GÜNDEM - 21 Mayıs 2026 Perşembe 14:02

TEÇ-SEN Genel Başkanı Demirel: "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir"

A
A
A
TEÇ-SEN Genel Başkanı Demirel: "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir"

Devlet Memurları Konfederasyonu’na bağlı Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı hakkında, "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir. 5 yıl, bir çalışanın hayatında çok büyük bir süredir" dedi.


TEÇ-SEN üyeleri, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nın 5 yıldır yapılmaması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem gerçekleştirdi. Türkiye genelinde yapılan eş zamanlı eylemlerde sendika üyeleri, diplomalarını çamaşır ipine asarak tepkilerini dile getirdi. TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıl geçtiğini, bu 5 yılın bir çalışan için uzun bir süre olduğunu ve bu mağduriyetin giderilmesi gerektiğini ifade etti.



"Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir"


Kariyer hakkının sadece bireysel bir mücadele olmadığını ifade eden Demirel, "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir. 5 yıl, bir çalışanın hayatında çok büyük bir süredir. 5 yıl içinde insanlar evlenir, çocuk sahibi olur, şehir değiştirir, aile düzeni kurar, ekonomik plan yapar, kariyer hedefi belirler. 5 yıl içinde kurumların ihtiyaçları değişir. Personel planlaması değişir. Teknik hizmet ihtiyacı artar. İdari kadrolarda boşluklar oluşur ama ne yazık ki bu süre içinde kariyer sınavları düzenli ve öngörülebilir bir zemine kavuşturulamamıştır. Bu yalnızca çalışan açısından kayıp değildir. Bu aynı zamanda kurum açısından da büyük bir kayıptır. Çünkü yıllardır bekleyen nitelikli personel, hak ettiği unvanlara kavuşamadığı için kurum içi verimlilik düşmektedir. Eğitimini tamamlamış, diplomasını almış, teknik bilgiye sahip, idari tecrübeye sahip binlerce eğitim çalışanı, kuruma daha fazla katkı sunabilecekken bekletilmektedir" diye konuştu.



"Bin 552 memur ve 288 şef kadrosunun önemli bir bölümü boş kalmıştır"


Sınav sorularının görev tanımlarıyla aynı paralelde ilerlemesi gerektiğini dile getiren Demirel, "Son yapılan görevde yükselme sınavlarında ilan edilen bin 552 memur ve 288 şef kadrosunun önemli bir bölümü boş kalmıştır. Çünkü sınav sorularının zorluk derecesi, sınav süreçlerindeki sorunlar ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle binlerce çalışan bu kadrolara ulaşamamıştır. Bir sınavın amacı liyakati ölçmek, bilgi ve tecrübeyi adil biçimde değerlendirmek, görevin gerektirdiği yeterliliği tespit etmektir ama sınavlar, kadroların boş kalmasına yol açacak kadar aşırı zorlaştırılırsa, burada ölçme değerlendirme değil, mağduriyet oluşur. Sınav soruları görev tanımlarıyla uyumlu olmalıdır. Sorular açık, anlaşılır, ölçülebilir olmalıdır. Biliyoruz ki görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları bir çalışan için yalnızca bir sınav değildir. Bu sınav, yılların emeğinin karşılığıdır. Bu sınav, çocuklarının geleceği için mücadele eden bir memurun umududur" şeklinde konuştu.



"Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları, standart biçimde yapılmalıdır"


Bu sınavların objektif bir biçimde yapılması gerektiğini aktaran Demirel, "Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları merkezi, standart, objektif ve adil biçimde yapılmalıdır. Tüm kamu kurumlarında ortak esaslar belirlenmelidir. Sınav süreçleri tek merkezden, eşit standartlarla yürütülmelidir. Derece sınırlamaları ve keyfi uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır. Sınavla atanması gereken kadrolara sınavsız atama yapılmasının önüne geçilmelidir. Çünkü kamu yönetiminde güven, ancak adaletle sağlanır. Çünkü liyakat, sadece söylemde değil, uygulamada hayat bulmalıdır. Sınava tabi kadrolara sınav yapılmadan atama yapılması kabul edilemez. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi ileri sürülerek sınavla atanması gereken kadrolara yapılan atamalar, kariyer ve liyakat ilkesine zarar vermektedir. Bu uygulamalar çalışanların devlete olan güvenini sarsmaktadır" ifadelerini kullandı.



TEÇ-SEN Genel Başkanı Demirel: "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara KARGU sürüsü EFES-2026’da hedefleri otonom imha etti Türk savunma sanayi şirketi STM tarafından geliştirilen KARGU vurucu İHA’ları, EFES-2026 Tatbikatı kapsamında sürü zekâsı altyapısıyla koordineli şekilde görev icra ederek belirlenen hedeflere eş zamanlı taarruz gerçekleştirdi. STM, gerçekleştirilen faaliyetin "dünya askeri literatüründe bir ilk" olduğunu açıkladı. STM’nin geliştirdiği KARGU vurucu İHA’ları, İzmir Seferihisar Doğanbey Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen EFES-2026 Tatbikatı’nın gece safhasında görev aldı. 50 ülkeden 10 binden fazla personelin katıldığı tatbikat kapsamında 20 adet KARGU, sürü zekâsı altyapısıyla koordineli şekilde belirlenen hedeflere eş zamanlı saldırı düzenledi. "Canlı mühimmatlı sürü harekâtı" vurgusu STM’nin açıklamasına göre, tamamen milli algoritmalar ve dağıtık mimariye sahip sürü zekâsı ile donatılan 20 adet KARGU, tek bir operatörün kontrolünde havalanarak hedef bölgeye otonom intikal gerçekleştirdi. Tatbikatın fiili atışlı safhasında görev yapan KARGU sürüsünün, hedefleri otonom şekilde tespit ve sınıflandırdığı, sürü zekâsı sayesinde birbirleriyle gerçek zamanlı haberleşme ve hedef paylaşımı yaptığı belirtildi. Açıklamada, anti-personel harp başlığı taşıyan İHA’ların eş zamanlı satürasyon saldırısı gerçekleştirerek hedefleri başarıyla vurduğu kaydedildi. STM, söz konusu operasyonun "dünya askeri literatüründe bir tatbikat sırasında canlı mühimmatlı bulutaltı İHA’lar ile sürü harekâtı icra edilen ilk faaliyet" olarak kayıtlara geçtiğini bildirdi. "Dünya savunma tarihinde bir ilki gerçekleştirdik" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ise açıklamasında, "Ocak 2026’da Ankara’da gerçekleştirdiğimiz başarılı saha testlerinin ardından, bugün Türkiye’nin en prestijli tatbikatı EFES-2026’da bu kabiliyeti bir adım öteye taşıyarak dünya savunma tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. 20 adet KARGU’dan oluşan sürümüzün, tam otonom şekilde hedeflerini imha etmesi, sadece STM için değil Türk savunma sanayii için bir gurur vesilesidir. Dünyada ilk kez bu ölçekte bir sürü drone saldırısının tatbikat ortamında başarıyla icra edilmesi, ülkemizin savunma teknolojilerindeki öncü konumunu daha da güçlendirmiştir. Bu operasyonla, sürü zekâsı ve otonom sistemler alanında dünyada takip eden değil, standart belirleyen ve ilki gerçekleştiren bir ülke olduğumuzu kanıtladık. Oyun değiştirici teknolojilerimizle dünyada ilkleri başarmaya, kahraman Ordumuzun gücüne güç katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. STM’nin sürü zekâsı kabiliyetleri STM’nin sürü zekâsı mimarisinin merkezi bir kontrol birimine bağımlı olmadan çalıştığı belirtilirken, sistemde yer alan her bir İHA’nın görev kararlarını kendi alabileceği ifade edildi. Açıklamada, sürü içindeki İHA’ların hedef tespiti, paylaşımı ve önceliklendirmesi yapabildiği, görev sırasında sürüye yeni İHA eklenip çıkarılabildiği ve farklı alt görevlerin icra edilebildiği kaydedildi.
İstanbul TFF, Süper Lig’de yabancı kuralının 10+4 olarak uygulanacağını duyurdu Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’in 2026-2027 sezonunda yabancı kuralının 10+4 olarak uygulanacağını duyurdu. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’in 2026-27 sezonu için yabancı kuralında değişikliğe gitti. TFF, yeni sezonda yabancı kuralının 10+4 şeklinde uygulanacağını duyurdu. Federasyondan yapılan ’Süper Lig Futbolcu Uygunluğu’ başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "1 - Kulüpler A takım listesinde Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmayan en fazla 14 futbolcu bulundurabilirler. A takım listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcunun 10’u için herhangi bir yaş kriteri aranmaz. A takım listesine 14 yabancı futbolcu yazılması halinde bu futbolculardan 2026-2027 sezonunda en az 4’ünün 01.01.2003 veya daha sonraki tarihte doğmuş olması zorunludur. A takım listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcu hakkının bir kısmının veya tamamının kullanılmaması, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğuna sahip futbolcu sayısının fazla yazılmasına engel teşkil etmez. Önceki sezonlarda bu kapsamda sözleşme yapmış, A takım listesine yazılmış ve halen sözleşmesi devam eden 2002 yılı içerisinde doğmuş yabancı uyruklu futbolcular 2026-2027 sezonu boyunca bu kurala tabi olarak A takım listesine yazılabilirler. 2026-2027 sezonunda bu kapsamda sözleşme yapmış ve A takım listesine yazılmış 2003 yılı içerisinde doğmuş yabancı uyruklu futbolcular ile 1 sezondan fazla süreli sözleşme imzalanması halinde bu futbolcular 2 sezon boyunca bu kurala tabi olarak A takım listesine yazılabilirler. 2 - 14’ten fazla sayıda yabancı uyruklu futbolcu ile sözleşmesi bulunan Süper Lig kulüpleri, A takım listesine yazılmamış yabancı uyruklu futbolcuları A takım müsabakalarında oynatamazlar. 3 - Kulüpler birinci fıkrada öngörülen A takım listesine yazılan Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmayan futbolculara ilaveten; 2023-2024 sezonunda Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olarak A takım listesine yazılan 1 futbolcuyu ve Türkiye A Milli Futbol Takımı’nda oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olarak A takım Listesine yazdıkları 1 futbolcuyu sözleşme süreleri sonuna kadar müktesep hakları sebebiyle Madde 2’nin e fıkrası kapsamında A takım listesine yazabilirler. Bu futbolcuların sözleşmelerinin sona ermesi halinde; sözleşme yenileme ve diğer kulüplerle imzalayacakları sözleşmeler A Milli Takım’da oynama uygunluğu bulunmayan futbolcu kapsamında tescil edilecek ve A takım listesine bu doğrultuda yazılacaktır. 4 - Kulüpler, 01.01.2006 veya daha sonra doğmuş ve Türkiye A Milli Takımı’nda oynama uygunluğu bulunan tescilli profesyonel futbolcularını A takım listesine yazma zorunluluğu olmaksızın müsabakalarda oynatabilirler. Bu futbolcuların son 6 ay süreyle kulübüne tescilli olması ve 15 yaşını tamamlamış olmaları kaydı ile profesyonel futbolcu olmaları koşulu aranmaz."
Adıyaman "Bu forma benden sana kardeşim" kampanyasıyla çocukların yüzü güldü Beşiktaş camiasının dayanışma projesi kapsamında düzenlenen "Bu forma benden sana kardeşim" kampanyasıyla deprem bölgesindeki çocuklara forma ve spor ayakkabı dağıtıldı. Adıyaman’da gerçekleştirilen organizasyonda çocuklara Beşiktaş formalarının yanı sıra çeşitli spor malzemeleri ve spor ayakkabıları hediye edildi. Etkinlikte çocukların büyük mutluluk yaşadığı gözlenirken, siyah-beyazlı taraftar grupları ve gönüllüler de dayanışma mesajı verdi. Kampanya çerçevesinde Adıyaman merkezde bulunan Zeynep Turgut İlkokulu’nda çocuklarla bir araya gelindi. Organizasyon, Beşiktaş Genel Kurul Üyeleri, taraftar platformları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin iş birliğiyle gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında çocuklara yalnızca forma değil, spor ayakkabısı ve çeşitli spor ekipmanları da ulaştırıldı. Kampanya yetkilileri, amaçlarının depremden etkilenen çocuklara moral vermek ve sporun birleştirici gücüyle dayanışmayı büyütmek olduğunu belirtti. Etkinlik sonunda çocuklar Beşiktaş formalarıyla hatıra fotoğrafları çektirirken, organizasyonun farklı illerde de devam edeceği ifade edildi. Hacı Demir: "Depremzede çocuklarımızın kalplerine dokunduysak ne mutlu bize" Kampanyayla ilgili bilgi veren Beşiktaş Genel Kurul Üyeleri Dostluk Gurubu Başkanı Hacı Demir, "Beşiktaş gönüllülerinin, dostluk grubu üyelerinin oluşturduğu bir kampanyayı geçen sene mayıs ayında stadımızda başlatmıştık. Özellikle deprem bölgelerimizi seçtik. Malatya ilimize gittik, Kahramanmaraş, Hatay ve bugün de Adıyaman’dayız. ’Bu forma benden sana kardeşim’ kampanyamız çerçevesinde minik kardeşlerimize Beşiktaş formaları hediye edeceğiz. Onun yanında spor malzemesi, spor ayakkabıları... Onların spor aidiyetlerini geliştirmek istiyoruz. Moral motivasyon olarak yanlarında olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Bir diğer taahhüdümüz var onlara. Okulumuzun en başarılı 3 öğrencisini İstanbul’a bütün ulaşım gideri, konaklama gideriyle karşılamak üzere Beşiktaş Stadı’nda bir maçı izletmek üzere İstanbul’a götüreceğiz. Aynı sözü dün Kahramanmaraş ilimizde de verdik. Başarılı çocuklarımızın, özellikle bu depremde zarar görmüş çocuklarımızın kalplerine dokunup mutlu edebildiysek ne mutlu bize" diye konuştu.