KÜLTÜR SANAT - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 09:51

Türkiye’den Peru’ya anlamlı iade: Mochica kültürüne ait tarihi kolye yurduna döndü

A
A
A
Türkiye’den Peru’ya anlamlı iade: Mochica kültürüne ait tarihi kolye yurduna döndü

Türkiye, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede örnek bir çalışmaya daha imza attı. M.Ö. 200 ile M.S. 600 yılları arasında Peru’nun kuzey kıyılarında hüküm süren Moche (Mochica) kültürüne ait tarihi bir kolye Peru’ya iade edildi.


13 Mayıs’ta Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde gerçekleştirilen törende, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ile Peru’nun Ankara Büyükelçisi Cesar Augusto De Las Casas Diaz’ın katılımıyla kolye Peru yetkililerine teslim edildi. Törene ayrıca Dışişleri Bakanlığı temsilcileri ve müze yetkilileri de iştirak etti. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı törende yaptığı konuşmada, Türkiye ile Peru’nun kültür varlığı kaçakçılığına karşı ortak tehditlerle mücadele ettiğini vurgulayarak, "Bu eser yalnızca bir takı değil, bir medeniyetin hafızasıdır. Onu ait olduğu topraklara teslim etmek, insanlığın ortak hafızasını onarma yolunda atılmış anlamlı bir adımdır" dedi. Yazgı, UNESCO 1970 Sözleşmesi çerçevesinde yürütülen iade sürecinin iki ülke arasındaki kültürel iş birliğini güçlendirdiğine de dikkat çekti.


Peru Büyükelçisi De Las Casas Diaz ise Türkiye’nin gösterdiği hızlı ve etkin iş birliği için teşekkür ederek, "Bu kolyenin iadesi yalnızca resmi bir prosedür değil, aynı zamanda dostluğun ve kültürel anlayışın da güçlü bir ifadesidir" dedi. Büyükelçi ayrıca, Mochica kültürünün Peru’nun kimliğinin ve ulusal gururunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.


İade edilen kolyenin 1960’lı yıllarda bir Türk vatandaşı tarafından Peru’dan edinildiği ve 2021 yılında yetkililere başvurularak orijinalliğinin araştırılmasının talep edildiği öğrenildi. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda eserin Peru Kültür Bakanlığı uzmanlarınca Moche kültürüne ait olduğu tespit edildi. Eseri elinde bulunduran Türk vatandaşı, kolyenin Peru’da koruma altında olduğu bilgisine ulaşır ulaşmaz gönüllü olarak iade sürecini başlatarak, örnek bir davranış sergiledi. Kolye, 23 Ocak 2025 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne teslim edilerek koruma altına alındı. İade sürecinin Peru ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 75. yılına denk gelmesi de, bu iş birliğine sembolik bir anlam kazandırdı.


Türkiye, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede yürüttüğü çalışmaları sürdürürken, kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası iş birliklerine de katkı sağlıyor.



Türkiye’den Peru’ya anlamlı iade: Mochica kültürüne ait tarihi kolye yurduna döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.