GENEL - 03 Ekim 2020 Cumartesi 18:48

Yerli Düşünce Derneği, Özbek mütefekkir Abdulhamid Çolpan’ı unutmadı

A
A
A
Yerli Düşünce Derneği, Özbek mütefekkir Abdulhamid Çolpan’ı unutmadı

Yerli Düşünce Derneği, Özbekistan’ın önemli şair, yazar ve mütefekkirlerinden merhum Abdulhamid Süleyman Çolpan’ı unutmadı.

Yerli Düşünce Derneği, Özbekistan’ın önemli şair, yazar ve mütefekkirlerinden merhum Abdulhamid Süleyman Çolpan’ı unutmadı.


Sovyet rejimi tarafından “Ziyalılar Katliamı” olarak bilinen 4 Ekim 1938 günü milliyetçilik suçlamalarıyla kurşuna dizilerek şehit edilen Özbek aydın Abdulhamid Süleyman Çolpan, yazdığı ‘Tufan’ adlı şiiriyle ve Türkistan’ın parçalanmasının ardından yazdığı “Güzel Türkistan sana ne oldu” adlı şiirleriyle gönüllerde taht kurmuştu. Yerli Düşünce Derneği, Abdülhamit Süleymanoğlu Çolpan’ın şehadetinin 82. yıl dönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Abdülhamit Süleymanoğlu Çolpan’ın şehadetinin 82. yıl dönümünde anma ve anlama programı tertip edilerek anılmak istendiği ancak programın İçişleri Bakanlığı tarafından 81 ilin valiliğine gönderilen “Korona Virüs Ek Tedbirleri Genelgesi” çerçevesinde iptal edildiği belirtiydi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:


“Şehit atamız Abdülhamit Süleyman Çolpan, 1897 yılında Özbekistan’da Fergana vilayetine bağlı Andican kentinde doğdu. Eli kanlı Sovyet rejimi tarafından ‘Ziyalılar Katliamı’ adı verilen insanlık dışı vahşet ile Abdulla Kadiri, Fıtrat, Pulat Saliyev, Gazi AlimYunusov, Abdulla Taciyev, Akbar İslamov, Ankabay Hudaybahtov, Sancar Sıddık, Kurban Beregin, Azam Eyüb, Atacan Haşimov ile birlikte büyük Türkistan şairi, yazar ve mütefekkir Abdülhamit Süleyman Çolpan da 4 Ekim 1938’de şehadete yürüdü. Şehit atamız Abdülhamit Süleyman Çolpan, Türk dünyasında ve ülkemizde ‘Güzel Türkistan Sana Ne Oldu’ adlı şiiri ve İstiklal harbimiz için yazdığı ‘Anadolu Kışlağının Muzaffer Ordularına’ diye başlayan, ‘Ey İnönü, ey Sakarya, ey İstiklal Erleri, Misak-ı Milli’ye kadar durmadan ileri’ diye devam eden ‘Tufan’ şiiri ve bir de Talat Paşa’nın Berlin’de, Cemal Paşa’nın Tiflis’te, Enver Paşa’nın Belcivan’da Ermeni terör örgütü ‘Nemesisci Hınçak-Taşnak beslemeleri tarafından şehid edilmeleri üzerine yazdığı ‘Belcivan’ şiiri ile tanınır ve bilinir. Belcivan şiirindeki şu dizeleri bize onun Türkiye ile ne denli ilgili olduğunu, o günlerin haberleşme şartlarına rağmen hakkımızda ne kadar muazzam bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. ‘Marmara boyları, Edirne yolu. Çatalca Ovası, Boğaz Geçidi. Karpat Dağları, Trablus Çölleri. Güzel Selanik’in şirin bahçeleri. Şehitlerin yüzüne damlayan nurlar. Bizi kan ağlattı bu kara haber. Berlin sokakları yiğidin birini, Dopdolu koynuna alıp sardı. Tiflis’in havaları da bir kurtarıcı yiğidi, Kara kanlara boyayıp toprağa saldı. Tarihin rengini kanlarla karartıp dolduran, En son ümidimizi de kana boyadı o Belcivan!’ Şehit atamız Çolpan, medrese eğitimi yanında Rus okullarında öğrenim görmüş, Arapça, Farsça, Rusça ve İngilizce bilen Türk ve İslam klasiklerini incelemiş bir Türk aydınıdır. Atamız İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Ceditci’ fikirlerini ülkü edinmiş olan şehit Abdülhamit Süleyman Çolpan, Türkiye Türkçesini bilmekte ve Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Mehmet Emin, Ziya Gökalp, Mehmet Akif gibi şair ve yazarları da yakinen tanımaktaydı. 1991’den sonra Nevai ödülü ile birlikte cadde ve kütüphanelere ismi verilmiştir. Yeni Özbek şiir akımının kurucusu, şair ve oyun yazarı, yayıncı, çevirmen olan şehid Abdülhamit Süleyman Çolpan’ın ulusal bağımsızlık ve özgürlük fikirleri bütün çalışmaları için temel unsurdur. Şiirlerini halkın anlayacağı tarzda yazmış, halkının özlemleri, istiklali, eğitimi, doğa ve kadın hakları şiirlerinin ana teması olmuştur. Eserlerinde halkın istek ve şikayetlerini cesurca dile getirmiş, ilk şiirlerinde Ali Şir Nevai ve Fuzuli’yi örnek aldığı sonrakilerde ise Mehmet Akif, Tevfik Fikret, M. Emin Yurdakul, Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in izleri görülür. Şehid Abdülhamit Süleymanoğlu Çolpan, yalnız ata yurdumuz, medeniyet beşiğimiz Özbekistan için değil, bütün Türk-İslam dünyası için rol model bir münevverdir. Onun davası, düşünceleri ve mücadelesi Türk-İslam dünyasının gelecek nesillerine aktarılmasının gereğine inanıyoruz. Ruhu şad mekanı cennet olsun. Bu vesileyle 3 Ekim’de 11. yılını idrak etmekte olduğumuz ‘Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü’nü kutluyor, Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Türkiye ve Türk dili konuşan bütün halklar kıyamete kadar daim ve kaim olmasını Cenab-ı Hakk’dan niyaz ediyoruz. Türkistan’ın, Türk dili konuşanların birliği ve dirliği için şehit olan atamız Özbek Türkü Abdülhamit Süleyman Çolpan’ı şehadetinin 82. yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."