TEKNOLOJİ - 08 Şubat 2026 Pazar 11:52

Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

A
A
A
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi.


Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor.



Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi


Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi.



İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti


Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti.


Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu.



"Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz"


Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.



Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar


Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi.


Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi.



Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım


Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi.



"Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor"


Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu.



Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi


Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu.


Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor.


Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor.



Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor


Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı.


Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi.



Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor


Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı:


"Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz."



Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı


Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.



Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Niğde’nin lezzet merkezi Tabal, dünya vitrininde Niğde Belediyesi’nin vizyon projesi Tabal Gastronomi Evi, Michelin Rehberi’ne girerek sadece kente değil, Türkiye’ye de büyük bir gurur yaşattı. ’Bib Gourmand’ ödülünü göğüsleyen Tabal, başarıyı elde eden dünyadaki tek kamu iştiraki olarak adını tarihe yazdırdı. Lezzet ve kaliteyi erişilebilir fiyatlarla sunan mekanlara verilen Michelin Bib Gourmand unvanı, 2026 seçkisinde Tabal Gastronomi Evi’nin oldu. Ödül Nevşehir’de taçlandı Tarihi başarının plaketi, geçtiğimiz günlerde Nevşehir’de düzenlenen törenle evine geldi. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, ödülü Kapadokya Alan Başkanı Aydın Cem Aslanbay’ın elinden alırken, Niğde’nin turizm ve gastronomi geleceğine imza atıldı. "Bu vizyon ortak eserimiz" Elde edilen küresel başarının tesadüf olmadığını ve arkasında büyük bir emek birliği bulunduğunu belirten Belediye Başkanı Emrah Özdemir, "Başarının ardında güçlü bir iş birliği ve inanç yatıyor. Bir hayali gerçeğe dönüştürdük. Bu yolda bizden inancını ve desteğini hiç esirgemeyen Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a ve projenin her aşamasında yanımızda duran KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na şükranlarımızı sunuyoruz. Tabal’ın başarısı, yerel potansiyelin doğru destekle nasıl küresel bir markaya dönüşebileceğinin göstergesidir" dedi. "Sırada Kadıoğlu Konağı var" Niğde’nin potansiyeline olan inançlarını yineleyen Başkan Özdemir, hedeflerini büyüttüklerini söyledi. Özdemir, "Tabal ile çıtayı en tepeye koyduk, ancak burada durmuyoruz. Şimdi rotamızı şehrimizin bir diğer hazinesi Kadıoğlu Konağı’na çevirdik. Kadıoğlu Konağı’nı; UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Kadın Kültür Merkezi ve Gastronomi Merkezi olarak şehrimize kazandıracağız. Tabal’da yakaladığımız ivmeyi, Kadıoğlu Konağı ile taçlandırmak istiyoruz. Tarihi dokusuyla büyüleyen yapıyı, gastronomi turizminin yeni kalbi yapmaya kararlıyız. Sayın Bakanımızdan ve KOP İdaresi’nden alacağımız güçle, Kadıoğlu Konağı’nı da tıpkı Tabal gibi parlayan bir yıldız yapacağımıza inancımız tam. Desteklerinizle, Niğde’nin ikinci başarı hikayesini yazmak için sabırsızlanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Osmaniye Yazın serinlik, kışın kar: Zorkun Yaylası dört mevsim ilgi görüyor Osmaniye’de yaz aylarında sıcaktan kaçanların, kış aylarında ise kar görmek isteyenlerin uğrak noktası olan Zorkun Yaylası, dört mevsim turizme katkı sağlamayı hedefliyor. Yaylaya gelen vatandaşlara hizmet veren esnaflar, Zorkun’un 12 ay boyunca turizm potansiyelinin değerlendirilmesini istediklerini dile getirdi. Türkiye’nin en büyük yaylalarından biri olan Zorkun Yaylası, başta Osmaniye olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Yaz aylarında serin havasıyla sıcaktan bunalan vatandaşlara nefes aldıran yayla, kış aylarında ise kar manzarasıyla doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Yaylada faaliyet gösteren esnaflar, artan ziyaretçi sayısının bölge ekonomisine önemli katkı sağladığını belirterek, yapılacak tanıtım ve yatırımlarla Zorkun Yaylası’nın yılın her döneminde cazibe merkezi haline gelebileceğini ifade etti. Esnaflar, dört mevsim turizmin gelişmesiyle birlikte hem istihdamın artacağını hem de bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan daha da canlanacağını vurguladı. Zorkun Yaylası’nın, yaz aylarında serin havası, kış aylarında ise kar manzarasıyla hem yaz hem de kış turizmi potansiyeli olduğu, söyleyen esnaf Reşit Durgar, "Yaz aylarında burası oldukça yoğun olduğu için kalabalık oluyor. Buna istinaden biz kışın da burada kalıyoruz. Yaylaya gelen vatandaşlarımızın mağdur olmaması için yılın her döneminde hizmet vermeye devam ediyoruz. Burada çok güzel doğal güzellikler var. Ben yılın 12 ayı burada kaldığım için, daha önce yaşadığım bazı rahatsızlıklarım şu an yok. Daha rahat nefes alabiliyorum. Önceden nefes almakta zorlanıyordum ancak şu anda burada çok rahatım. Yaklaşık 12 ay buradayım vatandaşlar bizi arayarak mahallelerinde elektrik olup olmadığını soruyor ya da yoğun kar yağışı sonrası evlerinin durumunu kontrol etmemizi istiyor. Biz de bu konularda yardımcı oluyoruz. Mahsur kalan vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Burada adeta Kızılay ya da AFAD gibi bir görev üstleniyoruz. Burayı canlı tutmaya çalışıyoruz. 12 ay boyunca buradayız. Bu vesileyle yaylanın tanıtımına katkı sunduğu için Belediye Başkanımız Sayın İbrahim Çenet’e teşekkür ediyorum. Gerçekten şu an yoğun bir talep var. Burada olduğumuz için geleni gideni birebir görüyoruz. Gelen olsun ya da olmasın, biz burada talebi karşılamaya devam ediyoruz." Diye konuştu. Yaylanın yaz aylarında çok yoğun olduğunu kış aylarında da oraya gelen vatandaşlar hizmet verdiklerini söyleyen esnaf Murat Altun, "Yaz aylarında oldukça serin olan Zorkun Yaylası’nın nüfusu, bu dönemde Osmaniye merkez nüfusunu geçmektedir. Hal böyle olunca ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Biz de bu nedenle 12 ay boyunca açığız. Amacımız, vatandaşlarımızın yaylamıza gelip kömbemizden, ekmeğimizden ve Zorkun tavamızdan tatmalarıdır. Bizim yaptığımız tamamen bir hizmettir ve bu hizmeti sunmanın gururunu yaşıyoruz. Zorkun Yaylası’nın rakımı yaklaşık bin 650 metredir. Yaz-kış kömbe üretimi yapıyoruz. Buranın berrak suyu ve temiz havası, kömbemize ayrı bir lezzet katıyor. Yaz aylarında siparişlere yetişmekte zorlanıyoruz, kış aylarında da gelen müşterilerimizi eli boş göndermemeye özen gösteriyoruz." Dedi.
Niğde Niğde’de aşçılar ve pastacılar tek çatı altında buluştu Niğde Profesyonel Aşçılar ve Pastacılar Derneği (NİPAD), Türkiye Gastronomi Federasyonu çatısı altında düzenlenen lansman programıyla kamuoyuna tanıtıldı. Niğde mutfağının ulusal ve uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmesi hedefiyle yola çıkan dernek, düzenlenen basın toplantısı ile faaliyetlerine başladığını duyurdu. TUGAFED’e bağlı Kayseri, Konya, İstanbul, Gazipaşa, Alanya ve İzmir derneklerinin temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katıldığı tanıtım toplantısı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda konuşan NİPAD Başkanı Raif Başak, derneğin yalnızca bir meslek örgütü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgularken Niğde’nin yöresel lezzetlerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçladıklarını ifade etti. Programına katılan Türkiye Gastronomi Federasyonu Başkanı ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yılmaz Seçim ise Niğde’de atılan bu adımın kentin gastronomi potansiyeli açısından kıymetli olduğunu belirtti. NİPAD’ın kısa sürede kurumsal bir yapıya kavuştuğunu dile getiren Seçim, Türkiye genelinde 17 dernek çatısı altında 5 bini aşkın üyenin yer aldığını, ayrıca 60 derneğin bulunduğu ve 20 binden fazla aşçının temsil edildiği konfederasyon yapısının parçası olduklarını kaydetti.
Ankara Araç muayene istasyonunda polisi darbeden şüphelilerin ifadesi ortaya çıktı Ankara araç muayene istasyonuna giden polis memuru Melih Okan Keskin’in darbedilmesi sonrası hayatını kaybetmesine ilişkin şüphelilerin ifadesi ortaya çıktı. Ankara’da görev yapan polis memuru Melih Okan Keskin (44), aracını muayeneye götürdüğü istasyonda çalışanlarla yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu darp edildi. Beyin kanaması geçiren Keskin, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler S.A., M.Y. ve Y.K. emniyetteki işlemlerin ardından Ankara Adliyesine getirildi. Nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklanırken, Y.K. adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakıldı. "Şahsın bana saldıracağını düşünerekten yumruk attım" Nöbetçi mahkemedeki ifadesi ortaya çıkan şüpheli S.A., "Tartışma çıktıktan sonra arabayı dışarı çıkartırken 2-3 kez kornaya bastım. Araçtan inerken şahıs bana, ’beni mi ezeceksin’ diyerek sinkaflı küfretti. Şahsın bana saldıracağını düşünerekten yumruk attım" dedi. Şüpheli M.Y. ise, "Ben araç muayene istasyonunda muayene teknisyeni olarak 8 yıldır çalışmaktayım. O gün 08.30 sıralarında mesaime başladım. Olay günü mesaim devam ettiği sırada, akşam mesai bitimine yakın hatırlamadığım bir saatte, araç muayene kısmındayken dışarı bahçeden ve araç muayene istasyonu içerisinden bağrışmalar duydum. ’Koşun adam öldürecekler’, ’kadına saldırıyorlar’ şeklinde bağrışmalar duydum" dedi. "Öldürecek herhangi bir şey yapmadım" Sinkaflı küfürleşmeler duyduğunu iddia eden M.Y., "Ben bu şahsı tanımam, ilk defa gördüm. Çalışma arkadaşlarım küfür eden adamın üzerine doğru yürüdü. Ben de bu esnada arkadaşlarımın sağından, adamın da solundan ne yürüme ne koşma şeklinde ortalama bir hızla adama yaklaştım ve ittim. İttikten sonra arkadaşlarım kaç kişi oldu, tam tahmin edemiyorum, kalabalıktık. Olayın heyecanıyla çalışma arkadaşlarımdan kim kiminle kavga etti, kim kimi itti hatırlamıyorum. Ben ölen Melih Okan Keskin’i daha önce hiç görmedim, tanımam. Şahsın öldüğünü de siz görevlilerden öğrendim. Olay günü ona zarar verecek veya öldürecek herhangi bir şey yapmadım, neden öldüğünü bilmiyorum. Ben Melih Okan Keskin’i kesinlikle darp etmedim" beyanında bulundu. Şüpheli Y.K. ise olay günü bir tartışma yaşandığını, hakaretleşmeler olduğunu ancak kendisinin olayın içerisinde hiç bulunmadığını iddia etti. Olayın geçmişi Olay, 2 Şubat’ta Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki araç muayene istasyonunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, polis memuru Melih Okan Keskin’e, aracının park lambası çalışmadığı için muayeneden geçemeyeceği söylendi. Otomobilini kontrol eden Keskin ise böyle bir arıza ile karşılaşmadığını belirtti. Aracı tekrar muayeneye alamayacaklarını belirten çalışanlar ile Keskin arasında tartışma çıktı. Bir grup tarafından darbedilen Keskin, rahatsızlanarak kendi çabasıyla hastaneye gitti. İlk muayenenin ardından başka bir hastaneye sevk edilen Keskin’in beyninde kayma ve kanama olduğu tespit edildi. Ameliyatın ardından tekrar fenalaşan Keskin tüm müdahalelere rağmen 5 Şubat’ta hayatını kaybetti. Olayla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler S.A., M.Y. ve Y.K. emniyetteki işlemlerin ardından Ankara Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilen şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklanırken, Y.K. adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakıldı.