POLİTİKA - 08 Aralık 2025 Pazartesi 21:18

TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor

A
A
A
TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor.


Bütçe görüşmelerinde konuşan DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatımoğulları Oruç, dünyanın bir belirsizlik çağı yaşadığına işaret ederek, "20’nci yüzyılın düzeni çöktü ama yenisi kurulamadı. Belirsizlik çağında eşitsizlikler, iklim krizi, yoksulluk, yolsuzluk, cinsiyetçilik, kutuplaştırma, şiddet her yere yayılıyor. Bu kızılca kıyametin içinde de dünya ölçeğinde silahlanma yoğun bir şekilde artıyor. Geçtiğimiz yaz ayında Lahey’de NATO’nun yaptığı toplantıda her üye ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5’inin NATO’ya verilmesi yani silahlanma için harcanması kararı alındı. Benzer bir karar 2014’te yine alınmıştı, yüzde 2’ye çıkarılmıştı ama ne yazık ki dünyaya baktığımızda ne sulh var ne de güvenlik var. Bilakis savaşlar artmış durumda. Barış ve güvenlik silahla değil, barış ve güvenlik, özgürlük ve demokratik bir düzenle sağlanır. Bakın yapay zekâ, teknolojik gelişmeler, iletişim ve ulaşımdaki hızlanma insanlığın önüne doğayla barışık bir şekilde müthiş bir yaşam alanı sunabilir fakat yine aynı köhne kapitalist sistem bu imkânları sadece bir grup sermayedara ve savaş baronlarına, silah tüccarlarına seferber ediyor ve ne yazık ki insanlık için kullanılması gereken olumluluklar bu kesimlerce insanlık ve doğa karşıtı bir şekilde kullanılıyor ve yine kapitalist merkezler bu eşitsizliğin oluşturduğu göç dalgalarına karşı duvarlarını gittikçe kalınlaştırıyor. Ancak bu eşitsizliklere karşı direniş hareketleri de mevcuttur bütün dünyada, Seattle’dan Tunus’a, Kahire’ye; Gezi Parkı’ndan Yunanistan’daki Sintagma Meydanı’na kadar çok geniş bir direniş ağı ve şimdi de Z kuşağı isyanları olarak Nepal’de, Fas’ta, Sri Lanka’da, Sırbistan’da ve Bulgaristan’da büyümeye devam ediyor. Küresel düzeydeki savaş ve çatışmalardan, ticaret ve enerji koridorları savaşlarından bölgemizin çok etkilendiğinin hepimiz farkındayız. Rusya-Ukrayna savaşı, İran-İsrail savaşı, İsrail eliyle bölgenin yeniden dizayn edilmeye çalışılması hamleleri ve Doğu Akdeniz, dolayısıyla da Kıbrıs sorunu bu parlamentonun gündemine ehemmiyetle alması gereken konulardır. Orta Doğu ve Afrika’daki savaşlar, Batı’nın yüksek teknolojili silahlarıyla yürütülüyor ama ne yazık ki bu silahların finansmanı da bölgedeki petrolden sağlanıyor. Emperyalist güçler âdeta bir savaş filmi yazıyorlar ve bu savaş filmi Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da oynanıyor. Bizler birbirimizi öldürüyoruz, onlar ise senaryosunu kendi yazdıkları filmi büyük bir keyifle izliyorlar. Bizler artık bunlara ’dur’ demeliyiz. Bölgemizin trajedisi bitmiyor. Bakın, Gazze halkı, Gazze iki seneyi aşkındır yoğun bir işgal altında. Ateşkes olmasına rağmen ateşkesin fiilen hayata geçmediğine hepimiz tanıklık ediyoruz. Bir kez daha bu kürsüden ifade ediyoruz ki Filistin halkı yalnız değildir, Filistin mazlum halkı ile bizler dayanışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, "Kürt meselesini konuşurken önce şunu tespit etmemiz gerekiyor: Bu ülkeyi bir asırdır yönetenlerin en temel hatası Kürt meselesini yanlış teşhis etmesidir. Teşhisi yanlış olunca Kürt sorununu ortadan kaldırma yolları da hep hatalı oldu. Kürt meselesinde yıllardır hep düğüm üstüne düğüm atılıyor, bu düğüm âdeta Gordion düğümüne dönüştü. Yıllar boyunca bu mesele terör parantezine sıkıştırıldı. ’Geri kalmışlık’ denildi, ’Kandırılmış, aldatılmış bir avuç insan’ denildi. Oysa Kürt meselesi az gelişmişlik sorunu değildir, Kürt meselesi kandırılmış ya da aldatılmış bir topluluğun problemi de değildir. Kürt meselesi terör sorunu hiç değildir; eşit yurttaşlık meselesidir, demokratik haklar meselesidir, bir varlık meselesidir ama en önemlisi Kürt meselesi bir hukuk meselesidir. Kürt’ün hukukunu tanıma üniter devlet içinde pekâlâ mümkündür. ’Üniter devlet’ demek ne devletin inkârı ne de Kürt’ün inkârıdır. Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hakkını savunması, üniter devlet için bir risk değil, aksine bir güvencedir. Kürt meselesi günlük siyasetin gürültüsüne kurban edilecek bir başlık değil, canların yitirildiği, ocakların söndüğü tarihsel bir olgudur. Kürt meselesi yıllarca düğüm aklıyla yönetildi ve sonuç hep hüsran oldu. Artık barış siyasetini çözüm aklıyla kuralım diyoruz. Tam 106 yıl önce Erzurum Kongresi’nin sonuç bildirgesinde Türk-Kürt ortaklığına atfen şunlar yazılır: ’Saadet ve felakette tam ortaklığı kabul eder ve gelecek hakkında aynı amacı hedef alır.’ Yani daha kuruluş aşamasında ortak vatan fikri ile hukuk fikri yan yana duruyor, sonra hukuk kısmı unutuluyor. Cumhuriyet, Kürtlerin omuz verdiği bir kurtuluşun ardından ilan ediliyor ama Kürt’ün hukuku kurucu metinlerin dışına itiliyor. Sayın Devlet Bahçeli, 18 Kasım 2025 tarihli grup konuşmasında cumhuriyetin kuruluş dönemine dair çok önemli bir tespitte bulundu: ’Hazırlık ve mayalanma dönemi kongreler marifetiyle yani demokratik yollarla icra edilmiştir’ demesi aslında bugün daha fazla demokrasiyi esas almayı işaret ediyor" dedi.



"Bizim için ekonomi Bilge Kağan’ın ’Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim’ sözündeki sosyal adalettir"


MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, ekonomiye bakışlarının rakamlardan ibaret olmadığını kaydederek, "Bizim için ekonomi Bilge Kağan’ın ’Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim’ sözündeki sosyal adalettir. Amacımız Ahilik geleneğimizden bugüne gelen helal lokmayı ve alın terini baş tacı eden, hakça bölüşümü esas alan millî üretim ekonomisidir. Faiz lobilerinin değil nasırlı ellerin kazandığı, refahın bir kısma değil necip milletimizin her ferdine adilce paylaştırıldığı bir düzeni hilalin gölgesinde tesis etmeye yeminliyiz. Görüşmekte olduğumuz bu bütçe, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yönetiminde sağladığı istikrarın 8’inci, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ise 3’üncü bütçesidir. Bu bütçe laf değil icraat üretenlerin, mazeret değil çözüm bulanların, Türkiye’yi istikrar ve refah limanına taşıyanların bütçesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak şimdiden ifade etmek isterim ki 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ni tümüyle olumlu değerlendiriyor ve destek veriyoruz" ifadelerini kullandı.


Kılıç, dünya resesyon yani durgunluk korkusuyla boğuşurken Türkiye’nin kendi hikâyesini büyük bir iradeyle yazmaya devam ettiğini belirterek, "İşte, böyle tekin olmayan, karmaşanın, savaşın yaşandığı bir dünyada ülkemiz Cumhur İttifakımızın sağladığı kaya gibi sağlam siyasi istikrar sayesinde bölgesinde bir güven noktası olarak yükseliyor. Hatırlayın o eski günleri, koalisyon pazarlıklarıyla heba edilen ayları, karar alamayan hantal yapıları, yarını göremeyen iş dünyasını, bir anayasa kitapçığıyla yerle bir olan ekonomileri. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle o devirler hamdolsun, kapandı. Çift başlılık tarihe karıştı. Bugün yürütme hızlı karar alıyor, caydırıcılığımız artıyor, küresel meydan okumalara karşı ’Ben de varım hem de en güçlü şekilde’ diyen bir Türkiye emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Milli çıkarlarımız söz konusu olduğunda ekonomide, diplomaside ve sahada gözünü budaktan sakınmayan, kimseden icazet almayan, Ankara merkezli düşünen bir devlet aklı milletimiz için çaba gösteriyor. Felaket tellallarına, sürekli karamsarlık pompalayanlara, ’Türkiye battı, bitti’ senaryosu yazanlara inat, Türkiye’nin üretim çarkları tıkır tıkır dönüyor. 2024’te dünya ekonomisi yüzde 3,3 büyürken, Türkiye de aynı oranda yüzde 3,3 büyüyerek potansiyelini ortaya koymuş, gücünü ve dayanıklılığını da kanıtlamıştır" şeklinde konuştu.


Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bütçeyi değerlendirerek, "İncelerken daha en başta görüyoruz ki iktidar ilk düğmeyi yanlış iliklemiş. Bütçe açıkla beraber başlıyor, 20 yıldır bütçe açığı her zaman yükseliyor. AK Parti bütçe açıklarını normalleştirmiş maalesef, asıl vahim olanı da bundan da bir rahatsızlık duymuyorlar. Ve bunu değiştirmek için, bu tabloyu düzeltmek için tek bir çabaları var, o da vergileri daha da yukarıya çıkartmak. Milletimizden önümüzdeki yıl 15,6 trilyon vergi toplanacak. AK Partili biliyor, biz de biliyoruz. Bu vergi, bu 15,6 trilyon vergi yine yetmeyecek. Hatta öyle ki Sayın Şimşek’e göre vergi yükümüz yüksek bile değilmiş. Sayın bakana göre az kazanan fukaradan az, çok kazanan zenginden de çok vergi alacaklarmış. Kusura bakmayın, siz bunu yapamazsınız. Çünkü siz o zenginlerin hükümetisiniz, siz KDV’lerle, ÖTV’lerle market kasasında, benzin istasyonlarında, vatandaşımızın canını acıta acıta cebinden almaya devam ediyorsunuz. Bunu biz söylemiyoruz, siz söylüyorsunuz, sizin rakamlarınız söylüyor. Gelir vergisinden 3,6 trilyon, ÖTV’den 2,5 trilyon, KDV’den 5,6 trilyon, kurumlar vergisinden 1,7 vergi alacaksınız. Sizin bütçenizde dolaylı vergilerin oranı yüzde 65’lere dayanmış. Bugün bir asgari ücretli fırına gidip ekmek aldığında ne kadar KDV ödüyorsa, bu ülkenin en zengini de o ekmek için aynı vergiyi ödüyor. Peki, iktidar bu bütçede o zenginler için acaba ne yaptılar? Aynı bütçede 3,5 trilyon liralık vergi harcaması diye bir kalem var. Ne demek bu? Sermayeden, yandaştan alınmayacak vergi demek, zenginlerden alınmayacak vergi demek" diye konuştu.


Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, bütçenin çiftçinin, hayvan yetiştiricisinin bütçesi olmadığını söyleyerek, "Bu bütçe, ayda bir et yiyemeyen, kahvede 10 liraya çay içemeyeceği için parklarda vakit geçiren, torununun cebine harçlık koyamayan, açlık sınırını değil sefalet sınırı altında yaşayan emekliye reva görülen 16 bin 881 TL en düşük emekli maaşı nedeniyle emeklinin de bütçesi değildir. Bu bütçe, 6 milyar 737 milyon TL’yle sokaklarda güvenle yürüyemeyen, caydırıcı olmayan infaz sistemi nedeniyle her gün şiddete maruz kalan, şiddetin her türlüsü altında ezilen, anne olarak evlatlarının ihtiyacını karşılayamayan kadının da bütçesi değildir. Bu bütçe, gençlere bağımlılıkla mücadele için ayırdığı kişi başı 4 lira, gençlik desteği için günlük 3 lira bütçeyle her köşe başında uyuşturucu satıcılarıyla karşılaşan, uyuşturucunun pençesine düştüğünde gerekli tedavi ve rehabilitasyon desteğini alamayan, kumar ve bahis bataklığında yaşam yerine intiharı tercih eden, gecelerini sosyal medyada, gündüzlerini yatakta uyuyarak geçiren, gideceği bir iş, işe gitse alacağı düzgün bir maaş ve sosyal güvencesi olmayan, spordan bilime yeteneklerini keşfeden ve destekleyen mekanizmalardan yoksun gençliğin de bütçesi değildir. Bu bütçe, siftah yapamayan, eline asgari ücret kadar gelir geçmeyen, maliye uygulamaları altında ezilen, elektrik parasından tasarruf için iş yerinde karanlıkta oturan esnafımızın da bütçesi değildir" ifadelerini kullandı.


Ekmen, şöyle konuştu:


"Siyasetin sadece sürecin temkinli destekçilerini değil, sürece doğrudan karşı olanları da anlama sorumluluğu vardır. Bu aynı zamanda sürecin sağlıklı ilerlemesinin de bir gereğidir. Sürece destek ile güven arasındaki devasa boşluğu anlayıp gereğini yaptığımızda sürecin ruhuna aykırı uygulamalardan vazgeçip, tasfiye sürecinin sadece Öcalan ve PKK için değil benzer örnekler için de sonuç üreteceğini, sürecin en büyük vaadi olan hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi alanında atılacak adımların sadece Kürtler için değil 85 milyon vatandaşımız için de geçici ve gelecek olduğunu anlatırsak, buna uygun davranırsak sürece güven artacak, sürecin ihtiyacı olan yasa ve uygulamalar üzerindeki şüpheler azalacak, süreç de hızlanıp başarıya ulaşacak inşallah. Belki de hepimizin vazifesi aramızdaki niza ve tartışmaları, hatta mümkünse ülkenin gündemini üç ay boyunca dondurarak evveliyatla Milli Kardeşlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu’nun gündeminde olan fesih ve tasfiye sürecini başarıyla tamamlamak, sonra da hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi alanlarında ülkemize çağ atlatacak, her bir vatandaşımızı özgür ve müreffeh kılacak adımları atmaktır."


Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da hükümeti eleştirerek, "Tasarruf tedbirlerinden bahsediyorsunuz. Kamu uymuyor ki buna ve siz diyorsunuz ki şimdi biraz önce efendim aynı zamanda şeffaflıktan bahsediyorsunuz, denetlenebilirlikten bahsediyorsunuz. Yok ki böyle bir şeffaflık. Sayıştay görevini yapabiliyor mu? Yapmıyor ki, yapamıyor ki. 15 Temmuz sonrası korkutulmuş bir Sayışta’yla karşı karşıyayız. Peki, yargı objektif mi, tarafsız mı Türkiye’de, bağımsız mı? Değil. Peki, yürütme nedir? Kuvvetler ayrılığından bahsediyorsunuz. Bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini nasıl düzeltecektiniz? Şöyle -engelli vatandaşlardan özür diliyorum- diyordunuz siz ’Kör olan, şaşı olan, topal olan, çolak olan bu parlamenter sistemi değiştireceğiz.’ Değiştirdiniz, 2017 yılında bir referandumla değiştirdiniz, 2018’de bunu da yürürlüğe koydunuz hukuki olarak. Peki, o günden itibaren hakikaten kuvvetler ayrılığı ilkesi Türkiye’de tecelli etti mi? Etmedi Türkiye’de. Ne oldu biliyor musunuz? Yürütme yasamaya ve yargıya vesayet unsuru olarak çıktı karşımıza. Türkiye’yi yasama yönetmiyor, Türkiye’yi yargı asla denetleyemiyor. Denetim mekanizmaları diyorsunuz, ki sizi nasıl denetleyeceğiz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? Bize milletvekilleri olarak bir hak vermişsiniz Anayasa’da, diyorsunuz ki ’Size bir hak verdik, soru önergeleriniz var. Bu soru önergelerinizi yazılı olarak sunacaksınız. Buradaki sözlüğü kaldırdık.’ Kaldırdınız, yazılı olarak sunuyoruz. Vallahi, herhâlde öyle tahmin ediyorum 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin soru önergesi vermişizdir ve sadece bizim grubumuzun vermiş olduğu bin 170 tane soru önergemiz var" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir Büyükşehir’in ev sahipliğinde UCLG-MEWA zirvesi UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanlık Divanı ve Komite Toplantısı’nda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Çevre gündemi bizim için teknik bir başlık değildir. Çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve hayatın sürekliliği, yerel yönetimlerin omuzlarında yükselen büyük bir sorumluluktur." dedi. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı (UCLG-MEWA) Çevre Komitesi, Balıkesir’de toplandı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden yerel yönetim temsilcileri ve uluslararası kuruluşların üst düzey yetkilileri katıldı. İki oturum halinde hibrit formatta gerçekleşen toplantının ilk oturumunda yeni dönem stratejik öncelikleri ve yol haritası ele alındı. İkinci oturumda ise çevresel riskler ve yerel düzeyde direncin güçlendirilmesi konuları görüşüldü. Ulusal ve uluslararası kurumların, akademik, özel sektör ve yerel yönetim temsilcilerinin görüşlerinin paylaşıldığı toplantıda konuşan Başkan Ahmet Akın, yerelde alınacak çevresel her önlem ve iş birliğinin bölgeyi de doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Gelecek süreçte komitenin önünde çok net başlıklar olduğunu vurgulayan Akın bu başlıkları tek tek açıkladı. "Çevre, bütün dengeleri etkiler" Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Açıkça söylemek isterim ki bizim coğrafyamızda çevre meselesi yalnızca çevre meselesi değildir. Çünkü bu coğrafyada çevre, ekonomiden güvenliğe kadar hayatın bütün dengelerini etkiler. Ve bu dengelerin ne kadar hızlı sarsılabildiğine her gün yeniden tanık oluyoruz. Bugün enerji akışının sürekliliği, dünyanın en kritik meselelerinden biri haline gelmiş durumda. Son dönemde yaşanan gelişmeler bize bir kez daha gösterdi ki bir enerji hattında yaşanan gerilim, başka bir şehirde faturaya yansıyor. Bir bölgede büyüyen belirsizlik, başka bir ülkede üretimi, ulaşımı ve gündelik hayatı etkiliyor. Çünkü bugün kurduğumuz sistemler birbirine bağlı. Enerji, ulaşım, üretim ve şehir yaşamı artık tek bir akışın parçaları. Bu akışta yaşanan her kırılma, doğrudan şehirlerin işleyişine yansıyor. Enerji alanında uzun yıllar çalışmış biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: Enerji arzındaki dalgalanma artık yalnızca ekonomik bir başlık olarak görülemez. Bu, şehirlerin düzenini belirleyen bir meseledir. Ve en temelde, hayatın kesintiye uğrayıp uğramayacağı meselesidir. İşte tam da bu yüzden, bugün Orta Doğu ve Batı Asya coğrafyasında çevreyi konuşmak, insanların yarına hangi güvenle uyanacağını konuşmaktır. Suyun devam edip etmeyeceğini konuşmaktır. Gıdaya erişimin ne kadar kırılgan hale geldiğini konuşmaktır. Enerjinin maliyetini, sürekliliğini ve adaletini konuşmaktır. Afetler karşısında şehirlerimizin ne kadar hazırlıklı olduğunu konuşmaktır. Kentlerimizin ne kadar dayanıklı, ne kadar dirençli ve ne kadar kapsayıcı olduğunu konuşmaktır. Daha da önemlisi, şehirde yaşayan insanların hayatlarının ne kadar korunabildiğini konuşmaktır" ifadelerini kullandı. "Yerel yönetimlerin sorumluluğu her geçen gün büyüyor" "Bizim coğrafyamız, dünyanın en hassas bölgelerinden biridir" diyen Akın, "İklim krizi burada daha sert hissediliyor. Kuraklık burada daha ağır sonuçlar doğuruyor. Su stresi burada gündelik hayatı doğrudan etkiliyor. Hızlı kentleşme, enerji baskısı, atık yönetimi sorunları, gıda güvenliği kaygıları ve afet riskleri burada sadece birer rapor başlığı olarak kalmıyor. Doğrudan evlere, sofralara, iş yerlerine ve şehirlerin geleceğine dokunuyor. Bu nedenle yerel yönetimlerin sorumluluğu her geçen gün daha da büyüyor. Bugün belediyeler, vatandaşın hayatına en yakın kamu kurumlarıdır. Sorunlar ilk başta bizim kapımıza gelir. Beklenti ilk bize yönelir. Güven ilk bizden beklenir. Bir şehirde su akıyorsa, enerji sistemi işliyorsa, afet anında koordinasyon kurulabiliyorsa, gıda zinciri korunabiliyorsa, kamusal alan sağlıklı ve güvenliyse bunun en güçlü taşıyıcılarından biri yerel yönetimdir. Çünkü belediyecilik, hayatın gündelik akışını koruma sorumluluğudur. Çevre gündemi, bizim için teknik bir başlık değildir. Çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve hayatın sürekliliği, yerel yönetimlerin omuzlarında yükselen büyük bir sorumluluktur" şeklinde konuştu. UCLG-MEWA iklim elçisi Akın: "Çözüm üretme kabiliyetini büyütmeliyiz" Hiçbir şehrin tek başına güvende kalmayacağını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Hiçbir belediye yalnızca kendi sınırları içinde çözüm üretip uzun vadede rahat edemez. İklim krizi sınır tanımıyor. Afetler sınır tanımıyor. Enerji kırılganlığı sınır tanımıyor. Gıda baskısı sınır tanımıyor. Sorunların sınır tanımadığı bir dönemde, çözümlerimizi dar alanlara hapsetme lüksümüz yok. O halde bizim cevabımız da ortak akıl, ortak kapasite ve ortak hareket olmalıdır. Bu komitenin asıl değeri tam da burada ortaya çıkıyor. Amacımız, sorunların büyüklüğünü bir kez daha tarif etmek değildir. Bizim ihtiyacımız olan şey, çözüm üretme kabiliyetini büyütmektir. Belediyelerin birbirine hız kazandırdığı bir zemin oluşturmalıyız. Deneyimin görünür olduğu, çözümün paylaşıldığı ve kapasitenin birlikte büyütüldüğü bir yapı kurmalıyız. Bir belediyenin elinde işe yarayan bir model varsa bu model başka şehirler için aylarca uzaktan izlenen bir örnek olarak kalmamalıdır. Hızla paylaşılmalıdır. Uyarlanmalıdır. Uygulanmalıdır. Teknik bilgi dar çevrelerde dolaşan bir ayrıcalık olmamalıdır. Belediyelerin kullanabildiği ortak bir güce dönüşmelidir. Doğru proje ile doğru finansman arasındaki mesafe çok uzunsa, orada yalnızca kaynak sorunu yoktur. Orada koordinasyon sorunu vardır. Orada mekanizma sorunu vardır. Yerel yönetimlerin kapasitesini tek tek değil; birlikte büyütebilirsek, gerçek anlamda bir fark oluştururuz. Ben, yeni dönemde tam olarak böyle bir yapı görmek istiyorum. Birbirine sadece ilham veren değil, birbirine somut olarak güç kazandıran bir yapı. Sonuç üreten bir yapı. Salondan çıkan cümleleri, sahada karşılığı olan adımlara dönüştüren bir yapı" dedi. "Yönetişim alanında yerel kapasiteyi güçlendirmeliyiz" Gelecek süreçte komitenin önünde çok net başlıklar olduğuna dikkat çeken Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Bu başlıkların her biri, hayatın sürekliliğini koruma sorumluluğunun bir parçasıdır. İlk olarak iklim eylemi ve çevresel yönetişim alanında yerel kapasiteyi güçlendirmeliyiz. Belediyelerimizin yalnızca hedef açıklayan kurumlar olması yetmez; veriyle çalışan, plan yapan, uygulayan ve sonuç üreten kurumlar haline gelmesi gerekir. Çünkü ölçemediğimiz bir riski yönetemeyiz. Yönetemediğimiz bir riski de azaltamayız. İkinci olarak afet risk azaltma ve kentsel dirençlilik meselesini merkezde tutmalıyız. Afet olduktan sonra müdahale eden anlayış, artık tek başına yeterli değildir. Hazırlık, bugünün en temel kamu sorumluluklarından biridir. Dirençlilik, kriz anında gösterilen refleksle başlamaz; krizden önce kurulan düzenle başlar. Üçüncü olarak sürdürülebilir enerji dönüşümünü yerel düzeyde hızlandırmak zorundayız. Enerji artık sadece altyapı konusu değildir. Ekonomik dayanıklılık meselesidir. Sosyal adalet meselesidir. Kent güvenliği meselesidir. Daha temiz, daha erişilebilir ve daha güçlü enerji sistemleri kurmak; şehirlerimizin geleceği açısından hayati önemdedir. Çünkü enerji kesildiğinde yalnızca ışık sönmez. Şehrin ritmi bozulur. Dördüncü olarak sürdürülebilir gıda sistemleri ve kentsel tarım meselesini daha güçlü biçimde gündemimize almalıyız. Gıda güvenliği artık yalnızca tarım sektörünün konusu olarak görülemez. Bu, şehirlerin dayanıklılık meselesidir" ifadelerini kullandı. "Bu stratejinin sahadaki karşılığını belediyeler üretir" Toprağın korunması, üreticinin desteklenmesi, suyun akıllı kullanımı ve yerel üretim kapasitesinin güçlendirilmesi konularının geleceğin en kritik başlıklarından olduğunu söyleyen Başkan Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Beşinci olarak döngüsel ekonomi ve atık yönetimi alanında daha ileri uygulamalar üretmek zorundayız. Atık meselesine yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir yük gibi bakamayız. Kaynağı koruyan, verimliliği artıran ve şehirlerin maliyet baskısını azaltan yeni modeller geliştirmeliyiz. Altıncı olarak kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımını yapının kalbine yerleştirmeliyiz. Bölgemizde birçok belediye, benzer sorunlarla mücadele ediyor. Ama hepsi aynı teknik imkana, aynı insan kaynağına ve aynı uluslararası erişime sahip değil. İşte tam bu noktada UCLG-MEWA daha güçlü bir rol üstlenmelidir. Bilgiyi toplayan, sadeleştiren, paylaşan ve uygulanabilir hale getiren bir merkez olmalıdır. Yedinci olarak ortaklıklarımızı büyütmeliyiz. Uluslararası kuruluşlarla, akademiyle, sivil toplumla, özel sektörle ve finans mekanizmalarıyla daha güçlü bağlar kurmalıyız. Çünkü yerel yönetimlerin etki alanı, kurduğu ortaklıklar kadar genişler. Dönüşüm iradesi kadar, o iradeyi taşıyacak ittifaklar da önemlidir. Ben, yerel yönetimlerin gücüne inanıyorum. Çünkü yerel yönetimler, hayatın gerçeğine temas eder. Bir stratejinin sahadaki karşılığını belediyeler üretir. Bir hedefin vatandaşın hayatına değip değmediğini belediyeler gösterir. Bir vizyonun kâğıttan çıkıp çıkmadığını belediyeler belirler. Bu yüzden çevre ve iklim gündeminde, yerel yönetimlerin daha çok konuştuğu bir dönemden çok, daha çok yön verdiği bir döneme ihtiyacımız var. Bizim görevimiz şehirlerimizde güven üretmektir. İnsanlar, belediyeye baktığında şunu hissetmelidir: Bu şehir, riskleri görüyor. Bu şehir, hazırlık yapıyor. Bu şehir, kaynaklarını koruyor. Bu şehir, insanını yalnız bırakmıyor. Bu şehir, kendi yarınını ciddiye alıyor. Ben, belediyeciliğe tam da böyle bakıyorum. Bir şehirde hayatın devam edebilmesi için hangi güvencelere ihtiyaç varsa yerel yönetim, o güvenceleri güçlendirmek zorundadır. Çünkü çevre politikası aynı zamanda bir sosyal adalet politikasıdır. Aynı zamanda kent hakkı meselesidir. Aynı zamanda nesiller arası sorumluluk meselesidir." "Daha yeşil şehirler elbette önemlidir. Ama bizim coğrafyamızın ihtiyacı aynı zamanda daha hazırlıklı, daha dayanıklı, daha adil ve daha koordineli şehirlerdir" diyen Akın konuşmasını şöyle sürdürdü; "Ben yeni dönemde UCLG Orta Doğu ve Batı Asya Bölgesi Çevre Komitesinin tam da bu anlayışla ilerlemesini istiyorum. Belediyelerin yalnız bırakılmadığı, çözümün paylaşıldığı ve hızın birlikte üretildiği bir yapı kuracağız. Bir şehirde işe yarayan bir uygulamanın, başka bir şehir için gecikmeden erişilebilir olduğu bir düzen kuracağız. Teknik bilgiyi sınırlı çevrelerde tutan değil, belediyelerin kullanımına açan bir yaklaşım geliştireceğiz. Doğru projeleri doğru kaynaklarla daha hızlı buluşturan bir eşgüdüm üreteceğiz. Akran öğrenimini güçlendiren, iyi uygulamaları çoğaltan, belediyelerin elini somut olarak güçlendiren bir mekanizma inşa edeceğiz. Bunu başarabilirsek bu komite yalnızca konuşan bir yapı olarak kalmayıp yol açan bir yapı olarak anılır. Güç veren bir yapı olarak anılır. Bölgesinde istikamet üreten bir yapı olarak anılır. Çünkü şehirler arasında kurulan güçlü bağlar, bölgemizin geleceğini şekillendirecek en önemli imkanlardan biridir. Bugün burada bulunan her belediye, kendi deneyimiyle bu ortak akla katkı sunuyor. Her şehir, kendi mücadelesiyle bu masaya değer katıyor. Her temsilci, kendi sahasının bilgisini bu yapının ortak hafızasına taşıyor. Bu çok kıymetli. Çünkü geleceği tek başına kuran şehir yoktur." Toplantıda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, UCLG-MEWA İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Önümüzde zor bir dönem var. Bunu inkâr edemeyiz. Ama önümüzde güçlü bir imkan da var. Eğer doğru iş birliği zeminini kurabilirsek, eğer bilgiyi paylaşabilirsek, eğer yerel kapasiteyi büyütebilirsek, eğer çevreyi hayatın merkezinden okuyabilirsek MEWA coğrafyasındaki şehirler çok daha güçlü bir gelecek kurabilir. Ben, buna yürekten inanıyorum. Bugün şehirlerimizin ihtiyacı, güçlü cümlelerden önce güçlü bir yön duygusudur. Yerel yönetimlerin ihtiyacı, daha fazla görünürlükten önce daha fazla kapasitedir. Vatandaşlarımızın ihtiyacı ise son derece nettir. Daha güvenli, daha düzenli, daha dirençli ve daha yaşanabilir şehirler. Bizler, bu ihtiyaca cevap üretmekle sorumluyuz. Çünkü çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve bir şehirde hayat aksadığında, bunun bedelini en çok vatandaş öder. Hayat güçlendiğinde ise bunun karşılığını bütün şehir hisseder. Bugün burada kurduğumuz ortak iradenin, bölgemiz için güçlü sonuçlar üretmesini diliyorum. Birbirimizden öğrenerek ve birbirimize güç vererek şehirlerimiz için daha sağlam bir gelecek kuracağımıza inanıyorum" dedi. Çevresel sürdürülebilirlik, tarım, enerji ve afet hazırlığı gibi alanlarda yüksek potansiyele sahip bir şehir olan Balıkesir’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, "Bugün burada bir komite toplantısı için bir araya gelmiş olabiliriz fakat gerçekte yaptığımız şey bundan çok daha fazlasıdır. Biz bugün, bölgemizin çevresel geleceğine dair ortak bir sorumluluğu yeniden üstleniyoruz. Biz burada yalnızca deneyim paylaşmak için bulunmuyoruz. Aynı zamanda birlikte öğrenmek, birlikte pozisyon almak ve birlikte güçlenmek için buradayız. Yerel yönetimler artık sadece uygulayıcı değil, ayni zamanda yön verici aktörlerdir. 2016’dan sonra kabul edilen Yeni Kentsel Gündem’in de ruhu budur. Ulusal ve küresel gündemlerin sahadaki karşılığı şehirlerdir. Bu nedenle Komitemizin gücü, MEWA bölgesinin ortak kapasitesini temsil etmektedir. Bu noktada uluslararası çerçeveler, bizlere önemli bir yön göstermektedir. 2015-2030 yıllarını kapsayan Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi, riskleri anlamak, yönetişimi güçlendirmek, dirençli yatırımları artırmak ve afetlere hazırlığı geliştirmek üzere dört temel öncelik ortaya koymaktadır. Yerel yönetimler bu çerçevenin uygulanmasında kritik aktörlerdir. Artık yalnızca konuşmak değil, somut ilerleme kaydetmek zorundayız. UCLG-MEWA olarak bizler, şehirlerin gücüne inanıyoruz. Tüm zorluklara rağmen yerel liderliğin dönüştürücü etkisini her gün görüyoruz. Bu platformun yeni dönemde daha görünür, daha etkili ve daha üretken bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Bunun için gerekli irade bölgemizde mevcuttur. Nazik ev sahipliği için Sayın Ahmet Akın Başkanımıza, komitemizin eş başkanlarına ve katkı sunacak olan tüm uzmanlara tekrar çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Elazığ Elazığ’da ‘asfalt’ yılı başladı Elazığ’da, altyapı yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından şehrin ulaşım ağını yenileyerek modernize edecek asfalt dönemi başlatıldı. Elazığ’da altyapı yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından şehrin ulaşım ağını yenileyerek modernize edecek yeni bir döneme geçildi. Göreve başladığı günden bu yana hayata geçirdiği vizyon projelerle şehri geleceğe taşıyan Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın talimatları ile 2026 ‘asfalt’ yılı başlatıldı. Bu kapsamda Elazığ Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, bahar döneminin de gelmesi ile birlikte sahaya indi. Ekipler, vatandaşların yoğun olarak kullandığı Beyzade Efendi Bulvarı’nda kapsamlı yol yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmaların ilk aşamasında, altyapı yenileme çalışmalarından kaynaklı bozulan ve kış şartlarından dolayı deforme olan mevcut asfalt tabakası, freze asfalt kazıma makinesiyle sökülerek temizleniyor. Böylece yol yüzeyinde yeni asfalt serimi için gerekli zemin hazırlanıyor. Ekipler, söküm işleminin ardından gerekli düzeltmeleri gerçekleştirerek sıcak asfalt serimini gerçekleştiriyor. Elazığ Belediyesinden yapılan açıklamada, "Asfalt yılı kapsamında Başkan Şahin Şerifoğulları’nın talimatları ile şehrin dört bir yanında eş zamanlı olarak çalışmaların yürütüleceği ve vatandaşların daha konforlu ve güvenli bir ulaşım ağına kavuşması için ekiplerin gece gündüz sahada olacaktır" ifadelerine yer verildi.