EĞİTİM - 16 Şubat 2026 Pazartesi 16:26

YÖK Başkanı Özvar: "Yükseköğretim sistemi, ülkemizin küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır"

A
A
A
YÖK Başkanı Özvar: "Yükseköğretim sistemi, ülkemizin küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Yükseköğretim sistemi yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı değil, aynı zamanda ülkemizin orta ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin, beşeri sermaye stratejisini ve küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır" dedi.


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yükseköğretim YÖK arasında istişare toplantısı gerçekleştirildi. YÖK Merkez Binasında gerçekleştirilen toplantıda üniversite-sanayi iş birliği, yükseköğretimde kalite, eğitim politikaları ve sektörel ihtiyaçlara yönelik insan kaynağı yetiştirilmesi konuları ele alındı. YÖK Başkanı Erol Özvar, yaptığı açıklamalarda yükseköğretim sisteminin iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi gerektiğini, müfredatların güncelleneceğini ve üniversitelerde uygulamalı eğitim imkanlarının artırılacağını belirtti. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ise, özel sektörün beklentilerinin üniversitelerle daha güçlü bir şekilde paylaşılmasının önemli olduğuna dikkat çekti.



"Amacımız sorunları yapıcı bir anlayışla ele almak"


İstişare toplantısında açıklamalarda bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, vakıf üniversiteleriyle ortak çalıştıklarını belirterek, "Buradaki amacımız mevcut birikimi daha ileriye taşırken, karşılaşılan sorunları yapıcı bir anlayışla ele almak ve vakıf yükseköğretim kurumlarımızın kurumsal kapasitelerini daha da sağlamlaştırmalarına katkı sunmaktır. Yükseköğretim sistemi yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı değil, aynı zamanda ülkemizin orta ve uzun vadeli kalkınma hedeflerinin, beşeri sermaye stratejisini ve küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır. Bu nedenle üniversite kontenjanlarına ilişkin her karar günübirlik yaklaşımlarla değil, çok boyutlu ve ileriye dönük bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarıyla düzenli temas halinde çalışıyoruz. Bu kurumların orta ve uzun vadeli hizmet sürüm kapasitelerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyoruz" diye konuştu.



"Bazı programların kontenjanlarında kademeli şekilde azaltmalara gittik"


Mezun öğrencilerin istihdam imkanlarını artırmak için bazı programlarda kontenjan azalmalarına gittiklerini ifade eden Özvar, "Tüm bu görüş ve öneriler, kontenjan kararlarımızın sahaya ve toplumsal toplumsal gerçekliğe dayalı olmasını sağlamaktadır. Hangi alanlarda insan kaynağı ihtiyacının arttığını, hangi mesleklerde doygunluğa ulaşıldığını ve hangi alanların gelecekte stratejik önem kazanacağını sürekli olarak analiz etmekteyiz. Kontenjan politikalarımızın temelinde bu kapsamlı değerlendirmeler yer almaktadır. Bunlardan ilki 2. öğretim programlarının tamamen kapatılmasıdır. Bu karar, yükseköğretimde nicelikten ziyade niteliği önceleyen bir yaklaşımın somut yansımasıdır. Aynı şekilde mezunların istihdam imkanları giderek daraltan bazı programların kontenjanlarında da kademeli şekilde azaltmalara gittik" şeklinde konuştu.



"2023-2025 döneminde toplam kontenjan 1 milyon 90 bin 14’ten 843 bin 547’ye düşürülmüştür"


Mezunlarının istihdam imkanları giderek daralan bazı programların kontenjanlarında da kademeli şekilde azaltmaya gittiklerini belirten Özvar, şunları söyledi:


“2023-2025 döneminde toplam kontenjan 1 milyon 90 bin 14’ten 843 bin 547’ye düşürülmüştür. Toplam 246 bin 467 kontenjan azaltılmıştır. Oransal olarak gerçekleşen düşüş yüzde 23’tür. Bu kontenjanların 107 bin 552’si ikinci öğretim kontenjanlarıdır. 2023-2025 döneminde toplam 462 lisans programından 197’sinin kontenjanları düşürülmüştür. Bu lisans programlarında kontenjan sayısı toplamda 117 bin 606 azalmıştır. En fazla kontenjan düşüşü gerçekleşen lisans programlarının başında öğretmenliğe kaynak teşkil eden programlar yer almaktadır. Türk Dili ve Edebiyatı kontenjanları 12 bin 15’ten 3 bin 680’e yüzde 69, tarih kontenjanları 10 bin 658’den 3 bin 646’ya yüzde 66 düşürülmüştür. Fen Bilgisi Öğretmenliği kontenjanı 2 bin 864’ten bin 219’a yüzde 57 düşürülmüş ve kontenjanı en fazla azalan program olmuştur.”



"Vakıf üniversitelerinde de bu programlar için kontenjanlarda indirime gidilecek"


Sağlık programlarına ilişkin kontenjan verilerini de açıklayan Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Beslenme ve Diyetetik Programı en fazla kontenjanı düşürülen program olmuştur. Bu programın toplam kontenjanı 6 bin 922’den 4 bin 24’e inmiştir. Bunun oransal karşılığı yüzde 42’dir. Eczacılık programlarında kontenjan 4 bin 512’den 3 bin 416’ya düşmüş, oransal olarak yüzde 24’lük bir azalma gerçekleşmiştir. Diş Hekimliği programlarında kontenjan 9 bin 127’den 7 bin 81’e düşmüştür ve bu yüzde 22 oranında bir düşüşü göstermektedir. Fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının kontenjanı 6 bin 761’den 5 bin 826’ya, yaklaşık yüzde 14’lük azalmaya, hemşirelik programlarının kontenjanı ise 18 bin 465’ten 17 bin 36’ya yaklaşık yüzde 8 azalmaya gidilmiştir. Tıp Fakültesi kontenjanları ise bu dönemde korunmuştur. Sağlık programlarındaki kontenjan düşüşü son yıllarda büyük oranda devlet üniversitelerinde gerçekleşmiştir. 2026 yılında vakıf üniversitelerinde de bu programlar için kontenjanlar yeniden değerlendirilecek ve kontenjanlarda indirime gidilecektir.”



"Güçlü bir ekonomi, nitelikli insan kaynağı olmadan mümkün değil"


Meslek yüksekokulların, sektör ihtiyaçlarına yönelik yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini vurgulayan ASO Başkanı Ardıç ise, "Güçlü bir ekonomi, sürdürülebilir kalkınma ve rekabetçi bir ülke yapısı, nitelikli insan kaynağı olmadan mümkün değil. Bu kaynağı beslemek ve bu kaynaktan beslenmek de ancak günün teknolojik gelişimleriyle birlikte gelişen küresel bir vizyona sahip üniversitelerle mümkün. Öğrenme deneyimlerinin değiştiği, yapay zeka kullanımının endüstriye doğru evrildiği ve gittikçe derinleştiği bir dönemdeyiz. Mezunlarımızın yalnızca diploma sahibi değil, aynı zamanda sahada bilgi ve becerilerle donatılmış bireyler olarak iş hayatına atılmalarını sağlamaktır. Bu protokol kapsamında meslek yüksekokullarımızın sektörün gerçek ihtiyaçlarına daha duyarlı, iş dünyasının beklentileriyle daha uyumlu bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.



YÖK Başkanı Özvar: "Yükseköğretim sistemi, ülkemizin küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir alandır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Türk Mutfağı Haftası’nda genç şefler hünerlerini sergiledi Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Liseli Şefler Yarışıyor" yarışmasında öğrenciler, yaptıkları yemekle birinci gelebilmek için birbirleriyle kıyasıya yarıştı. 21-27 Mayıs tarihleri arasında kutlanan "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri kapsamında, Türk mutfağının sağlıklı ve geleneksel yönlerini vurgulamak amacıyla düzenlenen "Liseli Şefler Yarışıyor Yemek Yarışması", Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Kastamonu genelindeki 3 ilçeden 9 lisenin katıldığı organizasyonda toplam 36 öğrenci; çorba, ana yemek ve tatlı kategorilerinde kıyasıya mücadele etti. Etkinlik, Anadolu Yemekleri Fotoğraf Sergisi ile başladı. Serginin açılış konuşmasını yapan Turizm Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Çağdaş Aydın, Türk mutfağı temalı bir fotoğraf yarışması düzenlediklerini, bu yarışmanın üç farklı kategoride gerçekleştirildiğini ve bunlardan birinin öğrencilere yönelik olduğunu belirtti. Doç. Dr. Aydın, ayrıca fotoğraf yarışmasına ait serginin fakültede ziyaret edilebileceğini ifade ederek, ilgilileri davet etti. Serginin ardından yapılan açılış programında konuşan Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serkan Çalışkan ise, "Her yıl düzenlemiş olduğumuz liseli şefler yarışmasını yine Türk Mutfağı Haftası kapsamında bu yılda düzenledik. Bu yıl yarışmamıza 3 farklı ilçeden, Taşköprü, Tosya ve Merkez ilçe olmak üzere 9 farklı lisemiz katıldı. Her liseden 4’er kişiden oluşan öğrencilerimiz çorba, ana yemek ve tatlı kategorilerinde yarıştılar. Öğrencilerimize bu değerlendirmeleri sonucunda da ödülleri takdim edildi. Her bir kategoride birinci, ikinci, üçüncülük ödülleri verildi. Her yıl düzenlenen Türk Mutfağı Haftası kapsamında ‘Sofrada Miras’ temasıyla haftamızı kutluyoruz. Öğrencilerimizin yemek yapmalarını, mutfağı tanımalarını, Türk mutfağına olan ilgi ve alakanın artmasını devam etmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Geçmiş yıllarda burada bizim yapmış olduğumuz yarışmaya katılan öğrencilerden gastronomi mutfak sanatları bölümümüzü tercih eden öğrencilerimiz var. Örneğin geçen sene Mustafa Kaya Anadolu Lisesi adına yarışmaya katılan öğrencilerimiz burada gastronomi mutfak sanatları bölümünde öğrenim görüyorlar. Bu durum yarışmanın da aslında amacına ulaştığının bir göstergesidir. Türk mutfak kültürünü yaşatma adına bu etkinliği yapmış olmaktan biz oldukça mutluluk duyuyoruz. Yarışma kapsamında öğrencilerimiz saat 9.30’da alana alındı. Yarışmamız saat 10’da başladı. İki saatlik süren yarışmamız saat 12.00 itibariyle sonlandı. Sonlanmanın akabinde ise jüri değerlendirmesi başladı. Beş kişiden oluşan jürimizin içerisinde yiyecek-içecek hizmetleri öğretmeni, bir otelimizin baş aşçısı, fakültemizden bir araştırma görevlisi iye sosyal medyada yemek üzerine oldukça yüksek takipçiye sahip sosyal medya fenomenleri bulunuyor. Onlar, öğrencilerimizin yapmış oldukları yemekleri değerlendirdiler. Bu değerlendirmeleri yaparken oldukça yapıcı konuşmalar gerçekleşti. Bu yapıcı konuşmalarda öğrencilerin Türk mutfağına olan ilgisini, alakasını arttıracak diyaloglar gerçekleşti. Bu yarışmayı biz, ilk olarak 2023 yılında yapmaya başladık. 2023 yılında oldukça geniş katılımlı, 36 okulun katılımı ile yapılan bir yarışmaydı. Yaklaşık 8 gün sürdü. 2024 yılında bu yarışmayı tekrarlamadık. Çok güzel bir yarışma olmuştu 2023’te ve 2024’te de neden tekrarlanmadığına ilişkin, özellikle lise öğrencilerimizden istekler geldi. 2024 yılında tekrar başladık ancak bu kez haftada 8 gün değil de 1 gün olarak yapıldı. Sadece tek bir gün yapıldı. Yine biz bu yıl dördüncüsünü düzenliyoruz bu yarışmanın" dedi. Doç. Dr. Çalışkan, etkinliğin uzun süren hazırlıkların ardından hayata geçirildiğini belirterek yarışmaya katılan öğrencilere teşekkür etti. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burhan Sevim ise, Türk mutfağının dünya mutfakları arasında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Mutfağın yalnızca bir beslenme aracı değil; aynı zamanda tarih, coğrafya, kültür, inanç ve gelenekleri yansıtan bir hafıza olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sevim, Türk mutfağının Orta Asya’dan günümüze uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek tüm öğrencilere başarılar diledi. Kastamonu Hüma Hatun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Zeynep Güntürk, "Yemeğimizde çökertme kebabı, Süleymaniye çorbası, dondurmalı irmik helvası yaptık. Buraya kazanmak için geldik, kazanıp da gideceğiz inşallah. İddialıyız. İki saat içinde yarıştık. Gerçekten çok zorluydu, çekişmeli geçti. Malzeme konusunda sıkıntımız yoktu aslında ama ortam çok geriyor bazen insanı. Eğlenceliydi gerçekten. Adrenalin gerçekten çok yüksekti ama çok eğlendik. Hep beraber vakit geçirdik, hem yarıştık hem yemek yaptık" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen ödül töreninde, çorba kategorisinde Kastamonu Anadolu İmam Hatip Lisesi "Son Tabak" takımı Kara Çorba ile üçüncü, Pervaneoğlu Ali Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi "Master PAMTAL" takımı Köfteli Şehriye Çorbası ile ikinci, Kastamonu Göl Anadolu Lisesi ise Karalahana Pancar Çorbası ile birinci oldu. Ana yemek kategorisinde, Tosya Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi "Ehl-i Lezzet" takımı bostan kebabı, pilav ve sumaklı salata ile üçüncülük elde etti. Hüma Hatun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi "Lezzet-i Hümayun" takımı çökertme kebabı ile ikinci sırada yer alırken, Sevim Tokatlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Mutancana yemeğiyle birincilik ödülünü kazandı. Tatlı kategorisinde ise Aytaç Eruz Anadolu Lisesi "Anadolu Ateşi" takımı damla sakızlı muhallebi ile üçüncü oldu. Mustafa Kaya Anadolu Lisesi "Kastramoni" takımı Üryani soslu siyez kıtırlı muhallebi ile ikinciliği elde ederken, 10 Aralık Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi keşkül ile birincilik ödülünün sahibi oldu.
Bolu Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye’nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu Bolu’da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye’nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul’daki cerrahların Muş’taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu’da düzenlenen "İhtisas Akademi 26" programında öğrencilerle buluştu. Türkiye’nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi’nin sinevizyon gösterisi de izletildi. "Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor" Türkiye’nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi’mizde başladı. Bu sistem Türkiye’de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T’de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor" dedi. 5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı Türkiye’nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, "Dün Muş Devlet Hastanesi’nde İstanbul Üniversitesi’ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul’dan Muş’a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Türkiye’nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı.
İstanbul UEFA Avrupa Ligi’nde sezonun enleri belli oldu UEFA Avrupa Ligi’nde 2025-2026 sezonunun tamamlanmasının ardından sezonun en iyileri belli oldu. Şampiyon Aston Villa’nın 23 yaşındaki oyuncusu Morgan Rogers, "Sezonun Oyuncusu" seçildi. UEFA Avrupa Ligi’nde 2025-2026 sezonu, İstanbul’un ev sahipliğinde Aston Villa ile Freiburg arasında oynanan ve İngiliz ekibinin 3-0’lık galibiyetiyle sonuçlanan final karşılaşmasıyla sona erdi. Sezonun tamamlanmasının ardından UEFA Teknik Gözlem Grubu, sezonun öne çıkan isimlerini açıkladı. Sezonun Oyuncusu Morgan Rogers oldu Aston Villa’nın 23 yaşındaki oyuncusu Morgan Rogers, UEFA Avrupa Ligi’nde "Sezonun Oyuncusu" ödülüne layık görüldü. Bu sezon Avrupa Ligi’nde 15 maça çıkan Rogers, 3 gol ve 5 asistlik performans sergiledi. İngiliz futbolcu, Freiburg karşısında İstanbul’da oynanan ve 3-0 kazanılan final mücadelesinde takımının son golünü kaydetti. Sezonun En İyi Çıkış Yapan Oyuncusu Johan Manzambi seçildi Freiburg’un 20 yaşındaki İsviçreli oyuncusu Johan Manzambi, UEFA Avrupa Ligi’nde "Sezonun En İyi Çıkış Yapan Oyuncusu" seçildi. Bu sezon Avrupa Ligi’nde 15 maçta forma giyen Manzambi, 2 gol ve 2 asistlik katkı sağladı. Genç oyuncu, takımının finale yükselmesinde önemli rol oynadı. Sezonun Golü Jones El-Abdellaoui’den UEFA Teknik Gözlem Grubu, 2025-2026 UEFA Avrupa Ligi sezonunun en iyi 10 golünü de belirledi. Celta Vigo forması giyen Jones El-Abdellaoui’nin lig aşamasında Ludogorets karşısında kaydettiği gol listenin zirvesinde yer aldı. Utrecht’in kanat oyuncusu Miguel Rodriguez’in Real Betis’e karşı orta sahadan attığı gol ikinci sırada yer alırken, Sandro Lauper’ın Young Boys formasıyla Stuttgart karşısında kaydettiği gol ise üçüncü sıraya yerleşti. Sezonun En İyi Takımı’nda Aston Villa’dan 4 oyuncu Sezonu şampiyon olarak tamamlayan Aston Villa’nın 4 oyuncusu, UEFA Teknik Gözlem Grubu tarafından belirlenen UEFA Avrupa Ligi "Sezonun En İyi Takımı"nda yer aldı. Aston Villa’dan Emiliano Martinez, Morgan Rogers, John McGinn ve Emiliano Buendia kadroya seçildi. Finalist Freiburg ile yarı finalist Nottingham Forest’tan ikişer oyuncu kadroda yer alırken; Braga, Celta Vigo ve Real Betis de temsil edilen diğer takımlar oldu. UEFA Avrupa Ligi’nde sezonun en iyi 11’i şu şekilde: "Emiliano Martinez (Aston Villa), Victor Gomez (Braga), Matthias Ginter (Freiburg), Morato (Nottingham Forest), Oscar Mingueza (Celta Vigo), Maximilian Eggestein (Freiburg), John McGinn (Aston Villa), Morgan Rogers (Aston Villa), Antony (Real Betis), Igor Jesus (Nottingham Forest), Emiliano Buendia (Aston Villa)."
Tokat Almus Barajı’nın taşmasıyla ilçenin simgesi sular altında kalmıştı: 3 günlük değişim suyun yükselişini gözler önüne serdi Tokat’ın Almus ilçesinde 3 gün önce tamamen sular altında kalan Malkayası olarak bilinen adanın ardından, aynı bölgede bulunan çocuk oyun parkının da kısmen suya gömülmesi barajdaki hızlı su yükselişini gözler önüne serdi. Tokat’ta son dönemde etkili olan yağışlar Almus Barajı’ndaki su seviyesini en üst noktaya taşıdı. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle göl, nehir ve barajlarda ciddi çekilmeler yaşanırken, bu yıl mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen kar yağışı ve aralıksız süren sağanaklar barajların dolmasına neden oldu. Yeşilırmak üzerinde taşkın riskine karşı yakından takip edilen Almus Barajı’nda doluluk oranının yüzde 100’e ulaşmasının ardından dolusavaktan su tahliyesi sürüyor. Bölgede etkisini sürdüren yağışlarla birlikte savaktan bırakılan su miktarı da her geçen gün artıyor. İlk etapta su seviyesinin artmasıyla birlikte su yüzeyinde görülen ve bölge halkı tarafından simge olarak kabul edilen ‘Malkayası’ tamamen sular altında kalırken, üzerinde bulunan bayrak direği de gözden kaybolmuştu. Malkayası’nın suya gömülmesinden yalnızca 3 gün sonra ise aynı bölgede bulunan çocuk oyun parkının da büyük kısmı yükselen sular altında kaldı. 3 gün önce net şekilde görülebilen park alanının bugün büyük ölçüde suyla kaplandığı gözlendi. Baraj çevresinde etkisini sürdüren yağışlarla birlikte dolusavaktan su tahliyesinin devam ettiği öğrenilirken, su seviyesindeki hızlı değişim bölgedeki farkı gözler önüne serdi.