POLİTİKA - 15 Ocak 2026 Perşembe 17:59

Tapu Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi komisyonda

A
A
A
Tapu Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi komisyonda

"Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.


TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu, AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Karaismailoğlu, "Hepimizin bildiği üzere ülkemiz bir deprem ülkesidir. Mevcut yapı stokumuzun taşıdığı riskler, yapı güvenliği alanında yeni ve bütüncül düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan kanun teklifinde yapı güvenliğinin artırılması, kaçak ve denetimsiz yapılaşmanın önlenmesi, yangın güvenliğine ilişkin denetim ve yaptırım mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik hükümler yer almaktadır" şeklinde konuştu.



"Yangın güvenliğinin sağlanması için düzenlemeler yapılmaktadır"


Karaismailoğlu’nun konuşmasının ardından kanun teklifinin ilk imza sahibi AK Parti Hatay Milletvekili Adem Yeşildal söz aldı. Yıkılma tehlikesi bulunan riskli yapıların belirlenerek, fen ve sanat standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin oluşturulmasına yönelik iyileştirme, tasfiye ve yenileme çalışmalarının ivedi şekilde yapılması önem arz ettiğini ifade eden Yeşildal, "Tüm bu hususlar dikkate alınarak, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için bazı hukuki düzenlemeler yapılırken, diğer taraftan kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için bazı yaptırımlar öngörülmektedir. Ayrıca, yapılarda yangın güvenliğinin sağlanması için kontrol, denetim ve yaptırım mekanizmalarının geliştirilmesinin de sağlıklı yapılaşmanın önemli bir parçasını oluşturduğu göz önüne alınarak düzenlemeler yapılmaktadır. Bu çerçevede Tapu Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, değerleme kuruluşlarınca düzenlenen değerleme raporlarında yer alan, taşınmaza ilişkin verinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu hale getirilmekte ve verinin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esasların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirleneceği düzenlenmektedir" ifadelerini kullandı.



"Aidat artışlarıyla ilgili düzenleme getiriyoruz"


Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından inşa edilen sosyal konut projelerinde damga vergisi istisnası olacağını aktaran Yeşildal, "Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle, keyfiliği önlemek adına özellikle toplu yaşamların olduğu sitelerde aidat artışlarıyla ilgili bir düzenleme getiriyoruz. Malik sayısının fazla olduğu toplu yapılarda yönetim planlarının değiştirilmesinde karşılaşılan güçlükler sebebiyle, 5’te 4 olan karar nisabının 3’te 2 olarak değiştirilmesini teklif ediyoruz" dedi.



"Hem kurumun işi ama daha çok vatandaşımızın işi kolaylaşacak"


Toplu Konut Kanunu’nda da düzenleme yapılacağını söyleyen Yeşildal, "TOKİ tarafından yapılan sözleşmelerde elektronik ortamda kimlik doğrulanması yapılabilmesi, TOKİ’nin doğrudan mirasçılık belgesi talep edebilmesi, TOKİ’nin her türlü dava ve icra işlemlerinde bazı vergi ve harçlardan muaf tutulması ve sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerlerde sürecin daha verimli ve hızlı şekilde yürütülmesi amacıyla devir veya acele kamulaştırma yapılabilmesi düzenlenmektedir. Burada da muradımız şudur; bildiğiniz gibi TOKİ elektronik ortamda sorumluluğu da üstlenerek bu işlemleri yaptığı zaman aslında hem kurumun işi kolaylaşacak ama daha çok vatandaşımızın işi kolaylaşacak. E-devlet üzerinden çeşitli iletişim araçlarıyla bu işlemlerin yapılabilmesinin önünü açmış oluyoruz. Bir diğer husus mirasçılık belgesi çıkarma yetkisini TOKİ’miz alabiliyordu ama bunun için mahkemelere müracaat etmesi gerekiyordu. Oluşan durumlara göre, hak sahibinin vefatı durumunda, mirasçıların konuyu takip etmemesi durumunda devletin işi durmamalı. Dolayısıyla, Toplu Konut İdaresi burada mahkemeye müracaat etmeksizin işleri daha hızlı ve sağlıklı yönetebilmesi için işlemleri yürütecek" diye konuştu.



Tapu Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi komisyonda

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.