TEKNOLOJİ - 04 Haziran 2024 Salı 15:15

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri”

A
A
A
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri” dedi.


Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın üretim entegrasyon, test ve paketleme işlemleri Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi USET’te tamamlandı. TUSAŞ Uçuş Alanı’nda gerçekleşen TÜRKSAT 6A Uğurlama Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, “Uydumuz bünyesindeki yazılımların tamamen yerli imkanlarla geliştirilmesi, entegrasyon ve test faaliyetlerinin ülkemizde yürütülmesi sayesinde yakaladığımız yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı bizim için iftihar kaynağıdır. Bugüne kadar haberleşme uydularını yurtdışı firmalardan temin eden ülkemiz, TÜRKSAT 6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır. Uydu teknolojilerinde bugüne dek elde ettiğimiz Ar-Ge ve üretim kabiliyetimizi ticarileştireceğiz. Ülkemizin stratejik güvenliği için Milli uydu markamızı oluşturacağız. Uydu üretimi ve geliştirme sürecinde elde ettiğimiz teknolojik yetkinlikler, operasyonel kabiliyetlerden Ay Misyonumuzda yararlanacağız” ifadelerini kullandı.


“Ülkemizin yer gözlem uydusu ve yer istasyonunu tasarlayıp üreten ülkeler arasında yer almasını sağladık”


Bilsat uydusuyla, sonra Rasat, Göktürk uydularıyla elde edilen gözlem uydusu üretme kabiliyetini metre altı çözünürlüklü milli görüntüleme uydusu İMECE ile taçlandırdıklarını hatırlatan Kacır şunları söyledi:


“Elektro-optik kamerasından itki sistemine, yıldız izlerinden tepki tekerine, uçuş bilgisayarından yer istasyonu anteni ve yazılımlarına milli olarak geliştirdiğimiz IMECE uydusuyla Ülkemizin yer gözlem uydusu ve yer istasyonunu tasarlayıp üreten ülkeler arasında yer almasını sağladık. Görevdeki ilk yılını başarıyla tamamlayan İMECE ile artık dünyanın her yerinden hiçbir kısıt olmadan görüntü elde ediyoruz. TÜRKSAT 6A projesiyle de; uydu teknolojindeki yetkinliklerimizi; görüntüleme uydularına nazaran daha yüksek irtifada daha uzun süre görev yapan ve sofistike teknolojik ekipmanları bünyesinde barındıran haberleşme uydularının üretiminde değerlendirdik. Tasarım, alt bileşen üretim, entegrasyon ve test olmak üzere tüm aşamalarıyla yerli olarak gerçekleştirilen proje sürecinde uydumuzun uçuş bilgisayarları, güç dağıtım ve düzenleme birimleri, yıldız izler, tepki tekeri, elektrikli itki sistemi (EİS) gibi 24 farklı çeşitte toplam 84 ekipmanı yerli olarak ürettik”


Çevresel testler öncesi ve sonrasında gerçekleştirilen işlevsel testler ile uydunun uzay şartlarına uygunluğunu doğruladıklarını ifade eden Kacır, “TÜBİTAK Uzay, TUSAŞ, ASELSAN ve CTech ekiplerinin bir arada çalıştığı projenin üretim ve test süreçlerini başarıyla tamamladık. Yürütülecek son testler sonrasında 8 Temmuz haftasında fırlatılması planlanan 4,2 ton ağırlığındaki uydumuz dünyadan 35 bin 786 kilometre uzaklıkta yer sabit yörüngede görev alacak. Fırlatma sonrasında uydumuzun yörüngeye yerleşme operasyonunu kendi ekiplerimiz gerçekleştirecek. Yapılacak yörünge kabul testleri ve devreye alma işlemleri sonrasında TÜRKSAT 6A uydumuz, ülkemizin ulusal uydu operatörü Türksat A.Ş.ye on beş yıldan fazla işletmesi için teslim edilecek ve hizmet vermeye başlayacak” dedi.


Türksat 6A’nın bünyesindeki yazılımların tamamen yerli imkanlarla geliştirilmesi, entegrasyon ve test faaliyetlerinin Türkiye’de yürütülmesi sayesinde yakalanan yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranının iftihar kaynağı olduğunu söyleyen Kacır, dönem dönem 400’e kişinin ortak çalışma yürüttüğü bu projeyle Türkiye’nin uzay alanında yetişmiş personel gücünü artırılmasını sağladıklarını söyledi.


“Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır”


Uydu teknolojilerinde bugüne dek elde edilen Ar-Ge ve üretim kabiliyetini ticarileştireceklerini vurgulayan Kacır, “Türksat-6A ile birlikte haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacaktır. Ülkemizin stratejik güvenliği için Milli uydu markamızı oluşturacağız. İddiamızı yeni projelerle sürdüreceğiz. Uydu üretimi ve geliştirme sürecinde elde ettiğimiz teknolojik yetkinlikler, operasyonel kabiliyetlerden Ay Misyonumuzda yararlanacağız” şeklinde konuştu.


2018’de Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduklarını hatırlatan Kacır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerini tayin eden Millî Uzay Programı’nı ilan ettiğini dile getirdi.


Program kapsamında 10 hedef belirlediklerinin altını çizen Kacır, bu hedeflerden bir tanesinin de “Türk Astronot ve Bilim Misyonu” olduğunu ifade etti.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Türkiye haberleşme uydusu üreten 11 ülkeden biri”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."
Van Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı coşkuyla kutlandı Van’ın Erciş ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Kaymakamlık önündeki Atatürk büstüne çelenk sunumu, saygı durusu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, "108 yıl önce, 1915 yılında, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinden birini yaşıyordu. Doğu Anadolu’nun birçok bölgesi gibi Erciş de bu savaşın en ağır yükünü taşıyan yerlerden biri oldu. Rus İmparatorluğu ve onların desteklediği Ermeni çeteleri, bu toprakları işgal etti. Ancak Erciş halkı, vatanına, toprağına ve namusuna sahip çıkmak için kahramanca direndi. Bu büyük mücadelede Ali İhsan Paşa komutasındaki 4. Kolordu’ya bağlı birlikler Erciş’i düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçti. Bu kolorduya bağlı birlikler, zorlu kış şartlarına rağmen büyük bir azimle savaşarak 1 Nisan 1918’de Erciş’i düşmandan temizledi. Erciş halkı da ordumuzla omuz omuza vererek, bağımsızlığı uğruna mücadele etti ve bu kutlu zaferin kazanılmasına katkı sağladı. Bugün bizler, bu aziz topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu kahraman ecdadımızın gösterdiği fedakârlıklara borçluyuz. Onlar, canları pahasına vatanı savundular; bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha da ileri taşımak ve sahip çıkmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, 1 Nisan 1918’de Erciş’in kurtuluşu için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bizlere bu cennet vatanı emanet eden tüm ecdadımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Tenzile Ana Ortaokulu öğrencileri tarafından hazırlanan 1 Nisan Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü etkinlikleri izleyicilerin beğenisine sunuldu. Program şiir, müzik, halk oyunları, okul öncesi öğrencilerin gösterisi, gelin kaynana atışması, Erciş’ten geçen devletler gösterisi, Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşu, meşalelerin yakılması, kurtuluş koşusu sonuçlarının açıklanması, ödül töreni, güzel sanatlar lisesi bando gösterisi, tören geçişi ile son buldu. Programa; Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, 108. Alay Komutanı Topçu Albay Murat Payas, Cumhuriyet Başsavcısı V. Aykut Kağnıcı, Emniyet Müdürü Uğur Ölmez, İlçe Jandarma Komutanı Murat Geniş, ilçe protokolü, siyasi parti başkanları, kurum amirleri, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.