GÜNDEM - 08 Ekim 2024 Salı 09:52

Üniversite hayalinden hiç vazgeçmedi, 54’üncü yaş gününde bölüm birincisi olarak mezun oldu

A
A
A

Ankara’da yaşayan ve 30 senelik hayalinin peşinden üniversite sınavına girerek Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünü kazanan Hafize Çesner, 54’üncü yaş gününde bölüm birincisi olarak mezun oldu.

Ankara’da yaşayan evli ve bir çocuk annesi 54 yaşındaki Hafize Çesner, lisedeki eğitim ve öğretim hayatını tamamlamasının ardından hayal ettiği üniversite hayatını yaşayabilmek için bir türlü fırsat bulamadı. 30 yıl aradan sonra çevresindekilerin de desteğiyle hayalinin peşinden giderek üniversite sınavına girmeye karar veren Çesner, sınav dönemini başarıyla tamamlamasının ardından Ankara Çankaya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünü yüzde 50 burslu olarak okumaya hak kazandı. Çesner, 4 senelik üniversite eğitimi boyunca ailesini ve sosyal yaşantısını ihmal etmezken, okuma azminin getirdiği hırsla da derslerinden hiç vazgeçmeyerek genç öğrencilere örnek oldu. Bu yıl mezun olan Çesner, 54’üncü yaş gününde lisans eğitimini 3,69 ortalama ile tamamlayarak, hem bölüm birincisi hem de yüksek şeref öğrencisi ünvanını elde etti. Eşinin ve çevresindekilerin üniversite hayatı boyunca hep olumlu yaklaştığını ifade eden Çesner, üniversite eğitimini tamamlayamayan ve içerisinde ukde kalan herkese hayallerinin peşinden gitmeyi tavsiye etti.

Üniversite hayalinden hiç vazgeçmedi, 54’üncü yaş gününde bölüm birincisi olarak mezun oldu

Çesner, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, erkek çocuklarının daha egemen olduğu bir ailede büyüdüğünü kaydederek, "Ağabeylerim de üniversite mezunu ama kızlar okusa da okumasa da olur diye kendi tercihine bırakıldı. Ben de maalesef ki o zaman tembellik etmişim ve okumamayı tercih etmişim. Birkaç yıl içerisinde de eşime aşık oldum ve evlendim. Sonra kızım oldu ve hayat şartları devam etti ama hep üniversite mezunu olmayışım içimde bir ukde olarak kaldı. Hep de geç kaldığımı zannediyordum. Yıllarım geç kaldım diyerek geçti gitti. 45 yaşımda bir akademisyen aile dostuyla tanıştım. Kendisi ‘yapabilirsin, geç değil’ dedi ve ısrar etti. Sınava girdim ve süreç başladı” dedi.

“Mümkün olduğunca hocalarla, gençlerle ilişkilerimi canı gönülden iyi tutmaya çalıştım”

Üniversiteyi kazandığını öğrenince çok müthiş duygular hissettiğine vurgu yapan Çesner, “Bir kere beklemiyordum. Yüzde 50 burslu olarak başladım çünkü hiç ders çalışmadım, 30 yıl ara verdim. 4 yıllık üniversite kazanacağımı hiç beklemiyordum. Aşırı derecede mutlu oldum. İlk günden son güne kadar hem okul ortamını hem gençleri hem hocalarımı o kadar çok severek devam ettim ki 4 yıllık üniversite hayatımda belki 2 ders katılmadığım olmuştur, derslerimi o kadar titizlikle takip ettim. Mümkün olduğunca hocalarla, gençlerle ilişkilerimi canı gönülden iyi tutmaya çalıştım” ifadelerine yer verdi.

Üniversite arkadaşlarıyla arasındaki yaş farkından dolayı herhangi bir iletişim zorluğu çekmediğini ifade eden Çesner, genç arkadaşlarının da kendisine yönelik hep sevgiyle yaklaştığını dile getirdi.

“Dersim veya ödevim varsa arkadaş ilişkilerimi rölantiye aldım”

Üniversite eğitimi boyunca hem okul hayatını hem de aile hayatı arasındaki dengede okulu hep birinci plana aldığını dile getiren Çesner, “Dersim veya ödevim varsa arkadaş ilişkilerimi rölantiye aldım. Önce dersime ve sınavıma öncelik verdim. Ev işlerini ve ailemi elimden geldiğince aksatmamaya çalıştım. Eşim de ev işlerinde yardım etmiştir, bana her zaman destekti” dedi.

“Başarı çok güzel bir şey ve çok sevmeye başladım”

Çesner, üniversite mezuniyet töreninde adının bölüm birincisi olarak anons edildiği anda müthiş bir duygu yaşadığını belirterek, “Birinci sınıfta acaba yapabilir miyim endişesi vardı. Bir dersten acaba 50’den yüksek not alabilir miyim ile devam eden bir süreçti. Sonra baktım ki başarı çok güzel bir şey ve çok sevmeye başladım. 90 ve üstü almalıyım çünkü gerçekten çok çalışıyorum. Gençlerle konuştuğum zaman ‘abla biz bir gün çalıştık’ diyordu. Ben haftalarca çalışmışım bekliyorum ki 90, 95 ve 100 alayım diyordum hatta bir dönem 100 almalıyım diye bir süreç devam etti. Sonra baktım ki birincilik yaklaşıyor. Bu da müthiş bir duygu. Gerçekleştiğini öğrenince çok mutlu oldum. Müthiş bir süreç, genç ya da yaşlı olsun herkese tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bu bilinçle 18 yaşıma dönmeyi çok isterim ama imkansız”

Üniversite eğitim sürecinin hayatına olumlu yönde çok şey kattığını söyleyen Çesner, sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle iletişim bölümü olduğu için iletişim anlamında yaşıma rağmen çok şey kattığını düşünüyorum çünkü ders çalışmak için çalışmadım. Ezberlemek için değil tüm dersleri anlamak için çalıştım. Bu bilinçle baktığınız zaman çok şey katıyor. Bu bilinçle 18 yaşıma dönmeyi çok isterim ama imkansız. Bunun haricinde çevremdeki insanların da çok katkısı, desteği oldu. Onlar da üniversite sana çok iyi geldi diyor.”

“Çok çalışıyordum ve derslerde başaramazsam diye aşırı stres oluyordum”

Üniversite eğitimini tamamlamayan ve içinde ukde olarak kalan herkese mutlaka üniversite bitirmeleri gerektiğini tavsiye eden Çesner, “Üniversitenin insana çok şey kattığını yaşadım ve gördüm. Yeter ki buna istekli olun, gayreti gösterin ve bu bilinçle bakın. Bence mutlaka her yaşta katkısı olur. Benim de zorlandığım dönemler oldu. Dondurmak istediğim 2 dönem oldu. Çok çalışıyordum ve derslerde başaramazsam diye aşırı stres oluyordum. Bu dönem dondurayım dedim ama çevremdekiler devam edeceksin diye telkin ettiler. İyi ki de devam etmişim. Herkese şiddetle çok tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.

“Öğrenmenin yaşı yok”

Dr. Öğretim Üyesi Erhan Konuk ise öğrenmenin yaşının olmadığını ifade ederek, “Böyle bir yaklaşımla bakıldığı zaman Hafize Hanım’ın bu konudaki çok ciddi anlamda ilgisi, konuya hakimiyeti, hanımefendiliği, arkadaşlarını her zaman koruyup kollaması ve onlara olan ilgisi, iletişimi bu bölümde çok güzel bir şekilde ifade etmesi ve yaşatması ve etrafına da olumlu enerji vermesi benim için son derece kayda değerdi. Bazen insanlar 60 yaşında Tıp Fakültesi’ne giriyor, 66 yaşında mezun oluyor. Sonrasında bir bakıyorsunuz 75 yaşında neredeyse doçent olmuş. Bu tip şeyler olabilir. İsterseniz bu profesörlüğe kadar gidebilir. Bu tarzdaki öğrencilerimizin daha genç yaştaki öğrencilere de bir anlamda ışık tutmasını isterim. Ben öğrencilerime her zaman kendilerinin çok değerli olduğunu, o değeri kimsenin değersiz hale getirmesine müsaade etmemeleri gerektiğini söylerim” dedi.

Muhammed Musab Gümüşer - İbrahim Çakmak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin, "Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor" dedi. Bakan Gürlek, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Gülistan Doku soruşturması hakkındaki soru üzerine Gürlek, "2020 yılında işlenmiş ve vicdanları tatmin etmeyen bir olaydı, faili meçhul alınmıştı. Savcımız bana geldi ve delilleri topladığını söyledi. Bizim takdir hakkımız yok. Başsavcılık soruşturmayı yürütüyor. Burada yoğun şüpheler var. Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Biz başsavcıya talimat veremeyiz, öyle bir yetkimiz yok" dedi. "Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" Gülistan Doku soruşturmasında gözaltılar olduğunun altını çizen Gürlek, "Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok. Dönemin valisinin oğlu da gözaltında. Bizim o soruşturmayla ilgili mesajımız yok. Ben başsavcılık da yaptım. Burada şahıslar önemli değildir. Soruşturma sonuna kadar gitmeli. Savcı şahısların mesleğine bakmaz" dedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında verilen soruşturma iznine ilişkin değerlendirmede bulunan Gürlek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne soruşturma iznini İçişleri Bakanlığımız verdi. Şu an yürüyen bir soruşturma var. Şanlıurfa’da yeni bir soruşturmamız başladı. Bu soruşturma da devam ediyor" diye konuştu. "12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor" Terörsüz Türkiye ve 12. Yargı Paketi’ne ilişkin soru üzerine Gürlek, "Terörsüz Türkiye sürecinde Komisyon, raporunu Meclis’e sundu. Şu an Meclis’in takdiri ve yetkisinde. Biz Adalet Bakanlığı olarak teknik olarak destek verebileceğimizi söyledik. Bu tamamen Meclis’in iradesinde. Kapsamını ve çerçevesini Meclis belirleyecek. 12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz. Özellikle yargı süreçlerinin hızlandırılması için atılması gereken adımlar olduğunu fark ettik" cevabını verdi. "Göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım" Yasadışı bahis ve uyuşturucu ile mücadele konusunda atılan adımlara ilişkin Bakan Gürlek, "Ben göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım. 81 il başsavcılığımıza genelge gönderdim. Sonuna kadar gidilmesini istiyorum. Uyuşturucu, sanal kumar ve yolsuzluk ile ilgili soruşturmalar yürütülüyor. Bu soruşturmalar başsavcılarımızın koordinesinde yürütülüyor "dedi.
Manisa Engelsiz eller Mesir için üretiyor Şehzadeler Belediyesi Tilkisüleymaniye Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim gören özel ihtiyaçlı bireyler, 21-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 486. Uluslararası Manisa Mesir Festivali öncesinde hazırladıkları el emeği ürünlerle dikkat çekiyor. Manisa’da özel ihtiyaçlı öğrenciler, Mesir Festivali için ürettikleri mum ve dekoratif ürünlerle hem özgüven kazanıyor hem de toplumsal hayata daha güçlü katılım sağlıyor. Şehzadeler Belediyesi’ne bağlı Tilkisüleymaniye Engelsiz Yaşam Merkezi’nde eğitim alan özel ihtiyaçlı bireyler, atölye çalışmalarında aktif rol alarak üretim süreçlerine katılıyor. Öğrenciler, taş tozu ve doğal soya wax kullanarak mum ve çeşitli dekoratif ürünler hazırlıyor. Uzman eğitmenler eşliğinde yürütülen uygulamalı eğitimlerde öğrenciler; planlama, üretim ve ürünün tamamlanması gibi tüm aşamalarda görev alıyor. Bu süreç sayesinde el becerilerini geliştiren bireyler, başarma duygusunu yaşayarak özgüvenlerini de artırıyor. Festivalde sergilenecek Atölyelerde hazırlanan el emeği ürünler, bu yıl 486’ncısı düzenlenecek Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında kurulacak stantta vatandaşların beğenisine sunulacak. Festival ziyaretçileri, özel ihtiyaçlı bireylerin özenle hazırladığı ürünleri yakından inceleme imkanı bulacak. Şehzadeler Belediyesi, Engelsiz Yaşam Merkezi’nde yürüttüğü çalışmalarla özel ihtiyaçlı bireylerin üretime katılımını desteklemeyi ve sosyal hayatta daha görünür olmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.
Ankara Bakan Ersoy: "Turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Göreve gelişimizin ardından Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye’nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir" dedi. Ankara’nın 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti seçilmesi kapsamında düzenlenen ‘7. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi: Türk Dünyasında Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak’ programı Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. Programda konuşan Bakan Ersoy, dünyanın tarihinin en hızlı ve en derin değişim süreçlerinden birinden geçtiğini belirterek, "Ekonomik dengelerden teknolojik gelişmelere ve küresel ilişkilere kadar her alanda köklü bir dönüşüm yaşanmaktadır. Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bölgesel dayanışmanın ve ortak hareket etme kabiliyetinin ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türk dünyasının sahip olduğu ortak tarih, kültür ve değerler etrafında şekillenen güçlü iş birliği, sadece bölgemiz için değil, küresel dengeler açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Bizler, bu iş birliğini daha da ileriye taşımakta, ortak projelerle derinleştirmekte ve yeni alanlarla zenginleştirmekte kararlıyız" dedi. "Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin hem bölgesel hem de ikili ilişkilerde iş birliklerine büyük önem verdiğini vurgulayan Bakan Ersoy, "Bununla beraber Türk dünyasıyla kurulan güçlü bağları da her zaman öncelikli olarak değerlendirmektedir. Bizler de bu güçlü vizyon doğrultusunda turizmden kültüre, ekonomiden dijital dönüşüme kadar her alanda Türk dünyası ülkeleriyle omuz omuza çalışmaya, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye ve bu birlikteliği daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık" Bu yıl kongrenin ana temasını ‘Türk Devletlerinde Turizmin Geleceğini Yeniden Tasarlamak: Yerelden Evrensele Dirençlilik, İyilik Hali ve Akıllı Dönüşüm’ün oluşturduğunu söyleyen Ersoy, şöyle konuştu: "Turizmin dönüşümünü ve geleceğini konuştuğumuz böylesine önemli bir platformda dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenlerle fikir alışverişinde bulunmak bizler için son derece kıymetli olacaktır. Türkiye turizmi son yıllarda yalnızca büyüyen bir sektör değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve uluslararası marka değerini temsil eden stratejik bir alan haline gelmiştir. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz veriler, Türkiye’nin dünya turizminde giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2025 yılında ülkemiz, turizmde tarihi bir başarıya imza atarak 64 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve 65,2 milyar dolar turizm gelirine ulaşmıştır. Bu rakamlar, Türkiye’nin dünya turizminde ulaştığı güçlü konumu açıkça göstermektedir. Bu rakamlar, kısa zamanda katedilen muazzam mesafeyi göstermesi açısından önemlidir. Göreve gelişimizin ardından Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör ilan ettiği turizm sahasında gelirlerimizi 2017 yılına kıyasla yüzde 109 artırdık. Bu gelişme, Türkiye’nin artık yalnızca çok ziyaretçi çeken değil, aynı zamanda yüksek katma değer üreten bir turizm ülkesi olma hedefinde ilerlediğini göstermektedir. Bizler için bu başarı bir varış noktası değil, yeni hedeflerin başlangıcıdır. Turizm politikalarımızın odağında turizmi tüm yıla yaymak, ziyaretçilerimizi yalnızca belli merkezlerde değil, 81 ilin tamamında ağırlamak, sürdürülebilir turizm uygulamalarını güçlendirmek ve Türkiye markasını küresel ölçekte daha görünür hale getirmek bulunmaktadır. Bu doğrultuda yapılan çalışmaların bir sonucu olarak Türkiye, sadece güneş-deniz turizmi ile değil, kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve spor turizmi gibi farklı alanlarda da güçlü bir destinasyon haline gelmiştir." "Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır" Dünyaya bakıldığında turistlerin artık yalnızca bir destinasyonu görmekle yetinmediğini, ziyaret ettikleri ülkede bir hikayenin parçası olmayı, o kültürü hissetmeyi ve anlamlı bir deneyimin içinde yer almayı arzuladığını ifade eden Ersoy, "Türkiye ise tam da bunu hayata geçirmiştir. Geleceğe Miras Projelerimiz, gece müzeciliği uygulamamız ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile Türk turizmi rakiplerinden farklılaşmayı başarmıştır. Bizler için turizm sektörü sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda Türk kültürünün, tarihinin ve misafirperverliğinin dünyaya anlatıldığı güçlü bir diplomasi aracıdır" açıklamasında bulundu. "Türk dizileri, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırmaktadır" Türk dizilerinin de bir diğer önemli diplomasi başlığı olduğuna değinen Ersoy, "Dünya genelinde geniş kitlelere ulaşan ve büyük bir ilgiyle takip edilen Türk dizileri, Türkçeye olan ilgiyi her geçen gün daha da artırmaktadır. Bizler de Türk dizi sektörüne verdiğimiz güçlü destekle yalnızca bir içerik üretimini değil, aynı zamanda dilimizi, kültürümüzü ve hikayelerimizi dünyanın dört bir yanına taşıyan etkili bir kültürel köprü inşa ediyoruz" şeklinde konuştu. "Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz" Ankara’nın Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin büyük bir gurur kaynağı olduğunu kaydeden Ersoy, "Bu unvan, başkentimizin sahip olduğu tarihi, kültürel ve diplomatik birikimin Türk dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına önemli katkılar sağlayacaktır. 2026 yılı boyunca Ankara’da düzenlenecek kültür, sanat, turizm ve tanıtım etkinlikleriyle hem yurt içinden hem de Türk dünyasının farklı ülkelerinden çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Aynı zamanda gerçekleştirilecek uluslararası tanıtım faaliyetleri ve iş birlikleri sayesinde Ankara’yı ve Türkiye’nin turizm potansiyelini küresel platformlarda daha güçlü şekilde temsil edeceğiz. Nitekim bu vizyon doğrultusunda Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi’ni geçtiğimiz günlerde geniş bir katılımla başarıyla gerçekleştirdik. Türkiye’nin sahip olduğu eşsiz tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel çeşitlilik doğru stratejilerle birleştiğinde ülkemizi dünya turizminin en önemli merkezlerinden biri haline getirmektedir" dedi. "Türk devletleri arasında turizm alanındaki iş birliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz" Turizm sektöründe sürdürülebilir dönüşümü sağlayarak, doğal ve kültürel mirası koruyarak ve sürdürülebilir turizmi, turizm politikalarını merkeze yerleştirerek 2030 hedeflerine ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirten Bakan Ersoy, şunları söyledi: "Bu çalışmalar sayesinde Türkiye, yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik alanında öncü bir ülke olarak konumlanmaktadır. Bu öncü rolümüzün bilinciyle Türkiye olarak Türk devletleri arasında turizm alanındaki iş birliğini daha da güçlendirmeyi stratejik bir hedef olarak görüyoruz. Bu konu ülkemizin en üst düzeydeki strateji belgelerinden birisi olan, 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da ‘Türk devletlerine yönelik ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel iş birliğine de katkı sunacak, eğitim, sağlık, kültür, üretim ve kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi başta olmak üzere ihtiyaç duyulan alanlarda program ve projeler gerçekleştirileceği’ belirtilerek yer almıştır. Dost ve kardeş Türk dünyası ülkeleriyle sürdürülebilir turizm uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijitalleşme ve akıllı destinasyon yönetimi alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, sağlık ve iyi yaşam turizmi gibi yükselen alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı ifade etmek isterim. İnanıyoruz ki akademi, kamu ve sektörün ortak aklıyla geliştirilecek bu tür iş birlikleri sayesinde Türk dünyası turizmi yalnızca bölgesel ölçekte değil, küresel turizm sisteminde de daha güçlü, daha dayanıklı ve daha yenilikçi bir konuma ulaşacaktır." AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu ise Ankara’nın çok önemli bir merkez olması gerektiği kanaatini taşıdıklarını belirterek, "Bu anlamda özellikle son dönemde havacılık konusunda, havalimanımızın genişletilmesi ve Anadolu Jet başta olmak üzere farklı hava yollarımızın Ankara’ya uluslararası uçuşların artırılması konusunda atılan adımları da yürekten destekliyoruz. Bu bağlamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın metro hattıyla bu ulaşım güzergahını daha güvenli bir hale getirecek olmasından da büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu. Programa Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un yanı sıra Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Mehmet Naci Bostancı, siyasi isimler ve davetliler katıldı.