Komitenin kurulması ve barış mekanizmalarının tesisine yönelik çabaların memnuniyet verici olduğunu belirten Aktürk, "Gazze’de kalıcı barışın tesisi ve bölgede istikrarın temini için İsrail’in tüm bu çabalara ve anlaşmalara uygun hareket etmesi, ateşkes ihlallerinden vazgeçmesi, insani yardımları sekteye uğratmaması ve uluslararası toplumun ise bunun takipçisi olması gerekliliği önemini korumaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Güler’in temasları

Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 16 Ocak’ta ABD’nin Ankara Büyükelçisi’ni kabul ettiğini, 17 Ocak’ta ise komuta kademesiyle birlikte Hava Kuvvetleri Komutanlığında icra edilen yıllık değerlendirme toplantısına katıldığını aktardı. 19 Ocak’ta Özbekistan Savunma Bakanı ile bir araya gelen Bakan Güler’in "Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İş Birliği Protokolü" ile "2026 Yılı Askeri İş Birliği Uygulama Planı"nı imzaladığını belirten Aktürk, 20 Ocak’ta ABD Savaş Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma konularının ele alındığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini kaydetti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak’ın 21-22 Ocak’ta Belçika’da düzenlenen NATO Askerî Komite Toplantısı’na katıldığını ifade eden Aktürk, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nun ise Typhoon uçağı tedariği kapsamında İngiltere ve Katar Hava Kuvvetleri Komutanları ile Katar’da üçlü görüşme yaptığını bildirdi.

Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ’nin Doha’da düzenlenen DIMDEX 2026 ile ABD’de gerçekleştirilen Shot Show 2026 fuarlarına katıldığını belirten Aktürk, şirketin Katar merkezli Barzan Holding ile imzaladığı mutabakat zaptı kapsamında TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi’nin ilk ihracat başarısına ulaştığını söyledi. ASFAT AŞ ana yükleniciliğinde yürütülen Pakistan MİLGEM Projesi kapsamında BADR korvetinin deniz kabul testlerinin 19 Ocak’ta Karaçi’de başladığını aktaran Aktürk, aynı gün AKHİSAR ve KOÇHİSAR açık deniz karakol gemilerinin Marmara Denizi’nde test seyrine çıktığını kaydetti. Aktürk, 2026 yılı bedelli askerlik hizmetine ilişkin de şu ifadelere yer verdi:

"Bedelli askerlik hizmeti kapsamında 2026 yılında silahaltına alınacak yükümlülerin sınıflandırma sonuçları bugün (22 Ocak) itibarıyla açıklanmıştır. Sonuçlar e-Devlet kapısından, askerlik şubelerinden ve MSB Mobil uygulamasından öğrenilebilecektir."

MSB:

Suriye’de terörle mücadele operasyonları

Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’deki güvenlik gelişmeleri, hudut hattında yaşanan olaylar ve uluslararası askerî temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakanlığın açıklamasında, Suriye hükümetinin Halep’ten başlayarak diğer bölgelere uzanan bir hatta terörle mücadele operasyonları icra ettiği belirtildi. Operasyonların amacının kamu düzenini tesis etmek ve vatandaşların can güvenliğini sağlamak olduğu vurgulandı. Bu kapsamda SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarına koşulsuz şekilde uyarak entegrasyon sürecini başlatmasının Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemde olduğu ifade edildi. Açıklamada, Türkiye’nin "tek devlet, tek ordu" ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına desteğini sürdüreceği kaydedildi.

"Bayrağımıza yönelik saldırı, milletimizin hassasiyetlerini hedef alan organize bir provokasyondur"

Bakanlık, Nusaybin hudut hattında Türk bayrağına yönelik saldırıya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Nusaybin’de bir grup terör örgütü sempatizanı tarafından yasa dışı sınır geçiş teşebbüsü ve eski gümrük sahasında bulunan bayrağımıza yönelik saldırı, milletimizin hassasiyetlerini hedef alan organize bir provokasyondur. Devletimizin ilgili kurumları tarafından olayın failleri tespit edilmiş olup, gereği yapılmaktadır. Ayrıca yaşanan her olayda olduğu gibi bu olaya da ilişkin idari tahkikat derhal başlatılmıştır."

Hava Kuvvetleri Komutanının Katar ziyareti

Açıklamada, Hava Kuvvetleri Komutanının 18-19 Ocak tarihlerinde Katar’a ziyaret gerçekleştirdiği belirtildi. Typhoon uçaklarının tedarik sürecinin ele alındığı görüşmelerin Katar Hava Kuvvetleri Komutanının ev sahipliğinde ve Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri Komutanının katılımıyla üçlü formatta yapıldığı aktarıldı. Toplantıda uçakların tedariki öncesindeki eğitim süreçleri ile atılması gereken diğer adımların ele alındığı, görüşmelerin olumlu şekilde devam ettiği bildirildi.

"Süleyman Şah Türbesi’ne ilişkin gerekli adımların atılacak"

Suriye’de devam eden gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilen açıklamada, "Sahada uygun koşulların oluşması durumunda Süleyman Şah Türbesi’ne ilişkin gerekli adımlar atılacak" ifadelerine yer verildi.

DEAŞ kampları ve hapishaneler

Açıklamada, Suriye’de DEAŞ teröristlerinin bulunduğu hapishane ve kamplara ilişkin olarak Suriye makamlarının Türkiye’den resmi bir talebinin bulunmadığı bildirildi.

Oğuzhan Halil Özbek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Bakan Memişoğlu: "Biz ürettikçe rahatsız olanlar rahatsız olmaya devam etsinler" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlıkta ve ekonomide geldiği noktayı değerlendirerek, "Ne zaman ki AK Parti 2002’den itibaren iktidara geldi; çalışmayı, üretmeyi, hizmetkarlığı ön plana tuttu, bu ülke bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi oldu. Biz ürettikçe, biz geliştikçe rahatsız olanlar rahatsız olmaya devam etsinler" dedi. Bakan Memişoğlu, AK Parti Zonguldak İl Teşkilatı ziyaretinde sağlık yatırımları, Türkiye’nin siyasi vizyonu ve yaklaşan Ramazan ayı öncesi sağlıklı yaşam konularında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin geçmişteki siyasi çatışmalarla enerjisini tükettiğini, bugün ise üretim ve hizmet odaklı bir anlayışla büyüdüğünü vurgulayan Memişoğlu, sağlık eğitimindeki rakamsal artışlara da dikkat çekti. "Yılda 16 bin hekim mezun ediyoruz" Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde dünyada çok önemli bir yere geldiğini belirten Memişoğlu, "Türkiye’de 46 tane tıp fakültesi varken, bugün 126 tane tıp fakültesine ulaşmış durumdayız. 4 bin 500 senede hekim mezun ederken, bugün 15 bin hekim, 16 bin hekim senede insanlarımızın hizmetine sunmak için mezun oluyorlar. Biz bunun daha iyisini nasıl yapabiliriz onu tartışıyoruz" diye konuştu. "Biz iyilik medeniyetiyiz" Hükümet olarak kavga değil iş ürettiklerini ifade eden Memişoğlu, "Biz söz değil, kavga değil, iş yapıyoruz. Bu ülkeyi, bu vatandaşlarımızın daha iyi, daha kaliteli yaşaması için gece gündüz çalışıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki biz insanlarımızın hizmetkarıyız. Vatandaşımızın derdiyle dertlenen bir inanç ve dava insanlarıyız. Ve sadece kendi vatandaşlarımızın değil, dünyada mağdur olmuş, ezilmiş, hakkını arayıp gücü olmayan insanların da temsilcileriyiz. Biz iyilik tarafıyız devlet olarak, millet olarak, hükümet olarak, dava olarak. Bizim davamız sadece 24-25 yıllık bir dava değil; bizim davamız bu topraklarda 954 yıllık bir dava. Biz iyilik medeniyetiyiz. İnsanlara daha iyi hizmet vermek, insanların mutlu etmek, huzurlu kılmak için uğraşan bir medeniyetin temsilcileriyiz. 3 kıtayı yönetmişiz, kimseyi sömürmemişiz, kimseyi katletmemişiz. Kimsenin dilini, dinini, inancını değiştirmek için zorlamamışız veya onları sömürmemişiz" ifadelerini kullandı. "İyiliğini sürdüren bir medeniyetin varisleriyiz" Türkiye’nin geçmişte kısır çekişmelerle zaman kaybettiğini hatırlatan Memişoğlu, ekonomik büyüme ve üretim vurgusu yaparak şunları söyledi: "Bizler baktığınız zaman bu geçmişi, iyiliğini sürdüren bir medeniyetin buradaki varisleriyiz. Bakın etrafımıza; her biri çatışan, kavga eden bir ateş çemberinin ortasında huzur içinde, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve dirayetinde yaşayan bir milletiz. Tabii ki eksiklerimiz olacaktır, tabii ki yapamadıklarımız olacaktır. Onları yapmaya gayret ve iyi niyetle çalıştığımızı bütün millet biliyor. Millet AK Parti’yi onun için destekliyor. Çünkü biz iyi niyetle çalışan, milletine Allah rızası için hizmet etmeye çalışan, gerçekten kendini hizmetkar hisseden insanlarız. Ve bir hoş seda bırakacağımız bu dünyada, yaşantımız boyunca daha iyisini, daha mutlu olacak insanlarımıza hizmet sunmayı amaç edinmiş insanlarız. Tabii ki biz kavganın tarafı hiçbir zaman olmayacağız. Biz iyiliğin tarafı olacağız, doğrunun tarafı olacağız, çalışkanlığın, üretenin tarafı olacağız. Hedefimiz bu. Yoksa kavgayla, eleştiriyle bir yere gidilmeyeceğini biz geçmişte çok gördük. Hepiniz hayal edin geçmişi, hep kavga oldu Türkiye’de. Gençlerimizin çoğu bunları bilmiyor. 1960’larda, 1950’lerde, 2000’lerde Türkiye baktığınız zaman hep birbiriyle kavga eden, çatışan, enerjisini maalesef üretmeye ve çalışmaya değil, maalesef çatışmaya harcayan bir toplum olduk geçmişte. Ne zaman ki AK Parti 2002’den itibaren iktidara geldi; çalışmayı, üretmeyi, hizmetkarlığı ön plana tuttu, bu ülke bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi oldu. 2 bin -3 bin dolarlardan milli gelirler bugün 15 bin -17 bin dolar bantlarına çıktı. Onun için biz ürettikçe, biz geliştikçe rahatsız olanlar rahatsız olmaya devam etsinler. Biz büyüyeceğiz, gelişeceğiz ve gerçekten bu iyilik tarafını dünyaya hakim kılıncaya kadar da çalışacağız." "Enerjimizi çatışmaya harcarsak iyilik medeniyetinin yeniden hakimiyetini sağlayamayız" Toplumsal farklılıkların zenginlik haline geldiğine dikkat çeken Memişoğlu, "Bizler şunu hiç unutmayalım; farklılıklarımız olabilir ama ne zaman bu toplum farklılıklarını bir zenginlik haline, bir güç haline getirdi, yeniden ayağa kalktı. Birbirimizi eleştirebiliriz, birbirimizin eksiğini görebiliriz ama bunu çatışma haline getirirsek, enerjimizi ona harcarsak, gelişmeyi ve bir daha yeniden hedeflediğimiz bu iyilik medeniyetinin yeniden hakimiyetini sağlayamayız. Tabii ki başkasını eleştireceğiz ama önce ’Biz ne yaptık, ben ne yaptım?’ diye sorgusunu sormamız lazım. ’Sen ne yaptın? Sen niye yapmadın?’ demekten önce herkes bizler gibi, bu davanın insanları gibi ’Ben ne yapabilirim? Ben ne yaptım?’ sorusunu sorması gerekir. Eğer bunu sorarsak ve birbirimize hoş bakarsak, birbirimizi iyi niyetle eleştirirsek, gelişmesi için faydalı şekilde eleştirirsek bu bize fayda sağlar. Onu kötülemek için onu aşağılamak için onu geri çekmek için birbirimizle uğraşırsak, kavga edersek, çatışırsak hiçbirimiz istediğimizi elde edemeyiz. Onun için bu toplumun iyilik tarafında, üretme tarafında, hizmet tarafında bir araya gelmesi lazım. Birbirini hissetme, empati dediğimiz diğerkamlığı hissetmemiz lazım. Bunu gençlerimize de aşılamamız lazım. Biz sağlıkçılar genelde başkası için yaşayan, dertlilerin dermanı olmak için çalışan insanlarız. Onun için bu duyguyu her bir vatandaşımızın hissetmesi, eleştirirken de karşı tarafın duygusunu anlaması gerekir. AK Parti iktidarı olarak, Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı olarak bizler gece gündüz çalışıyoruz. İyi niyetimizle, bir Allah rızası için bu ülkeye hizmet etmeye çalışıyoruz. Onun için yollardayız, onun için çalışıp gece gündüz bu insanlara daha iyi nasıl sağlık hizmeti ulaştırırız diye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ramazan’da sigara illetinden kurtulun" Konuşmasının son bölümünde vatandaşlara sağlıklı yaşam uyarısında bulunan Bakan Memişoğlu, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu belirtti. Bakan Memişoğlu sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün insanlarımızın sağlıklı olmasını istiyoruz öncelikli olarak. Yani hastalanmadan bedenimizi, sağlığımızı korumamız gerekiyor. Onun için toplumun sağlıkçılarla beraber sağlığını korumak için yardımcı olmasını istiyoruz. Ve bunun esasında hep beraber başarabileceğimize inanıyorum. Özellikle tütün kullanımı ile ilgili maalesef sorunumuz var toplumsal olarak. İnsanlarımızın, sigara kullanan insanlarımızın yüzde 95’inin üzerindeki insanlar sigaranın zararını ve bunu bırakmak isteğini belirtiyorlar. Bizim hastanelerimize, sağlık kuruluşlarımıza gelen 11,5 milyon insanımıza biz mesaj çektik ’Gelin sigarayı bırakın’ diye. Gerçekten kolay bir iş. Ertelemeyin. Hazır Ramazan geliyor önümüzdeki haftadan itibaren. Gelin şu sigara illetinden, içen vatandaşlarımız kurtulsun. Biz size her türlü yardımı yapacağız. Gelin Ramazan’da sigara bırakmayla ilgili irademizi ortaya koyalım, tütün kullanımını bırakalım. Bu zararlı bir şey. Ve özellikle vatandaşlarımızdan şunu da istiyorum: İftarlar açlığımızı giderecek masalardır. Orada mümkün olduğu kadar az yemeniz, yavaş yemeniz ve bir süre masadan kalktıktan sonra, dolaştıktan sonra o açlığınızı biraz daha gidermek için lütfen iftar sofralarında çok fazla yemenizi tavsiye etmiyoruz. Ve bizler hem kilo anlamında hem sigara ve tütün kullanımı anlamında emin olun sizlere yardım etmek için görev yapıyoruz. Onun için aile hekimlerinize, sağlıklı hayat merkezlerinize, hastanelerinize giderek lütfen bu sigara ve tütün kullanımı illetinden yasakla, cezayla değil; gönülle bırakmanızı özellikle istiyoruz."
Muğla Eşen Çayı taştı, tarım arazileri ve hayvan barınağı sular altında kaldı Muğla’nın Seydikemer ilçesinde şiddetli yağış sonrası Eşen Çayı’nın taşmasıyla tarım arazileri ve hayvan barınağı sular altında kalırken, alabalık üretim tesislerinde mahsur kalan 2 kişi kurtarıldı. Seydikemer’de aralıksız süren sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Eşen Çayı’nda bazı noktalarda yaşanan taşkın nedeniyle çevredeki tarım arazileri suyla doldu. Ören Mahallesi’nde, Ören Çayı üzerinde faaliyet gösteren alabalık üretim tesislerinin bir kısmı da suyun yükselmesiyle zarar gördü. Tesislerde mahsur kalan iki kişi ekiplerin zamanında müdahalesiyle kurtarıldı. Bölgede incelemelerde bulunan ve Seydikemer ilçesine vekalet eden Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya ile Seydikemer Belediye Başkanı Bayram Önder Akdenizli, yetkililerden bilgi aldı. Ekipler bölgede su tahliye ve hasar tespit çalışmalarına devam ediyor. Başkan Akdenizli, yağışın etkisini sürdürdüğünü belirterek, "Eşen Çayı üzerindeki bir köprünün üzerinden sel suları geçti. Alaçatı Köprüsü’nü ise muhtemel çatlak riskine karşı tedbiren ulaşıma kapattık. Tüm ekiplerimiz sahada. Vatandaşlarımız müsterih olsun, devletimizin tüm imkanlarıyla süreci yakından takip ediyoruz" dedi. Akdenizli ayrıca, "Özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın dikkatli olmalarını rica ediyoruz. Gerekli tüm önlemleri alıyoruz, riskli noktalarda çalışmalarımız aralıksız sürüyor" ifadelerini kullandı.
Burdur Cinayetle biten kadınların yasak ilişki davasında babayı hüzne boğan adli kontrol kararı Burdur’da 35 yaşındaki kadının iddiaya göre, eşinin sevgilisinin kız arkadaşı tarafından bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin görülen davada tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme suçundan tutuklu olan öldürülen kadının eşi adli kontrolle serbest bırakıldı. Diğer iki tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken Özge Bedir’in babası Mehmet Çetin, kızının kocasının serbest bırakılmasını eleştirerek, "Benim kızım öldü mezarlıkta yatıyor bu adamı serbest bırakıyorlar. Ben bir şey anlamadım" dedi. Olay, Burdur’un merkez Bağlar Mahallesi’nde 10 Haziran 2025 tarihinde saat 21.00 sıralarında meydana geldi. Tülay A. (22), arkadaşı Seray Ö. (25) ile birlikte daha önce gönül ilişkisi yaşadığı iddia edilen Adnan B.’nin (35) evinin bulunduğu siteye gitti. Seray Ö. site önünde beklerken, Tülay A. binaya girerek Adnan B.’nin eşi Özge Bedir (35) ile görüşmek istedi. Kapıda yaşanan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. İddiaya göre Tülay A., çıkan arbedede Bedir’i boğazından ve karnından bıçaklayarak olay yerinden kaçtı. Bir süre sonra Seray Ö.’nün ihbarıyla olay yerine gelen polis, sağlık ve itfaiye ekipleri, kapıyı açtıklarında Özge Bedir’i evin koridorunda kanlar içinde yatarken buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Bedir’in hayatını kaybettiği belirlendi. Bedir’in cenazesi otopsi için Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. 2 çocuk annesi Özge Bedir’in bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin savcılık tarafından hazırlanan iddianamede sanık Tülay A.’nın "tasarlayarak kasten öldürme", "konut dokunulmazlığını ihlal" ve "bıçak veya diğer aletleri izinsiz taşıma ve kullanma" suçlarından yargılanması talep edildi. Savcılık, bu suçlar çerçevesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. Sanık Seray Ö. hakkında ise "tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede, maktul Özge Bedir’in eşi Adnan B.’nin de "tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edildi. Olayla ilgili ikinci dava görüldü Burdur 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına tutuklu sanıklar Tülay A., Seray Ö. ve Adnan B. ile Özge Bedir’in ailesi, tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Duruşma ilk olarak Seray Ö.’nün ablası olan Merve Ö.’nün dinlenmesi ile başladı. Daha sonrasında ise duruşmada Seray Ö.’nün yakın arkadaşı olan Özlem Ö. dinlendi. Tanıkların dinlenmesinin ardından iddia makamı tarafından sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesi istendi. Özge Bedir’in avukatları, sanıkların en ağır cezayı alması gerektiğini belirtirken ailesi kızlarının katillerinin en ağır cezayı almaları gerektiğin savundu. Sanıkların avukatları ise iddia makamın talebine katılmadıkları ve sanıkların adli kontrol şartı ile serbest bırakılmaları istedi. Sanıklar savunmalarında olaydan dolayı duydukları üzgün olduklarını belirtti Mahkemede son olarak sanıklara söz veren mahkeme heyeti, ilk olarak Seray Ö.’yü dinledi. Seray Ö. bir önceki duruşmadaki savunmasına tekrarladığını belirterek, "Her şey için çok üzgünüm. Böyle olmasını istemezdim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Daha sonrasında mahkeme heyeti tarafından söz verilen Tülay A. ise, "Tahliyemi talep ediyorum. Tanıkların beyanlarına katılmıyorum. Bu yaşanan olaydan dolayı çok pişmanım" şeklinde konuştu. Özge Bedir’in kocası Adnan B. ise kendisinin olayla ilgili hiç bir şey bilmediğini savunarak, "Bu olaydan dolayı ben 2 çocuğumu göremiyorum. Eşimin cenazesine katılamadım, mezarı nerede bilmiyorum. Ben çocuklarımı görmek için tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. Kızların tutukluluğuna devam, kocaya adli kontrol kararı verildi Sanıkların da dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından karar için ara verildi. Aranın ardından Seray Ö. ve Tülay A.’nın mahkeme heyeti tarafından tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken Adnan B., adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Mahkeme ileri bir tarihe ertelendi. "Benim kızım öldü mezarlıkta yatıyor, bu adamı serbest bırakıyorlar" Mahkeme sonrasında açıklamada bulunan Özge Bedir’in babası Mehmet Çetin, "Kızımı öldüren serberst kaldı. Nasıl bir adalet bu. Benim kızım öldü mezarlıkta yatıyor. Bu adamı serbest bırakıyorlar. Ben bir şey anlamadım. Benim kızım gitti. Benim çocuğum o kızları nereden tanıyacak. Damadım kızımı öldürttü. Biz sürecin takipçisi olacağız" dedi.