EĞİTİM - 21 Ocak 2026 Çarşamba 12:33

YÖK Başkanı Özvar: "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir"

A
A
A
YÖK Başkanı Özvar: "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "2023 yılında kurulan Karabağ Üniversitesi, kısa süre içinde 7 fakülte, 27 program ve 2 bini aşkın öğrencisiyle bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir" dedi.


Karabağ Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) arasında Eğitim ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Zaptı imzalandı. YÖK koordinasyonunda gerçekleştirilen imza töreniyle iki üniversite arasında akademik ve bilimsel alanlarda ortak çalışmalar yapılmasının önü açıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında lisans ve lisansüstü öğrenciler ile akademik ve araştırma personelinin değişimi, ortak araştırma ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirilmesi, bilimsel bilgi, belge ve materyallerin karşılıklı paylaşımı, karşılıklı ilgi alanlarında çift diploma programlarının hayata geçirilmesi, Karabağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi için eğitim ve araştırma laboratuvarlarının tasarlanması ve yönetilmesi gibi projeler hayata geçirilecek.



"Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir"


İmza töreninde konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar, imzalanan mutabakat zaptının Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiyi bir üst noktaya taşıyacağını belirterek, "İstanbul Teknik Üniversitesi ile Karabağ Üniversitesi arasında imzalanacak olan Eğitim ve Bilimsel İş Birliğine Dair Mutabakat Zaptı’nı son derece kıymetli ve stratejik bir adım olarak telakki ediyoruz. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz ekim ayında Azerbaycan’a gerçekleştirdiğimiz resmi ziyaret kapsamında Karabağ Üniversitesinin açılış programına iştirak etmiştik. Azerbaycan Milli Eğitim Bakanıyla birlikte bu üniversiteyi gezmiş, içindeki yeni yapılan yatırımları birlikte gezme, gözlemleme fırsatı bulmuştuk. Aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi Beşinci Mütevelli Heyeti Toplantısı’nı icra etmiştik. Bu ziyaret sırasında Karabağ Üniversitesinin yalnızca bir yükseköğretim kurumu değil, aynı zamanda istikbalin, dirilişin ve yeniden inşanın sembolü olduğunu bizzat yerinde müşahede etmiştik. 2023 yılında kurulan Karabağ Üniversitesi, kısa süre içinde 7 fakülte, 27 program ve 2 bini aşkın öğrencisiyle bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. 2025-2026 akademik yılında Karabağ Üniversitesi bünyesinde Tıp Fakültesinin açılması da bu vizyonun en somut göstergesidir. Bugün imzalanacak olan bu mutabakat zaptıyla İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü ve uluslararası itibara sahip bir kurumun bilgi birikimi ve tecrübesi, Karabağ Üniversitesinin gelişim sürecine çok güçlü katkılar sunacaktır. Öğrenci ve öğretim üyesi değişimi, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve özellikle mühendislik alanındaki ortak laboratuvar çalışmaları, bu iş birliğinin sadece birkaç adımını oluşturmaktadır. YÖK olarak Türkiye ile Azerbaycan arasında yükseköğretim alanında kurulan her türlü stratejik ortaklığı, iki ülkenin ortak geleceğine yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz" diye konuştu.



"Türkiye’de bugün çok sayıda Azerbaycanlı öğrencinin yükseköğrenim görmesi, akademik bağların sağlam temellerine işaret etmektedir"


İmzalanan iş birliği mutabakat zaptı kapsamında daha nitelikli projeleri hedeflediklerini vurgulayan Özvar, "Türkiye’de bugün çok sayıda Azerbaycanlı öğrencinin yükseköğrenim görmesi, 200’ü aşkın Azerbaycanlı akademisyenin üniversitelerimizde görev yapması, bu güçlü akademik bağların sağlam temellerine işaret etmektedir. Bizler, bu iş birliğini daha kurumsal, daha nitelikli ve somut projelere dayanarak daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Bundan sonraki amacımız sadece üniversite lisans düzeyinde iş birliğine devam etmek değil, aynı zamanda bununla beraber lisansüstünde yüksek lisans doktora seviyesinde ve postdoc doktora sonrası seviyesinde de Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bilim ve teknoloji alanındaki iş birliğini daha üst seviyelere çıkarmak gibi bir irade içerisinde olduğumuzu ifade etmek isterim. Türkiye ile Azerbaycan arasında yükseköğretim alanındaki iş birliğinin temelini iki ülkenin cumhurbaşkanlarının ortak iradesi teşkil etmektedir. Cumhurbaşkanımız RecepT ayyip Erdoğan ve İlhan Aliyev, her iki ülkenin bilim ve teknoloji alanında iş birliğini daha üst düzeylere çıkarmak için bizlere talimat vermiştir. Biz de bu talimatı bu vesileyle yerine getiriyoruz" şeklinde konuştu.


Düzenlenen imza törenine Azerbaycan Milli Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ve birçok üniversiteden rektörler de katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle son buldu.



YÖK Başkanı Özvar: "Karabağ Üniversitesi, bölgenin ilim ve irfan merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Güvenlik görevlisi çatı katını sanat atölyesine çevirdi Bursa’nın İnegöl ilçesinde 25 yıldır resim yapan güvenlik görevlisi Yüksel Kılıçoğlu (45), resim tutkusu dolayısıyla 3 katlı evinin 3’üncü katını resim atölyesine çevirdi. 25 yıllık süre içerisinde 1000 eser resmeden Kılıçoğlu, "Kalp Heybesindeki Sözler" isimli şiir kitabını da yeni çıkardı. Kişisel sergiler de açarak vatandaşların ilgisini çeken Kılıçoğlu, çeyrek asırlık sanat hayatını devam ettirmek için çalışacağını söyledi. Sanat hayatını anlatan Yüksel Kılıçoğlu (45), "Ardahan Posof Baykent köyünde doğdum. Yedi kardeşin en büyüğüyüm. İlkokulu ve ortaokulu Posof’ta Baykent Köyü İlkokulu ve Aşık Zülali Ortaokulu’nda okuduktan sonra Ardahan Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Daha sonrasında ufak bir aşıklık iş hayatı, İstanbul ve askerlik Amasya Çavuş talimgahında da Çavuş olarak askerliğimi bitirdim. 26 sene önce Bursa İnegöl’e yerleştim, burada da evlendim. İki tane kız çocuğum var. Sonrasında özel bir firmada güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayım. Bunun yanı sıra da ortalama 25 yıldır bir çeyrek asır demek. Böyle yakma, yağlı boya resimler yapıyorum. Resmin her türlüsüne tutkum var. Bununla zamanımı geçiriyorum, boş zamanlarımı geçiriyorum. Ayrıca yıllardan beri yaptığım bu resme tuvale döktüğüm renkleri bir de böyle ’Kalp Heybesindeki Sesler’ diye bir şiir kitabı çıkararak duygularımı da buraya yazdım. Bu biraz yöresel, biraz da gönlümüzden kopan kalp heybesi gibi sözlerle beraber biraz aşk ile alakalı şiirlerim var. Bu şiirlerimi de zamanında böyle küçük kağıtlara yazmıştım, hatta lise dönemine ait böyle siyah kaplı bir defterim var. Ondan biriktirdiğim şiirleri bazen de kendimce duygularımı dökerek yazdığım hepsini toplayarak yaptığım böyle güzel bir kitap. Böyle inşallah sizin ilginize bırakıyorum. İnşallah beğenirsiniz" dedi. Çatı katını atölyeye çevirdi Dana öncesinde resimlerini sergilemek için atölye olarak çatı katını kullandığını belirten Kılıçoğlu, "Sonrasında da böyle güzel bir sergi açalım, bunun artık evde olmayacağını, herkesin beğenisine sunmamız gerektiğini düşündüm. Sonrasında İnegöl Kent Müzesi’nde sergi açmıştık. Devamında İnegöl AVM’de ve İstanbul, Zonguldak gibi yerlerde de sergiler açtım. 1000’e yakın eserim vardı. Eserlerim bazen de böyle derneklere bağışlar yaptım. Bunlar da güzel bir şey, hediyeler ettim. Onun yanı sıra da hala devam ediyorum. Yakma resimler, yağlı boya böyle devam ediyorum" diye konuştu. 288 şiir yazdı Yazdığı kitabında 288 şiire yer verdiğini kaydeden Kılıçoğlu, "Şiirlerimde biraz yöresel bizim memleketle alakalı biraz Bursa İnegöl ile alakalı. Şu an bulunduğum yer ile alakalı ve diğer şiirlerimde biraz kalpten gelen biraz aşkla alakalı şiirlerim böyle" şeklinde konuştu. Hedeflerinden bahseden Kılıçoğlu, "Bundan sonraki hedef projem nasip olursa Kent Müzesi’nde yine bir sergi düzenleyeceğiz. Sağ olsun müdürlerimiz bize güzel bir iyilik yaptılar. Biz de başvurumuzu yaptık, nasip olursa yedinci ayın 10’u gibi güzel bir sergi açacağız İnegöl Kent Müzesi’nde. Ondan sonraki süreçte de nasip olursa kitap tanıtımı için imza günü falan olabilir. Onu düşünüyorum İstanbul’da, sonra bizim derneğimiz sağ olsun Posoflular Derneği bunun için bir imza günü diye bize söylediler. Sağ olsun dernek başkanımızda güzel bir imza günü düzenleyeceğiz nasip olursa. Tabii ki bir eser bırakabilmek çok güzel bir şey. Biz de hem insanların gözüne hem de kalbine hitap edebildiysek ben bunun için çok mutlu oluyorum. Yani en azından kişi baktığında bir resimle, bir resme baktığında bu senin eserin demesi çok çok hoşuma gidiyor. Biraz da övgü istiyor insan ister istemez, bunun bir karşılığı olması lazım. Karşılık her zaman para değildir ama bir övgüyü, bir nezaketi, bir zarifliği istiyor insan ister istemez. Bizim düşüncemiz de böyle. En azından insanların kalbine azıcık dokunabildiysem bu çok güzel bir şey. Benim için mutluluk veren bir şey. Eserlerime devam edeceğim bundan sonraki süreçlerde de Allah fırsat verirse, nasip olursa. Devam ediyorum, nasip olursa belki ikinci kitabımda olabilir. Tabi buna zaman lazım, bu duygular hemen yeşermiyor. Zamanla olabilir, ikinci bir kitabımı düşünüyorum. Böyle devam ediyorum. İleriki zamanlarda yine başka illerde sergi projelerim var. İstanbul’da şu an bu devam ediyor. Böyle bir sergi düşünüyorum. Sonra Ankara’da devam ediyor. Orası olabilir ama bu ileriye yönelik. Şu an kitabımın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Duygularım burada, inşallah alan okuyan beğenir" dedi.
Nevşehir Eşinin sözünü dinlemedi, 2,5 milyon TL’lik dolandırıcılıktan son anda kurtarıldı Nevşehir’de yaşayan İbrahim Şahin, eşinin tüm uyarılarına rağmen kendilerini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcılarına inanarak bankadaki altınlarını bozdurdu. İnternet bankacılığı üzerinden 2 milyon 500 bin TL’yi dolandırıcıların hesabına göndermeye çalışan Şahin, banka görevlilerinin dikkati ve polis ekiplerinin zamanında müdahalesi sayesinde son anda büyük zarardan kurtarıldı. Olay, sabah saat 08.30 sıralarında başladı. İbrahim Şahin’i telefonla arayan ve kendisini polis memuru olarak tanıtan şahıs, sicil numarası ve dosya numarası vererek, güven kazandı. Yaklaşık 1,5 saat boyunca telefonda kalan dolandırıcılar, Şahin’i psikolojik baskı altına alarak banka hesapları, birikimleri ve mal varlığı hakkında bilgi aldı. Dolandırıcıların yönlendirmesiyle bankada kiralık kasada bulunan altınlarını alan Şahin, bir sarrafta altınları bozdurdu. Eşi tarafından "Bunlara inanma, dolandırıcı olabilirler" şeklinde uyarılmasına rağmen paniğe kapılan Şahin, bozdurduğu altınlardan elde ettiği 2 milyon 500 bin TL’yi internet bankacılığı üzerinden dolandırıcıların verdiği hesaba aktarmaya çalıştı. Yapılan yüksek tutarlı işlemi şüpheli bulan banka yetkilileri durumu polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede bankaya gelen polis ekipleri, uzun uğraşlar sonucu İbrahim Şahin’i ikna etti. Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gönderilmek istenen paraya bloke konuldu. Dolandırıcıların saatler boyunca ’operasyon yürütüyoruz, seni takip ediyoruz, devlet adına işlem yapıyoruz’ diyerek baskı kurduğu, zaman zaman tehdit ve hakaretlerde bulunduğu öğrenildi. Yaşadığı korku nedeniyle sağlığının da bozulduğunu belirten İbrahim Şahin, eşinin sözünü dinlemediği için büyük pişmanlık yaşadığını söyledi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.