SAĞLIK - 23 Eylül 2024 Pazartesi 11:49

Uzmanından uyarı: “Hipofiz tümörleri burundan kapalı yöntemle ameliyat edilebilir”

A
A
A
Uzmanından uyarı: “Hipofiz tümörleri burundan kapalı yöntemle ameliyat edilebilir”

Liv Hospital Ankara Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Ekici, önceleri açık ameliyat şeklinde yapılan hipofiz tümörü ameliyatının gelişen endoskopi ve navigasyon gibi teknoloji sayesinde burundan kapalı yöntemle ameliyat edilebildiğini ifade etti.


Günümüzde tanı yöntemlerinin giderek artması ve gelişmesi sayesinde, hipofiz tümörünü tespit etme sıklığının da arttığını belirten Liv Hospital Ankara Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Ekici, güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmede bulundu.


Tedavi yöntemlerindeki gelişmelerle birlikte hipofiz tümörleriyle mücadelede çok başarılı sonuçların alınmakta olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Ekici, “Bu tümörler için çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiş, özellikle endoskopi ve navigasyon gibi teknolojilerin her geçen gün ilerlemesi sonucu, önceleri açık şekilde yapılan ameliyatlar günümüzde kapalı yöntemlerle yapılabilir hale gelmiştir” diye konuştu.



“Hormon bozukluklarına ve görme kayıplarına neden olabilir”


Hipofiz bezinin vücudumuzun hormonlarının yönetildiği beyin merkezi olmasının yanı sıra göz sinirlerine ve beyni besleyen ana damara komşuluğu ile önem arz ettiğinin altını çizen Ekici, “Hipofiz bezinde oluşan tümörler, hormon bozukluklarına ve görme kayıplarına neden olabilir. Hipofiz tümörleri her yaş grubunda görülebilmektedir. Görülme sıklığında erkek ve kadın cinsiyeti açısından çok büyük fark yoktur” ifadelerini kullandı.



“Kalp ritim problemleri, kilo problemleri, el, ayak ve yüz bölgesinde büyüme görülebilir”


Hipofiz tümörlerinin hormon bozuklukları yaparak bazı semptomlara sebep olabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ekici, bunları şöyle sıraladı:


“Büyüme hormonu artışına bağlı el, ayak, burun ve yüz bölgesinde büyüme, aşırı horlama, nefes problemleri, baş ağrısı ve kalp büyümesi gibi problemler olabilir. Süt hormonu (prolaktin) artışına bağlı kadınlarda mens (adet) düzensizlikleri, mens olamama, memeden süt gelmesi; erkeklerde cinsel isteksizlik, ereksiyon problemleri, meme dokusunda büyüme gözlenebilir. Tiroit hormonu değişikliklerine bağlı kalp ritim problemleri, aşırı terleme, kilo alma ve verme sorunu ortaya çıkabilir. Kortizol hormonu bozukluklarına bağlı kilo alma, kıllanma artışı, cilt bulguları ve yüzde ödem görünümü olabilir. Aşırı su içme isteği, aşırı idrara çıkma isteği görülebilir.”



“Hayatı tehdit eden metabolik acil durumlar oluşabilir”


Hipofiz tümörünün aşırı büyümesi ve içine kanama olması sonucu hayatı tehdit eden metabolik acil durumların da oluşabileceğine dikkat çeken Ekici, “Bununla birlikte bilinç bozukluğu gelişebilir. Tümör büyüyünce göz sinirine baskı yaparak ciddi ve ilerleyici görme kayıplarına yol açabilir; göz kapağında düşme, çift görme gibi durumların oluşabilir” dedi.



Tedavide kullanılan yöntemler


Hipofiz bezi bölgesinde bulunan tümörlerin tedavisinde kullanılan yöntemler ve ameliyat tekniği ile ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Ekici, “Kafa tabanı ve hipofiz bezi bölgesinde yerleşmiş tümörlerin tedavisinde en sık kullanılan yöntem endoskopik yöntemdir. Genel anestezi altında ameliyatlar ortalama 1,5-2 saat sürmektedir. Bu süre bir beyin ameliyatı için beklenenden daha kısa bir süredir” şeklinde konuştu.


Dr. Öğr. Üyesi Ekici, endoskopi kullanımı ile ameliyat bölgesinin büyük bir ekranda, geniş açıyla görülerek işlem yapılmasının avantaj olduğunu ve bu avantajın elde edilmesi için cerrahi tecrübe, iyi bir eğitim yüksek vaka sayısı ve el yatkınlığına sahip olmak gerektiğini aktardı.


“Endoskopik kapalı yöntem, kozmetik açıdan da konforlu bir cerrahi yöntem”


Burundan yapılan endoskopik kapalı yöntem sayesinde hastaların kozmetik açıdan konforlu bir ameliyat geçirmesinin yanı sıra hastanede kalış ve iyileşme zamanının da kısa ve hızlı olmasının sağlandığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Ekici, “Hastalarımız taburcu olurken hiç beyin ameliyatı olmamış gibi bir görünüm ile evlerine gitmektedir. Böylece hastalar, beyin ameliyatı olmanın oluşturduğu stresi de en az seviyede yaşamaktadır” şeklinde konuştu.



“Takip ve tedavide klinik ve ekip çalışması önemli”


Hipofiz bezi tümörü bulunan hastaların takip ve tedavisinde klinik ve ekip çalışmasının da çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ekici, özellikle ameliyat günü ve sonrası dönemde hastaların nörolojik ve metabolik takiplerinin hassasiyetle yapılması gerektiğinin altını çizdi. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Ekici, tümör yerleşimi anatomik olarak zorlu ve hassas hastaların da burundan kapalı yöntemle ameliyat edilerek tedavi edilebildiğini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu’dan İsrail’e tepki Kastamonu’da Filistin’e Destek Platformu tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına tepki gösterildi. Kastamonu’da Filistin’e Destek Platformu tarafından "Filistin Yalnız Değildir" sloganıyla cuma namazı çıkışında basın açıklaması yapıldı. Tarihi Nasrullah Meydanında toplanan kalabalık grup adına açıklamada bulunan Filistin’e Destek Platformu sözcüsü Kastamonu Üniversitesi öğrencisi Mert Aydın, "Gözü dönmüş, azgın bir grup Siyonist tarafından planlanmış ve ne yazık ki uygulamaya konulmuş, akıl almaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçmekteyiz. İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmıştır. Biz esir değiliz. Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacakta değiliz. Siyonist rejim şunu bilsin ki zalimlerin topuna, canımızla başımızla, elimizle aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. 165 İranlı öğrencinin, Siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarssa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz sesleri bir nebze olsun umudumuzu yeşertmektedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki; İsrail’in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir. Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar muhakkak ki, Hitler ile aynı akıbeti yaşayacaktır. Yine; Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırıdır. Ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelemiz kıyamete kadar devam edecektir" dedi. Açıklamanın ardından kalabalık gurup, dağıldı.
Ankara Ankara’da Filistinlilere yönelik idam kararı protesto edildi İsrail Parlamentosu’nun Filistinli esirlere yönelik idam kararı, Ankara’da düzenlenen eylemle protesto edildi. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yönelik ağır saldırıları devam ediyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de kadın, yaşlı, çocuk fark etmeden yaklaşık 100 bine yakın sivili katleden İsrail, geçtiğimiz günlerde yeni bir karara daha imza attı. İsrail Parlamentosu’nda sadece Filistinli esirlere uygulanması öngörülen idam düzenlemesi kabul edildi. Filistin’e Destek Platformu, Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Camii avlusunda cuma namazı çıkışı düzenlenen eylemle İsrail’in idam kararını protesto etti. "İsrail’in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması, tam bir vahşet ve açık bir hukuk ihlalidir" Filistinli esirlere yönelik idamın İsrail Parlamentosu’ndan geçerek yasallaştırılmasının soykırımdan hiçbir farkı olmadığını belirten Filistin’e Destek Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Cihad Çiğdem, "İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmış durumdadır. Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacak da değiliz. Siyonist rejim şunu bilsin ki zalimlerin topuna canımızla, başımızla, elimizle, aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. Siyonist İsrail rejimi tarafından Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda daha canlı canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. 165 tane İranlı öğrencinin siyonist rejim tarafından henüz daha okul sıralarındayken katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarsıyor olsa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen sesler bir nebze olsun umutlarımızı diri tutmaktadır ve yeşertmektedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki İsrail’in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet ve açık bir hukuk ihlalidir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten başka bir şey değildir" ifadelerini kullandı. Düzenlenen eyleme Filistin Destek Platformu üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
Karabük KBÜ Senatosu’nda akreditasyon ve uluslararası gelişmeler görüşüldü Karabük Üniversitesi (KBÜ) Senatosu’nda uluslararası başarılar ve akreditasyon süreci ele alındı. Karabük Üniversitesi Nisan ayı Senato Toplantısı, Rektör Fatih Kırışık başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda üniversitenin kurumsal akreditasyon başarısı ile uluslararası sıralamalardaki yükselişi öne çıktı. Senato gündeminde akademik performans, bilimsel üretim ve kurumsal gelişim hedefleri ele alınırken, SCImago verilerine göre üniversitenin son yıllardaki yükselişi dikkat çekti. Karabük Üniversitesi’nin dünya sıralamasında 2023’te 106’ncı sıradan 2026 yılında 52’nci sıraya yükselmesi önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Toplantıda ayrıca İsrail Parlamentosu’nun idam cezasına yönelik düzenlemesine ilişkin ortak bir metinle kınama yapılarak, insan hakları ve yaşama hakkına vurgu yapıldı. Rektör Fatih Kırışık, kurumsal akreditasyonun üniversite için önemli bir eşik olduğunu belirterek, çalışmaların kalite odaklı şekilde sürdürüleceğini ifade etti. Veri yönetiminin araştırma üniversitesi olma yolunda kritik bir rol oynadığını vurgulayan Kırışık, akademik birimlerin performanslarının ve bilimsel üretimin artırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Toplantıda ayrıca patent, atıf ve bilimsel yayın sayılarının artırılması, akademisyenlerin yenilikçi projelere yönlendirilmesi ve üniversitenin uluslararası görünürlüğünün güçlendirilmesi konuları da değerlendirildi. Senato toplantısı, üniversitenin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda mevcut başarıların sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiği vurgulanarak sona erdi.