EĞİTİM - 16 Ocak 2026 Cuma 09:43

Uzman eğitimciden uyarı: "Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar"

A
A
A
Uzman eğitimciden uyarı: "Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar"

Uzman eğitimci İsmail Yolcu, "Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde öğrencilik kimliğinden kurtulup özgür bir şekilde yatma saati ve beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar" dedi.


Bugün tüm Türkiye’de 18 milyona yakın öğrenci, karne sevinci yaşayarak yarıyıl tatiline girecek. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, tatilin dinlenmek kadar akademik ve kişisel gelişim açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Yolcu, öğrencilerin bir dönemin yorgunluğunu atarken tamamen derslerden kopmamaları gerektiğini de vurguladı. Yarıyıl tatilinin eksik konuların telafi edilmesi ve yeni döneme mental olarak hazırlanmak için önemli bir süreç olduğunun altını çizen Yolcu, ancak bu dönemin yoğun bir ders temposuna dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Tatil sürecinde günlük kısa tekrarların faydalı olacağını kaydeden Yolcu, kitap okuma alışkanlığının da ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlere zaman ayırmasının motivasyonlarını artıracağını söyleyen Yolcu, ailelerin de bu süreçte çocuklarına destekleyici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini, onlarla beraber hareket etmelerinin uygun olacağını sözlerine ekledi.



"Okuma alışkanlığı devam etmeli"


Uzman eğitimci İsmail Yolcu, yarıyıl tatilinde öğrencilerin sosyalleşmesi kadar derslerine çalışmaları gerektiğini ve kitap okuma alışkanlığını devam ettirmek zorunda olduklarını belirterek, "Yarıyıl tatiliyle birlikte 18 milyon civarında öğrencimiz tatil yaşayacaklar. Burada ben öğrencileri ikiye ayırıyorum. Birincisi sınava girecek olan, yani Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek olan öğrenciler, ikincisi de ara sınıflar. Öğrenciler, yaklaşık 15 günlük yarıyıl tatilinde öğrencilik kimliğinden kurtulup özgür bir şekilde yatma saati ve beslenme alışkanlıklarının dışına çok çıkmamalılar. Burada en önemli konu, yarıyıl tatilinden sonra öğrencilerin okula uyum problemi yaşıyor olmasıdır. Burada öğrencilerin yaptığı en büyük hatalar özellikle dijital medya üzerinden ekran bağımlılığıdır. Ya çokça arkadaşları ile vakit geçirerek hata yapıyorlar ya da aşırı fazla bir şekilde ekran bağımlılığıyla birlikte öğrenciler yarıyıl tatilini değerlendiriyor. Ayrıca okuma alışkanlığı aynen devam etmeli. Aileler de çocuklarına muhakkak bir program çizmeli. Özellikle uyku saati çok önemli. Öğrenciler, okul tekrardan başladığında çok ciddi uyku problemi yaşanıyor. Aşırı hazır gıdalarla birlikte beslenme alışkanlığı bozuluyor. Buradaki en büyük sorun dijital bağımlılık. Bu konuda aileler kesinlikle çocuklarıyla oturup karşılıklı bir konuşma yapmalı" diye konuştu.



"Öğrencilere karneler neticesinde cezalar verilmemeli"


Karnelerini alan öğrencilere aileleri tarafından büyük ödül veya büyük ceza verilmemesi gerektiği konusunda ebeveynleri uyaran Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Karneler anlık bir bildirimdir. Çocukların yazılı notlarının ifade edildiği bir belge nihayetinde. Burada aşırı büyük ödüller ya da aşırı büyük cezalar verilmesi çocukları olumsuz etkiliyor. Nihayetinde karnedeki kırık notlar, zayıf notlar sadece öğrencinin bir göstergesi değildir. Aslında aynı zamanda ailelerin de göstergesidir. Burada aileler, çocuklarıyla birlikte hem bir durum değerlendirmesi yapmalılar, hem de barışçıl bir çözüm üretilmeliler. Öğrencilere karneler neticesinde cezalar verilmemeli. Öğretmenlerimiz zaten çok yoğun şekilde çalışıyorlar ama öğretmenlerimizin de yarıyıl tatilinde özellikle sanatsal ve kültürel faaliyetlerde bulunduğuna çokça tanıklık ediyoruz. Asıl maraton ikinci dönemde. Sınavlar çok yakın, çok yoğun çalışılacak. Burada da öğretmenlerimizin iyi şekilde sanatla, edebiyatla ve kültürle bir araya gelmesi çok kıymetli. Çoğu anne baba çalıştığı için özellikle çocukları alışveriş merkezi kültürüyle buluşturuyorlar. Bu çok yanlış bir şey. Tabii ki alışveriş merkezlerine gidilmeli ama şunu çok önemsiyorum. Tiyatro ve sinema gibi aktivitelere ailelerin çocuğuyla beraber katılım sağlaması çok önemli. Onlarla birlikte okuma saati yapması gerek. Tatilde muhakkak ama muhakkak kitaplardan kopmamalıyız."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Pervin Buldan: "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. DEM Parti İmralı heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından görüşmelere dair açıklamalarda bulundu. İki görüşmenin de önemli olduğunu belirten Buldan, "Yargıya güven meselesinde önemli bir görev üstlenen Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu dönemki bakanlık sürecinde kendisinden büyük bir beklenti içerisinde olduğumuzu kendisine bildirdik. Bu bir başlangıç olsun diye temenni ediyoruz. Bir güven tazeleme olsun Adalet Bakanlığı açısından. Çünkü gerçekten toplumun yüzünün en fazla dönük olduğu bir bakanlık. Birçok beklentinin olduğu, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının son zamanlarda uygulanmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde kendisi yeni bakanlığa geldi. Toplumun bu konuda büyük bir beklentisi var. İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin de aynı şekilde son dönemlerde atanan kayyumlarla ilgili toplumun büyük bir beklentisi var. Bu konuları her iki bakanla da açık açık görüştük. Çok olumlu, çok verimli bir görüşme olduğunun altını önemle çizmek isterim. Şundan gerçekten umutluyum; her iki bakan da bu dönemde kendi üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirecekler izlenimini aldık diyebilirim. Hepimizin yolu açık olsun" şeklinde konuştu. "Bayram sonrası Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak" Komisyon raporu baz alınarak hazırlanacak yasanın bayramdan sonra komisyonda görüşülmeye başlanacağını söyleyen Buldan, "Bir an önce meselenin tamamlanması için yasanın Adalet Komisyonu’na gitmesi konusundaki görüşümüzü ilettik. Onlar da bu yönlü bir hazırlık içerisinde olduklarını zaten ifade ettiler. Büyük bir ihtimal bayram sonrası hemen Adalet Komisyonu’nda yasa görüşmeleri başlayacak. Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da Genel Kurula gelir zaten" dedi. "Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor" Sancar ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kendilerine hem hayırlı olsun demek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik hem de süreçle ilgili ve toplumdaki hukuk devleti, adalet, demokrasi konusunda mevcut beklentileri aktardık. Sürecin temeli, hedefi barıştır. Barışın da şartı adalettir. Kalıcı barış için toplumun tümünü ayrımsız kapsayan bir adalete ihtiyaç var. Adalet Bakanlığı hem hazırlık aşamasında hem de yasalar Meclisten çıktıktan sonra uygulama aşamasında önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bunun ne kadar acil ihtiyaçlar içerdiğini kamuoyuna da söylüyoruz, bakanlara da ilettik. Adalet ülkenin temeli, barışın temeli, demokrasinin de vazgeçilmez şartıdır diyerek görüşmeyi özetleyebiliriz." "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır" İçişleri Bakanlığı tarafından Mardin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen kayyum görev süresinin 2 ay daha uzatılmasına değinen Sancar, "Kayyum uygulaması anayasaya aykırıdır. Daha önce olağanüstü hal döneminde çıkarılan kararnameye dayanıyor. O kararname kanunlaştı ama anayasaya aykırı. Umuyoruz ve bekliyoruz ki en kısa zamanda bu yanlış düzeltilir, bu hukuksuzluk giderilir" ifadelerini kullandı.
İstanbul CHP’li Tekin’den "uyuşturucu ve kayıp çocuklar" uyarısı Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuklarımız var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız" dedi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dernek temsilcileriyle bir araya geldi. İstişare toplantısının ardından gazetecilerin karşısına geçen Gürsel Tekin, değerlendirmelerde bulundu. "Bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık" Tekin, uyuşturucu nedeniyle hiçbir ailenin huzurunun olmadığını savunarak, "Türkiye coğrafyasında, 2020’nin öncesini baz alırsak 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 150 bin kayıp çocuğun içinde kaçı bulundu, kaçı bulunmadı? Hangi gerekçelerle gitti, nereye gitti, kimlerin eline düştü? Ne yazık ki bu verileri göremediğimiz için ancak dernek başkanlarımız ya da çeşitli yönetici arkadaşlarımızla el yordamıyla bu çalışmaları götürmeye çalışıyoruz. 2011 yılından itibaren eğer bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık. Ne yazık ki dün bir öğretmenimiz, tarihimizde hiç rastlamadığımız bir olaydır, bir öğrencisi tarafından katledildi. Çoğuna baktığımızda, bu çocuklarımızın hikayeleri ya suça bulaşmışlar; biraz önceki o kayıp çocuklar dediğim ya suça bulaşmışlardır ya da çocuk yaşta işlere başlamıştır. İş cinayetlerinde 8 bin ile 10 bin çocuğumuzun maalesef hayatlarını kaybettiğini görüyoruz. Sadece ailenizde çocuğunuz bağımlı değil, çocuğunuzun oluşturmuş olduğu iklimde ailenin tamamı sorunlu. Hiçbir ailenin huzuru yok. Hiçbir anne evladının kötülüğünü istemez. Eğer bugün annelerin yüzde 70’i, 80’i çocuğunu ihbar edebilecek duruma gelmişse nasıl bir iklimle karşı karşıya kaldığını siz tahmin edin. Nedeni de şu; ’Acaba çocuğum tutuklanırsa bu maddeden uzaklaşır mı?’ arayışı içinde olunca ne yazık ki cezaevine girip çıkanın da apayrı olarak çıktığını, hiçbirisinin ne ailesine ne de bağımlılıktan koptuğunu görebiliyorsunuz. Başka bir şeye dönüyorlar" dedi. "Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuk var" Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğun olduğunu iddia eden Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğumuz var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız. Hiçbirimizin can güvenliği, mal güvenliği olmaz. Eğer bir bağımlı annesinin kafasını kesebiliyorsa, çocuğunu feda edebiliyorsa, ailede 6-7 kişi insanları katledebiliyorsa durumun ne kadar vahim olduğunu ne olursunuz siz düşünün ve ona göre bir toplumsal muhalefet oluşturalım. Bu sadece ailelerin imkanlarıyla olacak bir şey değil. Şimdi görüyoruz, hemen hemen bütün mahallelerde hangi sorunların yaşandığını hep beraber görüyoruz. Onun için bugün bir araya geldik" diye konuştu. Toplantının ardından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın hakları ve kadın emeğinin önemine vurgu yapılan bir kutlama programı düzenlendi.
Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.