GÜNDEM - 19 Ocak 2026 Pazartesi 16:18

Türkçenin dünyadaki temsilcileri İstanbul’da bir araya geldi

A
A
A
Türkçenin dünyadaki temsilcileri İstanbul’da bir araya geldi

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Eğitim Sorumluları 3. İstişare Toplantısı ve Hizmet İçi Eğitim Programı, 44 ülkeden katılımcıyla İstanbul’da başladı.


Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Eğitim Sorumluları 3. İstişare Toplantısı ve Hizmet İçi Eğitim Programı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Cahid Şenel ve 44 ülkeden gelen eğitim sorumlularının katılımıyla İstanbul’da başladı.


Açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, istişarenin önemine değinerek istişaresiz başarıya ulaşmanın mümkün olmadığını ifade etti.



"Sizlerin emeği bizim için son derece değerlidir"


Görev başında olan eğitim sorumlularına seslenen Şenel, "Sizler, bazen binlerce kilometre uzakta, farklı coğrafyalarda, belki de daha önce aşina olmadığımız kültürlerin içinde Türkçeyi anlatıyor, Türk kültürünü tanıtıyor, Türkiye’ye dair doğru, sahici ve sıcak bir bağ kuruyorsunuz. Bu, son derece kıymetli olduğu kadar fedakarlık da gerektiren bir görevdir. Hepimiz biliyoruz ki bu görev, birbirini izleyen akademik takvimlerden, materyal tasarımlarından, müfredatlardan veya sınavlardan ibaret değildir. Kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman imkânların sınırlılığıyla, kimi zaman da kültürel farklılıkların doğurduğu zorluklarla mücadele etmeyi gerektirir. İşte tam da bu sebeple sizlerin emeği bizim için son derece değerlidir. Ve yine buradan açıkça ifade etmek isterim ki: Yaptığınız işlerin farkındayız, gösterdiğiniz fedakârlıkları görüyoruz ve her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyoruz. Gerek şahsımın gerekse kurum yöneticisi çalışma arkadaşlarımın temel yaklaşımı da tam olarak budur aslında. Sahadaki arkadaşlarımızın yolunu açmak, onları desteklemek ve her şartta onların yanlarında olduğumuzu hissettirmek. Çünkü güçlü bir merkez ancak sahasıyla sürekli temas hâlinde olan merkezdir. Kapılarımız sizlere her zaman açıktı" diye konuştu.


Aynı zamanda Şenel, Türkçe öğretiminin sadece dil aktarımından ibaret olmadığını; kültür, düşünce ve gönül dünyasının paylaşımı olduğunu belirtti.


Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, yeni öğretim modelleri ve dijital eğitim araçlarının ele alındığı program, 5 gün boyunca devam edecek. Programda, pedagojik donanımlarını güçlendirecek akademik oturumlara ve teknik atölyeler dahil olacak. Program kapsamında Avrupa Ortak Dil Metni (CEFR) standartları, Enstitü’nün güncel öğretim modelleri ve dijital materyal geliştirme süreçleri detaylı olarak ele alacak.


Ayrıca eğitimde yapay zeka kullanımı, ölçme-değerlendirme standartları ve protokol kuralları gibi teknik seminerlerin yanı sıra, saha deneyimlerinin paylaşıldığı yuvarlak masa toplantıları ve kurumsal iş akışını güçlendirmeye yönelik sunumlar gerçekleştirilecek. Program, personelin motivasyonunu artıracak kültürel gezi ve etkinliklerle tamamlanacak.



Türkçenin dünyadaki temsilcileri İstanbul’da bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Genel Sekreteri İnan: "27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız" AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, 15 Temmuz kahramanlarımızı minnetle anıyoruz" dedi. İnan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bugün, Türkiye’nin demokrasi hafızasında derin bir yara olan 27 Mayıs 1960’ın yıl dönümündeyiz. Yıllarca bu kara günü ’bayram’ diye kutsayarak millete dayatan, o utanç verici darbe zihniyetini bir zafer gibi sunan herkesi ve bugün hala aynı çarpık zihniyeti taşıyan siyasi anlayışı bir kez daha şiddetle lanetliyoruz. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel de, eğer bir siyasi partinin vesayetle ve yargı kollarının gölgesiyle nasıl hareket ettiğini, iradesini nasıl teslim ettiğini görmek istiyorsa; dönsün 27 Mayıs 1960’a baksın! O gün kurulan darağaçlarına, hukuk adı altında verilen tiyatro kararlara ve milli iradeyi boğmak için kullanılan yargı kılıflarına baksın. O günün karanlığı, bugün hala bazı zihinlerde pusuda bekleyen demokrasi düşmanlığının yegane aynasıdır" dedi. İnan, "Bizim tarihimizde ‘bayram’ bellidir; o da milletin kendi iradesiyle yazdığı destanlardır. 14 Mayıs 1950 tarihinde, Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes’in öncülüğünde milletin oylarıyla gerçekleşen, tek parti baskısını ve o karanlık ‘CHP faşizmini’ sandığa gömen ‘Beyaz İhtilal’ gerçek bayramımızdır. O gün, millet kendi kaderine el koymuş, vesayetin zincirlerini kırmıştır. 27 Mayıs 1960’ta darbeyi yapanlar, işte bu 1950’deki ’Beyaz İhtilal’in kazanımlarını geri almak için milletin özgürlüğüne kastetmişlerdir. O karanlık günlerde, sadece bir hükümet değil; milletin onuru ve iradesi hedef alınmıştır. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanımız Hasan Polatkan. Onlar, dar ağacına yürürken bile milletin emanetini yere düşürmeyen birer şeref abidesiydiler. İnançlarından, milletine olan bağlılıklarından ve demokrasiden bir an olsun ödün vermeden, vakarla şehadete yürüdüler. Onlar, milletin kalbinde ebediyen yaşayacak olan birer demokrasi kahramanıdır" ifadelerini kullandı. Menderes ve arkadaşlarının vasiyetinin AK Parti çatısı altında vücut bulduğunu ifade eden İnan, şunları kaydetti: "Bugün tarihe baktığımızda, çok net bir hakikati görüyoruz: ‘Beyaz İhtilal’in ruhu, Merhum Başvekilimiz Menderes ve arkadaşlarının vasiyeti, bugün AK Parti çatısı altında vücut bulmuştur. 1950’de başlayan o onurlu yürüyüşün bayraktarlığı, 2002 yılında AK Parti’nin gerçekleştirdiği ’Anadolu İhtilali’ ile devralınmıştır. Tam 24 yıl oldu. Çeyrek asra yaklaşan bu süreçte, bu anlayışla, bu inançla ve milletin iradesinden aldığımız güçle; gece gündüz demeden, dur durak bilmeden ülkemize hizmet ediyoruz. Nasıl ki 1950’de Adnan Menderes, milleti devletin asli unsuru kıldıysa; biz de 2002’den bu yana Anadolu’nun sessiz çoğunluğunu bu ülkenin gerçek sahibi yapmış, vesayeti kökünden söküp atmış, milletin iradesini her şeyin üzerinde tutmuş bir hizmet destanı yazdık. 27 Mayıs 1960, açılan bir parantezdi; 15 Temmuz 2016 ise bu parantezin sonsuza dek kapatıldığı yerdir. Milletimiz, 15 Temmuz 2016 gecesi sadece bir darbeyi püskürtmedi; aynı zamanda 1960’tan beri süregelen o vesayetçi ‘darbe tezini’ de sonsuza dek tarihin çöplüğüne gömdü." 15 Temmuz’un gerçek demokrasi bayramı olduğuna dikkati çeken İnan, "Çünkü o gece, darbelerin artık bu topraklarda asla yeşeremeyeceğinin, milletin efendisinin sadece yine millet olduğunun kesin tescilidir. Bizler, Menderes’in 1950 ’Beyaz İhtilali’nden 2002’nin ’Anadolu İhtilali’ne uzanan o sarsılmaz iradenin takipçileriyiz. 27 Mayıs’ın karanlık zihniyetine karşı, AK Parti’nin aydınlık yolunda, vesayetin her türlüsünü yok etmeye ve demokrasiyi daha ileri taşımaya kararlıyız. Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, 15 Temmuz kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. O günün ’Yeter Söz Milletindir’ nidası, bugün ’Söz de Karar da Milletindir’ diyerek yankılanmaya devam ediyor. Yaşa, var ol Menderes! Yaşa, var ol demokrasi şehitleri! Yaşa, var ol 24 yıldır millete hizmeti şeref bilen Anadolu İhtilali’nin sarsılmaz iradesi! Yaşa, var ol milli irade" dedi.