POLİTİKA - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 18:09

Yeni Yol Grup Toplantısı

A
A
A
Yeni Yol Grup Toplantısı

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Çözümün adresi Ankara’dır, makamı Gazi Meclis’tir, temsilcisi de aziz milletimizdir. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum; TBMM sadece bu süreci ele almak üzere; olağanüstü gündemle toplanmalıdır" dedi.


Yeni Yol Meclis Grup Toplantısında konuşan Mahmut Arıkan, Türkiye’deki son gelişmelere değindi. PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakmasıyla ilgili sürece ilişkin Arıkan, "Bu 50 yılda çok şeyler kaybettik. Zamanımızı kaybettik. Gençlerimizi, insanımızı kaybettik. Huzuru, güvenliği kaybettik. En önemlisi de geleceğe dair umutlarımızı erteledik. Öncelikle biz inancımız gereği üstünlüğün ancak takvada olduğuna iman etmiş insanlarız. 1071 Sultan Alparslan’ın ordusunda Kürt askerlerin olduğunu biliyoruz. Bu toprakların Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı olduğunu da biliyoruz. Çanakkale’de, Yemen’de dört bir cephede kanlarımızı birlikte toprağa akıttığımızı da biliyoruz. Milli Görüş Hareketi olarak bizler ilk günden itibaren Türk’üyle Kürt’üyle bu milletin kardeşliğinin güçlü bir şekilde tesisi için çalıştık. Terörün çözüm için büyük gayretler ortaya koyduk. Bunun için Milli Görüş tarihimizde biri 1991 biri de 1994 yılında iki ayrı rapor yayınladık. Kimsenin cesaret edemediği bir dönemde Erbakan hocamız Bingöl’de o meşhur konuşmasını yapmış, bunun için DGM’de yargılanmış, kendisine siyasi yasak getirilmişti" ifadelerini kullandı.



"Birkaçı dışında, milletvekillerinin bu süreçle ilgili hiçbir bilgisi yok"


Arıkan, akan kanın durmasının kendileri için önemine değinerek, "Biz iktidarın şiddetin önüne geçmeye yönelik samimi çabalarını desteklemekten imtina etmeyiz. Ancak iktidarın neyin olmaması gerektiğine dair bir vurgu olan ’Terörsüz Türkiye’ tanımlamasının yeterli olmadığı kanaatindeyiz. İhtiyacımız olanı, istemediğimizi değil, istediğimizi dile getirerek söylemeliyiz. Bizim ihtiyacımız olan yaşanabilir bir Türkiye’dir. Yaşanabilir bir Türkiye’de terör de yoktur, kayyum da yoktur. Yaşanabilir bir Türkiye’de şiddet de yoktur, gözdağı vermeye yönelik gözaltılar da yoktur. Yaşanabilir bir Türkiye’de kin ve nefret dili de yoktur, inkar ve asimilasyon politikaları da yoktur. Yaşanabilir bir Türkiye’de anneler de ağlamaz, evlatlar da yitirilmez. Yaşanabilir bir Türkiye’de hukukun üstünlüğü, emeğe saygı, hakça paylaşım vardır. Yaşanabilir bir Türkiye’de devletin işleyişini kanun hükmünde kararnameler değil, adalet belirler. PKK’nın silah bırakması, kendini feshetmesi nasıl olumlu bir gelişme olarak görüyorsak iktidarın da baskı ve tahakkümden vazgeçmesi, ülkeyi şeffaf bir şekilde yönetmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerçekten bir müzakere zeminine dönüştürmesi aynı şekilde olumlu bir gelişme olacaktır. Biz iktidardan samimi olmasını, şeffaf olmasını, varmak istediği hedefi toplumun her kesimiyle paylaşmasını, siyasi partileri düşman olarak görmekten vazgeçmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerçek bir müzakere zeminine dönüştürmesini, emperyalist baskılara boyun eğmemesini, bölgede muhtemel savaş ve çatışmalara aparat olmamasını, hiçbir insanımızı ötekileştirmeden herkese kucak açarak memleketi yönetmesini, tüm bu süreçlerde de yapılan uyarılarımızı can kulağıyla dinlemesini bekliyoruz" diye konuştu.


PKK’nın Türkiye’nin sorunu olduğunu söyleyen Arıkan, "Unutmayalım ki, teröre ödenen bedel, aziz milletimizin tümü tarafından ödenmiştir. Bu sürecin nasıl yürütüldüğünü bilmek, başta şehit ve gazi ailelerinin olmak üzere 86 milyon insanımızın en tabii hakkıdır. Dolayısıyla üzerine basa basa yine söylüyorum; çözümün adresi Ankara’dır, makamı Gazi Meclis’tir, temsilcisi de aziz milletimizdir. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum; TBMM, sadece bu süreci ele almak üzere; olağanüstü gündemle toplanmalıdır. Bakınız şu an Meclis’teyiz. 592 milletvekili arkadaşımız var. Birkaçı dışında, milletvekillerinin bu süreçle ilgili hiçbir bilgisi yok. AK Parti milletvekillerinin bile yok. MHP milletvekillerinin bile yok. DEM milletvekillerinin bile yok. Allah aşkına, biz bunları Abdulkadir Selvi’den mi öğreneceğiz; Şamil Tayyar’dan, Mehmet Uçum’dan mı öğreneceğiz? Hayır, geleceksiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bunları konuşacaksınız. Kimlerle hangi odalarda, neleri konuştunuz bunu bu millettin meclisine anlatacaksınız" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.