MAGAZİN - 11 Aralık 2017 Pazartesi 17:48

Antalya’da su fiyatına TÜFE- TEFE ayarlaması

A
A
A
Antalya’da su fiyatına TÜFE- TEFE ayarlaması

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antalya’nın Türkiye’nin en ucuz suyunu kullandığını belirterek, suya TÜFE,TEFE oranında fiyat ayarlamasını yapıldığını açıkladı.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antalya’nın Türkiye’nin en ucuz suyunu kullandığını belirterek, suya TÜFE,TEFE oranında fiyat ayarlamasını yapıldığını açıkladı. Türel ayrıca, bahçe aboneliği getirdiklerini ifade ederek, su abonesi alamayanlara ise geçici abonelik sistemi uygulayacaklarını kaydetti.


Antalya Büyükşehir Belediyesi aralık ayı meclis toplantısının ardından ASAT Genel Kurulu toplandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleşen genel kurulda, 2018 yılı performans ve ücret tarifesi görüşüldü. AK Parti Grup Sözcüsü Bahattin Bayraktar, Antalya’nın Türkiye’nin en ucuz suyunu tükettiğini aktararak, bütçe komisyon kararını grup olarak uygun gördüklerini söyledi.



“Suya zammı eleştirdi”


CHP Grup Sözcüsü Cansel Çevikol ASAT’ın performans değerlendirmesi için düzenlediği raporda kent yüzölçümünün küçüldüğünü gördüğünü kaydetti. Yapılan bazı yanlışları da tespit ettiğini aktaran Çevikol, “Abone sayımızın düştüğünü fark ettim. Mutlaka bir açıklaması vardır. Nüfus artınca abone sayısının artması gerek. 3 bin 766 abone sayısı azalmış görünüyor” diye konuştu. Cansel Çevikol, suya yüzde 12 zam yapılmasını eleştirerek, değil zam yüzde 5 indirim yapılmasını beklediklerini söyledi. Çevikol’a karşılık Başkan Türel, zam yapılmadığını fiyat ayarlaması yaptıklarını işaret etti.



“ASAT siyaset üstü tutulmalıdır”


MHP Grup Sözcüsü Selçuk Senirli, ASAT’ın Antalya’nın en büyük marka değeri olduğunun altını çizerek, ASAT’ın siyaset üstü tutulması gerektiğini dile getirdi. Senirli, ASAT’ın düzgün işletilememesi halinde içecek su bulunamayacağından yakındı. Çevikol’un abone sayıları ve kent yüzölçümüne ilişkin tespitiyle ilgili açıklama yapan ASAT Genel Müdürü İbrahim Kurt, “Abone sayıları, köyden mahalleye dönüşen beldelerden mahalleye dönüşen yerlerin muhtarlarından alınan kayıtlar esas alınarak bu aboneler iptal edilmiştir. Bu aboneler işlemedikleri için iptal edildi” dedi.



“Türkiye’nin en ucuz suyu”


Başkan Türel, göreve geldikleri 2004 yılında Antalya’nın en pahalı suyunu kullandığını hatırlatarak, “ En pahalı suyu kullanan ilken bugün en ucuz kullanan il haline geldik. Bu 2009 yılına kadar böyle devam etti. Fiyat artışıyla 2014 yılında Antalya suyu pahalı kullanan il haline gelmişti. CHP’li dönemde su fiyatları yükselmişti. Biz göreve geldiğimizde yine suyu Türkiye’nin en ucuz kullanan iller arasına soktuk.”dedi.



“Su fiyatının rutine bağlanma kararıdır”


Antalya’nın otel ve konaklama sektörü, resmi daireler, ticarethanelerde de Türkiye’nin en ucuz suyunu kullandığının altını çizen Türel, “ En ucuz kullanan her şey dahil Antalya’dır. Fiyat artışı, zammı, ayarlaması tartışmasına girmeden Türkiye’de en ucuz kullanan şehir Antalya’dır. Bu gerçeği yerine koyalım. Antalya en ucuz suyu kullanıyorsa gündeminde zam konusu olmamalıdır. Bundan sonra rutine bağlanması ile ilgili bir karardır. Bundan sonra TÜFE,TEFE artışı neyse Antalya’da o bağlamda suyu kullanacak.” ifadelerine yer verdi.



“Yatırım kaynağı bütçe disiplini”


ASAT’ın yatırımlarının kaynağının bütçe disiplinine bağlayan Türel, “2013 yılında SGK, taşeron dahil personel gideri yüzde 28’miş biz bunu yüzde 25’e kadar gerilettik. Hedefimiz 2018’de taşeron dahil personel giderlerini yüzde 21’e çekmektir.”dedi. Türel ASAT’ın borçlarıyla ilgili olarak ise ilçe belediyelerinden alt yapı borçlarıyla ilgili en yüklü borcu 340 milyonla Antalya’nın devraldığını işaret etti.



“Tek kelimeyle Maşallah”


Aralık ayı itibariyle 389 milyon yatırım yapan ASAT’a doğru gittiklerini dile getiren Başkan Türel, “2018 bütçesi de iki misli artacak, kısaca 700 milyonluk yatırımdan bahsediyoruz. 2013 yılında ASAT’ın 76 milyonluk yatırımının yüzde 77’si borçlanma yüzde 27’si öz kaynaktı. 2017 yılında 389 milyonluk yatırımın yüzde 99’u öz kaynakla yapıldı. Artık borçlanarak yatırım yapan değil öz kaynağıyla borçlanmadan, yatırım yapan, yatırımını 2013’e göre beş kat artıran bir ASAT. Tek kelimeyle Maşallah.” dedi.



“Bahçe aboneliği, hayvan çiftçisine su desteği”


ASAT’ın borç tablosunda ciddi bir iyileşme olduğunu aktaran Başkan Menderes Türel, “ Bu sene ASAT’ta tariflerimizde çok önemli kolaylıklar sağlıyoruz. Yeni yaptığımız düzenlemeler suyu kullanmak kadar önemlidir. Senelerdir kırsal kesimde çok sıkıntı yaşadığımız soruları bazı değişiklerle çözeceğiz. Abone türleri üzerinde değişiklik yapıyoruz. Küçük bahçesi ve içinde küçük bir evi bulunan vatandaşlarımıza bahçe aboneliği vereceğiz. 20 metreküpe kadar bahçe aboneliği kolaylığını çiftçimize sağlıyoruz. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın sıkıntısıyla ilgili suyunu 20 metreküpten, 40 metreküpe çıkaran tarife kolaylığı sağlıyoruz. 3 aydan 3 aya sayaç okumayı sayarsak 120 metreküpe ulaşmış oluyor.”diye ekonuştu



“ Su abonesi alamayanlara, geçici abonelik”


Bazı yerlerde evi olan belediye hizmetlerinden yararlanan vatandaşların su aboneliği almada yaşadığı sıkıntıyı çözeceklerini kaydeden Türel, “ Bu vatandaşlarımıza geçici abonelik kolaylığı sağlıyoruz. Bu abonelikle Manavgat Kümevler ve merkezde Yenigöl gibi. Adrese dayalı kayıt sisteminde belirtilen yerleşim yerinin vatandaşın taşınmaz adresi olduğu ve 2014 30 Mart yerel seçim tarihi olan öncesi ve sonrasında adrese dayalı kayıt sisteminde, ikamet adresi olarak gözüken yerde fiilen ikamet ettiği uydu fotoğraflarıyla tespit edilen ve alt yapı, yol belediyecilik faaliyetlerinin sunulduğu ve taşınmazlar için, ilgili belediyesi tarafından herhangi bir işlem tesis edilinceye kadar geçici abonelik verilecektir.”dedi. Başkan Türel, sebil hayratı yapmak isteyenlerin olduğunu hatırlatarak, hayır sahibinin faturasını ödemek kaydıyla ASAT’ın sebil yapacağının bilgisini verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Batman Batman’da 3 metre yüksekliğindeki kar mağaraları hayran bırakıyor Batman’ın Sason ilçesinde bulunan 2973 rakımıyla Güneydoğu’nun çatısı olarak bilinen Mereto Dağı eteklerinde oluşan doğal kar tünelleri ve kar mağaraları, doğaseverlerin ilgi odağı haline geldi. Kış aylarında zirvelerde biriken ve yer yer kalınlığı 10 metreyi aşan karların havaların ısınmasıyla erimeye başlaması ile birlikte 2-3 metre yüksekliğinde kar mağaraları kimi noktalarda 50 metreye ulaşan kar tünelleri oluştu. Mereto zirvesine en yakın köy konumunda olan Kayadibi köyündeki (Purşeng) bu doğal güzellikler bölgede adeta kartpostallık manzaralar ortaya çıkardı. Vadilerden akan kar suları, metrelerce kalınlıktaki kar kütlelerini içten içe eriterek doğal tüneller ve kimi noktalarda kar mağaraları oluşturdu. Bazı bölgelerde ise kar tabakasını delerek yüzeye çıkan suların oluşturduğu küçük şelaleler görenleri hayran bırakıyor. Gürül gürül akan sular ile beyaz kar örtüsünün oluşturduğu eşsiz görüntü, bölgeyi ziyaret edenlerin büyük ilgisini çekiyor. Doğa yürüyüşü yapan gruplar, fotoğraf tutkunları ve maceraseverler bu doğal güzellikleri yakından görmek için bölgeye akın ediyor. Özellikle vadiler boyunca oluşan kar tünelleri ve yüksek kesimlerden süzülen şelaleler, ziyaretçilere adeta görsel şölen sunuyor. Bölgeye gelen vatandaşlar, Mereto’nun her mevsim farklı güzelliklere ev sahipliği yaptığını belirterek ortaya çıkan manzaranın büyüleyici olduğunu ifade etti.
İstanbul Alper Gezeravcı Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonunu ele aldı İstanbul Gelişim Üniversitesi, önemli bir programa ev sahipliği yaptı. "Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu: ISS" başlıklı söyleşide Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte; Türkiye’nin uzay yolculuğu, Milli Uzay Programı ve savunma sanayisindeki teknolojik gelişmeler ele alındı. Programın açılış konuşmasını İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin gerçekleştirdi. Şahin, Türkiye’nin son yıllarda uzay ve havacılık alanında önemli bir ivme yakaladığını belirterek üniversitelerin bu süreçte üstlendiği role dikkat çekti. Açılış konuşmasının ardından söz alan Alper Gezeravcı ise Türkiye’nin uzay çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "TÜRKSAT 6A ile yeni bir aşamaya geçildi" Türkiye’nin yıllar içerisinde önemli bir teknik birikim elde ettiğini belirten Gezeravcı, "BİLSAT, RASAT, İMECE ve GÖKTÜRK uydularının geliştirilmesi, üretimi ve fırlatma operasyonlarında ciddi bir tecrübe seviyesine ulaştık. Nihayetinde de TÜRKSAT 6A ile bu süreç yeni bir aşamaya taşındı. 2018 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay alanında gerçekleştirmek istediği tüm faaliyetleri tek çatı altında yürütmek amacıyla Türkiye Uzay Ajansı kuruldu. Yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Uzay Programı hazırlandı ve 2021 yılı Şubat ayında kamuoyuyla paylaşıldı" ifadelerini kullandı. Savunma sanayisi ve yüksek teknoloji alanındaki gelişmelere de dikkat çeken Gezeravcı, "F-16 gibi savaş jetlerinin kanadında taşıdığımız hava-hava füzelerini dünyada üretebilen yalnızca 7 ülke var. Bunlardan biri de Türkiye’dir. Elektrikli otomobilini, helikopterini ve uçağını üretebilen dünyada sadece 6 ülke bulunuyor; Türkiye Cumhuriyeti de bunlardan biridir" dedi. "Baz istasyonu teknolojisini üretebilen ülkelerden biriyiz" Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde de önemli bir noktaya ulaştığını ifade eden Gezeravcı, "Cep telefonlarının birbiriyle haberleşmesini sağlayan baz istasyonlarını dünyada üretebilen yalnızca 5 ülke var ve Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor. Kendi geliştirdiği savaş platformuna, yine kendi geliştirdiği hava-hava füzesini entegre ederek havadaki başka bir hedefi başarıyla vurabilen dünyadaki sayılı ülkelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti’dir" şeklinde konuştu. Gezeravcı, söyleşi kapsamında ayrıca Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu sürecini başından sonuna kadar detaylarıyla anlattı. Eğitim sürecinden fırlatma anına, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevlerinden Dünya’ya dönüş sürecine kadar yaşadığı tüm deneyimleri öğrencilerle paylaşan Gezeravcı, sunumunu uzay yolculuğunun tüm serüvenini aktararak tamamladı. Prof. Dr. Bahri Şahin: "Türkiye son 20 yılda çok önemli mesafe kat etti" Programda konuşan Prof. Dr. Bahri Şahin, Türkiye’nin son 20 yılda uzay ve havacılık alanında önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını belirterek, "Geçmişte hayal olarak görülen birçok çalışma bugün somut başarı hikâyelerine dönüşmüş durumda. Türkiye’nin uzay ve havacılık alanında ulaştığı seviye, artık uluslararası ölçekte dikkat çeken bir noktadadır. Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği görev ise yalnızca bilimsel bir başarı değil, aynı zamanda gençlerimiz için güçlü bir ilham ve motivasyon kaynağıdır. Üniversite olarak biz de uzay ve havacılık alanına büyük önem veriyor; araştırma ve eğitim altyapımızı bu doğrultuda geliştirmeyi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Şahin, sanayi-üniversite iş birliğinin önemine de dikkat çekerek, "SAHA İstanbul 2026 Fuarı kapsamında imzaladığımız 6 farklı protokol ile sanayi kuruluşlarıyla ortak test ve araştırma süreçlerini üniversitemiz bünyesinde yürütmeye başladık. Üniversitemizin akademik bilgi birikimini sanayiye aktarmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu iş birliklerinin, Türkiye’nin uzay ve havacılık vizyonuna önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi. Yoğun katılımla gerçekleşen program, İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin’in Alper Gezeravcı’ya plaket, Genel Sekreter Doç. Dr. Serdar Egeli’nin ise üniversite adına hazırlanan tabloyu takdim etmesinin ardından öğrencilerle gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.
Kütahya KUTSO’da yoğun ziyaret trafiği Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat ve yönetim kurulu üyeleri, kentte faaliyet gösteren kurum, kuruluş ve temsilcilerle bir araya gelmeye devam ediyor. KUTSO heyeti ilk olarak Kütahya Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Karakuzu ve yönetim kurulu üyelerini ziyaret etti. Görüşmede şehir planlaması, mimarlık alanında yürütülen çalışmalar ve Kütahya’nın gelişimine katkı sağlayabilecek proje önerileri değerlendirildi. Kentsel gelişim süreçleri, estetik şehirleşme anlayışı ve kurumlar arası iş birliği imkanları üzerine fikir alışverişinde bulunulan ziyaret, iyi niyet temennileriyle sona erdi. KUTSO Başkanı Esin Güral Argat ile Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Yüce, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Tolga Eskioğlu ve yönetim kurulu üyeleri Fatih Alkış ile Selman Hatipoğlu, Ülkemiz Değerlerini Tanıtma Kültür ve Sanatımızı Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Yıldız ve yönetimini de ziyaret etti. Görüşmede ortak çalışmalar, iş birliği imkanları ve kültürel değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılmasına yönelik projeler ele alındı. Öte yandan Çavdarhisar Kaymakamı Murat Ak ile Belediye Başkanı Halil İbrahim Topbaş da KUTSO’ya ziyarette bulundu. KUTSO hizmet binasında gerçekleştirilen görüşmede Çavdarhisar’ın ekonomik, sosyal, kültürel ve turizm potansiyeli değerlendirildi. Bölgenin gelişimine katkı sağlayabilecek projeler ile tarihi ve kültürel değerlerin tanıtımına yönelik çalışmalar masaya yatırıldı. Avukat Ahmed Fuad Durmaz ile Murat Demir’in gerçekleştirdiği nezaket ziyaretinde ise Kütahya iş dünyasına ilişkin güncel ekonomik gelişmeler, kurumlar arası iletişim ve iş birliği alanları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. KUTSO’da gerçekleşen bir diğer ziyarette ise iş insanları Ayten Gürensoy, Aynur Karaarslan ile Sema Öztuğcu, KUTSO Başkanı Esin Güral Argat ve Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Saner Gönül ile bir araya geldi. Görüşmede kadın girişimciliğinin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birlikleri üzerine değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca SERA AVM Operasyon Müdürü Fehmi Bilgin, Muhasebe Sorumlusu Mustafa Taha Karakoç ile Halkla İlişkiler ve Pazarlama Sorumlusu Sanem Demir de KUTSO yönetimini ziyaret etti. Görüşmede Kütahya’daki ticari faaliyetler, alışveriş merkezlerinin bölge ekonomisine katkısı ve kurumlar arası iş birliği imkanları ele alındı.
Ankara Bakan Yumaklı: "Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıda tüketmesi için Kurban Bayramı öncesinde yoğun bir denetim süreci başlattık" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kurban Bayramı öncesinde kasaplar ile tatlı, unlu mamuller, şeker ve şekerli mamullerin üretim ve satışını yapan işletmelere yönelik yoğun bir denetim süreci başlattıklarını belirterek, bu kapsamda 40 bine yakın gıda denetimi gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıda tüketmeleri için Bakanlık olarak rutin faaliyetlerin yanı sıra, gıda tüketiminin arttığı dönemlerde ayrıca sektörel denetimler gerçekleştirdiklerine işaret etti. Kurban Bayramı öncesinde de yoğun bir süreç başlattıklarını vurgulayan Yumaklı, şu bilgileri verdi: "Ekiplerimiz ilk olarak kasaplık faaliyeti yapan işletmelere gitti. Buralarda kıyma makineleri, bıçaklar ve diğer ekipmanların temizlik ve dezenfeksiyon durumları ile uygun koşullarda muhafaza edilip edilmediğini inceliyorlar. Bayram sonuna kadar bu faaliyetlerine devam edecekler. Diğer yandan tatlı, unlu mamuller, şeker ve şekerli mamullerin üretim ve satışını yapan işletmelere yönelik kontrolleri de sıklaştırdık. Bunlarda ürünlerin son tüketim tarihleri, etiket bilgileri, katkı maddeleri, muhafaza koşulları, üretim ortamının hijyen durumu ve çalışan hijyeni gibi hususları ayrıntılı şekilde inceliyoruz. Bu faaliyetlerimize de bayram sonuna kadar devam edeceğiz. Ayrıca lokanta, restoran ve benzeri toplu tüketim işletmelerindeki kontrollere de ağırlık verdik. Şu ana kadar sadece bayrama yönelik 40 bine yakın gıda denetimi gerçekleştirdik." "Güvenilir gıda kırmızı çizgimizdir" Bakan Yumaklı, denetimlerin amacının işletmelere ceza yazmak değil, onlara yol göstermek, rehberlik etmek ve vatandaşların güvenilir gıdaya erişimini birlikte sağlamak olduğunu vurguladı. "Son denetimlerimizde işletmelerimizin ve esnafımızın kahir ekseriyetle kurallara uyduğunu görmek bizleri memnun etti" diyen Yumaklı, şöyle devam etti: "Elbette kurallara uymayanlara gerekli yaptırımlar uygulanmıştır ve uygulanmaya devam edilecektir. Ancak işini hakkıyla yapan esnafımıza ve işletmelerimize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Hep söylediğimiz gibi güvenilir gıda bizim kırmızı çizgimizdir. Bundan asla taviz vermeden vatandaşımızın güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşması için 7/24 çalışacağız." En iyi denetçinin tüketicinin kendisi olduğunu belirten Bakan Yumaklı, vatandaşların gördükleri uygunsuzlukları "Güvenilir Gıda" mobil uygulaması üzerinden iletmeleri çağrısında bulundu. Yumaklı, Kurban Bayramı’nın başta Türkiye olmak üzere tüm İslam coğrafyasına huzur, sağlık ve esenlik getirmesini temenni ettiğini de belirtti.
Mardin Dicle Elektrik kaçak elektrik denetiminde ilginç olay Dicle Elektrik, Mardin’in Derik ilçesine bağlı kırsal Çadırlı Mahallesi’nde yürüttüğü saha kontrolleri sırasında kaçak elektrik kullanımına yönelik tespitlerini sürdürdü. İlk incelemede düzenlenen tutanağa "kaçak kullanmadım" diyerek itiraz eden abonenin talebi üzerine aynı adrese yeniden giden ekipler, bu kez kaçak bağlantıyı ikinci kez kayıt altına aldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, enerji arz güvenliğini tehdit eden kaçak tüketimle mücadelesine sahada kararlı şekilde devam ediyor. Yapay zeka destekli analizlerin yanı sıra havadan gözlem ve yerinde denetim gibi çok yönlü şekilde sürdürülen kontroller kapsamında, Mardin’in Derik ilçesine bağlı kırsal Çadırlı Mahallesi’nde ilginç bir olay yaşandı. İlk tutanağa itiraz eden abonenin talebiyle yapılan ikinci incelemede, aynı adreste kaçak bağlantının halen aktif olduğunun belirlenmesi, olayın dikkat çekici yönünü bir kez daha ortaya koydu. İtiraz sonrası yapılan incelemede tablo değişmedi Dicle Elektrik kaçak ekipleri, rutin saha denetimleri kapsamında gittikleri Çadırlı Mahallesi’nde bazı abonelere ait harici hatları sahada gözlemledi. Ancak ekiplerin yerinde tespit yapması mahallede engellenince, ilgili mevzuat çerçevesinde işlem başlatıldı. Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 43’üncü maddesi kapsamında tutanak tanzim edilen abonelerden biri ise dilekçe vererek kaçak elektrik kullanmadığını öne sürdü ve yapılan işlemin iptali için adreste yeniden, detaylı inceleme yapılmasını talep etti. Çatıdan eve uzanan bağlantı kamerayla kayda geçti Bunun üzerine aynı adrese yeniden giden Dicle Elektrik ekipleri, ikinci kontrolü video kaydı eşliğinde gerçekleştirdi. Evin çatısına çıkan ekipler, bina yanındaki direkten çekilen harici hattın doğrudan meskene ulaştırıldığını ve sayacın bypass edilerek iç tesisata bağlandığını tespit etti. Yapılan incelemede, ilk tespitten sonra da söz konusu bağlantının kaldırılmadığı belirlendi. Böylece, ilk tutanağa yapılan itiraz üzerine gerçekleştirilen ikinci inceleme, kaçak elektrik kullanımını bir kez daha somut bulgularla doğrulamış oldu. Dicle Elektrik, mevzuata aykırı tüketimin enerji altyapısına, hizmet kalitesine ve tüm abonelere olumsuz yansıdığına dikkat çekerek, kaçakla mücadelenin teknolojik imkanlar ve saha denetimleriyle aralıksız süreceğini vurguladı.
İstanbul Tiroid hastalıkları ve demir eksikliği, mevsimsel depresyona neden olabilir Mevsim değişiklikleri birçok insanın ruhsal durumunu olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Özellikle vardiyalı çalışanları, depresyon geçmişi olanları, tiroid hastalığı ya da demir eksikliği bulunanları bu konuda uyaran Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, mevsim geçişlerini daha kolay atlatmanın yollarını anlattı. Mevsim geçişlerinde gün ışığının süresinin ve sıcaklıkların değişmesi, ruh sağlığında da bazı etkilere neden olabiliyor. Özellikle bahar aylarında, aşırı mutluluk durumu yaşanabildiği gibi ‘bahar depresyonu’ da meydana gelebiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, bahar depresyonunun nasıl meydana geldiğini anlattı. "Bazı insanlarda biyoritim uyumlanmakta zorlanıyor" Bozkurt, "Mevsim değişiklikleriyle birlikte ısı değişiyor, sıcaklık değişiyor, günün miktarı azalıyor veya artıyor. Bu duruma bizim uyumlanmamız gerekiyor. Bunun için de biyoritmimiz devreye giriyor. Biyoritmimiz buna uyumlanıyor ama bazı insanlarda bu ritimde bazı sorunlar olabiliyor. İşte o zaman bazı sorunlar ortaya çıkıyor. Bahar girişlerinde havadaki iyon dengesinin bozulması, bizim bu hava değişiklikleriyle birlikte yorgun ve bitkin hissetmemize sebep olabiliyor. Ama bu genellikle birkaç hafta sürüyor. Bu uzun sürmeye başlarsa daha ciddi bir şeyden bahsedebiliriz. Çünkü mevsim dönüşlerinde depresyon, iki uçlu duygu durum bozuklukları, panik bozukluk gibi anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, uyku bozukluklarının arttığı görülebiliyor. Özellikle de bu biyoritimle ilgili sorunları olan kişilerde bunları daha fazla görme olasılığımız olabiliyor" dedi. Aşırı melatonin salınımı, kış depresyonuna neden oluyor Mevsim geçişlerindeki depresyonun daha çok kimlerde görülebildiğine dair bilgi veren Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, şu ifadeleri kullandı: "Vardiyalı işlerde çalışanlarda, kadınlarda, D vitamini eksikliği, tiroid bozukluğu, demir eksikliği gibi anemisi olanlarda bu mevsim dönüşleriyle birlikte duygu durumlarında dalgalanmalar ve bozulmalar olabilir. Bunlardan en sık gördüğümüz, depresyon. Aslında bilinenin aksine depresyonu biz daha çok kış aylarında ve sonbaharda görüyoruz. Yazın ve ilkbaharda daha az görüyoruz. Bunun nedenini araştırmışlar. Çevresel faktörler, kalıtsal yatkınlık olabilir. Önceden depresyon öyküsü olanlar ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlarda daha çok görülüyor. Kış aylarında karanlığın artmasıyla birlikte melatonin (biyolojik saati düzenleyen hormon) salınımı artıyor. Bazı insanlarda bu salınım biraz daha fazla oluyor. Onlarda bitkinlik, yorgunluk, uykuya meyil gibi durumlar daha fazla görülüyor. Bu da bahar depresyonu olarak ortaya çıkıyor. Bahar depresyonunun özelliklerinden biri de biraz fazla uyumaktır. Ya da örneğin karbonhidratlara, şekerli gıdalara yönelme, isteksizlik, mutsuzluk, karamsarlık, uykuyla ilgili problemler hepsi bir arada depresyon olarak kendini gösterir." "Güneş ışığı depresyona karşı en önemli etkenlerden biri" Kadınların mevsimsel geçişlerden daha fazla etkilendiğini belirten Doç. Dr. Oya Bozkurt, "Bu dönemde kadınlar, mevsimsel depresyona erkeklerden 4 kat fazla yatkınlık gösteriyor. Vardiyalı işlerde çalışanlar güneş ışığından daha az faydalanıyorlar, gece çalışıp gündüz uyumak zorunda kalıyorlar. Geçmişte depresyon ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlar ile D vitamini ve depresyon arasında ilişki olduğu saptanmış. Çünkü D vitamininin de serotonin metabolizmasına etki ettiği görülmüş. Serotonin mutluluk hormonudur. Serotoninin de güneş ışığında salınımının arttığı görülmüştür. O yüzden güneş ışığı bizim için çok iyi bir etken. Tiroid hastalıkları, demir eksikliği anemisi gibi ek hastalığı olan kişilerde de mevsimsel depresyon görülebilir. Ayrıca anksiyete ve panik atak gibi hastalıklara daha önceden yatkınlığı olan kişilerin de mevsim dönüşlerinde hastalıkları alevlenebilir" ifadelerini kullandı. Hastalığı olanlar, belirtilere dikkat etmeli Mevsimsel depresyonu atlatmak için tavsiyelerde bulunan Doç. Dr. Bozkurt, bilinen bir psikolojik hastalığı olanların, mevsimsel depresyon belirtisi görülür görülmez doktora başvurmasını gerektiğini söyledi. Bozkurt, "Ek hastalıkları varsa onların tedavilerini yaptırması gerekir. Mutlaka gün ışığından faydalanmalılar, egzersizler bu anlamda faydalı olacaktır. Eğer gerçekten daha ağır ve tedavi gerektiren bir durumsa fototerapi uygulanabilir. Fototerapide ışık verilerek ve uykusuz bırakılarak melatonin hormonunun salgılanması azaltılıyor. Psikoterapiler ve daha ağır durumlarda ilaç tedavisine geçmek gerekebilir" dedi.